MUHARREM KAYNAK
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. DENİZLİ GEZİSİNİN ARDINDAN

DENİZLİ GEZİSİNİN ARDINDAN

2
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Grup arkadaşlarımız ile birlikte 6-9 OCAK 2026 tarihlerinde İZMİR’den DENİZLİ’ye tren ile gidip- geldik. Bizim için gezi sadece tren ile gittik-geldik gezisi değildir. Anlatılması çok uzun sürecek anılar ve yaşanmışlıklar ile dolu bir geziydi. Günler öncesinden TCDD’den biletlerin alınması, grup arkadaşlarımız ile aynı zamanda ve aynı vagonda buluşmamız. Gülüp, eğlenerek, yolculuk ve tatil yapmamızdır. Seyir esnasında gördüklerimiz; inenler, binenler ve birlikte yaşadıklarımız ve karşılaştıklarımız… Tüm bunlar her birimiz için yaşanması ve biriktirilmesi çok zor anılarla doludur.

BASMANE garından hareket ederek 27 istasyonlu bir demiryolu güzergâhının 24 istasyonun da durarak yol alan GÖLLER EKSPRESİ yolculuğunun özetini paylaşıyorum. Belirtmek isterim ki gidiş yolculuğumuzun gündüz gözü ile 09.55-14.58 saatlerinde yapılmış olması, etrafı seyrederek tren yolculuğu yapmamız bizi mutlu etmiştir. Yemyeşil tarla ve bahçeler, ekilmiş ve filizlenmekte olan buğday tarlaları, bahara ve fide dikimine hazırlanan sera, bağ ve bahçeler ile başı dumanlı ve karlı dağların görülmesinin verdiği derin bir iç huzuru ve ferahlık… Gezimizin ardından sizlerle de paylaştığım bu yazımda, eksik kalmasını istemediğim konuları sıralamak istiyorum.

Yetmiş yaşını aşmış sınıf arkadaşlarımız ve eşlerimizden oluşan 36 kişilik grubumuzca, tren ile seyahatin özlenmiş olduğunu hissettim. Hatta yaptığımız çok kısa röportaj ve sohbetlerde “En Son Yaptığınız Tren Yolculuğunu ve Tarihini Hatırlıyor musunuz” sorusuna aldığımız cevaplarda; 30 yıl, 35 yıl, 40 yıl 45, 50, 55, 60, 65 yıl… önce yapmıştım diyenlerin olduğu görülmüştür. 

Yine yaşımız icabı, hepimizin görmek ve duymak istediği; sembolik de olsa çuf, çuf, çuf tren sesi, kendisine has tren düdüğünün sesi, pek istemesek de lokomotifin kara duman da çıkaran kömür kokusu ve raylardan gelen tren temposunun sesi idi. Maalesef bunları duyamadık ve göremedik.

İstasyonlarda görevli, şapkalı ve üniformalı şimendiferin elindeki kırmızı-yeşil ve yuvarlak yol açık ve kapalı işaret levhası “bu levha var ancak pilli hale getirilmiş” şimendiferlerin çaldığı düdük sesleri. Eskiden makinistlerin kullandığı trenlerin 1inci ve 2inci mevkileri, yük ve yolcu treni ile yolcuları, posta treni, motorlu tren ve ekspresler… Yataklı, kuşetli ve pulman kavramları… Biletli, biletsiz tüm yolcuları kontrol eden ve biletlere zımba vuran kondüktörler, trende unutulan eşyalar, yemekli vagon hizmetleri ile gar gazino ve lokantalarının yemek çeşitleri ve sohbetlerini aradık… 

Atatürk’ün tren yolculuğu yaparken, yarı açılmış koridor penceresinden halkı selamlaması “fotoğrafındaki” o duruşu artık yaşayamıyorsunuz. Yine üç-dört basamakla trenden inilen ve binilen merdivenler var. İstasyonlarda lokomotiflerin su alışını da göremedik, makas değiştirme işlemlerini de düdük çalarak yaparlardı, öyle bir hareket ve enstantane de göremedik. Gördük-göremedik derken… TCDD’nin eski trenlerinin yerini Dizel Motorlu Ekspreslerin aldığını gördük. Değişen dijital hizmetlerden dolayı sesli ve yazılı ikazlar ile… gelecek istasyon… tren şu yönde gider, tren hareket edecek, lütfen… ikazlarını duyduk. Yol ve istasyon güzergâh haritalarını gördük.

-DENİZLİ denince Ege Bölgemizin 1.062.698 nüfuslu, tarihi ve turistik bir sanayi şehri aklımıza gelir. Denizli, ünlü Horozu’nu simge edinmiş bir ilimizdir. Atatürk’ün 1937 yılında bizzat açılışını yaptığı Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası 65 yıllık bir hizmetin ardından 2002 yılında kapatılmıştır. Fabrika bütün taşınmazlarıyla birlikte ve bedelsiz olarak Adnan Menderes Üniversitesine devredilmiştir.

-Denizli denince aklıma Halk Ozanımız Rahmetli Özay Gönlüm ve türküleri gelse de, öncelikle Milli Mücadelede İZMİR-AYDIN ve DENİZLİ bölgesinde Kahramanlık Destanları yazan Efelerimiz aklıma geliyor. Onları isimleri ile anmak istiyorum. Mutasarrıf Faik Öztrak, Müftü Hulusi Efendi, Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe, Çakırcalı (Çakıcı) Mehmet Efe, Kamalı Zeybek, Posluoğlu Mehmet Efe, Atçalı Kel Mehmet… Onlar adını Efe ve Zeybek olarak tarihe yazdırmışlardır.

Efe ve Zeybeklerimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluş mücadelesini desteklemişlerdir. Ruhları şad olsun. (NOT: Adı geçen Efelerimizin birçoğu Ödemiş ve köylerindendir.)

Denizli Büyükşehir Belediyesinin 19 ilçesi mevcuttur. Pamukkale Travertenleri, Kaplıcaları ve Termal Otelleri ile ünlüdür. Biz de Pamukkale İlçesine bağlı Karahayıt’daki Herakles Termal Otelde üç gün konakladık. Otelin sunduğu tüm hizmetlerden faydalandık. Güzel ve şirin olan bu otelde Türk Hamamı, Sauna, Buhar ve Masaj odaları ile Termal ve Şifalı Havuzlardan istifade ettik. Seçkin müşteriler ve güler yüzlü hizmetlilerle kahvaltı, coffee-break ve akşam yemeğini konaklama ücreti ile birlikte sunuyorlar. Her akşam canlı müzik eşliğinde yemek yeme keyfi de sağlanıyor.

Sanatçı Mustafa Avan’ın çalıp söylediği ve bizim de özlediğimiz şarkı, türkü, dans ve oyun havaları sortileri eşliğinde adeta kurtlarımızı döktük. Erik dalı, Ankara’nın Bağları, Müjgan, Türkan, Kolbastı, Harmandalı ve Kerimoğlu Zeybeği, Çiftetelli, Halay ve Horonlar eşliğinde güzel bir tatil geçirdik. Baş Başkan Yardımcımız Kamil Tatlıcı adına çalınıp icra edilen “Arıza Kamil” şarkısı da bizden büyük bir alkış aldı. Son gece müzikli eğlence devam ederken rahatsızlanan arkadaşımız Semra Hanım’ın sağlık durumu hepimizi heyecanlandırdı ve üzdü, neyse arkadaşımız kısa sürede sağlığına kavuştu.

Bu güzel geziyi planlayan ve en ince teferruatına kadar icrasını sağlayan KHO 1970 Mezunları İZMİR Gr. Başkanımız Sn. Feryal Türköz ile eşi Sn. Nursel Türköz Hanım’a çok çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca ve özellikle Denizlili olan arkadaşımız Karacı Pilot ve Kıbrıs Gazisi Ahmet Sıtkı Öğün ve eşi Hesna Öğün Hanım’a bizim için yaptıkları mihmandarlık, şehir içi ulaşımda çevreden temin ettikleri minibüsler ile sağladıkları kolaylık ve her türlü yardımları için teşekkürlerimizi bildiriyoruz. Ayrıca, arkadaşımız Ahmet Sıtkı Öğün’ün “06 OCAK 2026” yaş gününü tekrar kutluyoruz. 

Yolculuğumuz esnasında yolluk ikramlarını kendi elleri ile dağıtan arkadaşlarımızdan Adil Şeker ve eşi Sema Hanım’a, işi ve görevi gereği geziye katılamayan arkadaşımız İ. Hakkı Bulunmaz’ın eşi Funda Hanım’a ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Her gün müzikli akşam yemeklerinde tüm incelikleri düşünerek planlama yapan ve ismen oturma düzenimizi sağlayan Başkan Yardımcımız Orhan Acuner ile eşi Selma Hanım’a çok teşekkür ediyoruz. Bütün gezi ve etkinliklerimizde bizleri yalnız bırakmayan değerli Generalimiz Hikmet Tahmaz ile eşi Zehra Hanım’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Karahayıt çok gelişmiş ve modern bir kent haline gelmiş, çok güzel ve gezilmeye değer, büyük ve çok çeşitli ürünlerin sergilendiği bir çarşısı var. Yol üzerindeki Varol Tekstil mağazasının indirimli ürünler kampanyasına katıldık ve adı geçen firmanın servis minibüsleri ile gidip-geldik. DENİZLİ gezimizden dönüşte, yine aynı güzergâh üzerinden ekspres trenle gezimizi tamamlayarak İZMİR’e sıcak yuvalarımıza salimen döndük.

Tabiidir ki bu gezimizde de beğenmediğimiz ve tenkit etiğimiz hususlar vardı; Ekspres ve pulman koltuk hizmeti veren vagonlarda bile tuvaletler pis ve bakımsızdı, tuvalet kâğıt ruloları asılmamış yerlere düşmüş ve ıslanmış, tuvalet rezervuarları birikintileri boşaltamıyor ve etrafa taşmış. Musluklu bir lavabo var ancak sular dışarıya sıçrıyor, WC görevlisi var veya yok bir ilgisizlik hâkim.

-Vagonlardaki kondüktör ve TCDD görevlisi kişilerin hiç birisinde kendilerine has bir üniforma yok, normal ve sıradan insanlar gibi gelip-gidip yolcular ile muhatap oluyorlardı. Herhalde görevli bu kişidir diye tahminde bulunuyorsunuz. Vagonlarda valizleri koyacak yer ayrılmamış. El bagajları ile valiz ve çantaların raflara konması ve oradan indirilmesi çok zor oluyor.

-BASMANE garında WC yok, dışarıdan 20TL. Ücretli genel bir WC’den hizmet alıyorsunuz. DENİZLİ garında WC ücretli ve 15TL dir. Garın yolcu bekleme salonunda sadece Diyanet İş. Bşk.lığının Türkçe ve İngilizce İslami kitap ve broşürleri ücretsiz olarak sergileniyor ve dağıtılıyordu, başka broşür yoktu.

-Kaldığımız Termal Otelde, otel odasından veya termal havuz ve tesislerinden çıkanların ulu orta resepsiyon, lobi ve koridorlar ile çay ve oyun salonlarında BORNOZ ve TERLİK’ler ile dolaşması, böyle bir kültürden gelenlere ikazda bulunulmaması sizinde dikkatinizi çeker ve rahatsız edebilir. 

Bir kaç günlük tatil de olsa, güzel yurdumuzun bu tür nimetlerinden istifade ile güzel bir sağlık hizmeti almak sizleri de mutlu edecektir. İmkânı olan yurttaşlarımıza öneriyoruz. 

Sağlıcakla kalın…                                           

                                                                                  

DENİZLİ GEZİSİNİN ARDINDAN
+ - 2

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 12 Ocak 2026, 14:35

    Muharrem bey basit görülen bu tren yolculuğu ile ilgili anılarınızı, gördüklerinizi ve hissettiklerinizi öyle güzel ifade etmişsiniz ki! içimden keşke böyle dostlarla birlikte gezseydim diye; Biraz kıskanarak biraz da imrenerek yazınızı okumaktan büyük keyif aldığımı ifade eder .Zatıalinize teşekkürlerimi sunarım .Saygılarımla

    Cevapla
  2. 12 Ocak 2026, 19:00

    Yazarımız Muharrem bey Denizli’ye olan gezisini çok güzel bir Türkçeyle ifade etmiş. Eski gezilerle şu anda yaptıkları gezileri arasındaki farkları gözlemler belirtmiş . Bu yazıdan dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Bu imkanı sağlayan ve yayınlayan gazete yetkililerine teşekkür ediyorum.

    Cevapla
Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin