Sizin için okurken çok güleceğiniz bir öykü daha koyuyorum. Hepinizin kitap okudukça çok başarılı olacağınızı biliyorum. Sevgiyle gözlerinizden öperim. Aysel Hanım Pazar sabahı kahvaltıyı hazırladı. Eşini, çocuklarını uyandırdı. Salondaki masada hazırlanmış zengin kahvaltıyı gören, bugün önemli bir şey olduğunu hemen anladı. Hepsi soran gözlerle yüzüne baktılar. Aysel Hanım gülerek söze başladı: “Bugün ağaç dikme bayramına gidiyoruz. Hepimiz için birer çam aldım.” Küçük kız merakla sordu: “Anne ağaçlar büyük olur. Ben onu nasıl dikerim?” Annesi çenesini okşadı: “Baban yanımızda Yasemin, yardım eder. Sen ağacını görüp sevineceksin.” Ortanca oğlan atıldı: “Anne ben yumurtamı yedim. Bak çok güçlüyüm. Ağacımı dikerim.” Annesi onun da başını okşadı: “Çukurlar hazırlandı. Biz ağacımızın çevresini berkitip toprakla dolduracağız.” Kahvaltısını bitirenler hazırlanmaya başladılar. Aysel Hanım kocasını takım elbiselerle görünce çok şaşırdı. “Nezih bu nasıl kıyafet? Kravat da takmışsın. İstersen süet ayakkabılarını da giy.” Şimdi kocasındaydı şaşırma sırası: “Bayrama gidiyoruz demedin mi? En şık ben olmalıyım diye özenle giyindim.” Çocuklar kahkahalar atarken Aysel Hanım: “Fidanları önceden açılmış çukurlara dikeceğiz. Üstümüz başımız çamur olacak. Yani toprakla uğraşacağız! Bu gün doğayla baş başa olacağız.” Utanan Nezih Bey koşarak odasına gitti. Çocuklar arkasından alkış tuttular. Nezih Bey üzerindekileri değiştirip geldi. Ağaç dikme bayramının yapıldığı tepe ilçenin en yüksek yerindeydi. Çukurlar önceden açılmıştı. Çam fidanları dağıtıldı. Tüm aileler çocuklarıyla fidanlarını alıp çukurların başına geldiler. Düzlükte davullar çalıyor, zeybekler oynuyordu. Gökyüzüne balonlar uçuruldu, güvercinler salıverildi. Bayraklar, dövizler rüzgârla dalgalanıyordu. “Yeşili Sev”, “Yeşili Koru” diye yazılı dövizler her tarafa asılmıştı. Yasemin, anaokulu arkadaşlarını gördü. Çamurlara bata çıka onların yanına gitti. Torbaların içinde meşe palamutları vardı. Ekilmek için getirilmişti. Yaseminle arkadaşları meşe palamutlarını birbirlerine atmaya başladılar. Kısa sürede bu çok tatlı bir oyuna dönüştü. Büyükler açılmış çukurlara çam dikmekle uğraşırken küçüklerin ne yaptığını görecek durumda değillerdi. Nezih Bey çamurun içinde var gücüyle küreği zorlayınca küreğin sapı elinde kaldı. Hepsi elleriyle fidanların dibini doldurdular. Başkan havada uçan meşe palamutlarını yakalamak için çırpınırken: “Çocuklar yapmayın, bunlar top değil! Annelerden, babalardan rica ediyorum. Küçük çocuklarınıza sahip çıkın,” dedi. Kimse dinlemedi! Yerlere savrulan meşe palamutları, üzerinde gezinen onlarca ayak altında kalıp ezildiği için hepsi ekilmiş oldu. Başkan yeniden konuşma yaptı: “Sevgili konuklar, meşe palamutlarımızı da tepenin sağ tarafına ekeceğiz. Bu gün ektiğiniz çamlık ve meşelik sizin eseriniz olacaaaak…” Başkan sözlerini tamamlayamadan ayağı kaydı. Onu tutmak isteyen yardımcıları ile birlikte bayırdan yuvarlandılar. Tepenin altında gençler top oynamaya başlamıştı. Başkan ve yardımcıları, top oynayanlar, yağmurun oluşturduğu su birikintilerine düştüler. Birdenbire ağaç dikme bayramı çamurda kayma bayramına dönüştü. Meşe palamutları sağa sola döküldükleri yere kendiliğinden ekildiler. Davullar hâlâ çalıyor, zeybekler oynuyordu. Başkan, yardımcıları, ağaçsevenler tepeden tırnağa çamurlara batmıştı. Törene geç gelen kaymakam otomobilinden indi. Takım elbisesi, rugan ayakkabıları ile çok şık görünüyordu. Buradan ayrılınca başka bir davete gideceği için böyle giyinmişti. Başkan, yardımcıları, gençler, çocuklar hemen sıraya dizildiler. Kaymakam hepsinin çamurlu ellerini sevinerek sıktı, şöyle bir konuşma yaptı: “Sevgili ağaçseverler, bu gün burada çocuklarımızın yıllar sonra gölgesinde oturacağı yeşil güzel bir tepe kazandınız. Şimdi sizlere bakınca ne büyük çaba harcadığınızı, yorulduğunuzu görüyorum. Her şey çocuklarımız ve gençlerimiz için…” Kaymakam alkışlar arasında arabasına binip gitti. Yasemin’i çamurların içinde zorla bulabilen Nezih Bey kahkahalarla gülerken şöyle dedi: “Meşe palamutlarını en çok kızım ekti. Kızımın saçlarına çamur banyosu iyi gelecek. Saçları beslenip uzayacak.” Aysel Hanım üstlerindeki çamurlara bakıp başını salladı: “Nezih sen bizi kaplıcaya götür. Bizi ancak kaplıca paklar. Başka türlü arınamayız! Çamaşır makinamıza da bir ton çamaşır çıktı,” dedi. Büyük kız ellerini çırptı: ” Bakın otuz yedi tane meşe palamutu topladım yerlerden. Okulun arka bahçesine götürüyorum. Yaşasıııın… Arka bahçede meşelik yaratacağıııım….”
AĞAÇ DİKME BAYRAMI
0
Paylaş
