Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kırmızı et fiyatlarındaki sert artışın araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını talep etti. Dalgın, et krizinin yalnızca bir gıda sorunu olmadığını vurgulayarak, “Et fiyatı vatandaşın cüzdanıdır, çocuklarımızın sağlığıdır, besicinin geçimidir. Aynı zamanda iktidarın ekonomi karnesinin özetidir” dedi.
“Etiketlerde yangın var”
Dalgın, son bir yılda et fiyatlarında yaşanan artışın resmi enflasyonun iki katına ulaştığını belirtti. Bugün dana etinin kilogram fiyatının 750 TL’den başladığını, karkas et fiyatının ise bir yılda 370 TL’den 600 TL’nin üzerine çıktığını hatırlatan Dalgın, yıllık artışın yüzde 61’e ulaştığını söyledi.
“Son bir ayda et fiyatlarındaki artış yüzde 13. Bu, işçiye ve emekliye reva
görülen yılbaşı zammının daha maaşlar hesaba yatmadan eridiği anlamına
geliyor” dedi.
“Veganlık lüks değil, yoksulluk dayatması oldu”
Et fiyatlarının toplumun geniş kesimleri için erişilemez hale geldiğini ifade eden Dalgın, “Vatandaş kasap vitrininin önünden müze gezer gibi geçiyor. Kırmızı et Kurban Bayramı’ndan Kurban Bayramı’na görülen bir ürüne dönüştü” diye konuştu. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kırmızı et tüketiminin sadece 16 kilo
olduğuna dikkat çeken Dalgın, “Avrupa’nın yarısı kadar et tüketiyoruz. Kırmızı ve beyaz et toplamında bile Arjantin’in, Yunanistan’ın hatta Kongo’nun gerisindeyiz” ifadelerini kullandı. “Bizden üç kat zengin ülkelerde et daha ucuz” Dalgın, iktidarın “dünya genelinde kriz var” savunmasını da eleştirerek şu karşılaştırmayı yaptı: “Türkiye’de etin kilosu neredeyse 20 dolar. Londra’da 13–14 dolar. Kişi başına geliri bizimkinin üç katı olan ülkelerde insanlar eti bizden yüzde 50 daha ucuza alıyor.” İthalat bağımlılığı ve şeffaflık sorunu Türkiye’nin yılda yaklaşık 800 milyon dolarlık sığır ithalatıyla dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı konumunda olduğunu belirten Dalgın, buna ek olarak 5–5,5 milyar dolarlık yem ithalatı yapıldığını söyledi.
“Yabancı sığırı, yabancı yemle besleyip yerli ve milli et bekliyoruz. Döviz artınca et fiyatının uçması kaçınılmaz hale geliyor” diyen Dalgın, Et ve Süt Kurumu üzerinden yapılan ithalatlarda şeffaflık sorunlarına da dikkat çekti.
“Bu bir beka meselesidir”
Konuşmasında çocukların beslenme sorunlarına özellikle vurgu yapan Dalgın, Türkiye’de çocukların yalnızca yüzde 12’sinin hayvansal proteine günlük erişebildiğini belirtti.
“Protein alamadığı için bodur kalan, gelişimi geri kalan çocuklarımız var. Beş yaş altı bodurluk oranında OECD birinciliğini zorluyoruz. Bundan daha büyük bir beka meselesi olabilir mi?” diye sordu.
Üç maddelik çözüm çağrısı
Burak Dalgın, et krizine karşı üç temel çözüm önerisi sundu:
Gelirlerin artırılması: Orta direği ezen vergilerin düşürülmesi ve istihdam dostu bir kalkınma seferberliği. Arzın artırılması: Yerli üreticinin desteklenmesi, ithalatla talep baskılamak yerine bolluk ekonomisinin hedeflenmesi. Şeffaflık: Et ithalatında aracılar, maliyetler ve kâr marjlarının kamuoyuna açık hale getirilmesi “Vatandaş etin tadını unuttuysa, sorumluluk iktidarındır”



