Balıkesir Tabip Odası Başkanı Dr. Erdal Kalcı, Balıkesir’in geçmişi, bugünü ve geleceği arasında güçlü bir kültürel köprü kurulması, kentin bu değerli mirası, harabe olmayı değil, bir kez daha bilimin ve kültürün ışığıyla aydınlanmayı hak ettiğini belirterek, Eski Balıkesir Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin Sağlık Müzesi’ne dönüşmesi gerektiğini belirtti.
KADERİNE TERK EDİLMESİN
Dr. Erdal Kalcı, sözlerine şöyle devam etti.
”Eski Balıkesir Göğüs Hastalıkları Hastanesi binasının pencereleri kırık ve sıvaları dökülmüş bir şekilde zamana ve doğa şartlarına karşı korumasız bırakılması, adeta kaderine terkedilmesi, sadece fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda kentin sağlık tarihinin silinmesi, Balıkesir’in kimliğinden bir parçanın yok olması ve kentin kendi geçmişine sırtını dönmesi demektir. Bu çürümeyi durdurmak, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm Balıkesir halkının ortak sorumluluğudur. Tarihi yapıları kurtarmanın en sürdürülebilir yolu ise onlara işlevsel, yaşayan ve topluma fayda sağlayan yeni kimlikler kazandırmaktır.”
MİLLET HASTANESİNDEN GÖĞÜS HASTALLIKLARI HASTANESİNE
1914 yılında Hacı Muhittin Beyin bağışladığı parayla satın alınan arsa üzerinde yapımı başlanan bina birkaç yıl sonra küçük bir hastane olarak hizmete başlamış 1924 de Millet Hastanesi adını almış ve 1952 – 2017 yılları arasında Göğüs Hastalıkları Hastanesi olarak hizmet vermiştir.
BALIKESİR’İN SİMGE YAPISI MÜZE OLMALIDIR
Balıkesir’in simge yapılarından, kentin sağlık tarihindeki dönüşümün, toplumsal dayanışmanın ve mimari mirasın en somut belgesi olan eski Göğüs Hastalıkları Hastanesi binasının korunması ve bir “Sağlık Müzesi” olarak yeniden kente kazandırılması, Balıkesir’in hem geçmişine olan vefa borcu hem de geleceğine bırakacağı en büyük kültürel miraslardan biri olacaktır.
Balıkesir Eski Göğüs Hastalıkları Hastanesi, inşa edildiği dönemde dünyanın en büyük sağlık sorunu olan tüberküloz (verem) ile mücadeleyi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Anadolu’da başlatılan sağlık seferberliğini simgeler. Bina, dönemin zorlu şartlarında tıp insanlarının fedakarlıklarına ev sahipliği yapmış ve binlerce hastaya şifa dağıtmıştır.
HASTANE MİMARİSİ TARİHSEL GELİŞİMİ GÖZLER ÖNÜNE SERMEKTEDİR
Mimari açıdan bakıldığında yapı, erken Cumhuriyet dönemi kamu binalarının karakteristik özelliklerini taşır. Yüksek tavanları, geniş pencereleri ve dönemin şifa anlayışına uygun olarak bol güneş ile temiz hava alacak şekilde tasarlanan yerleşimi, hastane mimarisinin tarihsel gelişimini gözler önüne serer. Kentin en görünür noktalarından birinde yer alan bu heybetli yapı, Balıkesir halkının kolektif hafızasında derin izler bırakmıştır. Hastanenin koridorları, sadece tedavi süreçlerinin değil; acının, umudun, dayanışmanın ve kurtuluşun hikayeleriyle doludur.
BİNA YENİ BİR MİSYONA SAHİP OLABİLİR
Sağlık Müzesine dönüştürülmesiyle, eski Göğüs Hastalıkları Hastanesi binası taşımış olduğu “şifa” misyonunu modern çağda bir “kültür ve eğitim” misyonuna devredebilir. Balıkesir ve çevresinin tıp tarihi, kullanılan eski tıbbi aletler, arşiv belgeleri, fotoğraflar ve dönemin tedavi yöntemleri bu müzede sergilenerek ölümsüzleştirilebilir. Hastanede görev yapmış doktorların, hemşirelerin ve tedavi görmüş hastaların anıları “sözlü tarih” çalışmalarıyla derlenerek müzede yaşatılabilir, böylece kentin insan hikayeleri geleceğe aktarılır. Müze, sadece geçmişi sergileyen bir yer olmanın ötesine geçerek; çocuklara ve gençlere yönelik sağlık bilinci, tıp tarihi ve hijyen eğitimlerinin verileceği interaktif bir öğrenme alanına
dönüştürülebilir. Edirne’deki II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi gibi başarılı örnekler incelendiğinde, bu tür tematik müzelerin şehre ciddi bir kültür turisti çektiği görülmektedir. Balıkesir, bu dönüşümle birlikte ulusal ve uluslararası turizm rotalarında yeni bir çekim merkezi olacaktır.
KÜLTÜREL KÖPRÜ OLACAKTIR
Bu anıtsal yapının duvarlarındaki sıvalar dökülürken, aslında Balıkesir’in sağlık tarihi ve toplumsal hafızası yok olmaktadır. Çözüm binayı aslına sadık bir restorasyon süreciyle Sağlık Müzesi’ne dönüştürmektir. Restorasyon çekici binaya vurulduğu gün, sadece bir gayrimenkul kurtarılmış olmayacak; Balıkesir’in geçmişi, bugünü ve geleceği arasında güçlü bir kültürel köprü kurulacaktır. Kentin bu değerli mirası, harabe olmayı değil, bir kez daha bilimin ve kültürün ışığıyla aydınlanmayı hak etmektedir.”dedi.



