”THE KAYALAR”’, ‘2022-03-08 05:09:49’, NULL, ”, 1, NULL, NULL, ‘
Bir kitap yazdım, Kayalar köyü diye, diğer adı The Kayalar, içine destan yazdım Kayalar Destanı “The Kayalar ” Yazdım yazdım da, öyle bir kaç kıtaya ve üç beş mısraya sığmıyor Kayalar, üç beş hece ile dolmuyor o mısralar, hemen dile geliyor Kayalar’ın dağı, taşı ve toprağı, …söyle artık şair Kaynak, yere göğe sığdıramıyorsun sen Kayalar’ı
\r \r
Adını kitabıma kapak yaptım,The Kayalar diye başlık attım, yine de anlatamadım aşkımı. Dörtlüklere sığmıyor, beşli yirmi sekiz kıta var, yüz kırk mısra etti ama daha yetmedi, artı iki mısra daha var. Yirmi hecelidir tüm mısralar, okuyanlar sayar, tam yüz kırk iki adet kafiyeli mısrası var.
\r \r
Üç bölümdür kitabım, birinci ve ikinci bölümü elli, üçüncü bölüm yüz on iki sayfa olmak üzere kitap toplam yüz altmış iki sayfadır. İçindeki Kayalar Destanı “The Kayalar” dört sayfa tutar. Kayalar’ın çok özel ve çok güzel, çok değerli bilgilerini kitabıma sığdırmak için çok uğraştım ve … anladım ki , Kayalar kitaplara da sığmaz, bakın Kitabımın önsözünde neler yazdım:
\r \r
Kayalar ile ilgili çok eserim var, bir yenisi de ” The Kayalar”, bu yeni kitabımın adını neden “The Kayalar” koyduğumu açıklamaya çalıştım. Bu küçük kitap köyümüz ve geçmişine duyduğum özlemi, köy yaşamının güzelliğini ve Kayalar’ın sahip olduğu saymakla bitmeyen özellik ve güzelliklerini anlatmaktadır. Neden ve niçinler kafamda çoğaldıkça, okuyucularımın da soru soran ve sorgulayanlar olmasını arzu ettiğim için bu şekilde yazmayı uygun buldum .
\r \r
Kayalar bir mahalle değildir, Kayalar bizim köyümüzdür, köyümüze, köyümüzün geçmişine ve göçüp giden değerli büyüklerimize, onlardan devraldığımız örf, adet, gelenek ve göreneklerimize hep birlikte sahip çıkalım diyorum .
\r \r
Kayalar’da doğdum, Kayalarlıyım, Kayalar’ın ekmeğini yedim, suyunu içtim, ilk okulu bu köyde okudum onun için Kayalar’ı çok seviyorum ve Kayalarlı olmakla övünüyorum. Böyle diyen ve söyleyen yalnız ben değilim, benim gibi bir çok arkadaşım var, şüphesiz onların da Kayalar sevgisi en az benimki kadardır, onların da Kayalar’a çok büyük hizmet ve katkıları olmuştur. Benim katkım ise yazarak olmaktadır, dilerim okuyucularım kitabımın adının neden “THE KAYALAR” olması gerektiği konusundaki kararıma katılırlar.
\r \r
Kayalar’ın tarihçesini, sularını, çeşme ve pınarlarını, eski değirmenlerini, kır ve bayırlarını, tarla, bağ ve bahçelerini, köyümüzün gelmiş geçmiş saygın kişilerini, soy -sop ve sülalelerini, ayrıca kendi lakapları ile halen yaşayan köyümüzün güzide insanlarını ve misafirperver köyümüz halkını anlatan bu eserimi Kayalarlı hemşehrilerime armağan ediyorum .
\r \r
THE KAYALAR’ın THE’si HAKKINDA ;
\r \r
İngilizce’de bazı kelime ve sözcüklerin başında kullanılan “THE” kavramının her yerde, her zaman ve sıradan varlık ve değerler için kullanılmadığını tek, özel, değerli ve seçkinlik ifadelerinin pekiştirilmesi için kullanıldığını öğrenmiştim. İşte Kayalar’ın “The” ‘sı da oradan geliyor. Kayalar ‘ın önemi ise kendi tarihinden, coğrafyasından, doğasından, önceki ve şimdiki değerli kişilerinden bu değerli kişilerin, çevremiz, vatanımız, milletimiz ve insanlık için yaptıklarından geliyor.
\r \r
Kayalar’a “The Kayalar” diyen benim, bana göre bu ayrıcalık doğrudur, bu ve daha önceki eserlerimde özellik ve güzelliklerini de açıkladığım bu güzel köy Kayalar mahallesi değil, Kayalar köyüdür, bana göre kitabımın yayınlanmasını müteakip yeni adı “The Kayalar”dır. Kayalar bu yeni adı ile dillerde ve gönüllerde sonsuza kadar yaşayacaktır .
\r
KAYALAR KÖYÜ DESTANI;
\r
“THE KAYALAR DESTANI”
\r \r
Kayılar’dan gelir Kayalar’ın adı, kaya gibidir Kayalar
\r
Koca Sarnıç, Koca Çınar, Koca Çınar’ın kaç asırlık yaşı var
\r
Koca Tepe rüzgarları, çam kokusu getirir, mis gibi kokar
\r
Koca Sarnıç iki oluktan güldür güldür akar, akar da akar
\r
Kocaçay’da akardı bir zamanlar, şimdi önünde bir baraj var
\r \r
Ta! Madra Dağı’ndan doğar gelir Kocaçay, dağlar, dereler aşar
\r
Kocaçay’ın üzerinde köprü yokmuş bir zamanlar, bilenler var
\r
Uzun yıllar geçememiş insanlar, can vermiş nice kahramanlar
\r
Kaç yıl önce, kaç yıl sonra Kocaçay üzerine köprü yapmışlar
\r
Ne çileler çekmiş Kayalarlılar, toprakmış o zamanki yollar
\r
\r
Bin dokuz yüz otuz dokuz’da Kayalar’a yeni okul yaptılar
\r
Öğrenci sayısı yüz kırk, yüzelli kişi olurdu bir zamanlar
\r
Hep beraber ve haykırarak andımızı okurdu öğrenciler
\r
Okuyanlar öğretmen, asker, avukat ve büyük adam oldular
\r
Ebe, hemşire, mühendis, doçent, doktor ve profesör olanlar var
\r \r
Andımızı haykırarak okuyoruz, herkes duysun sesimizi
\r
Ne mutluTürk’üm diyene diyebilmek kabartıyor göğsümüzü
\r
Türk’üz biz, asırlar geçse bile asla kaybetmeyiz özümüzü
\r
Türk, öğün, çalış, güven, Atatürk’üm bu ne kadar güzel bir ülkü
\r
Kayalar’a mahalle diyenler, hiç bilirmi bizim köyümüzü
\r \r
Her gün, daha güneş Karşıyaka’dan doğmadan ayağa kalkardık
\r
Koca köğün, İnnik, Mezarlık, berisi Haritalık ve Hıdırcık
\r
İnce dallık, Dede gövdesi, Bakla çukur, Düzen üstü,Tesbiklik
\r
Yollar değişti, bir mezar taşın bile kalmadı Koca Mezarlık
\r
Gözlerim kapansada sayarım buraları, yeter bu kadarlık
\r \r
Kayalar’ın mera, çayır ve tarlalarında yayılır hayvanlar
\r
Kayalar’ın et, süt, yoğurt, peynir ve tereyağıyla beslenenler,
\r
Kayalar’ın kaymağını ve yoğurdunu yiyen güzel insanlar,
\r
Kayalar’ın saf kara kovan balını gümeci ile yiyenler,
\r
Suyunu içip, havasını soluyanlar asla unutamazlar
\r \r
Kışın çok çamur olurdu, yazın kururdu Kayalar’ın yolları
\r
Ya Ilıca’dan, ya Balya’dan gider gelirdi köyün insanları
\r
Yer yer, ya genger, yada çakır dikenleri kaplardı yolları
\r
Dikenleri batsada güzel olur çaltıların kozalakları
\r
Meşe mazısı ve kobaklardan yapılırdı iplik boyaları
\r \r
Yaprağını dökmeyen , iğne yapraklı ardıç ve kızıl çam da var
\r
Türlü türlü ağaçlar, gürgen, dışbudak ile çetlemik ve pıynar
\r
Kendi kendine çıkanlar var, çaltılar, ahlat, meşe ve çınarlar
\r
Akçaağaç, karaağaç, davulgu, kavak, salkım söğüt bile var
\r
Erik, elma, ayva ile armut, koruk, üzüm gibi meyvalar var
\r \r
Arpa, buğday, yulaf ve çavdar gibi tahıllar ekerdik her zaman
\r
Neler neler ekerdik o zamanlar, hardal, susam ve günebakan
\r
Nohut, bakla, burçak, börülce ile kavun, karpuz, mısır ve bostan
\r
Süpürkelik, şeker kamışı, marul, ıspanak, sarımsak ve soğan
\r
Domates, biber, lahana, bamye, fasulye, salatalık, patlıcan
\r \r
Eti, sütü, yünü, derisi ile gücü için beslenir onlar
\r
Hem bizi, hem de yükümüzü taşıyordu o’ güzel hayvanlar
\r
Karasığır, inek, öküz, boğa, manda gibi büyük baş hayvanlar
\r
Hayvanlarla taşınırdı ot, odun, ocak, saman ve tüm tahıllar
\r
Sevimli koyunlar, koçlar, kuzular, tekeler, keçi ve oğlaklar
\r \r
Avlularda tavuk ve horoz ile kaz beslerdik, biraz da hindi
\r
Şimdi ne kaz kaldı, ne ördek, ne de hindi, onlar çok eskidendi
\r
Ne at, ne eşek, ne manda, ne inek, ne öküz, ne de katır kaldı
\r
Çift süren, ekin eken, orak biçen, hayvan güden rençber kalmadı
\r
Harmanda düven süren, un eleyen, ne de ekmek yapan kalmadı
\r \r
Harman kalkar, ambarlar, harar, darcık ve çuvallar ekin dolardı
\r
Tarhana, erişte ve nişasta yapılır, bulgur kaynatılırdı
\r
Zamanında erik ekşisi ve salça yapılır, küplere konurdu
\r
Tarla ve bahçeler bozulunca kış için turşular kurulurdu
\r
Kırkılan yünler iğrilir, şayak, halı ve kilimler dokunurdu
\r \r
Metal çarklı, metal kaşıklı, değirmenler vardı su ile dönen
\r
Aşağı dere, Dışbudak ve Kocadere’de ikişer değirmen
\r
Mandıra değirmeni ve Köy değirmeni, toplam sekiz değirmen
\r
Değirmenlerin havuzlarında yüzme öğrenirdik çocuk iken
\r
Değirmenci, kaşığı ile alırdı hakkını, hemde peşinen
\r
\r
Kayalar’da çakmak çakınca, ateş çıkaran çakmak taşları var
\r
Ne o’ taşları çıkaracak adamlar kaldı, nede o’ çakmaklar
\r
Harman da yok, düvende, olsa altına çakmak taşı çakacaklar
\r
Kav’lı çakmak kalmadı atıldı, artık onlar, antika oldular
\r
Onların yerini aldı benzinli, gazlı, manyetolu çakmaklar
\r \r
Kayalar’ın madenleri de vardır, kömür ile kurşun ve demir
\r
Yerin altıda, üstüde zengindir, maden yerini bilen bilir
\r
Kil var, kireç taşı var, pekmez toprağımız var sanki bir tebeşir
\r
Çakmak taşlarını baştan saydım, Hıdırcık tarihi bir kaledir
\r
Kerçe, Çirnik ovası, Ayvalı madalı tarihi yerlerdendir
\r \r
Şifalıdır Ilıca’nın kaplıcası, altında tarih yatıyor
\r
İlçemiz Balya’dan iki bin yıldır ondört kalem maden çıkıyor
\r
Altın dahil, kalem kalem simli kurşun, gümüş, aliminyum, kömür
\r
Çinko, manganez ile kükürt, arsenik, kadmiyum, bakır ve demir
\r
Ne filizler, ne cevherler, antimon ile zırnık bile çıkıyor
\r \r
Yakın uzak demeden hem gider, hem geliriz komşularımız var
\r
Ilıca, Karlık, İğneciler, Söbücealan, Danişment, Orhanlar
\r
Kadıköy, Semizköy, Ören, Gök Musa, Kavakalan ve Büyükpınar
\r
Kayalar’a yakın Çiftlik var, Kadıköy’ün tarihi kalesi var
\r
Komşumuz Danişment varya, Arpabükü’nü kendi toprağı sayar
\r
\r \r
Kırlarımız gelincik dolu, tarlalarımız kekik kokar kekik
\r
Koca mandıra ile Küçük mandıra ovaları, birde Çirnik
\r
Bağardı, Sarıyar, Olamursıkı, Goroba’ya ekin ekerdik
\r
Bağlara ve yakın kesiklere mısır, bostan, börülce ekerdik
\r
Bağ bozumunda, üzüm suyundan kazan kazan pekmez kaynatırdık
\r \r
Hem soğuktur, hem tatlı, Kerçe, Elmalı ve Ayvalı’nın suları
\r
Buz gibidir Kızanlık suyu, yazın aratmaz karlı buzluları
\r
Kızanlık çok uzaktır, pek bilen yoktur ordaki kızılcıkları
\r
Kayalar’ın suyu boldur, hem soğuktur, hemde berraktır suları
\r
Pedrik’ten borularla su getirdik, çok tatlıdır Pedrik suları
\r \r
Gece gündüz hiç durmadan gürül gürül akan, çeşme ve pınarlar
\r
Koca Sarnıç ile Küçük Sarnıç, Örtülü Çeşmeler ve Alapınar
\r
Mezarlık ve Aşağı camiye Sarnıç suyu veren Köse pınar
\r
Karşıyaka eteğinde Kalaycı pınarı ve Karşı pınar var
\r
Karşıpınar’ı geçince, buz gibi akan, Perşem pınarımız var
\r \r
Dört yanımız çeşmeyle dolu, akıyor köyümüzün pınarları
\r
Ne kadar çok pınarımız var, Hacımar, Fezirlah ve Ayşe Garı
\r
Pınarları sayalım, aman unutmayalım Hasan Pınarı’nı
\r
Oluklu’yu, Yeni Pınarlar’ı, Sarıkız’ı, Emir Pınarı’nı
\r
Dualarla yad edin, pınar yaptıran eski Kayalarlılar’ı
\r \r
Odagıranı’nda, bir köy odası, birde heyet odası vardı
\r
Sanki ölçmüşler de bulmuşlar, Kayalar’ın ortası burasıydı
\r
Kayalarlılar milli ve dini bayramlarını burda kutlardı
\r
Köyümüzde köy korucusu vardı, birde kır korucusu vardı
\r
Kır korucusu suçlu hayvanları toplar ve tokata kapardı
\r \r
Kayalar’ın etli, sütlü, tatlı ve çok çok güzeldir yemekleri
\r
Bayramlarda yapılan türlü aşlar ve düğün, dernek yemekleri
\r
Sütlü çorba, etli nohut, keşkek, pilav, tirit ve irmik helvası
\r
Börek, çörek ve pesemet, basma helva ile sarili tatlısı
\r
Bazlama, bezdirme, boğça, yuka böreği ve tarhana çorbası
\r \r
Köy ihtiyar heyetinde ayan vardı, imam vardı, birde kahya
\r
Baş öğretmen, katip, korucu ile kır korucusu, bir kaç aza
\r
Her sene, her hane başına salınırdı vergi diye bir salma
\r
Yollar elbirliği ile yapılırdı, ne güzel bir yardımlaşma
\r
Bir çeşit imece idi, biz koşarak giderdik sürek avına
\r \r
Köy merası, tarlası, odası ve köy boğası, ortaktır bunlar
\r
Tüm bu ortak malları, hakça kullanırdı ihtiyacı olanlar
\r
Misafirler için konak sırası ile kurulurdu sofralar
\r
Odagıranın’da yapılırdı, düğün, dernek, mevlid ve hayırlar
\r
Trampa usulü alışveriş yapardı, gelen eski çorapçılar
\r \r
Entarisi damgalı, penceresi halkalı, diye ninamız var
\r
Alacaksan al beni, benim başım gavgalı, diye devamı var
\r
Asılı yelek yüzü, ayırdı felek bizi diye … devam eder
\r
Arabam daşa geldi, konağa paşa geldi diye türkümüz var
\r
Gençlerimiz el ef o diye haykırır, öf ülen öf der coşarlar
\r \r
Kayalar’dır köyümüz, zem zem akar suyumuz, ne güzel manidir
\r
Sevip sevip ayrılmak, yoktur böyle huyumuz, ne kadar doğrudur
\r
Okul civarında öğretmen, ormancı ve sağlıkçılar oturur
\r
Öğretmenin, ormancının ve sağlıkçının evi vardı doğrudur
\r
Kayalar köyü bizimdir, o köy bizim en büyük gururumuzdur
\r \r
Koca davul vuruldu, meydan yeri kuruldu, diyerek başlayan
\r
Dört kişinin içinde Koca Ömer vuruldu, diye devam eden
\r
Bu ağıt, kısa bir söz değildir, yanık bir Kayalar türküsüdür
\r
Ne güzel destandır bu Kaynak Muharrem, Kayalar’ın öyküsüdür
\r
Özellik ve güzellikleriyle Kayalar asil bir Türk Köyü’dür
\r \r
Ben ömrümü ve gönlümü verdim “THE KAYALAR” demek kolay değil
\r
Ah ! Doyamadım, doyamadım, KAYALAR ‘a sevdalıdır bu gönül .
\r
\r
7 MART 2022
\r
Muharrem KAYNAK
\r \r
KAYALAR TARİHİNİN ÖZETİ
\r \r
Kayalar köyü 1281 yılında Kayılar’ ın bir kolu olan An Kabileyi Kayıhan sülalesi tarafından kurulmuştur. Kayalar’ a ilk gelip yerleşenler ; Hacıkanatlar, Koçlar ve Dağlılar’ dır aşağı cami ve civarına yerleşmişlerdir, daha sonra aynı soydan Kırhanlılar gelip köyün yukarısındaki yüksek kesime (tepeye) yerleşmişlerdir, bu tepelerdeki kırhanlığa yerleştikleri için onlara Kırhanlılar adı verilmiştir.
\r \r
Başka bir rivayete göre ise ; Kayalar’ ı kuranlar 1050-1100 tarihlerinde (ortalama 1075 yıllarında) Şamlı ovasına gelip yerleşen , Oğuzlar’ ın Üç Ok kolunun Gökçe Yörük Türkmenleridir. Gökçe Yörükler Şamlı’ da üç -beş yıl kaldıktan sonra üç kola ayrılırlar, birinci kol Balıkesir Gök köye, ikinci kol Havran’ ın Eseler Köyüne ( şimdiki Karaoğlanlar köyüne), üçüncü kol ise Kayalar köyüne gelip yerleşmiştir. Bu rivayete göre Kayalar köyü 1075 ‘li yıllarda kurulmuştur, yani 1281’den 206 yıl önce Gökçe Yörükler gelip köyü kurmuşlardır, Kayıhanlar daha sonra (1281) ‘de Kayalar’ a gelip yerleşmişlerdir.
\r \r
Bir başka ifade ile Kayıhanlar Osmanlı Beyliği’nin kuruluş tarihi olan 1299’dan 18 yıl önce gelip Kayalar köyüne yerleşmişlerdir. Buradan anlıyoruz ki Kayalar köyü, Karesi ve Osmanlı Beyliğinden de önce yine KAYILAR’ ın bir kolu olan An Kabileyi Kayıhan sülalesi tarafından kurulmuştur . Kayalar, Osmanlı döneminde çok uzun bir müddet Biga Müstakil Sancağı’na bağlı ve Balya Kazası’nın bir köyü olarak kalmıştır, dört kez de nahiye merkezi olarak görev yapmıştır. Sonuç olarak Kayıhanlar kendilerinden 206 yıl önce Kayalar’ a gelip yerleşen Gökçe Yörükler ile birleşmişlerdir.
\r
7 MART 2022 Muharrem KAYNAK
