Haber:C.Saffet YILMAZ
Dünyaca ünlü Assos Antik kenti yakınlarında Bakrom AŞ tarafından açılmak istenen jeotermal kaynak arama projesinin ÇED OLumlu kararının verilmesi üzerine bu kararın zeytin ve tarım alanlarını olumsuz etkileyeceği gibi tarihi doğal ASOS Antik Kent yapısının da yapısal tahribatına neden olacağını belirten Kaz Dağları Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan yayınladığı basın bildirisi ile bu ÇED olumlu kararına itiraz edeceklerine vurgu yaptı.
“PES DOĞRUSU” DEDİRTECEK MAHKEME KARARI! KIRGINIZ, KIZGINIZ, ÖFKELİYİZ!
“Çanakkale ili Ayvacık ilçesinde, Assos Antik kentine çok yakın bir mesafede, Bakrom AŞ tarafından açılmak istenen jeotermal kaynak arama projesine karşı yöre halkı ile birlikte 2018 yılından bu yana yoğun bir şekilde mücadele ediyoruz.
Büyükhusun köyünde açılmak istenen jeotermal kaynak arama projesi için ilk ÇED süreci 2018 yılında başlatıldı ve projeye 2019 yılında “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildi. Karar,Derneğimizin de aralarında bulunduğuAssos Dostları grubundan 122 davacı tarafından dava edildi ve keşif, davacıları haklı gören bilirkişi raporunun ardından kazanıldı.
Şirket daha sonra 2022 yılında yeniden ÇED süreci başlattı, projeye 2024 yılında “ÇED Olumlu” kararı verildi ve karar yine aralarında Derneğimizin ve Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği’nin de olduğu Assos Dostları grubundan 148 davacı tarafından dava edildi.
İkinci dava kapsamında da yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Rapor yine bizlerden, davacılardan yana geldi. Müdahil şirket karara itiraz etti ve mahkeme bilirkişilerden ek rapor istedi. Bilirkişiler ilk raporlarında ısrar ettiler ve özetle “Bu proje bu yörede uygulanamaz, ÇED Raporu Uygun Değildir” dediler.
HAKİMLER BİLİRKİŞİLERDEN DAHA UZMAN!
Ancak ne yazık ki Mahkeme heyeti, kendi atadığı bilirkişilerin iki kez verdiği rapora itibar etmedi ve “Biz bilirkişilerden daha iyi biliyoruz, raporu kabul etmiyoruz, ÇED Raporu Uygundur”dedi ve davamızı reddetti. Madem hakimler hem tarım, orman, jeoloji, hidrojeoloji, çevre, inşaat, meteoroloji mühendislikleri hem de arkeoloji konusunda uzmandı da neden bilirkişi ataması yapılmasına gerek duydu? Neden uzmanların iki kez verdiği rapora itibar edilmiyor?
Mahkeme heyeti, kararlarını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 198. Maddesine (Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir…) ile 282. Maddesine (Hâkim, bilirkişinin oy ve görüsünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir…) dayandırarak da şu ifadelere yer vermiştir:
“Hakim bilirkişi oy ve görüşünü serbestçe takdir eder; bilirkişi oy ve görüşünü yeter derecede kanaat verici bulmazsa, bilirkişiden ek görüş (rapor) isteyebilir veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Fakat hakim, bilirkişi raporunda yazılı olan özel ve teknik açıklamalardan, bilirkişi raporunda varılan sonucun yanlış olduğunu takdir edebilecek derecede bilgi sahibi olduğu kanısın Yani bu davanın mahkeme heyeti, bilirkişilerin yanlış karar verdiğine kanaat getirecek derecede tüm alanlarda bilgiye vakıf ve hatta uzmanlarmış. Tüm bu bilirkişiler onca sene boşa okumuşlar ve bilirkişi olmuşlar!
YÜKSEK YARGI GİDERLERİ HAK ARAMANIN ÖNÜNDE BÜYÜK ENGEL!
130 BİN TL ÖDEYECEĞİZ!
Mahkeme davamızı reddederken, yaklaşık 130 bin TL civarında tutan bilirkişi ücretleri, bilirkişilerin yol masrafları ve karşı tarafın avukatlık masraflarını da bizlerden istiyor. Haksızlık değil mi, madem bilirkişi raporuna itibar etmeyecektiniz, neden davacıları 90 bin TL tutan bilirkişi masrafınamahkum ediyorsunuz? Onca uzmanın emeğine, zamanına, bizlerin parasına yazık değil mi?
KARARA DANIŞTAY NEZDİNDE İTİRAZ EDECEĞİZ!
Karara 15 gün içerisinde itiraz edeceğiz. Dava dilekçemizde yer alan haklı bilimsel iddialarımızı bu kez de Danıştay’a sunacağız.
Dava dilekçemize ve Bilirkişi raporuna göre;
- Proje alanı, zeytinliklere 254 metre mesafededir. Bu durum “3573 Sayılı
Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun”a açıkça aykırıdır. Söz konusu kanuna göre, zeytinliklere 3 km mesafe içerisinde zeytinliklere zarar verecek faaliyetler yapılamaz.
- Proje dava konusu parsel çevresinde tarihsel ve kültürel olarak oldukça önemli arkeolojik sit alanları mevcuttur. Davaya konu parselin 3,65 km yakınında dünya kültür mirası Assos Antik Kentibulunmaktadır. Assos Antik Kenti, 2017 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ne girmiş hem tarih hem doğa turizmi açısından önemli bir merkezdir. Büyükhusun Dolmen Bölgesi olarak isimlendirilen ve Çanakkale Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından 16.05.2013 tarih ve 919 sayılı kararı ile I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilen sit alanına davaya konu parselin uzaklığı sadece 720 metredir. Davaya konu parselin yaklaşık 1,68 kilometre kuzeydoğusunda Lamponia Antik Kenti bulunmaktadır. Lamponia Antik Kenti, Çanakkale Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 25.10.2016 tarih ve 3280 sayılı kararı ile I. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmistir. Söz konusu faaliyet, bu alanlara zarar verecektir. ÇED kararı açıkça Korunan alanlar Yönetmeliği’ne, UNESCO kararlarına aykırıdır.
- Proje alanının ortasından Çatak Deresini besleyen dere kolunun geçtiği görülmektedir. Sondaj çalışması bölgenin hidrojeolojik yapısını olumsuz etkileyecektir.
- Flora fauna raporu eksik ve hatalıdır. Arazi incelemeleri doğru zamanda yapılmamıştır. Raporu hazırlayanın uzmanlık alanı bu raporu hazırlamaya uygun değildir.
- Çevre mühendisliği açısından raporda belirtilen önlemler eksik ve hatalıdır;jeotermal akışkanın etkileşimi tam olarak analiz edilmemiştir. “Atık Su Yönetimi”belirsizdir. Sondaj a varabiliyorsa, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmadan, bilirkişi raporunun aksine de karar verebilir.” çamuru içinplanlanan geçirimsiz havuzun teknik özellikleri yeterli şekilde açıklanarak (jeomembran kalınlığı, pHdayanımı) detaylandırılmamıştır.
- Proje alanı 1.derece deprem bölgesindedir. 2017 yılında yaşanan Ayvacık depreminde çok sayıda ev yıkılmıştır.
- Bölgedeki diğer enerji yatırımlarının, mevcut JES’lerin ve RES’lerin kümülatif etkisi değerlendirilmemiştir. Mahkeme heyeti kararlarında “kümülatif etki bakımından halihazırda bölgede planlanmış başka projenin varlığından söz edilmediği, gelecekte ortayaçıkabilecek yeni projeler bakımından ise bugünden kümülatif etki değerlendirmesi yapılmasının fiilenmümkün olmadığı…” ifadesi yer almaktadır. Hakimler, mevcut dört jeotermal enerji santralını ve onlarca RES’i ve ÇED süreci devam eden yeni jeotermal sondajı projelerini görmezden gelmiştir.
Bakrom AŞ’nin kuruluş amaçlarından birisi 10 Ocak 2018 tarih ve 9491 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre enerji üretmektir: (Şirket, elektrik enerjisi üretim tesisi kurulması, işletmeye alınması, kiralanması… ile iştigal eder). Bakrom AŞ, Yılsan Holding’in bir iştirakidir ve halihazırda Ayvacık ilçesi Tuzla köyü civarında çalışmakta olan İDA Jeotermal Enerji Santralı’nın sahibi Yerka AŞ’nin kardeş kuruluşudur. Ruhsatını da Yerka’dan devir almıştır. Söz konusu alanda jeotermal sondajı yapması ve kuyunun verimli bulunması durumunda bir sonraki aşama Jeotermal enerji santralının yapılması olacaktır.
Ayvacık’ta, Büyük Ova Yasası’na göre korunması gereken ve önemli bir tarım alanı olan Tuzla Ovası’nda halen çalışmakta olan dört adet Jeotermal enerji santralı vardır. İlk proje olan Babadere JES (MTN AŞ), 2015 yılında açıldı. Arkasından İDA JES (Yerka AŞ), Tuzla JES ( Enda AŞ), Transmark JES (Transmark AŞ) faaliyete başladı. Ayrıca hala ÇED süreci ve dava süreçleri devam eden JES kapasite artışları ve jeotermal kaynak arama projeleri bulunmaktadır. Tüm bu projeler hem bölgenin önemli arkeolojik alanlarını etkilemekte hem de Tuzla Ovası’ndatarımsal faaliyete zarar vermektedir.
Bölgemiz ve ülkemizin en önemli kültür mirası Assos’a ve zeytinliklere bu kötülüğün yapılmasına, yöre halkının turizm ve tarım gelirlerine zarar verilmesine, doğanın tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz. Mücadelemize devam edeceğiz.”
HAVAMA, SUYUMA, TOPRAĞIMA, KÜLTÜREL VARLIKLARLARA, ZEYTİNLİKLERE DOKUNMA





