MUHARREM KAYNAK
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BİR DESTANDIR KULELİ

BİR DESTANDIR KULELİ

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bana Kuleli’yi anlat dediler, bir destandır Kuleli dedim. Ben Kuleli destanını çocukluğumdan ve gençliğimden beri okurum, halen de okuyorum. Okursunuz diye sizlere de sunuyorum. Konu Kuleli olunca, okumak ve yazmak bir görev oluyor, hem de çok zor bir görev. Bu görevi başarmak için Kuleli kışlasına askerce ve uygun adımla giriş yapmak gerekiyor. Ben de öyle yaptım. Yıl 1965 Kuleli Askeri Lisesi sınavlarına girdim, kazandım ve tek başıma İstanbul’a geldim ve okula kayıt oldum. 

Benim Kuleli’ye girdiğim tarihlerde İstanbul’un nüfusu 1.350.000 “Bir milyon üç yüz elli bin kişi idi.”

Eski Üsküdar Kaymakamlık binasının Doğancılar Parkına yakın köşesindeki levhada öyle yazıyordu. Adresim: Kuleli Askeri Lisesi-Çengelköy-Üsküdar-İSTANBUL olmuştu. Üç yıl süre ile bu adres mektup adresim oldu. Mektuplarım “Öğrenci Mektubu Görülmüştür” diye okunur ve damgalanırdı. İlk mektubumu anama yazdım. Dedim ki: Ana Ben Asker Oldum. 14, 15,16 yaşında çocuklardık. Eğitim için bizlere teslim edilen tüfeklerin boyu nerde ise boyumuzu aşıyordu.

Kuleli’nin çok güzel bir Marşı vardır. O marşı en yüksek ve en gür sesimizle söylemekten ve Kuleli’li olmaktan büyük bir onur, gurur ve haz duyardık. TSK’nin Şerefli Üniformasını taşıyorduk ve ona leke sürdürmüyorduk. Sağ kolumuzda altın sarısı sırma bir kordon, sol kolumuzda Kuleli forsu, gururla ve askerce yürüyorduk. Sizin için “Kuleli Marşı’nın” ilk dörtlüğünü ve en güzel nakaratını yazıyorum. 

Sizler Kuleli Marşı’nın sözlerini okurken, bende o günlerdeki gibi canlı ve heyecanlıyım, hala gür çıkan sesimle Kuleli Marşımızı söylüyorum. Çocuklarım, hele torunlarım heyecanlı halimi ve  gözlerimin yaşardığını görünce… Dedeme bir şey oldu diyorlar ve onlarda benimle birlikte söylüyorlar.…

KULELİ MARŞI

Deniz senin, toprak senin, gök senin

Zafer olsun en mukaddes emelin

Çağlayanlar gibi köpür, arşa taş

Ufuklardan yüksel, şahikalar aş

Ey şerefli, şanlı yuva Kuleli

Hedefindir bütün cihan ileri

Kuleli ile Kara Harp Okulu bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Askerliğe ilk adımlarını Kuleli Kışlasında atan gençlerimiz, Kuleli’yi bitirdiklerinde Ankara’daki Kara Harp Okulu’nun yolcuları olurlar. Artık onlar Genç Harbiyelilerdir. Keza, Deniz ve Hava Liselerini bitiren gençlerimizin de amacı bir an önce kendi Harp Okullarına ulaşmak ve kavuşmaktır. Biz Harbiye Marşını da ayakta ve esas duruşta, hep bir ağızdan, yürüyüş kararı sayarak söylerdik, halen de öyle söylüyoruz.

14,15, 16 yaşlarında Anadolu’muzun her bir köşesinden ortaokulu bitirerek sınav ile ve Subay olma sevdası ile Kuleli’ye veya Askeri Liselerimizden birisine giren gençlerimizin tek emeli ve amacı bir an önce Harp Okullarına ulaşmak, kavuşmak ve subay çıkmaktır. 1965 yılında Kuleli’ye girdim, 1968 yılında mezun oldum ve Kara Harp Okulu’na ulaştım, kavuştum ve subay çıktım. Bizim devremize 1970’li Subaylar derler. Harbiye’ye giriş tarihimiz 01 EYLÜL 1968’dir. Biz 68 kuşağının gençleriyiz.

1283 İÇİMİZDE diye can-ı gönülden, kükreyerek haykıran Harbiyelileriz. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de okuduğu Kara Harp Okulunda okumak şerefine eriştiğimiz için onur ve gurur duyuyoruz. Atatürk sevgisi ile yoğrulmuş ve yetiştirilmiş, Atatürk İlke ve İnkılâplarını benimsemiş ve özümsemiş askerleriz. Yolumuz Atatürk’ün yoludur. Biz Mustafa Kemalin Askerleriyiz.

-Kuleli’ye girdiğimiz ilk günden itibaren, ezan ve borazan sesleri arasında, bandonun marş temposuna ayak uydurarak, askeri bir disiplin içerisinde okuduk. Vatan, Millet, Cumhuriyet ve Atatürk sevgisi ile büyüdük ve yoğrulduk. Bizim bu konulardaki mayamız ve imanımız sağlamdır, asla bozulmaz. 

-Harp Okulu’na girişte: İcabında Vatan, Cumhuriyet ve Vazife Uğrunda seve seve hayatımı feda eyleyeceğime diye yemin ettik. Yeminimize sadakatle bağlı kalarak hizmet ettik, bu yemin ve sadakatimiz asla bozulmadı ve bozulmayacaktır.  

-Kuleli kışlası: 1828’de Sultan II. Mahmud tarafından süvari kışlası olarak yaptırılmıştır.1837’de tadilat yapılarak denize bakan tarafı üç katlı, kuzey ve güneyinde iki kulesi varmış gibi inşa edilmiştir.1863’de Kışlanın son şekli; Sultan Abdülaziz tarafından Garabet Amira Balyan ustaya yaptırılmıştır. 21 EYLÜL 1845 tarihinde Mekteb-i Fünün-ı İdadi adı ile “Dolmabahçe Camlı Köşk’te” açılan Kuleli, 1872’den beri Kuleli Askeri Lisesi adını alarak eğitimine devam etmektedir. Değişik ve zaruri sebeplerle birçok kez yer değiştiren Kuleli’nin kayıtlardaki yer değiştirme safahatı şöyledir:

-Dolmabahçe Camlı Köşk, Maçka ve Harbiye Kışlaları, Pangaltı Kışlası, Beylerbeyi Sarayı ve Müştemilatı,  Adile Sultan Sarayı ve Kâğıthane’de Çadırlı Ordugâh, Maçka Kışlası, Konya’ya intikal ve yerleşme…  Nihayetinde 1947’den beri şimdiki Kuleli Kışlasında eğitim ve öğretimini sürdürmekte idi. Malum;  KULELİ, MALTEPE, IŞIKLAR ve DENİZ LİSELERİ 31 TEMMUZ 2016 tarihinde 669 sayılı KHK ile kapatıldığı için Kuleli’nin şimdiki adı Kara Harp Okulu Kuleli Yerleşkesidir. Halen burada Kara Harp Okulu’nun İngilizce ağırlıklı Hazırlık Sınıfı öğrencileri okumaktadır.

-Binlerce subay adayı ve subay Kuleli Kışlasından yetişmiştir. Bu ocaktan yetişen Subaylarımız bu şanlı yuvada komutanlık da yapmıştır. Her komutan kendi döneminde taş üstüne taş koyarak Kuleli’nin gelişmesine ve geliştirilmesine katkıda bulunmuştur. Adından bahsettirebilecek derecede hizmet eden o yüce komutanları rahmet ve minnetle anmadan ve saymadan geçemeyiz;

-Kuleli’ye girdiğim 1965 yılında Kuleli’nin ahşap kısımları, ahşap olan ara katları ile ahşap merdivenleri İstihkâm İnşaat Taburlarımızca “Betonarmeye çevrilerek” tamamlanmak üzere idi. O zamanki Okul Komutanı Kur. Alb. Cemal Özsever zamanında başlayan bu tadilat, 1965-1967 yıllarında Kur. Alb. Bayram Arslan’ın Okul Komutanlığı döneminde tamamlanmıştır.

-Esasında Kuleli’nin kuleleri hiç olmamıştır. Bu yörenin eski adı Kule Bahçesidir.1837 yılında ünlü İngiliz Gravür sanatçısı Tomas Alon Türkiye gezisi esnasında, Boğaz’daki Kuleli Kışlasını görünce kışlayı gravür çizim ile resimlemiş, kuzey ve güneyine birer tane de kule çizmiştir. Bu gravür eser bir yıl sonra 1838’de İngiltere’de sergilendiğinde dünya Kuleli’yi bu şekilde tanımaya başlamıştır.

-Kuleli’nin ikiz kuleleri, gravürdeki aslına uygun olarak Kurmay Albay Bayram Arslan’ın Okul Komutanı olarak görev yaptığı 1965-1967 yıllarında ve onun tarafından inşa ettirilmiştir. İkiz Kuleler Kuleli’nin adına ve şanına çok yakışmıştır. Onun döneminde, civardaki gecekondular yıktırılmış ve okulun çevresi emniyete alınmıştır. Çok büyük ve sanayi tipi çöp yakma fırını ve filtreli duman bacası yapılmış, aşağı ve yukarı okul arasında camekânlı bir geçiş ve bağlantı tüneli inşa edilmiştir. 24 kişilik Kısımlar/Sınıflar yapılmış, kapaklı eski ahşap sıra ve masalar kaldırılmış yerine formika kaplı ve kilitli çelik-çekmeceli öğrenci masaları konmuştur. Kuleli yerleşkesi 183 dönümlük arazi üzerinde konuşlu olup,30 ayrı bina ve müştemilattan oluşmaktadır. 

-Kuleli Askeri Lisesine büyük emek ve katkıları olan bir diğer değerli Okul K. Kur. Alb. Doğu Aktulga’dır. Onun döneminde okul yerleşkesine ek tesis ve binalar eklenmiştir. “Sinema, konferans ve spor salonları, dershaneler, anfi ve ek derslikler… vb.” adeta bir üniversite kampüsü haline getirilmiştir.

-Kuleli öğrencileri… Kara Harp Okulunu’da bitirip subay çıktıktan sonra, birçoğu Kurmay ve General olmuştur. Ordu Komutanı, Kuvvet Komutanı ve Genelkurmay Başkanı olanlar da vardır. Başlangıçta belirttiğim gibi bir kıymet, bir değer ve “Bir Destandır Kuleli” Onun bağrından ne cevherler çıkmıştır:

-İstanbul Liseleri arasında yapılan bilgi yarışmaları ile folklor ekip ve atletizm yarışlarını, futbol müsabakaları ile güreş, judo ve karate müsabakalarını genellikle Kuleli ASKERİ Lisesi kazanırdı.

-1853-1856 Kırım Savaşı sırasında Florence Nightingale “Lambalı Kadın” hem Selimiye hem de Kuleli Kışlasında savaşta yaralanan askerlerin bizzat tedavilerini üstlenmiş ve yapmıştır. Adı her iki kışlada ayrılan birer müzede yaşatılmaktadır. 

-29 Ekim 1938’de Cumhuriyet Bayramı törenlerinden dönen Kuleli Öğrencileri Dolmabahçe Sarayı önünden gemi ile geçerken hep bir ağızdan Onuncu Yıl Marşını söyler ve Aziz Atatürk aldığı yardımla hasta yatağında doğrulur ve Kuleli öğrencilerini selamlar. Bu onun halkımızla en son selamlaşmasıdır. “Atamızı Görmek İstiyoruz” diye haykıran Kuleli Öğrencilerin haykırışlarına dayanamayan Aziz Atatürk’ün ilk kez ağladığı görülmüştür. (Kaynak: Yaveri Salih Bozok ve Kılıç Ali.) Malum, Ulu Önderimiz 12 gün sonra 10 KASIM 1938’de ebediyete intikal etmiştir.

-İstiklal Savaşında 230 Kuleli öğrencisi kaçarak savaşa katılır. Ne yazık ki onların 88’i şehit olur ve geri dönemez. Onlar adına verilen istiklal madalyası halen okulun şeref salonunda saklanmaktadır.

-Kuleli’den yetişen değerlerli kişilerimiz: Fevzi Çakmak, Hoca Ali Rıza, Plevne Kahramanımız Gazi Osman Paşa, Şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cemal Gürsel, Ömer Seyfettin, Cevdet Sunay… 

-Şair Orhan Veli Kanık 1947 yılında “İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı” şiirini Kuleli’ye çok yakın olan Çengelköy sırtlarındaki Vahdettin Köşkü’nün bahçesinden bakarak yazmıştır.

Emek ve hizmetleri geçen Komutan, İdareci ve Öğretmenlerimize şükranlarımızı sunuyor ve yâd ediyoruz. Hakkın rahmetine kavuşan Kuleli mezunlarımız ile birlikte onları rahmetle anıyoruz.

Çok sevdiğim ve mezunu olmakla gurur duyduğum Kuleli için “BİR DESTANDIR KULELİ” diyorum ve yazdığım bu yazımı sizlerle paylaşıyorum. Okunuyor olmak dileklerimle, tüm okuyucularımı askerce selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… 

                                                                                                                 

BİR DESTANDIR KULELİ
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin