GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kimi sevsem sensin / hayret sevgin hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarım bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin /hayret senden nedense vazgeçilmiyor her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin /hayret kapıların kapalı girilemiyor Kimi sevsem sensin/ senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur /sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin /hayret in misin cin misin anlayamıyorum ATTİLA İLHAN ( 15.6.1925 – 10.10.2005) 2) İLK AKŞAM (ÜÇ ÖPÜCÜKLÜ GÜLDÜRÜ) _ Çıplak, üstünde tek geceliği var, İnadına pencerenin camına Sokuluyor yapraklarıyla dallar, Nasıl da hemen yanına yanına. Koca iskemleme geldi oturdu Yarı çıplak gülüyordu çapkınca Sanki döşemedeki ürkek kumru, Küçük ayakları ince mi ince. _ Mum renginde, sarı, kaçak bir ışık Kanat vuruyordu gülücüğünde- Gül sineği gibi pembeye aşık Oynuyordu ak göğsünün üstünde. -Öpünce minik ayaklarını ben Biraz hoyrat , biraz tatlıca güldü, Ve dudaklarından, çın çın titreşen Gül kristal bir gülücük döküldü. Çekti ayağını, sevimli küçük Ayağını, dedi ”Bitti mi işin?” -Kızdırdı mı seni bu hoş öpücük Ceza mıydı bana tatlı gülüşün !.. Dudaklarımın altında çırpınan Yalnız gözlerini öptüm usulca. Afacan başını atıp arkaya, Dedi: ”Oh, böylesi çok daha iyi!.. Söyleyecek bir çift sözüm var bayım..” O sözünü henüz söylemeden Bir öpücük ile ben noktaladım, Güldü, pek hoşnutsuz, belli halinden … -Çıplak , üstünde tek geceliği var, İnadına pencerenin camına Sokuluyor yapraklarıyla dallar, Nasıl da hemen yanına yanına. ARTHUR RİMBAUND (20.10.1854 – 10.11. 1891) Çeviren : Erdoğan Alkan (10.6.1935 – 20.6.2014) 3)SÜPÜRGENİN ÖLÜMÜ Süpürge oturdum, fidanlıkta büyüdüm Ağalar gibi el üstünde taşındım. Sıkıldım kılpıranga yaylarında gezindim Şehre indim dükkanlarda kuruldum Gelin eline düştüm odalarda kırıttım Üç hafta uyumadım bay damada süründüm Çöp tenekesine girdim en sonu beslemeye darıldım SALAH BİRSEl (14.11.1919 – 10.3.1999)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Biz ki İstanbul şehriyiz, Seferberliği görmüşüz: Kafkas, Galiçya, Çanakkale, Filistin, vagon ticareti, tifüs, ve İspanyol nezlesi bir de İttihatçılar, bir de uzun konçlu Alman çizmesi 914’ten 18’e kadar yedi bitirdi bizi. Mücevher gibi uzak ve erişilmezdi şeker erimiş altın pahasına gazyağı ve namuslu, çalışkan, fakir İstanbullular sidiklerini yaktılar 5 numara lambalarında. Yedikleri mısır koçanıydı ve arpa süpürge tohumu ve çöp gibi kaldı, çocukların boynu. Ve lakin Tarabya’da, Pötişan’da ve Ada’da Kulüp’te aktı Ren şarapları su gibi ve şekerin sahibi kapladı Miloviç’in yorganına 1000 liralıkları. Miloviç de beyaz at gibi bir karı. Bir de sakalı Halife’nin, Bir de Vilhelm’in bıyıkları. Biz İstanbul şehriyiz, güzelizdir, dört yanımız mavi mavi dağdır, denizdir. Öfkeli büyük bir şair ”Ey bin kocadan arta kalmış bilmem neyi bakir ” demiş bize ve bir başkası, yekpare Acem mülkünü feda etti bir sengimize. Biz ki İstanbul şehriyiz, işte, arz ederiz halimizi Türk halkının yüce katına. Mevsim yazdır, 919’dur. Ve teşrinlerinde geçen yılın dört düvele teslim ettiler bizi, gözü kanlı dört düvele anadan doğma çırılçıplak. Ve kurumuştu ve kan içindeydi memelerimiz. Biz ki İstanbul şehriyiz, Fransız, İngiliz, İtalyan, Amerikan bir de Yunan, bir de zavallı Afrika zencileri yer bitirir bizi bir yandan, bir yandan da kendi köpek döllerimiz: Vahdettin Sultan, ve damadı Ferit ve İngiliz muhipleri ve Mandacılar. Biz ki İstanbul şehriyiz, Yüce Türk halkı, malumun olsun çektiğimiz acılar … NAZIM HİKMET RAN (15.1.1902 – 3.6.1963) 2)ÇİLE Bizim hiçbir hürriyetimiz yok hiçbir hürriyetimiz, ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek. Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi, ben burda en büyük çileyi doldurayım, ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç. Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur, ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım. 1945, Kırşehir A.KADİR (1917 – 1.3.1985) 3)UZAYDA SİNÜS ellerin ne güzel binlerce çiçek kadıköy rüzgarında kelimeleri yitirmişliğimiz sonra gözlerimiz gözlerimiz hani şu kırmızılara doğru bütün antenlerde altıncı his yankısı yaşamanın yüzlerde büyük durgunluk ellerin ne uslu göz yaşartıcı acılara tramvaylar geçiyor son taşıt yaşamadığımızı anlıyorum dudakların susuk bırakıp gidiyorsun telgraflar işlemez sonra zaman da durur mu ellerin de gidiyorlar anıları da götüremezsin ya 6 Kasım 1958 İstanbul GÜRAN TATLIOĞLU

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Neler umdum yıldız yıldız nelerden, Yok mu, dün akşam hep seni düşündüm.. Bakmadın bir kere pencerelerden Yok mu, dün akşam hep seni düşündüm. Sen yetersin vuslatın olmasa da, Gittin de kalbimi koydun tasada Yapayalnız bir perişan masada Yok mu dün akşam hep seni düşündüm. Düşler salkım salkım, düşler alaca, Hep ayni vuslatı duydum yıllarca Bir kere daha oldum paramparça Yok mu, dün akşam hep seni düşündüm. Tüttü gözlerimde mahmur hallerin, Avucumda gibiydi pamuk ellerin.. Kayboldun burcunda ihtimallerin. Yok mu dün akşam hep seni düşündüm. Kayısılar gibi dallarda ergin, Çıkıp gelir misin acaba bir gün? Oldum gayri hasretinle tedirgin Yok mu, dün akşam hep seni düşündüm. Aşk dendi mi gözlerin bir dalardı Ufkun burcu burcu hatıralardı. Kanat kanat kaybolacak ne vardı? Yok mu dün akşam hep seni düşündüm. Bir mavi geceydi ay dilim dilim, Tekmil hasretinle doldu mendilim, Hayatım, bir tanem, gülüm, sevgilim Yok mu dün akşam hep seni düşündüm FEVZİ HALICI (15.2.1924 – 9.12.2017)) 2)DAR AÇI anlatmak istedikçe her şeyi birden yitiriyorum bir kutup yıldızı bir ben bir dinmeyen ağrılarım yapayalnız kalıyorum birden güzelim ve müthiş ağlamak istiyorum gecenin kanatları kırık bir saati var bilmem (bilir misin) ölüm korkusu alkol gibi yayılır damarlara sakın o saatte sokaklara çıkma denize bakma karanlığa yıldızlara bakma sakın o saat işte güzelim o saat ölüm, o ateş kuşu ölüm, o mavi düğüm deniz kızlarının türküsünü söyler HASAN HÜSEYİN (KORKMAZGİL – 1927 – 26.2.1984) 3)İZDÜŞÜM senin en güzel güvercinlerin ak güllerle iki dudakta tek olmanın bunlar çokgen güller nasıl böyle acılarımızın yalın yoksulluğu ne güzel saçların iyi yaşamalara örnek süet akşamlarla büyüyorsun kaç pazar kaç perşembe varıp anlıyorum yakınlıyor elinde bir kesin tutkuyla sorumsuzsun çoğalsa heykeller ellerimize inat sen yalnızlıkların ulu kıraliçesiydin her gece kısa özet önünde şapkamı çıkarıyorum senin ne güzel güvercinlerin oluyor ak öpülmelerle hiç bilinmedik yerlerinden özgür böyle 4.8..1958 İstanbul GÜRAN TATLIOĞLU

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

– I – Dün bir dosttan Uzun bir mektup aldım. Beni anlatmış sana, Ve sen ona; ‘….Unuttum artık onu…’demişsin; Ve bu sözü gülerek Makam – ı iftiharla söylemişsin Unutamazsın nokta noktam Unutamazsın… Çünkü insan Unutmak için Önce unutulmak gerek… Oysaki sen Hala bende esen Eski kavak yelisin… Unutamazsın!.. Kan değil, tüküremezsin! Ruj değil, silemezsin! Dişi dudaklarına dişlerimle yazdığım Dört heceli erkek adını Unutamazsın nokta noktam, Unutamazsın!… Seninle biz Hala bir kabukta İki badem içi gibiyiz. Baharsın; kokacaksın. Güneşsin ; yakacaksın. Sabah yatağım kadar rüya dolu, Sabah yatağım kadar sıcaksın. Unutamam Unutamazsın! Şimdilik bu kadar. Öbür mektuplarımda Daha diyeceklerim var. Darılma sakın, Gücenme bana, Ankara günlerinin bembeyaz ufkundan, Binlerce selam sana… II Bahar başladı nokta noktam, Ankara’da bahar. Verimli toprak ana.. Aylar var ki sana Tek satır yazamadım. Oysaki mevsim bahar, Ötüşlerdi adın, Kokuşlarda tadın, Var!.. Artık yazmalıyım… Takvime baktım bu sabah, Ayrılalı beş ay olmuş. Düşün ki nokta noktam. Beş ay denilen nesne, tam Yüz elli gün eder. Bunca uzun ayrılıksa İnsanı Her şeye küskün eder. İnan bana nokta noktam, İnan bana … Dargınlığım herkese, Ve tek hasretim sana! Düşünüyorum, Hava keskin kokularla dolu. Düşünüyorum Bu yolun sağında yükselen, Her geçişte penceresinden Tebessümlerle gülen, Bahçesinde iri Yediveren kaysı gülleri Açan evi; Düşünüyorum bir türlü gelmiyor. Düşüncelerimin ardı. Ablan yanımda çorapsız geçer, Başörtüsüz annen Benden kaçardı. Bu mevsimde baban Her akşam Bir yerine iki şişe içerdi Gözleri ‘…Şair, iç be oğlum, Bahar dişidir doğurur…’ derdi.. Bahar başladı nokta noktam, Ankara’da bahar. Gönül ufkunda yağmur bulutları; Sevmiyorum , sevemiyorum Sensiz baharı… — III — Sen ey … Yirmi dört baharımın en güzel süsü! Sen ey Mutlu günlerimin mutlu türküsü! Sen ey İlk yaz akşamları kadar güzel çocuk! Sen ey Ebedi bir yolculuk yaratan! Sen ey Çıplak bir hançer gibi Gönlümde boylu boyunca yatan! Sen ey Her şeyim olan her şey! Son mektubunda Söz verdin: Tut diyorsun Tuttum! Unut diyorsun Unutmak mı? Ne mümkün seni unutmak? Güneş batarken tekrar doğmayı unutabilir mi hiç? Gönül ferman dinler, söz tutabilir mi hiç? Sen ey Mutlu günlerimin mutlu türküsü! Sen ey Her şeyim olan her şey !… — IV — Bu gece yılbaşı. Başkentte kar yağıyor nokta noktam, Başkentte kar!.. Ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar… Başkentte kar yağıyor, Başkentte kar!.. Bu gece yılbaşı Bilirsin ki nokta noktam, Yılbaşında hesaplanır Çoğu zaman İnsanların yaşı. Bu gece yılbaşı… Tokmaklarında yirmi dört hece Eğilip üstüme sessizce Şehrin kale saati Bilir misin nokta noktam, Bilir misin ne dedi? ‘…. Şair , kutlu olsun, yaş otuz yedi…..’ Bir el saçlarımdan tutarak kalbimi, Sana kadar sürükledi. Bu gece yılbaşı. Başkent ayakta… Çalınan Tuna Dalgaları değildir , komşu plakta, Ne de kıvrak bir vals havası… Başladı gönlümde yine On yıl evvelki kanaması… Ne günlerdi o günler cancağzım, Ne günlerdi. Sen on yedisinde Sevgilerin sesinde Başı duman duman bir kız. Ben Yirmi dört üstünde, Gönlü her güzelle nişanlı Öylesine bir şair Öylesine bir delikanlı… Ne de çabuk geçti zaman… Hey gidi dünya hey!.. Bu gece yılbaşı Dışarda kar yağıyor, Dışarda kar… Ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar… Köşede bir kırlent, Kırlentte resim; Resimde mevsim. Bartın’da bahar. Elimle yapmışım, Asma köprüsünden Kocamaz deresi; Sağda ortaokul, Okulda çocukların sesi… Solda Çakı Beylerinin elma bahçesi. Derede kayık, Küreklerde sen, Dümende ben; Hava berrak, Hava ılık, Hava temiz; Ve sularda sarmaşan gölgemiz… Bu gece yılbaşı. Başkent ayakta. Çalınan Tuna Dalgaları değildir komşu plakta. Dışarda kar yağıyor, Dışarda kar!.. Ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi eskı hatıralar… ………. ………. RIZA POLAT AKKOYUNLU (1911 -1970)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bilirsiniz, umarım ki seversiniz; Baharda, ilk tomurcuk nasıl açılır, Nasıl fışkırır kabuğundan, Nasıl yaşatmanın yeşili içindedir, O anlatılmaz yeşili.. İşte öyle, dolgun tomurcuklar gibiydik Açılmak, fışkırmak için sabırsız. Karanlık bize göre değildi, Tutsaklık bize göre değildi, Bir mevsim rüzgarı bekliyorduk; İçimizde, tarifsiz bir savaş gücü, İçimizde, hürlüğün aşkı Kabuğumuzu kırıp çıkacaktık; O yaşamanın anlatılmaz yeşiline, Dört nala koşup , kavuşacaktık! Kadın kokusu, bahar kokusu gib yayıldı müjde! Gerçek bu: Mevsim bahardı. Aylardan Mayıs, Masmavi bir gök açıldı birden Geniş vatan ufuklarında… Altın sarısı bir ışık, Kuzeyin bir kıyı şehrinde pırıl pırıldı. Bize mevsim rüzgarı geliyordu nefesi El’e, insafsız bir karayel, Bir bahar sabahı, Baharın, sabahların en güzelinde Bütün ömrünce mağrur Samsun şehrinde Duyuldu Mustafa Kemal’in sesi! Dolgun tomurcuklar gibiydik, Açılmak , fışkırmak için sabırsız. Karanlık bize göre değildi, Tutsaklık bize göre değildi Mustafa Kemal mevsimlerin en hasında ‘AÇIL’ dedi milyonlarca tomurcuğa.. Altın sarısı bir ışık, Masmavi bir gök altında, Biz, milyonla dolgun tomurcuk, Tarifsiz bir savaş günü, Hürlüğün susuzluğu içimizde AÇ I L D I K ! M. Sunulan Arısoy (25.3.1925 — 19 Aralık 1988) 2)GÜVERCİN Düşmüş kaleler gibiyim Bir sözüm kalmadı söyleyecek. Acı sularda kaldı umudum En yalın, en güzel, en gerçek.. Yok, aşkın ep-esmer çağrışımı, Artık hatıralar bile yılgın. Masmavi düşlerin sonrasına Böyle mi olacaktı ayrılığın? Sırılsıklam, seni baştan yaşarım, Bir yağmur yağmasın hani, ipince. Böyle tedirgin mi, mahzun mu olur Bilemiyorum ah, insan sevince?.. Bir, yayan-yapıldak gelmesi değil, Ne hoş , bu yolların gitmesi sana.. Karlı tepelerin ardında mısın? Duysana , görsene, anlasana!.. Düşmüş kaleler gibiyim, Bir sözüm kalmadı söyleyecek. Acı sularda kaldı umudum En yalın, en güzel , en gerçek.. FEVZİ HALICI (15.2.1924 —9.12.2017) 3N’OLDU NEDEN N’oldu neden Dağlar mı yer değiştirdi Tersine mi akıyor nehirler Rüzgar mı esmiyor artık Buğdaylar neden başak vermez oldu Çöküyor üstüne insanın bu dayanılmaz yalnızlık N’oldu neden Kuşların duyulmuyor dünkü sesleri Aydınlık değil alabildiğine gökyüzü Yıldızlar neden yakın değil Güneş ısıtmıyor eskisi gibi Hiç kimsenin gülmüyor yüzü N’oldu neden Bu toprakların yüz yıl öncekinden bile Geleceği öylesine aydınlık değil Devrimlerini Mustafa Kemal’in Büyütür yaşatırken N’oldu şimdi Hiç kimse hiçbir şeyin ayırdında değil N’oldu neden Acısını içine akıtıyor topraklar Çanakkale’de, Sakarya’da, Metristepe’de Neşeli esmiyor bayraklar N’oldu neden Çöküyor üstüne insanın bu dayanılmaz yalnızlık Neden eskisi gibi değiliz artık (10.1.2019 Gretton,UK) GÜRAN TATLIOĞLU

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1)BİR YOLCUYA

\r

 

\r

Dur yolcu ! Durmadan gelip bastığın,

\r

Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

\r

Eğilde kulak ver, bu sessiz yığın,

\r

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

\r

 

\r

Bu ıssız gölgesiz yolun solunda

\r

Gördüğün bu tümsek , Anadolu’nda

\r

İstiklal uğrunda , namus yolunda

\r

Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

\r

 

\r

Bu tümsek , koparken büyük zelzele

\r

Son vatan parçası geçerken ele

\r

Mehmed’in düşmanı boğduğu sele

\r

Mübarek kanını kattığı yerdir.

\r

 

\r

Düşün ki haşr olan kan, kemik, etin

\r

Yattığı bu tümsek , amansız, çetin

\r

Bir harbin sonunda bütün milletin

\r

Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

\r

 

\r

     HALİL NECMETTİN ONARAN (1.1.1902 – 17.8.1968)

\r

 

\r

2)SÜPÜRGENİN ÖLÜMÜ

\r

 

\r

Süpürge otuydum fidanlıkta büyüdüm

\r

Ağalar gibi el üstünde taşındım

\r

Sıkıldım kılpıranga yaylarında gezindim

\r

Şehre indim dükkanlarda kuruldum

\r

Gelin eline düştüm odalarda kırıttım

\r

Üç hafta uyumadım bay damada süründüm

\r

Çöp tenekesine girdim en sonu beslemeye darıldım

\r

 

\r

             SALAH BİRSEL (1919 – 10.3.1999)

\r

 

\r

3)GÜZELLİK

\r

Kapı sürgüsünde uyuklar zaman,

\r

Karanlık çatılar altında ömür;

\r

Güzellik gölgeli yeşil dallardan

\r

Bir nisan yağmuru gibi dökülür

\r

 

\r

Güzellik büyülü bir ev baharda

\r

Sakin bir denize gurubu çizen;

\r

Güzellik , kimsesiz geçen anlarda

\r

Issız kıyılarda görünen yelken.

\r

                      YUSUF MARDİN (16.3.1916 – 6.1.1995)

\r

 

\r

 

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1)ÖZLENEN

\r

 

\r

Gönlümde oturdum da hüzünlendim o yerde

\r

Sen nerdesin , ey sevgili, yaş günleri nerde!

\r

Dağlar ağarırken konuşmuştuk tepelerde

\r

Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

\r

 

\r

Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi

\r

Hülya gibi yalnız gezinenler köye indi

\r

Ben kaldım , uzaklarda günün sesleri dindi

\r

Gönlümde hayalet gibi , ben kaldım o yerde.

\r

             

\r

                   YAHYA KEMAL BEYATLI ( 2.12.1884 – 1.11.1958)

\r

 (Yahya Kemal bu şiiri Nazım Hikmet’in annesi Celil’e Hanıma olan

\r

Aşkını sonlandırdığı sırada yazmıştır )

\r

 

\r

2)ROKOKO

\r

 

\r

İşaret parmağını bir bina

\r

İtalyan Bankasına bitişik

\r

Uzatıp derdi burdan git

\r

Ordan giderdim işim ne

\r

 

\r

Yokuşa kurulmuştu Galata

\r

Kulesiyse hemen şurda

\r

İçlenir dururdu koca ayı

\r

Uymuş bir gramofona

\r

 

\r

Ama yine kıskandırırdı

\r

Çizdiğim bütün Eyfel’leri

\r

Korseli A’lar halinde

\r

Ben Paris’teyken mektuplarıma

\r

 

\r

Yine de kıskandırırdı ya

\r

Demem o deme değil aslında

\r

Bir kız vardı sarışın

\r

Hisseli bir tiyatroda

\r

 

\r

Ah şimdi bunlar rokoko

\r

Yalnızım bir de uzaktayım

\r

Hani ölmek işten değil

\r

Matmazel Ay da olmasa

\r

          CEMAL  SÜREYA (1931 – 9.1.1990)

\r

 

\r

3)ANSIZIN

\r

 

\r

Bak sen şimdi oturuyorsun

\r

Senin ne güzel de oturmaların oluyor

\r

Gözlerin eski bir müziği okşuyor

\r

O dönen eski plakta

\r

Neden değişir rengi ellerinin

\r

O bilinen gerçeğe dokundukça

\r

 

\r

Bak sen şimdi düşünüyorsun

\r

Senin ne güzel düşünmelerin oluyor

\r

Döndükçe o eski müzik o eski plakta

\r

Ansızın neden değişir rengi gözlerinin

\r

                 

\r

                   GÜRAN TATLIOĞLU

\r

                  (Philedelphia  10.8.1970)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geldi geçti ömrüm benim Şol yel esip geçmiş gibi, Hele bana şöyle gelir: Şol göz yumup açmış gibi. Üşbu söze Hak tanıktır, Bu can gövdeye konuktur Bir gün ola çıka gide Kafesten kuş uçmuş gibi. Miskin adem-oğlanını Benzetmişler ekinciğe: Kimi biter, kimi yiter, Yere tohum saçmış gibi Bu dünyada bir nesneye Yanar içim, göynür özüm: Yiğit iken ölenlere Gök ekini biçmiş gibi. Bir hastaya vardın ise, Bir içim su verdin ise, Yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi. Bir miskini gördün ise, Bir eskice verdin ise, Yarın anda karşı gele Hulle donun biçmiş gibi. Yunus Emre! Bu dünyada İki kişi kalır derler: Meğer Hızır, İlyas ola Ab-I hayatı içmiş gibi YUNUS EMRE (1250 -1320) – ( Çeviren:Nevzat Yesirgil) 2)SENİ ARIYORUM Hasretim sana Tam üç koca kış geçti aradan Koskocaman üç asır Önce Aydın, Muğla,Balıkesir Önce bizim yiyemediğimiz bal gibi üzüm ,incir. Öncebizim yemeğimize girmeyen bal gibi zeytinyağı. Sonra yine bir sıra dağ. Sonra Konya ovası , Adana. Sonra hiçbir vakit gülmemiş olan Orta Anadolu toprağı. Bilmem,tanır mısın yanında olsam, Taş gibi sertleşti yüzüm, Bıyıklarım uzadı. Hasretim sana. Ilık bir su. Bir demet gül, Ve lambanın ışığını arar gibi arıyorum seni. Bazan yüreğim kabarıyor, Sanki bir daha yüzünü hiç göremeyecekmişim. Bir anda dünyadan çekilip, Bir anda yoksun kalmak düşünmekten, Geldiği yollardan insanın Bir daha geçememesi Elimim hiç dokunmaması eline. Taze bir yaprak kokusu dolar genzime birdenbire. Bakarım birdenbire karşımda başaklar insan boyu. Ayağımın altında toprak boyanır çağla rengine. Birdenbire çıkıyorum yalnızlıktan, Giriyorum birdenbire beraberliğe. 1945 Kırşehir (Hapishanesi) A.KADİR ( 1917 – 1.3.1985) İbrahim Abdülkadir Meriçboyu) 3) 11.02.1946 Küçükken sorguladığımda Hep seni arardım yıldızlarda. Dağlara sorardım seni, Fakat onlar bana, yalnızlık veçok kısa bir huzur verirdi Yalnız bir kaç kez. Sen orada olmadığından uzun gecelerde Küfrederdim acele ile Dünya Tanrının hatası Ben de bu dünyada bir hatayım diye. Ve ölümle yüzyüze geldiğimde Her molekülümle haykırırdım, Hayır İşim bitmedi daha; Yapacağım çok şey var derdim. Sen orada olduğundan , benden önce Tıpkı bugünkü gibi yanımda, Bir kadın bir erkek güneşin altında Oradaydın sen. Ben de geri geldim. 11.2.1946 – PRİMO LEVİ (31.7.1919 – 11.4.1987 ) Çeviren: GüranTatlıoğlu) Auschwitz Ölüm kampından kurtulduktan sonra

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Senin üzerine babacan aydınlık Her gün doğudan batıya yürüyen Canımın yongası Senin üzerine Deniz toprak ağaç kuş gökyüzü Kötü günlerden dönen çember Gelecek güzel günlere Gelecek güzel gün üzerine Dökülen ter Dökülen gözyaşı Dökülen kan Bunca yitik ülkü üzerine Beynimdeki fosfor Kanımdaki yuvar Üreme gücüm Öptüğüm dudak üzerine Gerçeğimde düş Düşümdeki gerçek İnancım benim dikili ağacım Senin üzerine MELİH CEVDET ANDAY – (13.3.1915 -28.11.2002) 2)GÖZLERİ Sanki hiç bir şey uyaramaz İçimizdeki sessizliği Ne söz, ne kelime, ne hiçbir şey Gözleri getirin gözleri!. Başka değil, anlaşıyoruz böylece; Yaprağın daha bir yaprağa değdiği O kadar yakın, o kadar uysal Elleri getirin elleri!. Diyorum, bir şeye karşı komaktır günümüzde aşk; Birleşip salıverelim iki tek gölgeyi.. EDİP CANSEVER (8.8.1928 – 28.5.1986) 3) NAR ÇATLADI Nar çatladı Yürüdü özsuyu Kılcal damarlarına zamanın. O bitmeyen serüveni durdu Koşturan atlıları korkunun Titredi, üşüdü, eğildi hatta Görünce güneşi Ardında saklandığı uzak bulutların. Birden vişne çürüğü Işınları ebemkuşağının Getirdi yeniden ümidini Yaşama sevincinin. Anlayınca ansızın Yüzyıllık çınarın yeşerdiğini Bir kuşluk vakti Tırmanırken uzaya kökleri. GÜRAN TATLIOĞLU

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Senin üzerine babacan aydınlık Her gün doğudan batıya yürüyen Canımın yongası Senin üzerine Deniz toprak ağaç kuş gökyüzü Kötü günlerden dönen çember Gelecek güzel günlere Gelecek güzel gün üzerine Dökülen ter Dökülen gözyaşı Dökülen kan Bunca yitik ülkü üzerine Beynimdeki fosfor Kanımdaki yuvar Üreme gücüm Öptüğüm dudak üzerine Gerçeğimde düş Düşümdeki gerçek İnancım benim dikili ağacım Senin üzerine MELİH CEVDET ANDAY – (13.3.1915 -28.11.2002) 2)GÖZLERİ Sanki hiç bir şey uyaramaz İçimizdeki sessizliği Ne söz, ne kelime, ne hiçbir şey Gözleri getirin gözleri!. Başka değil, anlaşıyoruz böylece; Yaprağın daha bir yaprağa değdiği O kadar yakın, o kadar uysal Elleri getirin elleri!. Diyorum, bir şeye karşı komaktır günümüzde aşk; Birleşip salıverelim iki tek gölgeyi.. EDİP CANSEVER (8.8.1928 – 28.5.1986) 3) NAR ÇATLADI Nar çatladı Yürüdü özsuyu Kılcal damarlarına zamanın. O bitmeyen serüveni durdu Koşturan atlıları korkunun Titredi, üşüdü, eğildi hatta Görünce güneşi Ardında saklandığı uzak bulutların. Birden vişne çürüğü Işınları ebemkuşağının Getirdi yeniden ümidini Yaşama sevincinin. Anlayınca ansızın Yüzyıllık çınarın yeşerdiğini Bir kuşluk vakti Tırmanırken uzaya kökleri. GÜRAN TALIOĞLU

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Aşk çok aldatıcıdır Arılar gibi iğnesi vardır, acıtıcı İnanılır sanmıştım ona Fakat anladım böyle bir şey olmadığını Kadınlar gülümserler sana , aldatırlar sonra Söylersen inanmazlar gerçeği Balları hep iğneli Gülen yüzlerin ne anlamı var Yakut dudaklar ve kırmızı yanakların Çiçekler ne kadar sevimli yerlerde açar Genç kızlar da öyle değil mi? Ama kibar ve nazik olanı inanmaz sana Aldatır seni ağzı bol küfürlü olanı da Bir çoğu şen kahkahalar atar ve bürünür yaslara Tabutunun arkasında JOHN CLARE (1793 – 1864) (Çev; Güran Tatlıoğlu) 2)YARIN birşeyler olacak yarın duruşundan belli kırdaki atların bulutların koşuşundan belli kazışından köstebeklerin toprağı karıncaların telaşından belli birşeyler olacak yarın belki bir tomurcuk belki bir ağacın düşen yaprağı belki de bir çocuk pek o kadar göremesek de uzağı kuşların uçuşundan belli birşeyler olacak yarın öbürgünden önemsiz bugünden önemli 1975 – Bülent Ecevit (28.5.1925 – 5.11.2006) 3)ONLAR … Demir, kömür ve şeker ve mensucat ve sevda ve zulüm ve hayat ve bilcümle sanayi kollarının ve gökyüzü ve sahra ve mavi okyanus ve kederli nehir yollarının, sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı bir şafak vakti değişmiş olur, bir şafak vakti karanlığın kenarından onlar ağır ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman. En bilgin aynalara en renkli şekilleri aksettiren onlardır. Asırda onlar yendi, onlar yenildi. çok söz edildi onlara dair ve onlar için: zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur, denildi. NAZIM HİKMET

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1)ABBAS

\r

Haydi abbas, vakit tamam;

\r

Akşam diyordun işte oldu akşam.

\r

Kur bakalım çilingir soframızı;

\r

Dinsin artık bu kalp ağrısı.

\r

Şu ağacın gölgesınde  olsun;

\r

Tam kenarında havuzun.

\r

Aya haber sal çıksın bu gece;

\r

Görünsün şöyle gönlümce.

\r

Bas kırbacı sihirli seccadeye,

\r

Göster hükmettiğini mesafeye

\r

Ve zamana.

\r

Katıp tozu dumana,

\r

Var git,

\r

Böyle ferman etti Cahit,

\r

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;

\r

Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

\r

                   1942 –  CAHİT SITKI TARANCI  (2.10.1910 – 13.10.1956)

\r

2)SARDUNYA’YA AĞIT

\r

İkindiyin saat beşte,

\r

Başgardiyan Rıza başta,

\r

Karalar bastı koğuşa

\r

İkindiyin saat beşte.

\r

 

\r

Seyre durduk tantanayı,

\r

Tutuklayıp sardunyayı

\r

Attılar dipkapalıya

\r

İkindiyin saat beşte.

\r

 

\r

Yataklık etmiş ki zaar

\r

Suçu tevatür ve esrar,

\r

Elbet bir kızıllığı var

\r

İkindiyin saat beşte.

\r

 

\r

Dirlik düzenlik kurtulur,

\r

Müdür koltuğa vurulur,

\r

Çiçek demire vurulur

\r

İkindiyin saat beşte.

\r

 

\r

Canların gözleri yaşta,

\r

Aklı idamlık yoldaşta,

\r

Yeşil ölümle dalaşta

\r

Sabahleyin saat beşte.

\r

                  CAN YÜCEL (21.8.1926 – 12.8.1999)

\r

3)ADAM

\r

Adam şapkasına rastladı sokakta

\r

Kimbilir kimin şapkası

\r

Adam ne yapıp yapıp hatırladı

\r

Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz

\r

Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar

\r

Bir kadın ne yapıp yapıp hatırladı

\r

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda

\r

Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı

\r

Adam bulut gibiydi , hatırladı

\r

Adamın ayaklarının altında

\r

Yıldızların yıldız olduğu vardı

\r

Adam yıldızlara basabasa yürüdü

\r

Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.

\r

                          CEMAL SÜREYA (1931 – 9.1.1990)

\r

 

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Acımasızlığımdan değil üşüdüğümden Küçücük ağaç seni seçtiğim. Tadından değil yoksulluğumdan Madımak seni seçtiğim. Sevdiğimden değil işsizliğimden Almanya seni seçtiğim. İstediğimden değil korktuğumdan Ağa seni seçtiğim. Yaşlandığımdan değil açlığımdan Ölüm seni seçtiğim. FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA 2)ÇAPKIN KIZ Kahverengi bir salon, cila, ve meyva kokan, Kurulmuş koca iskemleye tıkınıyordum, Bir Belçika yemeği, buyursun canı ceken, Yeter ki karnım doysun, aldırmayıp yiyordum. Rahattım – oh güzel çalar saatin sesi-, Derken , mutfak açıldı, sürünmüş, sürmelenmiş Kılık kıyafetine ise biraz boş vermiş Yanaştı cilvelenip aşevi hizmetçisi. İstediği tatlı bir öpücüktü sanırım Belçikalı kızları bakışından tanırım, Fazla çatal kaşıkları masadan topladı. Dudak büktü gülerek çocuk bir yüzle bana: Bastırıp parmağını şeftali yanağına, “Buramı üşütmüşüm, dokun anlarsın” dedi. (Charleroi 1870) ARTHUR RIMBAUD Çeviren; Erdiğan Alkan 3)KARANFİL güneşlemek pazarına hoş geldiniz gözlerinizden anlıyorum içiniz milyonlarca güneş bakın elleriniz de ne güzel mimoza kokuyor siz muhakkak guzelliğin ülkesinden geliyorsunuz bileceksiniz büyük nedenler sokağını hani şu hüzünleri satınaldığımız liman şimdi biliyor musunuz kocaman vapurlar kalkıyor oradan bakıyorum gözleriniz de nasıl karanfil ben gözlerinizde başlayan liman hadi durdurun vapurlarınızi lütfen bu hüzünlerin bittiği liman siz bilmezsiniz ben ne kaybettimse hep ilkelliğimden kaybettim adımı kaybediyor gibiyim şimdi de demin burada binlerce karanfil satan çocuk nerede (İstanbul, 1959) GÜRAN TATLIOĞLU

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bütün yükünü alıp kalkan yaz gemisi Sularını yarmaya başladı ölümün. Kızıl yaprak dalgalı sonbahar denizi Karıştı.. söndü son parıltısı gülümün. “Artık bir pencerenin önünde , ne kaldı Oturup geçen dünü düşünmekten başka Ne kaldı yaşamaya üşenmekten başka?” Deme. O masalların geceleri geldi. İşte beyaz yelkeni düşten dokunmuş sal! Yetişmek üzere düne günlerin peşinde. Koş, bir ekmek çıkını gibi yanına al Buluşmak umudunu bir yaz güneşinde AHMET MUHİP DIRANAS 2)NE İÇİNDEYİM ZAMANIN Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare , geniş bir anın Parçalanmaz akışında Bir garip rüya rengiyle Uyuşmuş gibi her şekil, Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil. Başım sükutu öğüten Uçsuz , bucaksız bir değirmen; İçim muradına ermiş Abasız, postsuz bir derviş. Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim. AHMET HAMDİ TANPINAR 3) AY BATTI (II) ansızın durdu saatleri zamanın ben gidiyorum dediğinde sürekli yazılan bu bitmemiş öykünün hem de tam orta yerinde. gitmek için seninle tanıdığımız bütün çarşaflar en saklı yerlerinde en umulmadık şeylerin o erişilmez çekingenliği içinde birden ayağa kalktılar. her teli bir sevişme vaktini çalan saçların sonra hepsi ellerin gözlerin ayakların ve o hiç tükenmeyen umudu gülüşlerinin her şey durdu birden ay battı ben gidiyorum dediğinde boşuna artık yıldızların ışıması. Greatford, 1992 GÜRAN TATLIOĞLU

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu memleket, efendiler, satılmak üzere tam hazır; Huzurunuzda titreyen şu milletin sapır sapır, Şu ıztıraplı milletin- ki ölmede ağır ağır – Bütün hayatıdır, satın çekinmeden şakır şakır. Satın efendiler satın, bütün bu memleket sizin, Haraç mezat satın hemen, gerekmiyor izin mizin. Evet bütün sizin ne varsa ortalıkta, vay ki vay: Hasep, nesep, şeref, şafaf, oyun, düğün, konak, saray, Bütün sizin efendiler, bu gök, deniz, bu yıldız ,ay, Bütün sizin, bütün sizin, hazır, kolay kolay. Bu milletin malı deniz, yemezseniz, domuzsunuz Kalın bir ense, şiş göbek, ne muhteşem olursunuz! Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar, Tıkınmanın övüncü var, iç etmenin kıvancı var; Bu memleket, bu sofra hep sizinle etti iftihar; Sizin bütün tekel mekel, sizin bütün dolar molar. Satın efendiler satın, vatan ilelebet sizin Apar topar satın hemen, gerekmiyor izin mizin. Verir zavallı memleket, verir bütün hayâlini, Vücudunu, hayatını, ümidini, ayalini, Zeminini, semâsını, cenubunu, şimalini; Hemen satın, düşünmeyin haramını, helâlini. Bu milletin malı deniz, yemezseniz domuzsunuz Kalın bir ense, şiş göbek, ne muhteşem olursunuz! Bu hortumun gelir sonu, kapıştırın gider ayak, Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak, Bugün söğüşlemek kolay, hazır köşe bucak, Alıp satın, çalıp satın avuç avuç, bucak bucak ! Satın efendiler satın, bütün bu memleket sizin Haraç mezat satın hemen, gerekmiyor izin mizin! 1912 TEVFİK FİKRET (26.12.1867-19.8.1915) (Siir Osmanlica olarak 1912’de yazilmistir) Bugünkü Türkçeye çeviren; Sait Maden Turk Dili Dergisi’nde yayinlanmistir 2)İZMİR YOLLARINDAN SON MEKTUP Belki şimdi sana son / Sözlerimi yazmadan/ Gözlerim kapanacak./ Belki var daha beş on/ Dakikalık bir zaman./ Anne için yanacak/ Mektubumu okurken ./ Lakin ölümun eli/ Alnıma dokunurken/ Beliren bir emeli/ Çok görme bana sakın./ Ben Tanrı’ya en yakın/ Bir yola sapıyorum/ Milletimin uğrunda/ Türbeni yapıyorum./ Düşündüm huzurunda/ Ebedi bir akşamın,/ Düşündüm ki babamın/ Dizi dibinde geçen/ Yirmi iki seneden/ Elimizde kalan ne?/ Sorarım sana anne/ Madem ki gün gelecek/ herkes ayni meleğin/ Önünde eğilecek,/ Niçin o güne değin/ Çan sesleri duyayım./ Bu gün de bir yarın da ,/ Bırakın uyuyayım/ İzmir kapılarında !/ Anne elveda artık./ Şu iki, üç asırlık/ Gecenin gündüzünü/ Görmeden gidiyorum./Ne bir beis var diyorum,/ O günün seherinde/Senin ince yüzünü/ Görüyor gibiyim ya/ Ey genç gecelerimde/ Beşiğimi bekleyen/ Ediyorum emanet / Seni Anadolu’ya/ Sütünden, emeğinden/ Ne verdinse helal et./ Söyle Hacer’e o da/ Hakkını helal etsin/ Gönülcüğü dilerse/ Başkalarına gitsin./ Ben ermeden murada/ Ecel kırdı kolumu;/ Artık beyhude yere/ Beklemesin yolumu.?/ O ne anne , o güzel/ Gözlerinden akan ne/ Geri dönemem diye/ Ağlıyor musun anne ?.. KEMALETTİN KAMU 3)MASALLARIN MASALI Analardır adam eden adamı Aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin Koşuyor altı yaşında bir oğlan; Uçurtması geçiyor ağaçlardan, Siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler Bulutlar adam öldürmesin. Gelinler aynada saçını tarar, Aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. İhtiyarlıkta aklına insanın, Tatlı anıları gelmeli yalnız. Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, Efendiler, siz de ihtiyarlarsınız . Bulutlar adam öldürmesin. NİLÜFER REDDY

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler; Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi! Kanun diye topraklara sürtündü cebinler; Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi… Bihude figanlar yine, bihude eninler. Eyvah! otuz üç yıl o zehir giryeleriyle, Hüsranları, buhranları, ehvali, melali, Amal-ü devahisi ve sulh-ü seferiyle Bir sel gibi akmış, mütevekkil, mütehali. Yazsın bunu tarih-i iber hatt-ı zeriyle! Ey bir dem-i rüya gibi geçmiş kara günler, Bir lahza edin seyr-i cahiminizi tekrar, Dönsün bize o derin nazra-i muğber. Heyhat! otuz üç yıl, otuz üç yıl bütün ekdar Heyhat! ne bir ders, ne bir fikr-i mukarrer Silmez fakat elvahını tarih-i muanit, Doksan beşi aç! gölgesi bir tac-ı harisin Saklar mütelaşi, mütereddit, mütemerrit Evca-ı şebengizini bir yevm-i habisin. Hala o vesavis, o desayis, o mefasit. Hala o şebin zeyl-i temadisi bu ezlam, Hala o cehalet, o tecahül ve o techil, Hala vatan hissesi bir tude-i alam, Hala düşünen başlara hep latme-i tenkil, Hala sırıtan dişlere hep lokma-i inam! Hala tarafiyyet, hasebiyyet, nesebiyyet, Hala: ‘bu senindir, bu benim! ‘ kısmeti cari, Hala gazap altında hakikatle hamiyyet. Hep dünkü terennüm, sayıdan, saygıdan ari; Son nağmesi yalnız: yaşasın sevgili millet! Millet yaşamaz, hakka tahassürle solurken Sussun diye vicdanına yumruklar inerse; Millet yaşamaz, meclisi müstahkar olurken İğfal ile, tehdit ile titrer ve sinerse; Millet yaşamaz maşer-i millet boğulurken! Kanun diyoruz; nerde o mescud-i muhayyel? Düşman diyoruz nerde bu? hariçte mi, biz mi? Hürriyetimiz var, diyoruz, şanlı, mübeccel, Düşman bize kanun mu? ya hürriyetimiz mi? Bir hamlede biz bunları, kahrettik en evvel. Bir hamle-i mahnum-i tagallüple değiştik Hürriyeti şahsiyyete, kanunu gurura, Heyhat! otuz üç yıl geri düştük ve mühlik Yoldan şu nedametli ve gafletli mürura Bişüphe o humma-yi cünun oldu muharrik. Ey millete bir sille olan darbe-i münker, Ey hürmeti kanunu tepen sadme-i bidad, Milliyeti, kanunu mukaddes tanıyan her Vicdan seni lanetle, mezelletle eder yad… Düşsün sana meyyal-i tahakküm eğilen ser Kopsun seni –bir hak diye- alkışlıyan eller (1912) TEVFİK FİKRET ( Hürriyet şairi Tevfik Fikret bu ünlü şiirini zamanın istibdat yönetimine karşı 1912’de yazmıştır. Yazı dili o günlerin saray çevresinin ve elit Osmanlı aydınlarının konuştuğu,çoğunluğunu Arapça ve Farsca kelimelerden oluşan Osmanlıca’dır. Arap alfabesinde sesli harf olmadığından Arapça okuyarak şiiri anlamak daha da zordur. O tarihlerde okur yazar oranı nufusu % 5 -7 civarındadır. Halk Türkçe konuşmaktadır.) 2)KARA SEVDA ….ve nihayet gelip çattı Bir dilimi zehir zıkkım Bir dilimi candan tatlı. Masallarla indik yere Sebil oldu cümle hikayelere Kara kara kazanlarda kaynadı Diyar diyar meydanlarda oynadı Türkülerde ateş alev yandı tutuştu Gördes kiliminde nakıs Minyatür bahçelerinde suret kesildi. Ve nihayet gelip çattı Elveda belirsiz bedava sevince. Uçan kuşa eşe dosta elveda Bütün haşmetiyle gelip çattı. Bir dilimi zehir zıkkım Bir dilimi candan tatlı. BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU 3)MUTLU ÇAĞRI Gün ışır oldu bak, güne bak, Az sonra kavgalar başlayacak Bu ak – gün kirlenmeden Hadi kalk, hadi koş , hadi gel! Acıyı sevmiyorum, sil onu! Ama seni… Kavgayı hiç, Ama seni.. Yeter olsun kötümserlik, Karamsarlığa paydos! Karalıksız günlerimi, uçarı, al da Hadi kalk, hadi koş, hadi gel! M. SUNULLAH ARISOY

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

                                                                                              2 Fenerin altında                                                                    Çağırılma zamanım gelecek askere Kışlanın kapısında                                                               Ayrılacağız hemen Hatırlıyorum sevgilim                                                         Sevgilim kucaklarım seni candan Beklerken beni                                                                     Ve seni bastırırım yüreğime Fısıldıyordun candan                                                          Fenerin altında Beni sevdiğini                                                                       Sarılarak sımsıkı Sen her zaman olacaksın                                                   “Allahaısmarladık” diyeceğiz biribirimize Fenerin ışığında benim Lili’m                                           Fenerin ışığında Lili’m benim Lili Marlene’im benim                                                         Benim Lili Marlene’im 3                                                                                                4 Emirler geldi açılmak için denize                                    Konakladık burada Orada bir yerlere                                                                  Gerisinde ateş hattının Kışladayım                                                                             Ayrıyız biribirimizden ama Dayanması çok zor                                                              Hala dudakların dudaklarıma yakın Bekliyorsun beni caddede biliyorum                             Fener ışığının bekle beni altında Senin ayak seslerini duyuyorum                                     O tatlı yüzün Ama ne mümkün buluşmamız                                       Giriyor sürekli rüyalarıma Fenerin ışığında benim Lili’m                                          Fenerin ışığında benim Lili’m Benim Lili Marlene’im                                                        Lili Marlene’im benim                                        HANS LEİP (İngiliceden çeviren; Güran Tatlıoğlu) 1923 yılında Hamburg’da Hans Leip tarafından Almanca yazılmış olan bu şiir bir askerin sevgilisine olan aşkını anlatmaktadır. Şiir 1936’da Norbert Schultze tarafından bestelenmiş ve Lale Andersen tarafından tanıtılmıştır. Bu şarkı II.Dünya Harbi sırasında İngilizlere karşı Almanların yürüttüğü Libya kampanyasında çok populer olmuştur. Ingiliz askerleri şarkının İngilizçesini söylemeye başlamışlar ve Anne Sheldon Londra’da plağını çıkarmış ve şarkı İngiltere’de de populer olmuş, Fransa’da ise Henry Lemarchand şarkıyı Fransızcaya çevirmiş ve şarkı orada da çok tutulmuştur. 1944 yılında Lili Marlene isimli filmde Marlene Dietrich baş rolü oynamıştır. Ve bu şarkı, bütün dünyada II. Dünya harbi’nin simgesi haline gelmiştir. 2)KALDIRIMLAR Uzaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa karışan noktasında Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Karagökler kül rengi bulutlarla kapanık, Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. Bu gece yarısında iki kişi uyanık; Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler. Simsiyah camlarını önüme dikiyor, Gözleri çıkarılmış birer ama gibi evler. Kaldırımlar, ıstırap çekenlerin annesi, Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır. Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi, Kaldırımlar içimde yaşayan bir insandır. Bana düşmüş can vermek yumuşak bir kucakta, Ben bu kaldırımların istadiği çocuğum. Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta, Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum. Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin, Iki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler. Tak tak ayak sesimi aç köpekler işitsin, Yolumda bir tak olsun zulmetten taş kemerler. Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim Gündüzleri size kalsın,verin karanlıkları, Islak bir yorgan gibi iyice bürüneyim, Örtün üstüme , örtün serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya, Alsa bu soğuk taşlar , alnımdaki ateşi. Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Olsam kaldırımların kara sevdalı eşi… NECİP FAZİL KISAKÜREK 3)KARANFİL Yarin dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil, Ruhum acısından bunu bildi! Düştükçe , vurulmuş gibi, yer yer, Kızgın kokusundan kelebekler, Gönlüm ona pervane kesildi AHMET HAŞİM

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

korkak değilim umutsuz değilim bundan böyle değiştirdim sana yaraşmayan günlerimi verdiklerinle sana yaraşmayan ne varsa bir bir çıkarıp attım yeller esiyor şimdi o büyük karanlığımın yerinde geldin kutsal bildiklerimi yeniden tanımladın ülkemi bir bakışta bağladın güzelliğine en varılmaz yerlere vardırdın ellerimi en gizli denizleri açtın gemilerime sensin artık adı bir dönülmezliği çağıran kelimeleri ölümsuz kılan şiire KEMAL ÖZER 2)AŞKIMIZ “Hava bozdu” diyordu yüzün Kayalık burnunda koyun Yinelenmiş toprakla suyla. Geçtik tepelerin ormanların arasından Yürüdük ardısıra insanların Yüzüyle bir kadının Bir şiirden iki satır gibi Bir çocuğun ipek gibi. Durdun evlerin sokakların durduğu yerde Çoğalıp hepsiyle Hepsiyle karışıp. O zamandı aşkımız yazdı yavaş yavaş su yollarını Kabaran denizi Gitti geldi gökle suyla Büyüdü Kaldı. O zamandı bir tarih olan yüzün geldi aldı yerini. İLHAN BERK 3)YOKLUĞUNDA bilinmedik özgürlüğünde o alışılmamış duyguların ansızın gözlerin midir sorgulayan muhteşem yalnızlığını yıldızlarla dolu akşamın gözlerin mi o menekşe dolu evreninde yüzyıllar kadar süren sessizliğin çırpınışları içinde yolunu kaybetmişçesine serçelerin ölmemek diyor şarkılar sevışmeden önce ve yürümek karanlığında gecelerin hiç tükenmemişçesine koşturmak çılgıncasına o başlamamış serüvenlerin gözlerin mi bir aynanın o kahredici zenginliğinde saşırtan beni yine unutulmamak olan yokluğunda GÜRAN TATLIOĞLU (Assos 2009)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

korkak değilim umutsuz değilim bundan böyle değiştirdim sana yaraşmayan günlerimi verdiklerinle sana yaraşmayan ne varsa bir bir çıkarıp attım yeller esiyor şimdi o büyük karanlığımın yerinde geldin kutsal bildiklerimi yeniden tanımladın ülkemi bir bakışta bağladın güzelliğine en varılmaz yerlere vardırdın ellerimi en gizli denizleri açtın gemilerime sensin artık adı bir dönülmezliği çağıran kelimeleri ölümsuz kılan şiire KEMAL ÖZER 2)AŞKIMIZ “Hava bozdu” diyordu yüzün Kayalık burnunda koyun Yinelenmiş toprakla suyla. Geçtik tepelerin ormanların arasından Yürüdük ardısıra insanların Yüzüyle bir kadının Bir şiirden iki satır gibi Bir çocuğun ipek gibi. Durdun evlerin sokakların durduğu yerde Çoğalıp hepsiyle Hepsiyle karışıp. O zamandı aşkımız yazdı yavaş yavaş su yollarını Kabaran denizi Gitti geldi gökle suyla Büyüdü Kaldı. O zamandı bir tarih olan yüzün geldi aldı yerini. İLHAN BERK 3)YOKLUĞUNDA bilinmedik özgürlüğünde o alışılmamış duyguların ansızın gözlerin midir sorgulayan muhteşem yalnızlığını yıldızlarla dolu akşamın gözlerin mi o menekşe dolu evreninde yüzyıllar kadar süren sessizliğin çırpınışları içinde yolunu kaybetmişçesine serçelerin ölmemek diyor şarkılar sevışmeden önce ve yürümek karanlığında gecelerin hiç tükenmemişçesine koşturmak çılgıncasına o başlamamış serüvenlerin gözlerin mi bir aynanın o kahredici zenginliğinde saşırtan beni yine unutulmamak olan yokluğunda GÜRAN TATLIOĞLU (Assos 2009)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mirabo köprüsünün altından akıyor Seine nehri Ve aşklarımız Anımsamam mı gerek onları Sevinç acıdan sonra gelirdi her zaman Gece gelsin saat çalsın Günler geçiyor ben kalıyorum Yorgun dalgası sonsuz bakışların Geçerken köprüsü altından kollarımızın Elele yüzyüze kalalım Gece gelsin saat çalsın Günler geçiyor ben kalıyorum Aşk uzaklaşıyor bu akan su gibi Uzaklaşıyor aşk Yaşamak ne denli ağır Ve umut ne kadar zorlu Gece gelsin saat çalsın Günler geçiyor ben kalıyorum Günler geçsin haftalar geçsin Ne geçen zaman, Ne de aşklar gelmiyor geri Mirabo köprüsünün altından akıyor Seine nehri Gece gelsin saat çalsın Günler geçiyor ben kalıyorum. GUİLLAUME APOLLİNAİRE (Çev; Orhan Ülkülü) 2)RÜZGARLA Neler gizler bu kuyunun derin dibi, gören göze neler yansır o suskun karanlıktan? Mermer kasnağına abandığında ? “Kara göründü!” diye bir ses miydi umutsuz çalkandığın enginde duymak istediğin? Yıllarca deniz! deniz! diye sayıkladığında? Kucaklaş bu ormanın kararan yeşiliyle artık, karaya vurmuşken nasılsa. Neredeydin? Bunca zaman, nerelerde, hangi kuytuda? Uçan bir tüydü izlediğim birlikte savrularak erişmek için bu menzile sonunda. CEVAT ÇAPAN 3)ÖZLEM Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim, Ayaklarımın altında nemli , serin kırlar; Başakları devrişip otları ezeceğim, Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgar. Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen bir düş Ve yüreğimde sevgi; büyük , sonsuz , umutlu, Cekip gideceğim, çingene gibi, başıboş Doğada, bir kadınla birlikte gibi mutlu. 20 Nisan 1870, ARTHUR RIMBAUD (Çev; Erdoğan Alkan)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

çekip gidince levantenler bir bir bırakınca beni seni kirli tünel yakınında galata’da yaslanıp duvarlara düşünüyoruz eleni’yi ah biz de onlardandık ah biz burada kaldık solgun yüzlü çocukta geçen günleri ararken ara sokakları sustu tepebaşı’nın tomtom kaptan sustu hayganuş’un başındaki tüller karaya büründü geçti önümüzden yüreğimiz sustu neydik demedik neredeyiz de küçük hıçkırıklar duyuldu içimiz durdu biz de onlardandık kesin mısır kokulu Trieste soslu makarnali öğlenlerden bir ben kaldı bende bir pazar çanları rüzgar hızıyla tophane’yi bölen bir başkaydı bir başkasınındı atmosfer dağlı seslere yenilen ah herhalde kaldık duygu muydu kalp çarpıntısı mı apartman aralıklarının cumartesi akşamki kokusu lavazzaydı özlenen mantıydı yediğimiz zaten mario da sevgilisiydi birinin sahi beyoğlu şimdi kimin ya terzi kınar’ın beyaz gömlekleri ifakat’ın torununda şimdi içip içip roksi bar’da yalanıyor serseri ama güzel yüzlü bilmiyorum galiba kaldık kirli parmakla tutulmuş fotoğrafların dargınlığı bu olsa gerek hem ev sahibiydik hem konuk yoksa bu coğrafyayı biz mi uydurduk? ah gerçekten onlardandık ah biz burada çok mu kaldık? BURAK MİKAİL UÇAR 2)TÜNEL tünelin karşısında o haşmetli binanın meşrutiyetten kalma serin rüzgarları eski levanten çiçeklerin eser durur kaldırım taşlarında o dar sokakların öylesine alımlı geçer topukları çok güzel bir kadın gülistan olur her yer ve selam durur karanfiller güller GÜRAN TATLIOĞLU 14.9.2009 İstanbul 3)LACİVERT yaz en iyi merhemdir açık yaralara birden hatırlarsın karşıki kilisenin çanı çaldığında yanındaki dünya güzeli kızla başka bir kilisenin loş avlularında öpüştüğünü havlucular çarşısında lavanta satan yaşlı adam selam verse aniden, evet, anınmsayacaksın, lacivert bir oyunda ikiniz arasında yaz en iyi merhemdir açık yaralara sürdükçe acıyı alan ama yarayı da besleyen , iyileştirmeyen sonra kesip atacaksın bir zamanlar onun elini tutan elini kolunla beraber. yalnızlığa geri döneceksin bir perşembe, kesildıği yerden çok sonra kanayacak kolun. evet, lacivert varsa bir rengi uykusuzluğun SELAHATTİN YOLGİDEN

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yüzün müdür yayılan bir derin fısıltı gibi bu dal kımıldamayan gökte, esmeyen havada? Yüzün mü ? sanki hafif bir kanat sıyırdı suyu, geçerken üstüme sessizce düştü bir yaprak. Yüzün mü? ürperiyor kuytu bir güneş derede, yüzün mü, yoksa çayırlıkta bir kıpırtı mı var ? Yüzün mü belli belirsiz tüten bu ot kokusu dibinde fundaların, çiylerin, çisentilerin ? Yüzün mü , duymuyorum, ah akan yüzün mü bana denizle, kumla, karanlıkta çok derinlerden? Yüzün mü, yoksa geçen bir düşüncenin sesi mi içimde, korkuyorum, çınlayan bu sessizlik? SAİT MADEN 2)DÜŞLER ellerin oluyor bir güvercin, alımlı uçup gidiyorsun avuçlarımdan soluğumuzun kesiştiği tam o keskin noktadan ne mümkün söylemek o türküleri şimdi çözülürken saçların altından geçtiğimiz ebemkuşağının ışıkları düştüğünde güneşin alışılmayan mavisine gözlerinin zafer çığlıkları atıyor sanki dokunulmazlığı olan o kelebeğimiz belki koşan atlılarıyla dört nala bir bayram şenliği havasında uzun bir özlem, zaman yitince her yanıyla, işitilmedik bir söylence mevsimler durmadan gelip gittiğinde değiyor soluğun soluğuma gözlerin ellerime bir değil , güvercin oluyorsun binlerce düşlerim sınırlarını aşıp gittiğinde Istanbul, 2001, GÜRAN TATLIOĞLU 3)BİRİ VAR Biri var , durmadan beni arar, Biri var mevsimlerdir beklerim. Biri var ki açmamış bir bahar Göklerimde yıldız, içimde sır. Biri var ki bahtı bende yaşar, Benim çiçeklerim açar onda. Bende musiki, bende rüyalar, Biri uzakların uzağında, Havuza düşen memleketleri, Biri var ki içimde sayıklar. (1920 – 1993) SABAHATTİN KUDRET AKSAL Aksal’ın ilk şiiri ( Varlık 1.8.1938)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Her sabah açtığımda gözümü Sendendir derim doğan güne, Sağlıkla penceremde ilk ışık; Sendendir gücüm – kuvvetim, Çıkarım sokağa şevk ile, Toprağın ıslak kokusu, Bacaların dumanı sendendir, Sıcaklığı havanın seninle. Günaydın dallara – kuşlara, Dost yüzlü insanlara merhaba! Her sabah yeniden başlarım Yaşamak üzre aydınlıkla. Sen yanıbaşımda bulduğum Ömrüm varsa sendendir. Gerçekten tertemiz aklımda, Sanadır şiirlerim- türkülerim CEVDET ATMACA 2) BUSH AMCAYA MEKTUP sevgili bush amca önce saygılarımı sunar, selam ederim ben abbas’ın oğlu ali bağdattan, mahallemin adı “teselli” ben erişemiyorum öperim uzatırsan iki elini babam özgürlük savaşının ilk günü öldü özgürlüğe kavuşamadan anam , berivan, üç gün önce kayboldu yıkılan binaların altında kurtulamadan dün güneş yeniden doğdu dün yine taze bir başlangıçtı kollarım yoktu uyandığımda ben ve iki öküz damda şimdi öksüsüz bush amca güneşler çizerdim okulda ve aydınlığı bir ay önce bir yelkenli, dalgalarını denizin güzelce şimdi ben, olmadan ellerim kollarım ne yaparım özgürlük dediğin yiyememek mi yemeğini kendi ellerinle çember çevirememek mi , oynayamamak mı arkadaşlarınla çizememek mi istediğin resimleri defterlere bush amca sen benim yalnız ellerimi almadın kollarımı, anamı , babamı tüm ümitlerimi geleceğe dönük , ayrıca on yaşındayım ben daha fakat herşeyin ayırdındayım şu anda açız, ışığımız da kesildi, sususuz özgürlük adına sizse beyaz sarayda oturuyorsunuz özgürlük geldiğinde , bana ellerimi , kollarımı verecek misin , bush amca buradan daha başka sorgu sual edersen havalar çok ısındı arada bir fırtına oluyor koruyor tanklarını sarı bir kum tabakası özgürlük adına sizinkiler yüzlerce kişiyı vuruyor gerçi, kendileri fazla da kayıp vermediler bizim bahçede çiçekler tavşanlarım, köpeğim , kedilerim bilmiyorum neredeler şimdi baki selam eder uzatırsan eğer iki elinden öperim ben bağdattan , abbasın oğlu ali Güran Tatlıoğlu 15.4.2003, Stamford,UK 3)YOKSUN Sen yanımda olmadıkça yıldızlara bakamam Baksam da göremem denizin mavisini, kırların yeşilini.. Gülsem gülemem , ağlasam ağlayamam Gel gör gönlümde boş bıraktığın yerini Kasırgalar dinmeden, okyanuslar çekilmeden gelemem Ne ırmaklar söz anlar , ne acı karanlıklar geçit verir.. Gözlerinin yeşil alevi yaklaştırmaz beni yanına Çaresizlikler arasında aklıma hep ölüm gelir GÜLSER CEYHUN

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ereğli’ye gittim elli dört yıl sonra Altmışını aşmış bir adam Ne kadar benzerse Yedi yaşında bir çocuğa O kadar benziyordu geldiğim fabrika kenti Ayrıldığım kıyı kasabasına Pampurları izlediğim sabah akşam Deniz duruyordu yerinde Ama nerde denizi bir baştan bir başa kucaklayan balkon O üç katlı koca ev nerde Ne komşumuz Dönme Melek hanım Teyze kalmıştı Ne Hıdrellez’de kır gezisine gittiğimiz Gülüç Çayırı Ne de beni elimden tutup kıyı kahvesine inen dedem Çınaraltı’ndan yokuş yukarı tırmanıp aynı yolu İşte sokağımız, işte doğduğum ev derken Bir apartman çıktı karşımıza Kirli yüzüyle ve çirkin Kalan yalnızca bir denizkızı düşüydü o Ereğli’den Küçük bir kızın gördüğü sabah okula giderken Dinlediğimiz bir akşamüstü Ressamın balkonunda Karartırken fabrikanın dumanları Milyon yıllık günbatımını EGEMEN BERKÖZ 2)YANINDA OLMA TATLISI Yan yana da olsak Uzakta da Hep aynı tadı bırakır Yanında olma duygusu. Kucağımda bir çocuk gibi taşırım seni Sarıldığım yorgan Vazgeçemediğim bir kazak gibi. Omuzumda bir kuşsun Saçımda kelebek Göğsümde çiçekler yetiştiren bahçevan. Acımsın tadından yenmeyen Varlığınla yoksun Yokluğunla var İlk lokmamsın Doyulmaz tatlım. TURGAY FİŞEKÇİ 3)KARGALAR Gözlerinde , ölen güneşin yası, Okuyaraktan bir ölüm duası Ovalara doğru alçalmadalar; Kargalar bir garip org çalmadalar… Tasalı baş şimdi, yorgun koldadır Ve sular Tanrıya varan yoldadır Gün bir mezarlıktır sanki; bulutlar Kızıl bir toprağa kakılmış putlar… Okuyaraktan bir ölüm duası -Gözlerinde ölen güneşin yası- Beynimize doğru alçalmadalar, Ebedi Azaptan inen kargalar… AHMET MUHİP DRANAS (1933)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm Orada bütün ümitsizleri bekleyen ölüm Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer Göklerin en mavisi buğdayların üzerinde Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince Camın kırılan yerindeki maviliğini de Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar Ben bu radiumu bir pekbilent taşından çıkardım Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde Bulup bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke Gözlerin Peru’mdur benim Golkond’um Hindistan’ım Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa’nın Gözleri Elsa’nın gözleri Elsa’nın gözleri Louis Aragon (Fransa 18097 – 1982) , (Çev; Orhan Veli Kanık) 2)YALNIZLIĞI DENEMEK gecenin ortasında ne işin var yıldızlara dokunma yanarsın bak birazdan ay da batacak karanlık bulaşmasın ellerine tersin döner yolunu bulamazsın içi dışı uzay tozu yansımalar sahi mi yalan mı anlayamazsın bir rüya gemisi iskele sancak dokunup geçiyor hayallerine ağlayasın gelir ağlayamazsın sevmek insanın yüreği kadar küçükse büyüğünü taşıyamazsın yalnızlığı da dene oldu olacak nasıl yankılanır derinden derine iyi midir kötü mü çıkaramazsın insanı ancak kendisi tamamlar içinde başka dışında başkasın eksiğin fazlana elbet bulaşacak öbürü sığacak bunun derisine yoksa sabaha sağ çıkamazsın ATTİLA İLHAN 3)YOLCULUK Gideceksin buralardan gün gelecek, Yavaş yavaş kaybolacak bindiğin tren, Eriyen karlar gibi içinden Bütün sıkıntıların akıp gidecek Bağdaş kuracaksın bir tahta sıranın üstüne Yolculara, merhaba , diyerek Peşin sıra kaçan kırları seyrederek Coğrafya derslerini hatırlayacaksın yine Adını bilmediğin nehirlerden geçerek. Bir dikili ağacın bile yok yeryüzünde Ama bir memleketin var gezilecek ! Eriyen karlar gibi içinden Bütün sıkıntıların akıp gidecek, Ağlamayacak kimse peşinden, gülmiyecek! CAHİT KÜLEBİ

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu sabah hava berrak; Bu sabah herşey billurdan gibi. Gök masmavi bu sabah, Güzel şeyler düşünelim diye. Yemyeşil oluvermiş ağaçlar, Bulutlara hayretinden. İşıldıyor kanat seslerinde kuşların İlk uçtukları günün altın sevinci. Karlı dağlardır sefere çıkmış. Vadideki suyun şırıltısında. Ben gülüm, ben karanfil, ben de yasemin diyor, Renk renk kokularla çiçekler, Sahiplerinden memnun evlerin bahçelerinde. Boy boy insan gölgeleri kımıldar Güneşi içmiş kaldırımlarda. Belli adım atışlarından, İçlerinden geçen şey. Bütün erkekler delikanlı, Bütün kadınlar kız, Fakirinde refah, Hastasında sağlık, Sorulsa çocuk bahçesidir derim, Karşı bayırdaki mezarlık. Bu sabah hava berrak, Bu sabah herşey billurdan gibi. CAHİT SITKI TARANCI 2)SİTEM Önde zeytin ağaçları arkasında yar Sene 1946 Mevsim Sonbahar Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim Dalları neyleyim. Yar yoluna dökülmedik dilleri neyleyim. Yar yar !.. Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar Değirmen misali döner başım Sevda değil bu bir hışım Gel gör beni darmadağın Tel tel çözülüp kalmışım. Yar yar Canımın çekirdeğinde diken Gözümün bebeğinde sitem var. BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU 3)BALKON Hatıralar annesi sevgililer sultanı, Ey beni şad eden yar, ey tapındığım kadın! Ocak başında seviştiğimiz o zamanı, O canım akşamları elbette hatırlarsın Hatıralar annesi, sevgililer sultanı! O akşamlar , kömür aleviyle aydınlanan, Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen. Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman! Ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden! O akşamlar , kömür aleviyle aydınlanan! Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları ! Kainat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar! Üstüne eğilirken ey akşamın pınarı, Sanırdım ciğerimde kanın kokusu var Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları ! Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece. Seçerdim o karanlıkta gözbebeklerini; Mest olur, mahvolurdum nefesini içtikçe. Bulmuştu ayakların ellerimde yerini. Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece. Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak; Yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde. O “mestinaz” güzelliğini boştur aramak, Sevgili vücudundan, kalbinden başka yerde, Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak! O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler: Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır, Nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler? Güneşler ki en derin denizlerde yıkanır. O yeminler, kokular , sonu gelmez öpüşler! CHARLES BAUDELAİRE (1821 -1867) (Çev; Cahit Sıtkı Tarancı)

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak.. Sular sarardı..yüzün perde perde solmakta Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta… Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller, Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisan-I hafidir ki ruha dolmakta, Kızıl havaları seyret ki aksam olmakta ! AHMET HAŞİM 2)GEÇMİŞ YAZ Rü’ya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle, Her anını, her rengini, her şi’rini hazdan. Hala doludur bahçeler en tatlı sesinle! Bir gün, bir uzak hatıra özlersen yazdan. Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin: Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde; Mehtap..iri güller… ve senin en güzel aksin… Velhasil o rü’ya duruyor yerli yerinde ! YAHYA KEMAL BEYATLI 3)YÜK Çıktım bir kuşluk vakti pazara, Aşk idi, avare bir aşk idi gönlümün tek yükü. Gördüm oduncular saçlı sakallı, vakitsiz, On saatlik yoldan gelmiş, yorgun: Yık evime odunu kardaş, Bir eşek yükü. Sesler uzanıyordu irili ufaklı dört yanımdan, -Çevir arabanı hayda, çek yükü. Tavuklar, yumurtalar, yağlar , üzümler, Sevdim hepsini birdenbire, sevdim, utandım: Yık evime samanı kardaş Bir eşek yükü. Kalmadı eski azatlığım, lüzumsuzluğum, Çöktü omuzlarıma düşünmek yükü. Rençberler, kokular, kadıncıklar sardı beni hep, Yaşlandım dağ kimin , genceldim rüzgar kadar: Yık evime derdi kardaş, Bir eşek yükü. FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bekle beni, döneceğim Bütün gücünle bekle. Bekle, sarı yağmurlar Hüzün getirdiğinde. Bekle,karda, tipide Bekle, bunaltırken sıcak Bekle, kimseler beklemezken Geçmişi unutarak. Bekle, uzak yerlerden Mektup gelmez olduğunda. Bekle, birlikte bekleyenler Beklemekten usandıklarında. Döneceğim, bekle beni Ve iyilik dileme Artık unutmak gerektiğini Söyleyenlere. Varsın oğlum ve anam Yok olduğuma inansınlar, Varsın , yorulup beklemekten Otursun ateşin başına dostlar İçsinler o acı şaraptan Rahmet dileyerek yitene Bekle, O şaraptan İçmekte acele etme. Bekle beni, döneceğim Tüm ölümlerin ınadına. Varsın, beklemeyenler Yorsunlar bunu şansa. Anlamayacak onlar Nasıl ortasında ateşin Kurtardı beni Senin bekleyişin. Nasıl sağ kaldığımı Ikimiz bileceğiz sadece: Basardın beklemeyi sen Kimsenin bekleyemediğince. KONSTANTİN SİMONOV (1915 – 1979)(Çev; Ataol Behramoğlu) 2)HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramalara. Seni, anlatabilmek seni, Namussuza, haldan bilmez, Kahpe yalana. Ard-arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül – gürül akan bir dünya… Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana , Bir bu yana… Seni, bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni… Yokluğun , Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini… AHMED ARİF 3)GENE DAĞ YOLLARINDA Yıllar sonra Alplerden inerken, bir dağ yolu mu diye kendine sorarsan daha bin bir soru varken zihnini kurcalayan, elinde bir dağlalesiyle seni karşılayan şu küçük kızı alnından öp ve dinlen biraz. Yıllar önce , uzaklarda, doruklarına tırmadığın, rüzgarlarını ezberlediğin başka dağları düşün. O bildik dağların koyaklarında biriken, sonra eriyip boz bulanık ırmaklara karışan kadarıyla ak git sen de uzaklara, dağların ardına, kavruk çöllere. Uçak gürültülerinin kum fırtınalarının içinden, Düşlerinde o küçük kız, bir dağlalesi elinde. CEVAT ÇAPAN

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gençliğim bir karanlık fırtına oldu, Birkaç yerinde parlak güneşler açan; Öyle harap çıktım ki fırtınadan, Bahçemde kızarmış tek tük meyve kaldı. İşte fikirlerin güzüne ulaştım Suyun mezarlar gibi çukur açtığı. Sel basmış toprakları durmayıp gayrı, Kürekler, tırmıklarla onarmam lazım. Boy atacak mı, sırrı gıdayı bulup, Hayal ettiğim yeni çiçekler acap Bu kumsal gibi yıkanmış topraklardan ? -Ey acı! Ey acı! Zaman ömrü yiyor Ve kalbimizi kemiren sinsi düşman Kaybettiğimiz kanla şişip büyüyor! CHARLES BAUDELAİRE (Çev; AHMET MUHİP DIRANAS) 2)KANTO Ben nerde bir çift göz gördümse Tuttum onu güzelce sana tamamladım Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu Bir bunun için yaptım – Garson bira getir Garsonun adı Barba Ben nereye gittimse bütün zulumlardı Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu Namussuz bir çağ biliyorsun – Garson rakı getir Garsonun adı Hakkı Sen belki de bir resimsin ne haber Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun Yapan bir de ağaç yapmış yanına Dallarına konsun diye kelimelerin – Garson şarap getir Garsonun hali harap CEMAL SÜREYA 3)BEN ACIYIM Ben acıyım. Yani senin bazan duşen yüzün. Umarsız Boynun bazan. Bazan ağzın, gölgeli gözlerin. Yani Çocukluğun. Bursa’da bir sokak yani (Bursa’yı hiç görmemişim gibi gelir bana). Bir akşam yaktığın bir mum sonra bir kilisede Daha hiç bilmediği bir yüz için ölümün. Sen ki hep bir yüze dönüşürsün bende Bir yüze Hem geceyi hem tanyerlerini taşır kendinde. Ben ki bir yıkıntınım senin, senin büyüttüğün Acının el yazısında. ILHAN BERK

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir gün yaşlanıp saçlarınız ağardığında Uykulu ocak başında bu kitabı alınız; Okuyup ve gözlerinizi düşünüp sonra da Güzelim gözlerinizi, anılara dalınız. Kaç kişi canım anılarınıza gönül verdi, Bağlandı güzelliğine gerçek ya da yalan; Yalnız biri oldu o kutsal ruha tapan, Ve değişen yüzünüzün acısını sevdi. Şimdi kızaran kütüklerin yanıbaşında, Üzgün aşkın uçup gidişini anlatınız; Yüce dağları aştı birden nasıl bakınız, Ve kayboldu sonra yıldızların arasında. WILLIAM BUTLER YEATS ( Çeviren; İlhan Berk) 2)BİRİSİ Bu topraktan biriydi Adı Orhan Veli’ydi Elleri dost omuzunda Yaşamak kaderiydi. Kendi gitti ismi kaldı yadigar. Çiçek verdi, gülesiye Şiir verdi, kıyasıya Yaşaması ölesiye Kendi gitti ismi kaldı yadigar. CAHİT IRGAT 3)ÖLÜM Önce hafif bir sızı dolaştı vücüdumda Hafif aşkı andırır bir sızı Ayaklarım yavaşça soğumaya başladı O saat anladım Bu yüzün bu kirpiklerin artık benim olmadığını O saat ölümün bir kız gibi çıkageldiğini Geçte olsa anladım Sonra seni düşündüm Kusursuz bir mayıs günü Seni bekletmenin ne demek olduğunu Kanım vücüdümde ağır ağır dönüyordu Ağır ağır bir perde iniyordu hayata Her yokluk bu gözümün kapanmasında Bu canım gökyüzü var bu ağaç bu kuş yeryüzünde Bu parmaklarımın doyasıya gelin olduğu şehir Karım henüz çiçeği burnunda ERCÜMENT UÇARI

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir çiçek demeti gönderiyorum size; Kendi elimle kopardım bu çiçekleri; Yarına kadar hepsi döküleceklerdi Biri çıkıp akşamdan onları derlemese. Size güzel bir ders olmalı bu hadise: İstadiğiniz kadar güzel olun şimdi, Kaybedeceksiniz elbet o güzelliği, Bu çiçekler gibi solacaksınız siz de. Zaman geçiyor, sultanım, geçiyor zaman. Zaman değil geçen, en güzel çağı ömrün; O büyük dalga bizi de alacak bir gün. Göçüp gittiğimiz gün biz de bu dünyadan Unutulur sevdiğimiz, sevildiğimiz Sevmeye bakın geçmeden güzelliğiniz. PIERRE de RONSARD (1524 -1585) (Çev; ORHAN VELİ KANIK) 2)HATIRLAMA Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak Rüyaların kadar sade, güzeldin Başbaşa ıslandık günlerce ıslak Çimenlerinde yaz bahçelerinin Ömrün gecesinde sükun aydınlık Boşanan bir seldi avuçlarından Bir masal meyvası gibi paylaştık Mehtabı, kırılmış dal uçlarından AHMET HAMDI TANPINAR 3)BENİ ANLAYAMAZSIN Beni anlayamazsın şimdi. Günlerin bahar, arzuların rüzgardır. Gençlik , dudaklarında şarkı, Yanaklarında renk, Gözlerinde hevestir. Beni anlayamazsın şimdi. Gündüzler uzun, geceler kısadır. Yatar yatmaz uyursun. Ne düşünce, ne melal… İhtimal, Gönülden sevmek nedir, bilmezsin. Şen bir türküdür sesin. Ama bir gün, Yaprak dökülmüş, sararmış yüzün… Geceler uzamış son bir ah gibi, Ocağın başında gözlerin, belki Takılır kalır da yanan kütüğe, Anarsın gönülden :”sevmişti” diye O zaman, dudaklarında ismim dolaşır, Bakışların gözlerimi ararsa Eminim, Ocakta tutuşan ruhum olacaktır. Beni anlayamazsın şimdi. Günlerin bahar , arzuların rüzgardır ZÜBEYDE ARTUN

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mayıs ayların gülüdür, Taze bir çiçek dalıdır, İçerim ateş doludur, Mayıs’ta gönlüm delidir. Yeşil dağlara göçülür, Kızıl şaraplar içilir, Yarim dökülüp saçılır, Mayıs’ta gönlüm delidir. Göklere karşı yatılır, Dertlerimiz unutulur; Eski sevgiler atılır; Mayıs’ta gönlüm delidir. Uzakta kuşlar seslenir; Gönlüm genişler, beslenir; Yaşamağa heveslenir, Mayıs’ta gönlüm delidir. Yumuşak rüzgarlar eser; Çimenlerde yarim gezer; Yanılır, bana gülümser; Mayıs’ta gönlüm delidir’ SABAHATTİN ALİ (15.5.1932) 2) YUNUS EMRE’DEN -II- Gönlüm düştü bu sevdaya , Gel gör beni aşk neyledi; Başımı verdim gavgaya, Gel gör beni aşk neyledi. Ben yürürüm yana yana, Aşk boyadı beni kana, Ne akilim, ne divane, Gel gör beni aşk neyledi. Mecnun oluban yürürüm, Yari düşümde görürüm, Uyanır melül olurum, Gel gör beni aşk neyledi. Gah eserim yeller gibi, Gah tozarım yollar gibi, Gah akarım seller gibi, Gel gör beni aşk neyledi. Akar sulayın çağlarım, Dertli ciğerim dağlarım, Yarim anuban ağlarım, Gel gör beni aşk neyledi. Ya elim al kaldır beni, Ya vaslına erdir beni, Çok ağlattın , güldür beni, Gel gör beni aşk neyledi. Miskin Yunus biçareyim, Baştan ayağa yareyim, Dost ilinden avareyim, Gel gör beni aşk neyledi. YUNUS EMRE 3)AŞK Sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk Mutsuzluklar, bu krallar yaşamada yoktu. Sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu Sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler Nicedir bir pencereden deniz güzel değil Nicedir ışımıyan insanlığımız sensizliğimizden. Sen gel bizi yeni vakitlere çıkar. İLHAN BERK

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ne zaman kımıldadıysa dallarım, yapraklarım Batıdan esen rüzgarla, Budadılar beni! Suçumu bir türlü anlamadım. Ama, yine filizlendim her budaktan, Yine dallandım, yapraklandım!.. MEHMET SALİHOĞLU 2)SES Bir lahzada bir pancur açılmış gibi yazdan Bir bestenin engin sesi yükseldi boğazdan! Coşmuş yine bir aşkın uzun hatırasıyla, Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla. Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi, Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine esindi. Ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım, Tekrar o alev gömleği giymiş gibi yandım. YAHYA KEMAL BEYATLI 3)GÜZEL HAVALAR Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum Şiir yazma hastalığım Hep bu havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti. ORHAN VELİ KANIK

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Siyah setreler , ipekli çoraplar Beyaz , kibar kolluklar Nazik konuşmalar , kucaklaşmalar… Amma ne olurdu biraz da kalbleri olsaydı… Göğüslerinde kalpleri, kalplerinin içinde de Sevgi, sıcak bir sevgi olsaydı… Onların yalancı aşk acılarından bahseden dilleri Beni kahrediyor… Ben dağlara çıkmak istiyorum; Iyi kalpli insanları barındıran kulübelerin bulunduğu, Insan göğsünün serbestçe nefes aldığı, Hür rüzgarların estiği dağlara… Ben dağlara çıkmak istiyorum.. Koyu çamların boy gösterdiği, Derelerin çağladığı , kuşların öttüğü, Mağrur bulutların kovalaştığı dağlara.. Hoşça kalın ey cilalı parlak salonlar, Ve onlar kadar dümdüz baylar, dümdüz bayanlar! Ben dağlara çıkmak , yükseklerden Sizlere bakip gülmek istiyorum HEİNRİCH HEİNE 2)DÜŞÜNCE Vakit akşam..Bekar odanda yine Biliyorum, beni düşünmedesin. Dalmışsın göklerin maviliğine Beni de bekleyen var mı ki dersin. Şimdi boş odalar beklesin, varsın Pencerenden dökülmesin ışıklar. Bir gün eve dönüşünde bakarsın Seni de bir taze kadın karşılar. Dervişin masalda verdiği elma… Sen… Ben… Bir elmanin iki yarışı İşte koskocaman resmin karşımda Yine hasret… Yine o kalb ağrısı.. Gözlerinin bir esrarlı hali var Gözlerin…Gönlüme gönlümden yakın Bilmem ne anlatır, bilmem ne sorar Bu garip manası bakışlarının? Binbir düşünceyle burkulur içim Be yiğitim, hepsi neyse ne ama Okuyamadığım, çözemediğim Bu tuhaf arzu ne dudaklarında? JULİDE GÜLİZAR ERGÜVEN 3)ÖLÜ Hangi mahallede imam yok Ben orada öleceğim. Kimse görmesim ne kadar güzel Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim Ölüler namına azade ve temiz Meçhul denizlerde balık Müslüman değil miyim? Fakat istemiyorum kalabalık.. Beyaz kefenler giydirmesinler Sızlamasın karanlığım havada. Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım Ki bütün azalarım hülyada. Hiç bir dua yerine götüremez Benim kainatlardan uzaklığımı Yıkamasınlar vücudumu yıkamasınlar Çılgınca seviyorum sıcaklığımı. FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir insan öldü başka silah bilmeden Hayata açılmış kollarından gayri Bir insan öldü başka yol bilmeden Mavzerlerin kıpraştığı yollardan gayrı Bir insan öldü vazgeçmez hala dövüşten Ölüme karşı karanlığa karşı Maden onun istediği şeyleri Biz de istiyoruz Esenlik diyoruz ışısın bir Gözlerin gönüllerin derininde Adalet dıyoruz ışısın yeryüzünde İnsanı yaşatan kelimeler vardır Hani yunmuş arınmış sözler Sıcaklık diyelim güven diyelim Mesela aşk adalet hürriyet kelimesi Çocuk kelimesi insanlık kelimesi gibi Ve bazi çiçeklerin ülkelerin ismi Mesela yiğitlik kardeşlik arkadaşlık Çalışma kelimesi gibi Sonra bazı kadınların bazı dostların ismi Bizim Peri de onların arasında Bizim dediysem boşuna değildi vurulduğu Peri öldüyse bu hayat yaşamaya değsin diyeydi Ondan öğrendik gücümüzün nelere yeteceğini Biz diyorsam onun umudu hala harlı diyedir. PAUL ELUARD; Çeviren Can Yücel 2)PİA ne olur kim olduğunu bilsem pia’nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia’yı görseler bana bir haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldız basar bir hançer gibi çıkıp giderdim ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese singapur yolunda demeseler bana bunu yapmasalar yorgunum üstelik parasızım pasaportsuzum ne olur sabaha karşı rıhtımda seslendiğini duysam pia’nın sırtında yoksul bir yağmurluk çocuk gözleri büyük büyük üşümüş ürpermiş soluk ellerini tutabilsem pia’nın ölsem eksiksiz ölürdüm ATTİLA İLHAN 3)İSTANBUL Evin içinde bir oda , odada İstanbul Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul Bir adam sigarasını yaktı bir İstanbul dumanı Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul Çocuk bir olta atmıştı denize , gördüm Çekmeğe başladı,, oltada İstanbul Bu ne biçim iş , bu nasıl şehir Şişede İstanbul, masada İstanbul Yürüsek yürüyor , dursak duruyor, şaşırdık Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul Bir insan bir kere sevmeye görsün, anladım Nereye gidersen git, orada İstanbul ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsan yağmurdan korktuğumu bilirsen gözlerim aklına gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni geceleri bir çarpıntı duyarsan telas telaş yağmurdan kaçıyorum sarayburnu’ndan geçiyorum akşamsa eylülse ıslanmışsam beni görsen belki anlıyamazsın içlenir gizli gizli ağlarsın eğer ben yalnızsam yanılmışsam elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni ATTİLA İLHAN 2)KIZ SEVİM Kız Sevim Kız Sevim beni çıldırtacaksın Ben uzak taşranın cahil delikanlısı Ben güzelleri seven insan canlısı Bakma gözlerime öyle Kıyacaksın Ne var öyle senden bana doğru akan Bahar kadar taze bahar kadar ılık Nedir bu içimin gümbürtüsü Alnımdaki ter Hoyrat saçlarım taranmış Kılığımda bir çeki düzen Sevim Sevim yeter İster misini seninle kacalım dağlara Benim çelikten kollarım vardır Ateşli nefesim Pek güzel değilse de içtendir sesim Kaç defa türküler yaktım Senin için bulutlara Kız Sevim Kız Sevim Beni çıldırtacaksın Ben uzak taşranın cahil delikanlısı Ben insanlari seven güzel canlısı Bakma gözlerime öyle Yakacaksın HALİM YAĞCIOĞLU 3)ÜVERCİNKA Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmıya da umudu kesmemeye Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil Aydınca düşunmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayı bildiğin kadar Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah daha neler Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde Her telinin içinde ayrı bir kalb çarpıyor Bütün kara parçaları için Afrika dahil Senin bir havan var beni asıl saran Onunla daha bir değere biniyor soluk almak Sabahları acıktığı için haklı Gününü kazanıp kurtardı diye güzel Birçok çiçek adları gibi güzel En tanınmış kırmızılarla açan Bütün kara parçalarında Afrika dahil CEMAL SÜREYA

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sayın Bay, gelecek ay başlamak üzere Koyun istifamı devreye Ve bulun birini yerime, eğer gerekliyse Bir çok iş bırakıyorum yarıda kalmış Pratik sorunlardan ya da tembellikten çoğu Birilerine açmalıydım bu konuyu, Bilmiyordum kime ne diyecektim, hep unutuyordum. Bir şeyler de vermeliydim onlara ayrıca: Bir armağan, bir öpücük, bir söz akıllıca. Hep bugün değil yarın olsun dedim. Özür dilerim. Kalan şu kısa zamanda hepsini çözümleyeceğım. Korkarım önemli müşterileri ihmal ettim. Ziyaret etmeliydim Uzak kentleri, adaları, terk edilmiş toprakları: Ya bunların bir çizgi çekeceksiniz üzerine Ya da devredeceksiniz yeni gelene. Ağaçlar dikmeliydim ve yapamadım hala, Kendime bir ev Plana uygun, kendi güzel olmasa da. Bütün bunların ötesinde, Sayın Bay, Bir kitap yazmak vardı aklımda olağanüstü. Açıklayan binlerce sırrı Yok eden bütün korkuları ve acıyı Çözen bütün kuşkuları, İnsanlara gözyaşı ve kahkahanın sevincini yaşatan Çekmecemdde bulacaksınız Arkada, onun özetini, yarım kalmıs işlerle birlikte Baştan sona yazmama fırsat olmadı. Çok kötü. Temelli bir yapıt olacaktı ayrıca, köklü. PRIMO LEVİ – 19 Nisan 1981- Çeviren; Güran Tatlıoğlu 2)HER SABAH ŞAŞTIĞIM ŞEY Her sabah şaştığım şey Ne evlerin güzelliği Ne yepyeni serinliği yolların Ne uyanmış ağaç Ne duvarlara karanlıkta asılmıs ilanlar Her sabah şaştığım şey Kocaman bir geceden sonra Aydınlık yüzü insanların FAZIL HÜSNÜ DAGLARCA 3)BAHÇEM Hatıralar birer birer Demetlenip gömüldü aç toprağa, Sabır filiz verdi naçar. Başı boş zaman, Dağıttı taze gülleri, Ne yazık, Bahçemde kalan şimdi O güllerin kupkuru dikenleri NERMİN HEKİMOĞLU

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1)TAHATTUR AlnIımdaki bıçak yarası Senin yüzünden; Tabakam senin yadigarın; “Iki elin kanda olsa olsa gel” diyor Telgrafın. Nasıl unuturum seni ben, Vesikalı yarim ORHAN VELİ KANIK 2)10 KASIM Dört nala uçan Bir atlı gibi geçiyor zaman Nerde o altın başlı kumandan O beyle bey , işçiyle işçi Nerde Kocatepe’den kükreyişi Bir kurşun gibi ilerde Izmire sancak gibi girişi Nurlar içinde mi şimdi aslan Tanrının rahmeti üstüne olsun Atatürk adlı kahraman HALİM YAĞCIOĞLU 3)ACI Aşk bir hiçliktir, acı her şeydir Ey yaşamanın derin endişesi Hayatımı soğuk ve kimsesiz yap! Bunca güneşten sonra karanlıklar senin olsun Eğilip durma yanağıma Üşümek ve aç kalmak istiyorum ben Sevinç dediğin nedir Azabın tuzu yanında PAR LAGERKVİST , Çeviren; LÜTFİ ÖZKÖK

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Ey milletim, Ben, Mustafa Kemal’im Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim, Hala, en hakiki mürşit değilse ilim, Kurusun damağım , dilim. Özür dilerim, … Unutun tüm dediklerimi Yıkın, diktiğiniz heykellerimi. X Özgürlük hala, En yüce değer Değilse eğer… Prangalı kalsın diyorsanız, köleler… Unutun bütün dediklerimi, Yıkın diktiğiniz heykellerimi.. X Yoksa , çağdaş medeniyetin bir anlamı, Ortaçağ’a taşımak istiyorsanız zamanı, Baş tacı edebiliyorsanız Sanatın içine tüküren adamı… Unutun tüm dediklerimi Yıkın diktiiğiniz heykellerimi… X Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın Anlamı kalmadıysa Yurtta sulh, dünyadan barışın. Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın. Unutun tüm dediklerimi Yıkın , diktiğiniz heykellerimi X Özlediyseniz fesi, peçeyi Aydınlığa yeğliyorsanız , kara geceyi Hala medet umuyorsanız Şıhtan, şeyhten, dervişten Şifa buluyorsanız, Muskadan , üfürükçüden… Unutun tüm dediklerimi Yıkın, diktiğiniz heykellerimi… X Eşit olmasin diyorsanız, kadınla erkek… Kara çarşafa girsin diyorsanız, Yobazın gazabından ürkerek… Diyorsanız , okumasın Kadınımız, kızımız, Budur bizim alın yazımız… Unutun tüm dediklerimi, Yıkın, diktiğiniz heykellerimi… X Fazla geldiyse size, hürriyet , cumhuriyet…. Özlemini çekiyorsanız, Saltanatın, sultanın… Hala önemini anlayamadıyasanız Millet olmanın… Kul olun , ümmet kalın, Fetvasını bekleyin, şeyhülislamın.. Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi. RAHAT BIRAKIN BENİ SÜLEYMAN APAYDIN 2)ZENCİ Ben bir zenciyim: Kara gece kadar kara Afrika’mın derinlikleri kadar kara Köleydim: Sezar , kapımın eşiğini temiz tut, Dedi bana Çizmelerini parlattım Washington’un İşçiydim: Ellerimin altında yükseldi Ehramlar Ben kardım harcını Woolworth Binası’nın Kurbandım: Belçikalılar doğradı ellerimi Kongo’da Ve Mississipi’de linç ederler Beni hala Ben bir zenciyim: Kara gece kadar kara Afrika’mın derinlikleri kadar kara LANGSTON HUGHES ; Çeviren Vedat Akçayüz 3) VE İNSANLAR Ve insanlar , ah benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız. Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemis dolu dünyadan İnsanlar, ah benim insanlarım, hele Asyadakiler, Afrikadakiler Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik Adaları ve benim memleketlilerim, yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu, elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız, elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz. İnsanlarım , ah , benim insanlarım, antenler yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa rotatifler, kitaplar yalan söylüyorsa, duvarda afiş , sütunda ilan yalan söylüyorsa, beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırlı kızların, dua yalan söylüyorsa, ninni yalan söylüyorsa, rüya yalan söylüyorsa, meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ay ışığı, söz yalan söylüyorsa, renk yalan söylüyorsa, ses yalan söylüyorsa, ellerinizden geçinen ve ellerinizden başka her şey herkes yalan söylüyorsa, elleriniz balçık gibi itaatlı, elleriniz karanlık gibi kör, elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, elleriniz isyan etmesin diyedir. Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız, bu ölümlü, bu yaşanası dünyada bu bezirgan salatanatı, bu zulüm bitmesin diyedir. NAZIM HİKMET

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sana bu satırları bir sonbahar gecesinin felç olmuş köşesinden yazıyorum. Beş yüz mumluk ampullerin karanlığında, saatlerdir boşalan kadehlere şarkılarını dolduruyorum. Tabağımdaki her zeytin tanesine simsiyah bakışlarını koyuyorum Ve kaldırıp kadehimi bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum. Burası Agora Meyhanesi , burada yaşar aşkların en madarası ve en şahanesi. Burada saçların her teline bir galon içilir, gözlerin her rengine bir şarkı seçilir. Sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin, bu sekiz köşeli meyhane seni bilir. Burası Agora Meyhanesi, burası arzularını yitirmiş insanların dünyası… Şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı, boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik… Bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam, elimde değil, bu da bir nevi namuslu serserilik. Bu gece benim gecem, kadehlerde alaim-i semaların raks ettiği, Gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu. Dışarda hafiften bir yağmur var, camlara vuran her damlada seni hatırlıyorum ve sana susuzluğumu… Birazdan şarkılar susar, kadehler boşalır, umutlar tükenir, mezeler biter… Biraz sonra bir mavi ay doğar tepelerden bu sarhoş şehrin üstüne… Birazdan bu yağmur da diner. Sen bakma benim böyle delice efkarlandığıma , mendilimdeki o kızıl lekeye de boş ver. Yarın gelir çamaşırcı kadın, her şeyden habersiz onu da yıkar. Sen mesut ol yeter ki, ben olmasam ne çıkar? Dedim ya burası Agora Meyhanesi, bir tek iyiliğin tüm kötülüklere meydan okuduğu yer… Burası Agora Meyhanesi, burası kan tüküren insanların dünyası Dr. ONUR ŞENLİ ( Ölümü 8 Eylül 2017) Şiirin yazılışı Kasım 1959  Şenli bir tıp öğrencisi iken. 2)KOLLEKSİYONCU Topladığım, biriktirdiğim şeyler Fakat onları yine verecekler Dört yönden esen rüzgara Ölüm kapımı çaldığında X Eski araçları, gereçleri Fosillenmiş bitkileri, deniz kabuklarını Kitapları, kırılmış bebekleri Renkli kartpostallarımı X Ve bulduğum Bütün kelimeleri Eksik kalmış Tamamlanmamış cümlelerimi ERİCK FRIED (1921 – 1988) Ingilizceden çeviren ; Güran Tatlıoğlu 3)YAPI İSKELESİ Duvarcılar, bir yapıya başlarken, İyice gözden geçirirler iskeleleri; Fazla basılan yerlerdeki kalaslar kaymasın, Merdivenler sağlam mı , çiviler iyi çakılmış mı. Gene de hepsi sökülür bunların işleri bitince, Sağlam, güven veren duvarlar çıkar ortaya. İşte sevgilim, bazan bizim aramızdaki köprüler de Yıkılıyormuş gibi görünseler de, Hiç aldırma sen. Varsın yıkılsın iskeleler, Biz duvarımızı ördüğümüze güveniyorsak eğer SEAMUS HEANEY ; Çeviren Çevat Çapan

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

I ) BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum x ağaçlar sonbahara hazırlanıyor bu şehir o eski Istanbul mudur karanlıkta bulutlar parçalanıyor sokak lambaları birden yanıyor kaldırımlarda yağmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun x sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşamüstü ansızin yorulur tutsak ustura ağzında yaşamaktan kimi zaman ellerini kırar tutkusu bir kaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu x fatıh’te yoksul bir gramofon çalıyor eski zamanlardan bir cuma çalıyor durup köşe başında deliksiz dinlesem sana kullanılmamış bir gök getirsem haftalar ellerimde ufalanıyor

ne yapasam ne tutsam nereye gitsem ben sana mecburum sen yoksun x belki haziran’da mavi benekli çocuksun ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor bir şileb sızıyor ıssız gözlerinden belki yeşilköy’de uçağa biniyorsun bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor belki körsün kırılmışsın telaş içindesin kötü rüzgar saçlarını götürüyor x ne vakit bir yaşamak düşünsem bu kurtlar sofrasında belki zor ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yaşamak düşünsem sus deyip adınla başlıyorum içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin hayır başka türlü olmayacak ben sana mecburum bilemezsin Attila İlhan

II ) SENİ SEVMEK Sevda gümüş ay rengi kanatlı Ufkumda uçan martıdan ürkek… Son yıldızı tutmuş gibi bir his Sevmek; seni bir sır gibi sevmek… Toprak kokusundan daha tatlı; Genç anne sesinden daha titrek; Sahilde bir akşam kadar eşsiz , Rüya gibi bir şey ; Seni Sevmek! Yusuf Mardin

III ) HİKAYE Senin dudakların pembe Ellerin beyaz Al tut ellerimi bebek Tut biraz Benim doğduğum köylerde Ceviz ağaçları yoktu Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz Benim doğduğum köyleri Akşamları eşkiyalar basardı Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem Konuş biraz Benim doğduğum köylerde Şimal rüzgarları eserdi Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır Öp biraz Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin Benim doğduğum köyler de güzeldi Sen de anlat doğduğun yeri Anlat biraz. Cahit Külebi

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

I ) SAAT 2.30 Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır, ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır. Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır. Ve şimdi gece olduğu için ve dünya karanlıkta daha bizim, daha yakın, daha küçük kaldığı için ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten evimize, aşkımıza ve kendimize dair sesler geldiği için kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe’den dünyanın en yıldızlı karanlığını. Düşman üç saatlik yerdedir ve Hıdırlık tepesi olmasa Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek. Kuzeydoğuda Güzelim dağları ve dağlarda tek tek ateşler yanıyor, Ovada Akarçay bir pırıltı halinde ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var: Akarçay belki bir akar su, belki bir ırmak, belki küçücük bir nehirdir. Akarçay Dereboğazı’nda değirmenleri çevirip ve kılçıksız yılan balıklarıyla Yedişehitler kayasının gölgesine girip çıkar. Ve kocaman çiçekten eflatun kırmızı beyaz ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki haşhaşların arasından akar. ve Afyon önünde Altıgözler köprüsünün altından Gündoğuya dönerek ve Konya tren hattına rastlayıp yolda Büyük Çobanlar köyünü solda ve Kızılkilise’yi sağda bırakıp, gider. Düşündü birdenbire kayalardaki adam kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.

Kim bilir onlar ne kadar büyük, ne kadar uzundular? Bir çoğunun adını bilmiyordu, yalnız, Yunandan önce Ve Seferberlik’ten evvel Selimşahlar çiftliğinde ırgatlık ederken Manisa’da geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek. Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve zaman geleceğini bilmeden güzel , rahat günlere inanıyordu. ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O, saati sordu Paşalar: “Üç”, dediler. Sarışın bir kurda benziyordu Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar Ince , uzun bacakları üstünde yaylanarak Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı. (30 Ağustos Gecesinde/ Nazım Hikmet Ran/ Kuvayı Milliye Destanı/ Saat 2.30 ve 3.30 Bölümü)

II ) SÖYLENMEMİŞ İsterim, yeşeren bağlar gibi, diri -dinç.. Ruhumu bir şahlanan taya döndürdü sevinç Ürpertiler içinde yüreğim, etim, derim… Birden topraklar gibi yeşerecek içerim: Gözyaşlarım yağmurla bir bitse bir başlayıp Pencereni yıkanmış çakıllarla taşlayıp Söylenmemiş bir şarkı şöylemek istiyorum. Behçet Kemal Çağlar

III) DÜŞMEK Meyveler ballandıkça düşer Yapraklar kuruyunca Yavru kuş uçmayı şaşırınca düşer YIldızlar da düşer İnsanlar da düşer Orhan Arıburnu

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1 ) BİLMİYORUM YAŞAMAKTA MISIN, ÖLDÜN MÜ? Bilmiyorum, yaşamakta mısın, öldün mü? Dünyada bir yerlerde bulabilir miyim seni Yoksa, akşamın yaslı karanlığında Bir ölüyü mü düşünmeli.. X Her şey senin için : Gün boyunca dualarım. Uyuşturan ateşi uykusuz gecelerin; Şiirlerimin beyaz sürüsü, Ve mavi yangını gözlerimin… X Hiç kimse daha yakın olmadı bana, Hiç kimse böylesine üzmedi beni, Acıya salıp gidenler bile, Okşayıp bırakanlar bile hatta. Anna Ahmadova (1889 – 1966), Çeviren ;Ataol Behramoğlu

II) KARADUT Karadutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Ağaç isem dalımsın salkım saçak Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan Yoluna bir can koyduğum Gökte araken yerde bulduğum Karadutum , çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem Gülen ayvam , ağlayan narımsın Kadınım , kısrağım, karımsın. Bedri Rahmi Eyüboğlu

III) İÇE KAPANIŞ Derdim, yeter, sakin ol, dinlen biraz artık; Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam, Siyah örtülere sardı şehri karanlık; Kimine huzur iner gökten , kimine gam. X Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin, Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte Toplasın acı meyvesini nedametin Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle. X Bak göğün balkonlarından geçmiş seneler Eski zaman esvaplarıyla eğilmişler; Hüzün yükseliyor, güler yüzle, sulardan. X Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran Geceyi dinle, sevgilim, yürüyen tatlı geceyi. Charles Baudelaire (1839 – 1867), Çeviren; Sabahattin Eyüboğlu

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

I ) CEPHEDEN MEKTUP (II.Dünya Harbinde Bulgar hududuna giderken yazılmıştır) Karım Benim Sevgisi İçimde tomurcuklanan baharım benim Sakın içlenip söylenme “Daha dün havalar ne hoş, Günler ne güzeldi , bu ayrılık da Nerden geldi” deme Batıda bir dram oynanıyor Açıldı perde Ölümü çarmıha gerecegız karıcığım Çelik süngülerle Elveda karıcığım Elveda Bu sevda Başka sevda Yurt aşkı derler buna Inan ki Senden önce Onundur neyse bütün varım Artık bol ışıklı yarına Şarkı söylesin çocuklarım. Ve bundan böyle Boş yatağıma On aylık oğlum koysun başını Ve sen ona Adından önce öğretmelisin karıcığım

Istiklal marşını Saçlarında yurdun engin denizleri Dalgalanan kızım sorarsa beni Ona de ki Dün deden yurt uğruna ölmüştü Bugün baban Ayni yolun daha şereflisine düştü Gerçi bu yol Bugün Meriç kıyılarında bitiyor… Fakat onun gözlerinde Sarı Tuna , yeşil Tunca tütüyor. Böyle söyle Böyle de Böyle yaz Çünku karıcığım Yurt olmayınca Hiç bir şey olmaz Rıza Polat Akkoyunlu

II) DESEM Kİ Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgarlaın en ferahtıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için, Hava kadar lazim, Ekmek kadar mübarek,

Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki … İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar: Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber, Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğum gün sesimi gök kubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüş seni arıyorum. Cahit Sıtkı Tarancı ( Yücel, Ağustos,, 1940)

III) SANA GELECEĞİM Sana bir bahar filizi içinde Sana vaadler uçlarında Akşamlar içinde geleceğim. Sana bulut şarkılarıyla birlikte Sana bütün ömrümle birlikte geleceğim Beni bekleyecek misin ? Adnan Ardağı

HER HAFTA ÜÇ ŞİİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin