Türklere karşı yapılan bu haksızlık Çanakkale kampanyasını kaybeden eski Bahriye Nazırı Churchill’i bile çileden çıkarmıştı; “Hak şimdi yan değiştirmiş bulunmaktadır. Galiplerden kaçan adalet, şimdi karşı tarafa geçmiştir” diyordu. 13 Mayıs’ta Galiplerin karma bir donanması Izmir’de bulunuyordu. Limana yeni harp gemileri geldi. 13/14 Mayıs gecesi İzmir’e gelen,12.000 kişilikYunan çıkarma konvoyunun limana asker indirmesinden sorumlu İngiliz amirali Calthrope 14 Mayıs 1919’da saat 14.00 de İzmir’in İtilâf devletlerince işgâl edileceği notasını 17. Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya ve vali İzzet Bey’e verdi.15 Mayıs 1919 saat 02.00 da Midilli’den hareket eden Yunan konvoyu 08.40’da Pasaport ve Alsancak’ta çıkartma yapmaya başladı. On binlerce yerli Rum çıkanları coşkuyla, ellerinde Yunan bayrakları, çiçekler, alkışlar ve Zito (yaşasın) Venizelos sesleriyle karşıladılar. İzmir Metropoli Hristostomos, gösterişli bir törenle gelenleri takdis etti. Böylece, İzmir’in ve Batı Anadolu’nun Aydın, Ödemiş, Nazilli, Akhisar, Manisa, Balıkesir, Bursa ve Eskişehir’e kadar uzanacak olan Yunan işgali başlamış oldu. Bu işgâller olurken ve sonrasında kasaba ve şehirlerdeki bir çok yönetici işgâl kuvvetlerini şehrin dışında Yunan bayrakları ile karşıladılar ve gelenlere hiç bir silah atılmadı. Halk yorgun, bıkkın, tükenmişti ve padişaha ve hükümete bağlı yöneticiler ne söylüyorsa ona itaat ediyordu. Fakat sonradan işgale karşı ilk silah sesi Ayvalık’tan duyuldu. Ödemiş ve Alaşehir’de gelişti. Ve yer yer sadece bulundukları bölgeleri düşmandan kurtarmak için bölgesel gerilla hareketleri başladı. Sonra bunlar Kuvvay-i Milliye – Milli Kuvvetler- adını aldı.
Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs’da Samsun’a geldiğinde yanında yalnız 16 kişi vardı. İngilizlerin Karadeniz Ordusu Başkumandanı General Milne, Mustafa Kemal’in faaliyetlerinden rahatsız olmuş ve Babıali’yi sıkıştırmaya başlamıştı. İngilizlerin baskısı karşısında Harbiye Nazırı Şevket Turgut 8 Haziran’da 1919’da onu geri çağırdı. Mustafa Kemal Havza’dan sonra Amasya’da ordu komutanlarıyla Amasya kararlarını almayı başardı. Başlangıçta en büyük destekçisi, Erzurum’daki 15. Kolordu komutanı Kâzım Karabekir Paşa ve Ankara’daki 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa idi. Böylece onun, Türk Kurtuluş Savaşı’nın, önsözü Çanakkale’de kendini gösteren, çok çetin ve dikenli liderlik yolunda yükselişi başladı. 28 Haziran’da Sivas’tan hareket eden Mustafa Kemal 2 Temmuz’da Erzincan’a ve 3 Temmuz’da Erzuruma geldi.
Yeni Harbiye Nazırı Ferit Paşa ile arasında geçen telgraf makinesi başındaki yazışma iki tarafın durumunu saptamak bakımından çok dikkate değer. FeritPaşa şöyle demektedir; “Paşam! İtilaf mümessillerinin pek kat’i müracaatları bugünkü telgrafnamemi yazmaya mecbur etti. Zatialilerini benim kadar kimse bilemez. Hamiyeti vataniyelerinin ulvi gayelerine vakıfım. Bendeniz İstanbula teşrif buyurulacağını gerek Şevketmeap Efendimize ve gerek İtilâf mümessillerine karşı taahhüt eyledim. Mahçup olmayacağıma eminim. Hakkı alilerine İtilaf Mümessilerinden de berayı teşriflerinde hürmetten başka bir şey muntazır değildir. Bunlar temin edilmiştir. Ancak ve ancak, zati alilerinin hemen o havaliyi terk ile buraya gelmeniz lâzımdır. Mustafa Kemal’in cevabı ise şöyledir; “Ermenistan’a vaadedildiğini bilmekle heyecen ve galeyan içinde bulunan doğu vilayetleri halkı arasından çıkıp gelmek hususundaki teklifinizi yerine getirmekle şahsi irademi kullanmaktan manen ve maddeden memnu bulunuyorum. Vaziyetin takdirini, müsellem olan fetanet ve nüfuzu nazarı samilerine arz eylerim efendim”. Erzurum’da kongre öncesi sekiz arkadaşı ile yaptığı toplantıda, Mustafa Kemal, millet hakimiyetine dayanan kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk devleti kurmaktan başka bir çare olmadığını anlattı ve onlar gaye uğrunda ölünceye kadar göreve hazır olduklarını belirttiler.
Kendisine çok güvenilen Ikinci Ordu Müfettişi Mersinli Cemal Paşa’nın ve Erzurum valise iken azledilen Münir Bey’in İstanbul’a gittiği haber alındıktan sonra Mustafa Kemal 7 Temmuz’da her tarafa telgrafla ülkenin kurtuluşu ile ilgili kesin önlemlerin ne olduğunu bildirdi. 7/8 Temmuz gecesi padişahın Başkatipi Ali Fuat Bey yine telgrafla, geri dönmesi talebinde bulundu. Mustafa Kemal uygun bir dille bunu red etti. Bunun üzerine İstanbul’dan şu telgraf geldi “Memuriyeti aliyelerine hasbelicap hitam verilmiş olduğundan, hemen bilateehhür Dersaadete avdetleri İradei Hazreti Padişahı iktizasındandır efendim”. Buna karşı Mustafa Kemal istifasını gönderdi. Gece saat 10.30 civarında idi. O, yanındakilere “Aziz arkadaşlarım, bu andan itibaren hiç bir resmi sıfat ve memuriyetim yoktur. Bir millet ferdi olarak ve milletten kuvvet ve kudret alarak vazifeye devam edeceğim” diyordu. Paşa bu durumu mülki ve askeri amirlere ve halka bir beyanname ile ilan etti.
