1. Haberler
  2. GÜNDEM
  3. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi: 45 Saniyede Değişen Türkiye ve Hayatlar

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi: 45 Saniyede Değişen Türkiye ve Hayatlar

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece saat 03.02…

Türkiye’nin yakın tarihinin en ağır felaketlerinden biri, milyonlarca insan uykudayken geldi. Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli deprem yaklaşık 45 saniye sürdü. Kamu kurumlarının uzun yıllar kullandığı değer 7,4 olurken, daha sonraki sismolojik değerlendirmelerde depremin moment büyüklüğü Mw 7,6 olarak da verildi. Bu nedenle 17 Ağustos Depremi kaynaklarda iki farklı büyüklük değeriyle anılabiliyor.

Ancak 17 Ağustos’u tarihe geçiren yalnızca depremin büyüklüğü değildi. Asıl felaket; fayın kırıldığı bölgedeki yoğun yapılaşma, mühendislik ve denetim sorunları, zayıf zeminler, sanayi tesislerinin yoğunluğu, ulaşım ve haberleşme altyapısındaki kırılganlık ve afet yönetimindeki koordinasyon eksikliklerinin aynı anda devreye girmesiyle büyüdü.

45 saniye sürdü, Türkiye’nin afet yönetimi anlayışını değiştirdi.


M10

DEPREM NASIL OLDU?

17 Ağustos 1999 depremi, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Marmara’nın doğusundaki segmentlerinden birinin kırılmasıyla meydana geldi. Yaklaşık 120 kilometrelik bir fay segmentinin kırılması, çok geniş bir alanda şiddetli sarsıntı oluşturdu. Depremin merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olarak kayıtlara geçti.

Deprem yalnızca Kocaeli’yi değil, Marmara Bölgesi’nin büyük bölümünü etkiledi. İstanbul’dan Sakarya’ya, Yalova’dan Düzce’ye, Bursa’dan Bolu ve Eskişehir’e kadar geniş bir coğrafyada hissedildi ve can-mal kayıplarına yol açtı.

Depremin gece meydana gelmesi sonuçları ağırlaştırdı. İnsanların büyük bölümü evlerinde ve yataklarında yakalandı. Özellikle çok katlı betonarme yapılardaki göçmeler, binlerce insanın enkaz altında kalmasına neden oldu.

M9

45 SANİYEDE BİNLERCE HAYAT DEĞİŞTİ

Resmi verilere göre depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 23 bin 781 kişi yaralandı, 505 kişi ise sakat kaldı. Yaklaşık 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 işyerinin hasar gördüğü kayıtlara geçti. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 16 milyona yakın kişinin depremden farklı düzeylerde etkilendiği bildirildi.

1999 depremine ilişkin bazı eski resmi belgelerde can kaybı ve yaralı sayıları farklı rakamlarla veriliyor. Bunun temel nedeni, farklı tarihlerde yapılan güncellemeler ve farklı kapsamların kullanılması. Bu nedenle haberlerde resmi kurumların güncel olarak kullandığı 17 bin 480 can kaybı rakamının esas alınması daha doğru olacaktır.

EN AĞIR YIKIM KOCAELİ, SAKARYA VE YALOVA’DA

Deprem özellikle Kocaeli, Sakarya ve Yalova’da büyük yıkıma yol açtı.

Gölcük ve İzmit çevresi depremin en ağır darbeyi vurduğu alanların başında geldi. Sanayi tesislerinin yoğun olduğu Kocaeli’de yalnızca konutlar değil, fabrikalar, enerji tesisleri, ulaşım altyapısı ve limanlar da zarar gördü.

Sakarya’da ise Adapazarı’nın zemin koşulları ile yapı stokunun niteliği yıkımı büyüttü. Sakarya’da 3 bin 891 kişi hayatını kaybetti, 5 bin 180 kişi yaralandı. Kentte binlerce konut ve işyeri ağır hasar gördü veya yıkıldı.

Yalova da ağır can ve mal kaybı yaşayan merkezlerden biri oldu. Özellikle çok katlı yapıların bulunduğu bölgelerde yıkımın boyutu büyüdü.

İstanbul deprem merkezinden daha uzakta olmasına rağmen ciddi kayıp yaşadı. Avcılar, zemin koşulları ve yapı stokunun özellikleri nedeniyle İstanbul’daki en ağır hasarın görüldüğü bölge oldu. İl genelinde yüzlerce insan yaşamını yitirdi, binlerce konut ve işyeri hasar gördü.

İstanbul’un 1999’daki durumu, bugün beklenen Marmara depremi açısından da en önemli uyarılardan biri olarak kabul ediliyor.

M8

DEPREM SADECE BİNALARI YIKMADI

17 Ağustos’un bilançosu yalnızca yıkılan binalardan ibaret değildi.

Elektrik kesildi, telefon hatları kilitlendi, yollar ulaşıma kapandı. Hastaneler yaralılarla doldu. Su ve kanalizasyon sistemleri zarar gördü. Sanayi tesisleri üretime ara verdi. Limanlar ve ulaşım altyapısı etkilendi.

Binlerce insan yakınlarının akıbetini öğrenebilmek için saatlerce, hatta günlerce haber bekledi. Afetin ilk saatlerinde haberleşme ve koordinasyon sorunları, kurtarma çalışmalarını daha da zorlaştırdı.

Bu tablo Türkiye’ye çok önemli bir gerçeği gösterdi. Deprem anında yalnızca bina güvenliğinin değil, bütün kentin ayakta kalmasının gerektiği ortaya çıktı.

TSUNAMİ DE OLDU

17 Ağustos depremi denildiğinde genellikle enkazlar ve yıkılan binalar hatırlanıyor. Oysa Marmara Denizi’nde deprem kaynaklı deniz hareketleri de meydana geldi.

Bilimsel çalışmalar, 1999 İzmit Depremi’nin tetiklediği deniz tabanı heyelanlarının tsunami oluşumunda rol oynadığını ortaya koydu. Tütünçiftlik ve Hereke’de yaklaşık 2,6 metre, Değirmendere’de ise yaklaşık 2,9 metreye ulaşan tsunami dalgaları belirlendi.

Bu ayrıntı Marmara açısından bugün de önem taşıyor. Çünkü Marmara Denizi kapalı bir deniz olmasına rağmen tsunami riski tamamen yok değil. Marmara’da meydana gelebilecek bazı büyük depremlerin deniz tabanındaki heyelanlarla birleşmesi halinde kıyı bölgelerinde tsunami etkisi oluşabileceği belirtiliyor.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi: 45 Saniyede Değişen Türkiye ve Hayatlar
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin