“Sakin kent”te yaşamak isterdim. Zamanın hızlı akışına inat, daha yavaş yaşamak! Dünyada, 30 ülkede, toplam 230 “sakin kent” var. Bunların 14’ü ise ülkemizde. Türkiye’nin ilk “sakin kent”i, İzmir’in Seferihisar ilçesi. “Sakin kent” olmak için mimariden, eğlenceye; müzikten, yöresel ürünlere dek 70 kriter baz alınıyor. “Sakin kent”lerde yavaş ve kaliteli yaşam hedefleniyor, öncelikle. Yerinde, organik üretim, adaletli paylaşım da diğer hedefler arasında. “Sakin kent”lerin amblemi ise salyangoz! Bu hayvanın amblem seçilmesinin nedeni ise şu: Salyangozun sert olan dış kabuğu koruyuculuğu, gelenek ve göreneklere, kendi değerlerine bağlılığı simgeliyor. Antenleri, dış dünyaya ve teknolojik gelişmelere açıklığı ortaya koyuyor. Salyangozun, yürürken arkasında bıraktığı iz, geçmişin birikimlerini, geleceğe taşıma anlamına geliyor. “Sakin kent”lerde, “Az olsun, küçük olsun ama benim olsun. Başkasının boyunduruğu altına girmeyeyim, kendi değerlerimle yavaş ama kaliteli yaşayım” düşüncesi önde geliyor. Şurası bir gerçek ki, yaş ilerledikçe insan daha çok dinginlik, sessizlik, kavgalardan, çekişmelerden uzak ve kaliteli bir yalnızlık arıyor. Bugünkü şiirimiz İtalyan şair, düşünür ve deneme yazarı Giacomo Leopardi’den, “Fırtınadan Sonraki Dinginlik” adını taşıyor. “Fırtına geçti: Duyuyorum şenlik yapıyor kuşlar; saklandığı yerden yola çıkan tavuk gıdaklamasını sürdürüyor, bak Bulutlar dağılmaya başladı bile dağların bulunduğu yerden, batıdan; sisten, dumandan kurtulmuş kırlar; vadideki ırmak, suları berrak Herkes keyfinde ve gürültü yeniden her köşede; işinde herkes gücünde Emekçi, dükkânının eşiğinde, koklar nemli havayı; aracı gereci elinde, işinde kullandığı; mırıldanır, içinden gelen ezgileri kadınlar sokakta, toplamaya çıkmışlar yarışarak aralarında yeni yağan yağmurdan arta kalanı Bahçıvan gelmiş, her günkü gibi bağırıyor sokak sokak; Bak, güneş açmış ve gülümsüyor evlerde, balkonlarda Pencere, kepenk ve pancurları açmakta hizmetçiler Uzaktan, anayoldan gelen çıngırak sesleri ve yeniden yola koyulan yolcunun arabası geliyor kulağıma…”
ÖNDER BALIKÇI Yazıları
Ah Türkçe, vah Türkçe!
Postacı
Şiir İyileştirir
Sokaktaki canlar için bir güzel, bir kötü haber!
Arkeolojik Kazılar ve Basın
Yaşam, Mücadele ve Eğitim
Kyzikos’un başına Nurettin Öztürk gelmeli
Kızılderili Sözleri ve Şaman Öğretisi
Kyzikos’tan Son 4 Yılda Ne Çıkardın?
Kendine gel, Osman Zeki Korkmaz?
Diğer Yazarlar
Siyasetin artık gençleşmesi ve siyasette yeni yüzlere ihtiyaç olduğuna ilişkin yazılarıma gösterilen ilgiye bir kez daha teşekkür ediyorum.
\r
Tabii ki, bundan memnun olmayan, hâlâ milletvekilliği ve belediye başkanlığı rüyaları görenler de var.
\r
Eleştirdiğim eski siyasetçilerden biri de Sedat Pekel.
\r
10 yıl Bandırma Belediye Başkanlığı, 5 yıl CHP Balıkesir Milletvekilliği yapan Pekel, nedense bu eleştirilerime en çok kızan kişi. Yıllardır siyaset yaptığı için eleştirilere çok açık ve hoşgörülü olması gereken Pekel, tam tersine çok öfkeli!
\r
Geçtiğimiz günlerde, Pekel’le, “Deniz Grup” ofisinin açılış töreninde karşılaştık. Bir ara yan yana gelince yüzü kıpkırmızı oldu. Sözüm ona yanındaki kişiye ama aslında bana yönelik bağıra bağıra konuşarak, Bandırma’ya verdiği hizmetleri(!) öfkeyle ve adeta makineli tüfek gibi anlatmaya başladı. Hiç yeri olmayan bir ortamda ve ne dediği bile anlaşılamayan bu öfkeli bağırması sırasında yalnızca şu cümlesini anlayabildim:
\r
“Yakında bir toplantı yaparak, Bandırma’ya verdiğim hizmetleri anlatacağım!”
\r
Sedat Pekel…İşte ne kadar güzel!
\r
Keşke bunu yapabilsen…
\r
10 yıllık belediye başkanlığı, 5 yıllık milletvekilliği döneminde Bandırma’ya kazandırdığın hizmet ve getirdiğin yatırımları anlatmanı merakla bekliyorum.
\r
Hem bu bir başlangıç olur. Böylece bu önemli makamları işgal edenler, bundan sonra yaptıkları ve yapamadıklarının hesabını kamuoyuna verirler.
\r
Biz de mutlu oluruz.
