GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SUSURLUK’TAN NEW YORK’A VE LONDRA’YA 5

SUSURLUK’TAN NEW YORK’A VE LONDRA’YA 5

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Orta ikinci sınıfın eğitime başladığı ilk aylarda 1951 yılında 91 yaşında olan dedem bu dünyadan ayrıldı. Bu ailemizin ilk karşılaştığı ölüm olayı idi. O yıllar ve İİ. Dünya Harbi’nin 1939- 1945 arasında sürdüğü  yıllar ve harpten sonraki yıllar ilçemizde ölümlerin fazla olduğu yıllardı. Çoğu ölümler ince hastalık denen veremden olurdu. Ayrıca sıtma da tamamen ortadan kaldırılamamıştı. Aşağı yukarı her evden bir ölüm haberi duyulurdu. Ben o günlerde çocuk aklımla bizde niye ölüm olmuyor diye merak ederdim. Dedem hastalıktan değil ihtiyarlıktan ölmüştü. Son beş yıl ayakları tutmadı, yürüyemez oldu, yatağa bağlı kaldı. Ona o yıllarda hep annem baktı. Dedem bakımından çok memnun olarak bu dünyadan ayrıldı.

Dedem ilçenin varlıklı ve saygın bir kişisi, dürüst, dindar bir iş adamı idi. Babaannemle aralarında 20 yıla yakın yaş farkı vardı. Onun anlattığına göre babasını bulmak için, daha önce Konya’nın daha sonra İsparta’nın bir ilçesi olan Şarki Karaağaç’tan 10 yaşında iken yola çıkmıştı. Babası Musa efendi, kaçak tütün yetiştirdiklerinden dolayı,o günlerin çok güçlü tütün organizasyonu ve tekeli Reji’nin takibinden kaçmış ,ailesini geçici olarak geride bırakmış, Susurluğa gelip yerleşmişti. Niçin buraya geldiğini tam bilmiyorum. Fakat  o bölgeden buraya daha önce gelmiş akrabaları olduğunu sanıyorum. Dedem Serdaroğulları soyundan geldiklerini söylerdi. Bu soy bir Türkmen soyu mu idi. Bilmiyorum. Araştırdım, fazla kaynak bulamadım. Benim ilk ismim – göbek adım –, Musa dedeye atfen  Musa’dır. 

O zamanlar adı Fırt olan Susurluk ufak bir nahiye – bucak- olmaya aday büyük bir köydür .1892’de bucak -1926 yılında ilçe olmuştur. Köy halinde iken Ömerköy’den küçüktür ve ona bağlıdır. Sultançayır neredeyse önemli bir noktadadır ve o zaman da Susurluğa bağlıdır. Sultançayır, Aziziye, Demirkapı Çerkez köyleridir. Buralara 1858 ve 95 harbi diye anılan 1877-79 Osmanlı – Rus harbi sonunda ve çok daha önce Bulgaristan ve Kafkasya’dan göç eden Çerkezler, Nogaylar, ve Bulgar Türkleri yerleştirilmiş ve kendilerine çiftçilik yapmaları için toprak verilmiştir.

 Bu bölge tarihi antik dönemlere uzanır. Misyalılar, Frigler, Lidyalılar, İranlılar, Romalılar, Bizanslılar  ve Selçuklular sırasıyla bu bölgeye eğemen olmuştur. Daha gerilere gidildiğinde 600 km2 lik bir alana sahip olan Susurluk’ta ilk yerleşenler M.Ö XII. Yüzyılda Terasya (?) kıtasından gelen Eoliler’dır. Onların  bir kısmı Küçük Asya kıyılarına çıkmış ve Susurluk’ta yerleşmiştir. Eoliler’in Aeolian’lar olduğunu varsayıyorum. Bu varsayım doğruysa Aeolian’lar  İtalya’nın Sicilya  adasının yakınlarındaki, 7 adayı The Aeolian Adalar grubunu ; Alicudi ,Filicudi, Lipari, Panarea, Selina, Stromboli , Vulcan’ı kapsamaktadır. Bu adalar Hidroforla Milazzo’dan 45 dakika Messina’dan 1 saat 15 dakika mesafededir. Sicilya adasından farklı Eski Yunan ve Roma uygarlığının özelliklerini taşımaktadır. Alicudi ve Filicudi’nin bir milyon yıldan daha eski olduğu tahmin edilmektedir. Vulcao ve Stromboli’de hala volkanik aktivite vardır. Adaların ana özelliği evlerinin yanardağ lavası ve sünger taşından inşa edilmiş olması ve yalnız beyaza boyanmış olmasıdır. Yalnız lipari,ve Salna adalarına araba ile giriş izni vardır. Adalar arası hidrofor servisi bulunmaktadır.

Truva kıralı Laomedon’un oğlu Priam Yunanlılarla yaptığı savaşta Küçük Asya kavimleriyle birlikte Susurluk bölgesini de kontrolu altında tutmuş ve buradan asker devşirmiştir. Bilindiği gibi Truva prensi Paris Sparta -Isparta kıralı Menelaos’un karısı dünyalar güzeli Helen’I kaçırmış ve onu Truva’ya getirmişti. Onu geri almak için Mycenae kıralı, Menealos’un kardeşi Agamemnon, 100 gemiyi aşkın  büyük bir Yunan donanması ve ordusuyla Truva’ya gelmiş ve kenti kuşatmıştı. Kuşatma on yıl sürmüştü. Sonunda kent devleti Truva işgal edilmiş ve kent yerle bir edilmişti. Helen tanrılar Tanrısı Zeus’ün kızı idi. Annesi güzeller güzeli Leda , Sparta kıralı Tyndareus’un karısıydı.  Zeus Leda’ya aşık oldu. Kuğu kıyafetine girerek ona yaklaştı ve ona zorla sahip oldu. Tydareus bu nedenle Helen’in manevi babasıydı. Paris, bir çok kadınla evli olan Priam’ın en çok sevdiği karısı Hecuba’nın oğlu idi. Hecuba hamile kaldığında bir rüya görmüştü; rüyasında Truva yangından yıkılmıştı. Paris doğduğunda kocası Priam’a bu çocuğun terkedilmesini istedi. Paris Bugünün Edremit’inin İda dağında yaşayani Agelaos isimli  bir çobana verildi. Çoban bebeği İda’nın eteklerinde bir yere bıraktı. Çocuğu bir ayı buldu. Ona sahiplendi ve çocuğu yetiştirdi. Paris büyüdüğnde Truva’daki boğa güreşi yarışlarına katıldı ve kazandı. Bilmediği erkek kardeşi Deiphobos yarışı kazanmayı beklerken kaybetmişti. Bunun üzerine kılıcını çekerek Paris’in üzerine yürüdü. Paris tapınağa sığındı. Tesadüfen bilmediği kız kardeşi Kassandra onu gördü ve tanıdı. Büyük telaşa düştü. Çünkü Kassandra’nın geleceği ön görme özelliğ vardı ve Paris’e Truva’ya gitmemesini çünkü , giderse Truva’nın yok olacağını söyledi. Fakat kimse inanmadı.  Priam ve Hecuba Paris’I sevgi ile aileye kabul ettiler.

SUSURLUK’TAN NEW YORK’A VE LONDRA’YA 5
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin