RECAİ ÇEVİK
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Istakozun çığlığı…

Istakozun çığlığı…

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Deniz yavaş yavaş öldü.
Güzelim Marmara Denizi öldü.
Elli yıl gibi kısa bir zaman diliminde deniz, önce maviliğini yitirdi, kirlendi,
zehirlendi.
Masal gibi.
Hani bir varmış, bir yokmuş gibi…
Bir zamanlar bu güzelim Marmara Denizi’nde, bu körfezde, yetmiş iki tür balık
vardı. Say say sayamazsın. Balık o kadar boldu ki, yukarı mahalle insanları bile
kova ile balık götürürlerdi evlerine. Tekneler balık yüklüydü. Sokaklar, yaz be
yaz, balık kokar, çirozlar evlerin, kapıların önünde sallanırdı. Uskumru, kolyoz,
palamut tuzlamaları, kışın, zeytin seferberliğinin bahçelerde dumanı olurdu.
Mesavla Deresi mi?
Buz gibi coşkun akardı.
X X X
Koca Marmara Denizi yavaş yavaş öldü.
Önce maviyi öldürdük.
Bu güzelim denizin, güzelim deniz kıyılarını fabrikalarla doldurduk. Sanki koca
memlekette yer yokmuş gibi. Ne kadar zehirli kimyasal atık varsa, Marmara
Denizi’nin mavi, pırıl pırıl suyuna boca ettik. Ne soran oldu, ne karışan.
Eleştiren ve karşı çıkan sesler de susturuldu.
O güzelim bereketli deniz, yavaş yavaş, ölüme terk edildi.
Balıklar, yaşam için başka denizlere göç ettiler.
X X X
Cehennemi bize bıraktılar.
Ne karagöz kaldı, ne sarı göz.
Ne çinekop kaldı, ne lüfer.
Ne barbunya kaldı, ne uskumru, ne zarvana…İstavritle kardeşi izmarit de göç
hazırlığı yapıyor.
Sinarit, orkinos, kalkan çok oldu gideli…
Zehirli atık ve yosun pisliği denizimiz boğdu.
X X X
Marmara Denizi bereketti.
Marmara Denizi bir yaşamdı, bir yaşam kültürüydü.
Bir rızıktı.
Ve biz, insanlar, bu güzelim denizi yavaş yavaş öldürdük.
Şu güzelim körfezi en son terk eden İSTAKOZ’un acı çığlığını duymanızı isterdim.
Ne acı…

Istakozun çığlığı…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin