BESİME CEYLAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sokrates’in Savunması ve Sinek Metaforu Üzerine

Sokrates’in Savunması ve Sinek Metaforu Üzerine

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sokrates’in öğrencileri ona sorar:
-“Bir gün dahi olsa sizden ders almak için yanınıza gelen kişilere, niye bir gölcüğe baktırıp
orada ne gördüğünü soruyorsunuz? Bu işin öğrencilikle ne ilgisi var?”
-“Bu bir imtihan.” der, Sokrates.
-“Havuzda balıkların yüzdüklerini söyleyen herkesi yanıma alır, dersime dâhil ederim. Ancak
havuzda kendi akislerinden başka bir şey göremeyenler, kendilerine âşık insanlardır. Benim onlara
verebileceğim bir ders olamaz.”
Sokrates hepimizin bildiği gibi Eski Yunan’da yaşamış, Batı düşüncesinin atıf yaptığı en önemli
filozoflardan biridir. İnanç bakımından tek tanrıcılığa yakın olması, daimon tarafından uyarıldığını ve
yine onun aracılığı ile yanlışa düşmekten korunduğunu söylemesi bir takım İslami düşünürler
tarafından Eski Yunan toplumuna gönderilmiş nebi olabileceği düşüncesini ortaya koymuştur.
“Ayrıca başkalarını sorguya çekmeyi bana Tanrı emretmiştir. Bu yol bana Tanrı
sözleriyle, gözüme gözüken hayallerle, Tanrı iradesinin insanlara göründüğü her vasıta ile gösterilmiştir.”

Din felsefesi ya da ilahiyat konusunda bir eğitimimiz yok. Dolayısıyla peygamber olup
olmayacağını değerlendirebilecek bir durumumuz da yok.
Ancak kitaptan edindiğimiz bilgilere göre Sokrates 70’li yaşlarında, Atinalı bir bilgedir.
Mahkeme karşısına çıkartılmıştır. Suçlandığı konular şunlardır:
1-Devletin Tanrılarına inanmamak
2-Gençleri doğru yoldan ayırmak
“Sokrates kötü bir insandır. Yeraltında, gökyüzünde olup bitenlere karışıyor, eğriyi doğru diye gösteriyor. Bunları başkalarına da öğretiyor.”

Sokrates’in Savunmasını okurken benim dikkatimi en çok çeken konu kendisini bir at sineğine
teşbih etmesi olmuştur.
” Gülünç bir benzetmeye müsaade edin. Beni öldürürseniz, hem büyük hem cins
ama büyüklüğünden dolayı ağır ve dürtülmek isteyen bir ata benzeyen devleti
yerinden oynatmak için Tanrının musallat ettiği benim gibi bir at sineğine kolay
kolay bir halef bulamazsınız. Ben Tanrının devletin başına musallat ettiği bir at
sineğiyim. Her gün her yerde sizi dürtüyor, kandırıyor, azarlıyorum, peşinizi
bırakmıyorum. Belki de ansızın uykusundan uyandırılan biri gibi beni kolayca vurup
öldürebileceğinizi sanır ve Tanrı size acıyıp başka bir at sineği gönderinceye kadar hayatınızın geri kalanında yine uykuya dalarsınız.”

At sineği nasıl atı rahatsız ediyorsa onun bilgeliği, tutum ve davranışları da bazı kişileri ve
devleti rahatsız etmektedir. Sineğin kendisi küçük, ömrü kısa ama etkisi son derece sarsıcıdır. Rahatı
bozmayı sever. Dolayısıyla bir sineğin ya ömrünün sona ermesini bekleyeceksiniz ya rahatsız olmaya
devam edeceksiniz ya da ondan kurtulacaksınız!
Sinek göstergesi öncelikle beni dini bir anlatı olan “Hz.İbrahim ve Nemrut” anlatısına götürdü.
Sizlerin de bildiği gibi ilah olduğunu iddia eden Nemrut’un burnundan başına bir sinek girer. Sineğin
vızıltısı onu o kadar rahatsız eder ki ondan kurtulmak için başını duvarlara vura vura kendini öldürür.
Halk dilinde şöyle bir söz vardır. “Nemrudu bir sivrisinek öldürdü; Firavunun sarayını bir karınca yıktı.”
Burada sinek de karınca da bardağı taşıran son damladır aslında. Tarihte de büyük değişimler küçük
küçük gelişmelerin yarattığı bir takım birikimler ile olur. Bununla birlikte, olayları bir hayvan etrafında
anlatmak her zaman en tehlikesiz ve en emin yoldur.
İkinci olarak Yunus Emre’nin “Çıktım Erik Dalına” şathiyesindeki dizeleri hatırlattı.
“Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yere
Yalan değil gerçektir, ben de gördüm tozunu”

Bu dizelerde sinek; ilmi tevhid (Allah’ın bir ve tek olduğuna zihin ve kalp yoluyla kabul etme)
yolunda olan salik olarak sembolize edilmiştir. Salik tasavvufi anlamda nefsini arıtıp ruhunu
yüceltmeye çalışan kişi demektir. Salikin söylediği söz manadan gelen nüktelerdir. Salik hakikate
ulaşmak ister. Bunun için de erdem üzerine hareket eder.
Kartal ise kendini yüksekte gören; mananın hakikatini anlamayan, makam ve mevki düşkünü
kimseler anlamındadır. Kendini büyük gören kişinin karşısına bir salik çıksa ona bir soru sorsa kibir
içinde kalan kişi o soruya cevap veremez. Anlayamaz ve benlik içinde tartışmaya girer. Tüm bildikleri
toz misali darmadağın olur. Dolayısıyla kendini kartal gibi görenler, kendini otorite sananlar nemrut
gibi olmaya mahkûmdur.
Üçüncüsü ise Aziz Nesin’in “Anıtı Dikilen Sinek” anlatısıdır. Bu modern anlatıda da ışığa
ulaşmak isteyen genç sineğin çabaları hikâye edilir. Anlatı şu şekilde biter:
“… Anıtı dikilen genç sinek, sineklerin tarihine bir kahraman olarak geçti. Ama kimi
sinekler de onun olanaksızı deneme yüzünden öldüğü için bir aptal ya da deli olduğunu hala söylemektedirler”…

Bir kek yaptığınızı düşünün. Tüm malzemeleri bir kek kalıbına koydunuz ve kekinizi fırınladınız.
Bazı zaman olur ki; o kek öyle bir kabarır ki kalıptan taşar. İşte bazı insanlar da böyledir. Karakterleri
ve şahsiyetleri ile diğer insanlardan farklılaşır. Zamanı ve mekânı aşar. Sokrates için de böyle bir
insandır, diyebiliriz.

Sokrates’in Savunması ve Sinek Metaforu Üzerine
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin