Eğitim-Bir-Sen Balıkesir Şubesi, Ali Hikmet Paşa Meydanı’nda düzenlediği kitlesel basın açıklaması ve gerçekleştirdiği 1 günlük iş bırakma eylemiyle sistemin güvenlik zafiyetine dikkat çekti.
Balıkesir’de Eğitimciler İş Bıraktı: “Öğretmene Uzanan El, Geleceğe Uzanmıştır”
Eğitim-Bir-Sen üyeleri, ders başı yapmak yerine meydanlarda toplanarak okulların “şiddet mahalli” haline gelmesini protesto etti. Şube Başkanı Ercan Kurter, yaptığı zehir zemberek açıklamada, toplumsal değerlerin çöküşünün faturasının öğretmenlere kesildiğini vurguladı.

Eğitim-Bir-Sen’in “Güvenli Okul” Manifestosu
Ercan Kurter, eğitim ortamının huzura kavuşması için yetkililere şu somut talepleri iletti:
- Okul Polisi Uygulaması: Okullarda güvenliğin profesyonel olarak sağlanması için “okul polisi” sistemine derhal geçilmelidir.
- Disiplin Yönetmeliği: Öğrenci disiplin yönetmeliği, caydırıcılığı artıracak ve öğretmenin itibarını koruyacak şekilde yenilenmelidir.
- Dijital Denetim: Sanal medya üzerinden yapılan tehditler siber suç birimlerince anlık takip edilmeli, bilişim suçlarında adli ihtisaslaşma sağlanmalıdır.
- Rehberlik Hizmetleri: Akran zorbalığı ve şiddet eğilimiyle mücadele için her okula rehber öğretmen normu verilmelidir.
“Çocuklar Şiddetin Faili Haline Geldi”
Başkan Kurter, Siverek ve Kahramanmaraş’taki olayların failinin ortaokul çağındaki çocuklar olmasının altındaki “toplumsal çürümeye” işaret etti:
“Bin yıldır ‘bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum’ dediğimiz topraklarda, bugün öğretmenler velisinden ve öğrencisinden korkar hale getirildi. Artık müfredatı değil, can güvenliğini konuşuyoruz. Eğitimciye yönelik şiddet, bireysel bir suç değil; doğrudan bir iş güvenliği sorunudur.”
“Eğitimciler Artık Sahipsiz Kalmak İstemiyor”
Balıkesir’deki bu kitlesel iş bırakma eylemi, eğitim camiasının sabrının son noktasına geldiğini gösteriyor. Eğitim-Bir-Sen’in “okul polisi” ve “dijital denetim” talepleri, şiddetin sadece okul kapısında değil, sanal dünyada başladığının bir itirafıdır. Siverek saldırganının dijital mecralardaki tehditlerinin tespit edilememesi, istihbarat ve önleyici güvenlik hizmetlerinin okul bazlı revize edilmesini zorunlu kılıyor. Kurter’in velilere yönelik “aslı olmayan şikayetlerle öğretmeni hedef haline getirmeyin” çağrısı ise, okullardaki şiddetin pedagojik değil, sosyolojik bir erozyon olduğunu kanıtlıyor. Eğer devlet, “savunmasız bırakılan eğitimci” imajını yıkacak yasal adımları atmazsa, sendikanın da belirttiği gibi bu süreç toplumsal bir kaosa sürüklenebilir.



