GÜRAN TATLIOĞLU

ANKARA\

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hugessen, von Papen’i ofisinde ziyaret ederken, Hugessen’e İngiliz elçilığınden gelen bir telefon Türkler’in üçlü anlaşma koşullarını kabul ettiğini bildiriyordu. Daha önceki tehditlerine rağmen , Almanlar’ın bu anlaşmaya tepkileri yumuşak oldu. Almanlar ısrarla kendilerinin ve İtalyanlar’ın Balkanlar’a girmeyeceğini ve Akdeniz’de bir savaş başlatmayacakalarını söylüyorlardı. Hugessen üçlü anlaşmanın yayınlanmasından üç gün sonra von Papen’le bir toplantıda karşılaşır. Von Papen Almanya’ya gitmek üzere olduğunu söyler. Hugessen’in neden gittiği sorusuna yanıt olarak da “Senin yarattığın yeni durumu rapor etmek için” der( Hugessen ; a.g.e.149). Türkiye’ye ikinci kez gelişinden önce , von Papen’in adı diplomatik çevrelerde iyi bilinir. Kurallara uymayan hareketleri ve kurnaz davranışları vardır. Sonraları bu Alman Başbakanı’nın ve Hitler rejiminin “Godfather” nın , Avusturya’ya görevli gitmesi , onun dünya diplomatik çevrelerindeki itibarını düşürmüştür. Hugessen . onu çok kurnaz, kıvrak düşünceli ve zeki bulur. Müthiş bir kişiliği vardır. Bu özelliklerin Türkler nezdinde sonuç almaya yeterli olmadığını ( Hugessen a.g.e 151) belirtir. Fakat onu çok cesur bir kişi olarak tanımlar. Von Papen Naziler’e inanmamasına ve Nazi rejiminin başarısızlığı afetmemesini bilmesine rağmen Almanya’ya hizmet etmeye devam etmiştir. Üçlü anlaşmanın imzalanmasından sonra Hitler’le karşılaşmaktan çekinmez. 1945 yılı Şubat’ınin 23 ‘ünde Türkiye’nin Almanya ‘ya harp ilânından önce, 1944 Ağustos’unda Berlin’e dönmekten, büyük olasılıkla kendisini kötü bir kaderin beklemesine karşın, korkmaz. Hugessen anılarında Ankara’daki Alman Büyükelçiliği ve Tarabya’daki Alman Büyükelçilığinin yazlığında Hitler’in resimlerinin yerine Wilhelm II ve İmparatoriçe’nin ve Hindenburg’un resimlerinin bulunduğunu ,ve onun, Çekoslavakya’nın isgalinden sonra, Çekoslavakların Ankara’daki büyükelçilik binasına geçerek kendisini gözleyenlerden uzak tutabildiğini anlatır. Churchill’in Avam Kamarası’nda 2. Ağustos . 1944’de yaptığı konuşmadaki bir paragraf Papen’i alarma geçirir. Churchill ,Türkler’in Almanlar’la ilişkilerini kestiğini belirtir ve von Papen’in bir kaç yıl önce bıraktığı kanlı ortamı paylaşmağa Berlin’e döneceğini söyler. Hugessen, bu nutkun ardından , von Papen’in , çeşitli kaynaklar yoluyla , Churchill’in kendi kaderi hakkında ne bildiğini öğrenmeğe çalıştığını yazar. (Hugessen; a.g.e. 203). Von Papen’in İsmet İnönü’yü veda ziyareti çok duygusal geçer. Von Papen Berlin’de beklenenin aksine büyük bir törenle karşılanır ve kendisine üstün hizmet madalyası verilir ve bir kılıç armağan edilir. Von Papen , Moyzisch’in kitabına yazdığı Postscript’de 1939’dan itibaren Türkiye’nin harp felâketine uğramaması , tarafsız kalması , mutlu ve gelecek bir Avrupa’nın yakın doğusunda bir köşetaşı olarak görev yapması için uğraştığını belirtir ( Moyzsch .a.g.e.189 -190).Hugessen , anıları ile ilgili kitabının Türkiye’yi içeren son bölümünü şöyle bitiriyor: (Hugessen .a.g.e. 206)

“Türkiye İsmet İnönü’ye çok şey borçludur. Kurtuluş savaşı’nda çok önemli rol oynayan bu generale, Mudanya anlaşmasını yapan diplomata, Cumhuriyet’in ilk yıllarının Başbakanına, Atatürk’ün ölümünden sonra gelen ve harp süresini kazasız atlatan Cumhurbaşkanına , politik sistemin gelişmesini yardımcı olan bu kılavuza …Yüksek ilkelerin sahibi , şerefli ve gerçek bir dostumuza .. çok şey borçludur..” 31.Ağustos 1944’de Hugessen , İngiltere’nin Belçika Büyükelçiliğine atandı. Atama emri geldikten sonra Ankara’dan bir hafta içinde ayrılmak zorunda kaldı. Askeri hereketlerin büyük ölçüde arttığı Brüksel’de bir an önce bulunması gerekiyordu.

ANKARA\
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU

ANKARA\

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ve onların karşısında da Mustafa Kemal’in (1881- 1938) çizdiği Misak-ı Milli sınırları içinde kalmaya ve harbe girmemeye kararlı bir Türkiye ve başta İsmet İnönü ( 1884 -1973), olmak üzere Şükrü Saraçoğlu, Numan Menemencioğlu, ve Dr. Refik Saydam gibi devlet adamları vardı. Türkiye yalnız İngiltere ve Almanya’nın baskısı altında değildi. Stalin (1879 – 1953) ve Franklin Delano Roosevelt (1882 – 1945) de Türkiye üzerindeki etkinliklerini arttırmak için uğraşıyordu. Von Papen Hitler’in tam güvenine sahipti. Fakat Ribbentrop’la arası iyi değildi. Geçmişe dayalı olan olaylar, ikisinin arasını açmış , biribirlerine güvenini azaltmıştı. Von Papen bu nedenle Ribbentrop’un casuslarının kontrolu altında idi. Alman Büyükelçiliğindeki Charge d’Affairs Jenke , Ribbentrop’un kızkardeşinin kocası idi. Alman elçiliğinde Ateşe olarak görevli L.C. Moyzch’e göre Jenke ve karısı sanki, von Papen’in bütün hareketlerini kontrol ve Ribbentrop’a rapor etmek içın gönderilmişti. (L.C. Moyzisch; Operation Cicero; Tandem Books ; London; 1969). Alman Büyükelciliği’nde Almanya’da biribirine rakip kurumların ve örgütlerin elemanları , görünmez şekilde biribiri ile gizl bir savaş hali sürdürüyordu. Moyzisch, İngiliz Büyükelçisi Hugessen’i çok muteber ve Türkler tarafından çok saygı duyulan , çok profesyonel bir diplomat olarak tanımlıyor. Bir çok sosyal toplantıda karşılaştığı büyükelçi ile tanışmadığını , fakat böyle toplantılarda bile Hugessen’in büyük saygı gördüğünü ve ev sahibi Türklerce kendine çok güvenildiğine işaret ediyor.Bütün raporlarını büyük bir titizlikle ve tarafsızlıkla yazdığı belirtilen Hugessen’e von Papen’in , Jenke’nin ve özellikle kendisinin büyük bir hayranlık duyduğunu belirtiyor. Hugessen , hatıralarında, ( Sir Hughe Knatchball – Hugessen; Diplomat’s Peace and War ; John Murray Ltd; London; 1949 ) Almanların Çekoslavakya’yı işgâlinden sonra , Türkler’in bu olay karşısında , bu olay kendilerini doğrudan etkilemese bile , Almanlar’a karşı güvenlerinin sarsıldığın işaret ettikten sonra , von Papen’in 27.4.1939’da Türkiye’ye ayak basmasından itibaren, Türkler’i Almanya’nın Orta Avrupa’da gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra, barış taraftarı olduğuna ve harp istemediğine ikna etmeğe çalıştığını belirtiyor. Hugessen , Saraçoğlu’nun von Papen’le yaptığı ilk görüşmeyi kendisine anlattığını, bu nedenle Türkler’in çok dürüst davrandığını söylüyor . Ayrıca anılarının bir yerinde “Türkler’e hayranım . Onlar dürüst ve açık sözlü . Ve onlarla ilişkilerinde insan nerede olduğunu biliyor. Böyle bir görevde bulunmak bir zevk , çünkü ; insan onlarla doğrudan ve açıkça konuşabiliyor ve o şekilde tepki alabiliyor” diye not düşüyor. Von Papen’in Saraçoğlu ile ilk görüşmelerini yaptığı sıralarda İtalyanlar Arnavutlüğa girmişti. Italyan gücünün hedeflerinin belirgin şekilde ortaya çıkmaması Londra ve Ankara’yı biribirine daha çok yaklaştırmıştı. Türk Dış İşleri Bakanı’nın evinin , İngiliz Büyükelçilıği’nden 250 metre ötede olması , Hugessen’in akşam kahvesi içmek için sık sık Bakan’ın evine gitmesine olanak sağlıyordu. Bu da iki taraf arasındaki ilişkileri sıcaklaştırıyordu. 12 Mayıs 1939 ‘da İngiliz – Türk deklerasyonunun ardından İngiltere, Fransa ve Türkiye arasında imzalanan üçlü anlaşma von Papen’de ve Almanlar’da sürpriz etkisi yarattı.

ANKARA\
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU

ANKARA\

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ribbentrop ve karısının israrlı aracılığı sonunda, Prusya Başbakanlığı Papen’de olmak üzere Hitler kabinesini kurdu. Von Papen’in önerisi ile Hindenburg kabineyi onayladı. Ve böylece 30 Ocak 1933 Pazartesi gününden itibaren Alman tarihinin Hitler devresi başlamış oldu. Papen bu yolla Hitler’i kontrol altında tutabileceğini düşünürken, kendisi Hitler’in denetimi altına girdi. Arabulucuk uğraşılarından dolayı Ribbentrop, yönetimde bir rol alabileceğini ümit ediyordu. Durumu Papen’e açtı. Ribbentrop’un bu isteğine Papen diplomatik servisin deneyim ve eğitim gerektirdiği gerekçesi ile karşı çıktı. Von Papen Ribbentrop’la ilgili düşüncelerini günlüğünde şöyle özetliyordu; (Bloch;a.g.e 373). “Ribbentrop, İngilizce ve Fransızcayı çok iyi konuşan, çok iyi ve titiz giyinen, zarif bir adam . Maalesef bu özellikler onu bir devlet adamı yapamaz. Ribbentrop’un eğitim ve deneyimleri bir kimseyi üst seviyede bir göreve getirebilir. Fakat bu Ribbentrop için geçerli değildir. Çünkü o çok çalışkan fakat zeki değil. Büyük bir aşağılık duygusuna sahip, sosyal nitelikleri olgunluğa erişmiş değil.” Von Papen kabinede muhafazakârların başında idi.. 30.6.1934’de “Uzun Bıçakların Gecesi” – The Night of Long Knives- adıyla adlandırılan operasyonla Hitler, bağımsız hareket eden SA lideri Roehm ve yardımcılarını ve Nazi karşıtı eski Basbakan Schleicher ve Papen’in başbakan yardımcılığı ofisindeki yardımcılarını öldürttü. Hindenburg’un araya girmesi ile von Papen kurtuldu ve istemiyerek Viyana’ya Avusturya’dan sorumlu bakan olarak gitti. Avusturya ile ilgili sorunlara Ribbentrop’u karıştırmadı. 1938 Ocağında Avusturya Başbakanı Schuschnigg’in Hitler’le görüşmesini sağladı ve Avusturya’nın Almanya’ya katılmasında önemli rol oynadı. 27 Nisan 1939’da Türkiye’ye büyükelçi olarak gönderildi. Türk hükümetinin Almanya büyükelçisini onaylaması bir yılı aşkın bir zaman aldı. Türkiye’nin Almanya’ya harp ilânına yakın bir zamana kadar,von Papen görevde kaldı. 1939 yılının Şubat ayı sonlarında Hugessen de İngiltere Büyükelçisi olarak tekrar Türkiye’ye döndü. Böylece aradan otuz yıl sonra iki karşı gücün aynı temsilcileri, bu kez Ankara’da buluştular. O yıllarda dünyanın kalbi yalnız Londra, Berlin, Moskova, Washington ve Tokyo’da atmıyordu. Ankara harbe katılmamasına karşın, savaşan güçlerin politik çarpışma alanı, bir başka kalbi idi. Ankara aslında dünyada olup bitenlerin barometresi idi. Türkiye’deki İngiliz ve Alman büyükelçileri kendi bakanlıklarının ve ülkelerinin en muteber, saygı duyulan adamları idi. Papen, Hitler’in emirlerini sorgusuz yerine getirdiği için Dış İşleri Bakanı olan Ribbentrop’un dışında, Hitler’le doğrudan teması olan nadir kişılerden biri idi. Diğer yandan, İngiltere’deki bütün önemli toplantıların ve İngiltere’nin katıldığı bütün önemli uluslararası toplantıların raporları Hugessen’e kopyalanıyordu. Hugessen’in İngiliz Dış İşleri’nde özel bir yeri vardı. Hugessen’in görevi Churchill’in (1874 -1965), Von Papen’in görevi Hitler’in (1889 -1945) politikalarını uygulayarak Türkiye’yi yanlarına çekebilmek, bu olmuyorsa tarafsızlığını sürdürmesini sağlayabilmekti.

ANKARA\
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜRAN TATLIOĞLU

ANKARA\

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İkinci Dünya Harbi’nin işareti bulutlar Avrupa üzerinde yoğunlaşırken, daha önce Türkiye’de bulunmuş iki diplomat 1939 yılı başlarında Ankara’ya ülkelerinin büyükelçisi olarak atandı ve harp süresince Türkiye’de görevli kaldı. İlk gelişlerinde de son gelişlerinde de karşı güçleri temsil ettiler. Diplomat bir aileden gelen 1886 doğumlu Sir Hughe Knatchbull – Hugessen 1908’de İngiltere Dış İşleri Bakanlığı’na bir memur olarak katılmış ve 1909 Ekimi sonlarında ateşe olarak İstanbul’a gönderilmişti.

Sirkeci’de trenden indiğinde bir askeri bandonun peronda beklediğini gördü. İttihat ve Terakki cemiyeti’nin II.Abdülhamit’i tahtından indirmesi sonrasında hürriyetlerin yaygınlaşması , ülkede İngiliz taraftarlarını arttırmıştı. Hugessen, bu nedenle, bandonun kendisini karşılamak için orada beklediğini sanmıştı. Fakat ufak bir memur olduğu için de buna bir anlam verememişti. Oysa bando Osmanlı İmparatorluğu’na askeri yardım çerçevesinde gelen heyet başkanı General von der Goltz için orada bulunuyordu. Ayni trenden o da iniyordu. Birinci Dünya Harbi’nin bitimine doğru Türkiye’deki Alman askeri danışmanları arasına sonradan büyük şöhrete ulaşacak iki isim daha katıldı. Prusya doğumlu Ribbentrop (1893 -1946) ve Almanya Werl doğumlu, Franz von Papen (1879 -1969) . Ribbentrop, Alman Harp Bakanlığı’nın İstanbul’daki Alman Büyükelçiliği’nin bünyesindeki satınalma ofisinde teğmen olarak görevlendirilmişti.

Von Papen de askeri kanatta çalışıyordu (Michael Bloch ; Ribbentrop; Time Warner Books ; London; 2002; shf 9, 28 ).

Von Papen, daha önce , Filistin’de İngiliz Allenby’e karşı, Türk ordusunda süvari subayı olarak görev yapmıştı. 1914 – 1918 arasında Almanlara karşı beslenen olumlu duygular, harp sonunda ters dönünce Türkiye’yi çabucak terk edenler arasında von Papen de bulunuyordu. Ribbentrop sonraki yıllarda Nazi Almanyası’nın İngiltere Büyükelçisi oldu. Ardından 4 Şubat 1937’den Harbin bitimine kadar Nazi Almanyası’nın değişmez Dış Isleri Bakanlığını yaptı. Franz von Papen kısa bir süre Almanya Başbakanlığı görevinde kaldı. 2 Aralık 1932’de başbakanlığa Schleicher getirilince Papen ve Hitler’in ilişkileri sıcaklaştı . 4 Ocak 1933’de Köln’de banker Kurt von Schroder ‘in evinde buluştular. Toplantıda Papen Hitler’e ortak başbakanlık önerdi. Hitler tek başına başbakan olmakta direniyordu. Bu toplantıda Hitler’le beraber bulunan Keppler ve Himmle , tarafların görüşmeleri sürdürmesini ve Ribbentrop’un Dahlem’deki villasında buluşmayı önerdiler Ribbentrop’un o zamana kadar politika ile hiç bir ilişkisi olmamıştı. O, eşinin zengin ailesinin şarap işini geliştirmiş, varlıklı bir iş adamı idi.

11 Ocak 1933’de Ribbentrop’un villâsında ilk toplantıda Papen, Hitler’in başbakanlığına karşı çıkıyor, devlet başkanı Hindenburg’un bunu onaylamıyacağında israr ediyordu. 18 ve 21 Ocak toplantılarından bir sonuç çıkmadı. Dahlem’deki 22 Ocak toplantısına Hindenburg’un oğlu Oscar von Hindenburg ve devlet bürokrasisinin başı Otto Meisner, Nazilerden de Goering ve Frick katıldı. Hindenburg “Bohemyalı Başçavuşu” başbakanlığa getirmek istemiyor fakat Nazi yanlısı bankacı Hjalmar Schacht’i öneriyordu. Hitler redediyordu.

ANKARA\
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin