”Barışın egemen olduğu yerde, insan özgürdür; çünkü korku siyasetiyle değil, umut ve güven duygusuyla yaşamını kurar.”
Uluslararası Barış Hareketi Derneği Balıkesir İl Temsilcisi Gürkan Sarıçam, yeni yıl mesajı yayınladı. Sarıçam mesajında; ”barışın egemen olduğu bir dünyada insan özgürdür,çünkü korku siyasetiyle değil, umut ve güven duygusuyla yaşamını kurar.” dedi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ”Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin yalnızca bir dış politika söylemi olmadığını da dile getiren Sarıçam, mesajında şunlara yer verdi.
”Barış, dar ve indirgemeci biçimde yalnızca silahlı çatışmaların sona ermesiyle tanımlanabilecek bir güvenlik hâli değildir. Barış; insanlığın varlığını sürdürebilmesini mümkün kılan ekonomik, toplumsal ve ekolojik döngülerin adil, kesintisiz ve sürdürülebilir biçimde işlemesidir. Suyun özgürce aktığı, toprağın talan edilmediği, emeğin değersizleştirilmediği bir toplumsal düzen, barışın maddi ve tarihsel zeminini oluşturur. Su varsa tarım vardır; tarım varsa buğday; buğday varsa ekmek vardır. Ekmek ise yalnızca biyolojik bir ihtiyaç değil, kolektif emeğin, toplumsal paylaşımın ve sınıfsal adalet mücadelesinin evrensel bir sembolüdür.
BARIŞ ,SOSYAL ADALETİN TESİSİ AÇISINDAN ÖN KOŞULDUR
Ekmeğe giden yol emekten geçer. Emek varsa üretim mümkündür; üretim varsa istihdam, istihdam varsa sosyal güvenlik ve insan onuruna yaraşır bir yaşamdan söz edilebilir. Bu zincirin herhangi bir halkasının kopması; yoksulluğu, eşitsizliği ve nihayetinde toplumsal gerilimi ve çatışmayı kaçınılmaz kılar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, bu yönüyle yalnızca bir dış politika söylemi değil; üretime, emeğe ve toplumsal refaha dayalı bütüncül bir barış vizyonunun tarihsel ifadesidir. Barış, ekonomik üretimin sürdürülebilirliği ve sosyal adaletin tesisi açısından vazgeçilmez bir ön koşuldur.
Barışın egemen olduğu bir dünyada toprak mutludur; çünkü metalaştırılmaz, sömürülmez ve rant nesnesine indirgenmez. İnsan özgürdür; çünkü korku siyasetiyle değil, umut ve güven duygusuyla yaşamını kurar. Huzur, bireysel bir ruh hâli olmanın ötesinde; ailenin korunmasında, emeğin karşılık bulmasında ve geleceğin kuşaklar arası adalet ilkesi temelinde inşa edilmesinde somutlaşır. Bu bağlamda barış; doğayla uyumlu, emeği koruyan ve kalkınmayı insan merkezli ele alan bir imar ve gelişme anlayışının asli dayanağıdır.
Uluslararası Barış Hareketi Derneği olarak açıkça ifade ediyoruz ki; açlık, yoksulluk, hastalıklar ve savaşlar birbirinden bağımsız ve tesadüfi olgular değildir. Bunlar, küresel ölçekte derinleşen eşitsizliklerin, adaletsiz gelir dağılımının ve hegemonik güç ilişkilerinin farklı tezahürleri dir. Barışı yalnızca diplomatik metinlere, temennilere ya da iyi niyet beyanlarına indirgemek; bu yapısal sorunların üzerini örtmek anlamına gelir. Gerçek barış, siyasal irade, ekonomik adalet ve toplumsal sorumluluk temelinde inşa edilebilir.
2026 YILI, UMUDUN İNSANLIĞA DÖNÜŞTÜĞÜ BİR GELECEK OLSUN
Bu bilinçle, 2026 yılının; dünya halkları için açlığın, yoksulluğun, hastalıkların, savaşların ve zorunlu göçlerin karanlık gölgesinden arındığı; emeğin, adaletin ve insan onurunun evrensel değerler olarak yeniden yükseldiği bir yıl olmasını temenni ediyoruz. Barışın ekmeğe, ekmeğin umuda, umudun insanlığa dönüştüğü bir gelecek için; ulusal ve uluslararası düzeyde barışı savunmaya, bu doğrultuda sorumluluk almaya, söz üretmeye ve mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyorum.
2026 yılının ülkemize ve tüm dünya halklarına barış, adalet ve esenlik getirmesini diliyor; herkesin yeni yılını kutluyorum.”





