Planlaması üç ay öncesinden, Grup Başkanımız Feryal Türköz tarafından yapılan ve tüm hazırlıkları eksiksiz olarak tamamlanan Kıbrıs gezimizi, Grup Başkanımız, devre arkadaşlarımız ve eşlerimiz ile birlikte gerçekleştirdik. İcrasında benim de Başkan Yardımcısı olarak yardım ve destekte bulunduğum beş günlük ve 28 kişilik gezimizi anlatıyorum. Gezinin bana yazdırdıklarını, hatırlattıklarını ve gezideki izlenimlerimi aktarıyorum. Aktardıklarım gezide bizzat gördüğüm, duyduğum ve yaşadıklarımdır.
Gezimizin başlangıcında Kıbrıs Adası’nın tarihini kısa, sade ve öz olarak bizlere anlatan Ali Vahit Kubilay Paşamızın ifadelerine göre; Kıbrıs Adası 1571’de Padişah IIinci Selim döneminde Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun sadece Magosa kapısında 50.000’den fazla şehit vererek Venediklilerden alınmış Stratejik önemi çok büyük olan bir adadır. 1571’li yıllardaki Osmanlı Donanmasının ve adaya çıkan askerlerin mevcudiyetine ve kuvvetine bakacak olursak, ne kadar güçlü bir ordu olduğunu görürüz. Bu ordu deniz aşarak Kıbrıs’a ulaşıyor ve elli bin şehit verebilecek kadar çoğunlukta bir kuvveti adaya çıkarıp, yığınak yapabiliyor.
Kıbrıs Adası 307 yıl Osmanlı idaresinde kaldıktan sonra, IIinci Abdülhamit tarafından 1878’de hükümranlık hakkı Osmanlı İmparatorluğunda kalmak kaydı ile İngiltere’ye devredilmiştir.1914 yılında tek taraflı bir karar ile İngiltere tarafından ilhak edilmiştir.1925’den 1960’a kadar “Kraliyet Kolonisi” olarak İngiliz hâkimiyetinde kalmıştır. 1960’da bağımsız bir Cumhuriyet olmuş, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile ada ikiye bölünmüştür.1983’de de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur.
Aklımdan geçenleri bir bilseniz: Elli bin şehit verdiğimiz Kıbrıs, 307 yıl sonra bir padişah tarafından İngiltere’ye hediye ediliyor. 96 yıl sonra Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ordularının Denizden, Havadan ve Karadan yaptığı müşterek harekât ile “Dünya Harp Tarihinde başarıya ulaşan örnek bir harekâttır” Adanın yüzde 36’sı alınmıştır. 20 TEMMUZ 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonunda TSK’nin verdiği 498 şehit ve 340 Kıbrıslı Türk Vatandaşımızın şahadeti ile büyük bir zafer kazanılmıştır.
Ayşe Tatile Çıksın Parolası, Garantörlük Hakkımız, Londra ve Zürih Antlaşmaları, Hasan Mutlucan ve Kahramanlık Türkülerimiz… Girne’den Yol Bağladık Anadolu’ya, Bir Gece Ansızın Gelebilirim ve 20 TEMMUZ 1974 Kıbrıs Barış Harekâtımızın zaferi ile övünüyoruz.
*Parola hatamız ve haberleşme yetersizliğimiz yüzünden batırdığımız Kocatepe Gemimizi ve Bahriyeli şehitlerimizi anıyoruz. Annan Planı ve Referandum Sonuçları, Güney Kıbrıs Rum Kesiminin Avrupa Birliği’ne üye yapılması. 52 yıl geçmiş olmasına rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bizden başka “Türki Cumhuriyetler dâhil” hiçbir devlet tarafından tanınmamış olması, Yeşil Hattın Ateş-Kes antlaşması ile tesisi ve Barış Gücü’nün adadaki varlığı… Bütün bunlar dün gibi hatırladıklarımızdır.
-Kıbrıs Adası: 25.460 Kilometre karelik SİCİLYA ve 24.090 Kilometre karelik SARDİNYA adasından sonra, 9.251 Kilometre kare yüzölçümü ile Akdenizdeki üçüncü büyük adadır.
Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa, aslen Kilis Sancak Bey’i olan Magosa Fatihi Canbulat Paşa ile 1964’deki Şehit Pilotumuz Cengiz Topel’i rahmet ve minnetle anıyoruz. 20 TEMMUZ 1974’de
Adaya çıkarma yaparak Rum mezalimi altında ezilen Yavru Vatan Kıbrıs’daki soydaşlarımızın kurtarılması amacı ile savaşan, gayret gösteren ve bu uğurda şahadet mertebesine erişen dava adamlarımızı, Gazilerimizi, Mehmetçiklerimizi ve tüm kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyoruz.
*Bu uğurda, canları ve kanları pahasına görevlerini yapan ve cesaretle kararlarını veren dava adamlarımızdan: Dr.Fazıl Küçük, Rauf Denktaş, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Semih Sancar, Kemal Kayacan, Nurettin Ersin, Bedrettin Demirel, Osman Fazıl Polat, Emin Göksan, Güven Erkaya, Hakkı Borataş İle Magosa Kalesi Komutanı Oğuz Kalelioğlu…’nun isimlerini birer birer sayıyorum… ki bu değerli kişiler adını tarihimize altın harfler ile yazdıran şahsiyetlerdir.
*Bütün bu olayların kötü kahramanı Baş Piskopos Makarios ile EOKB Liderlerini ve darbeci Nikos Samson ile Grivas ve ekibini lanetliyoruz.
*Benim de 1985-1987 yıllarında görev yaptığım yer olan ve Rumların Kıbrıs Türklerini diri diri gömdüğü Türkeli (Ayvasıl) Köyü’nü kısmet oldu ve bir kez daha gördüm. Lekoşa’da; Anıtkabirden esinlenerek, kendisine has mimari bir tarz ile inşa edilen Rauf Denktaş’ın Anıt Mezarını ve çevre düzenlemesini gördük ve ziyaret ederek saygı duruşunda bulunup, dualar ettik.
*Harekâtta bizzat ilk dalgada ve ilk olarak yaş kapak atan gemide yer alarak, adaya ayak basan devre arkadaşımız ve Gazimiz, Emekli Dz. P. Kd. Alb. Ferhat Kolat’ın kendi ağzından adaya nasıl çıktıklarını bizzat çıkarma plajındaki anlatımı ile öğrendik. Çıkan kuvvetlerimizin önünü keserek, ateş eden Rum tankının üzerine çıkıp, kule kapağını açarak, tankın içine el bombası atarak tankı saf dışı eden devre arkadaşımız Teğmen Bülent Alkan’ı andık. Çıkarma harekâtının bir aldatma ve baskın tesiri elde etmek amacı ile hiç beklenmedik bir plajdan LCT ve LCU cinsi, 43 adet gemi ile yapıldığını öğrendik. Harekâtta, uçaklardan paraşütle “Lefkoşa, Gönyeli ve Ortaköy bölgesine” paraşütle atılan Kayseri Hv. İndirme Tug. ve Bolu Komando Tug. birliklerinin indiği yerleri gördük.
*Beşparmak dağlarına elle çizilen, Türkiyemiz’in ve KKTC’nin Şanlı Bayrakları ile Ne Mutlu Türküm Diyene yazılarını, dağları aşan ve Kıbrıs’ı fetheden “Komando” yazılarımızı gördük. Bu bayraklar ve bu yazılar Karadan ve Havadan Kıbrıs’a gelen herkes tarafından hala okunmaktadır. Elimiz ve kanımızla yazdığımız ve kazandığımız Vatan Topraklarını “Barış Masasında” asla vermek istemiyoruz.
*Havadan Helikopter ile indirilen Kahramanlarımızdan, devre arkadaşımız, aynı zamanda Baş Başkan Yardımcımız Sayın Gazimiz, Emekli P. Kd. Alb. Kamil Tatlıcı’nın anlattıklarını, yine devre arkadaşımız Kara Pilot Ahmet Sıtkı Öğün’ün harekâtta yaşadıklarını can kulağı ile ve yaşlı gözlerimizle dinledik. İlk gün Şehit olan P. Kd. Alb. İbrahim Karaoğlanoğlu’nun ve Pilot Bnb. Fehmi Ercan’ın şahadete erdiği yeri, Girne Şehitliği ile Gönyeli Boğaz Şehitliklerini… yerinde ziyaret ederek Aziz Şehitlerimize dualar ettik. İsimsiz Kahramanlarımız ve Kıbrıs TMT teşkilatında görev yaparak savaşan ve şehit düşen Mücahitlerimiz ile Gazilerimizin de ruhlarına ersin diye dualar ettik, eşlerimiz dâhil gözyaşlarımızı tutamadık… Buralarda topluca fotoğraflar da çektirdik.
Şimdi gelelim madalyonun öbür yüzüne; günlük yaşama, ekonomik ve sosyal durum ile Kıbrıslı Türklerin davaya bakışlarına. KKTC’de 300.000 kişi yaşamaktadır. Bunların çoğunluğu (100.000’i) üniversite öğrencisidir. Kıbrıs’ta halen 34 adet üniversite mevcuttur. Üniversitelerde Türk öğrencilerin yanında Arap, Afrikalı ve çoğunlukla Nijeryalı öğrenciler (sözde) eğitim görmektedir. Üniversite sayısından daha fazla casino (kumarhane) ve gece kulübü mevcuttur. 50’den fazla beş yıldızlı turistik otel mevcuttur. Ada Halkı tapusuna (ada dilinde tapu=koçandır) sahip olduğu toprakları ekip biçmekten ziyade satmakta ve para babası olmaktadır. Koçan sahibi olamayanlar ise sadece toprağı ekip biçmekte olup kullanım hakkına sahiptirler. Hayvancılık yok denecek kadar azalmıştır.
Türkiye’den büyük bir boru hattı ile gelen Manavgat Suyu önce bir baraja (Geçitkale Barajı) doldurulmakta, bilahare KKTC’nin her tarafına dağıtılmaktadır. Elektiriğin de Türkiye’den gelmesi beklemektedir. Trafik sağdan direksiyonlu araçlar ve sol şerit akışlı İngiliz Stilinde devam etmektedir.
Kaptan şoförümüz ve rehberimiz dâhil tüm Kıbrıslı vatandaşlarımız herhangi bir devlet dairesinde çalışabilmek için can atıyorlar. Ferdi teşebbüs sahibi olarak çalışıp iş kuran ve üreten aktif kişi göremiyorsunuz. SSK’lıların ve devlet memurlarının maaşları Türkiye’den iki üç kat daha fazladır. Barış Harekâtı ile ele geçirdiğimiz “Yeşil Kıbrıs Ovası ve Adası” sadece Kıbrıs’ı değil İstanbul dâhil bir kaç kentimizi doyuracak büyüklük ve genişlikte bereketli topraklardır.
Türkiye Cumhuriyetimizin katkıları ile yaptırılan; Yeni Meclis ve Hükümet binaları ile yeni çevre yollarının inşası Kıbrıs’a yakışmıştır ve ulaşım serbestîsi sağlamıştır. Keza kapalı Maraş bölgesinin belli bir bölümünün kullanıma açılmasının da faydaları görülmektedir.
Gezide yaşadığımız bir olayı aktarmadan geçemeyeceğim; 29 MART 2026’da Magosa gezisi yaptığımız gün, kaleye yakın Lala Mustafa Paşa Camisi önüne 1298 yılında dikilen “Kıbrıs’ın doğal koruma anıtını” Cümbez ağacını gördük. Devam ederek… Hürriyet Şairimiz Namık Kemal’in üç yıl kapatıldığı zindanı ziyaret ettik. Kendisi istemiyorum dese de içinde Kale K. Oğuz Kalelioğlu’nun heykelinin de olduğu anıtı gördük. Canbulat kapısını gördük ve acıklı hikâyesini dinledik. Namık Kemal zindanının üst katında bulunan mahzeni işgal edip “Nar Deposu” olarak kullanan ve açtığı tezgâhta karısı ile birlikte, el presi ile nar sıkıp, nar suyu satan Kıbrıslı bir adamın bize dedikleri;
*Kıbrıs Gazisi, 80 yaşındaki Pilot bir arkadaşımız; delikanlı merhaba işler nasıl gidiyor, biliyorsunuz biz buralarını kan dökerek ve savaşarak ele geçirdik, kıymetini bilin demesi üzerine, niçin geldiniz, bir halimizden memnun idik, Rumlarla geçinip gidiyorduk, bizim rahatımızı bozdunuz dedi. Boş duran bir sandalyeye oturan bu Gazimiz’e kalkın oradan bir şey yiyip içmeden oturamazsınız dedi. Ha! öyle mi, biz kendimiz gelmedik, siz çağırdınız da geldik ve biz askeriz emirle geldik deyince, suç sizi buraya gönderenlerde demez mi. Hepimizin vatan sevgisi ile dolu duygu ve düşüncelerine nankörce verilen bu cevap bizi çok üzmüştür. Bu kişinin sağlık kurallarına riayet etmeden ve yıkamadan kesip suyunu çıkardığı ve sattığı bu narları tarihi kalenin mahzenine kaçak olarak depoladığı ve hiç kira falan vermeden kullanmaya devam ettiğini gördük. İlgili ve yetkililerin gereğini yapacağını ümit ediyoruz.
*Fırsat buldukça, Magosa Limanı Limandır Liman acıklı türküsünü dinledik ve söyledik. Harekâtta Askerlerimizin söylediği Yaylalar Yaylalar Türküsü ile Dağ Başını Duman Almış Marşını söyledik ve terennüm ederek duygulandık, coştukça coştuk…
Kıbrıs’ta kendi ayakları üzerinde duranlar; Türkiye’den göç eden ve vatandaşlık hakkı verilen uyanıklar ile kumar düşkünleridir. Herkes “Türkiye’den gelenler dâhil” kimi nasıl kandırır ve parasını alırız diye düşünüyor. Herkes satıcı, üreten ve ekonomiye katkı sunan pek kişi yok. Yol üzerinde kendi tezgâhında çilek satan bir köylüye sorduk kilosu kaç para diye 500TL dedi. Bir simit bile 50TL.
*Dolmuş ve taksiler sağdan direksiyonlu Mercedes, her yer incik, boncuk, parfüm ve daha ziyade alkollü içki satan mağaza ve dükkân. Saat 17.00’ye doğru sokak ve caddelerde geceleyin kumarhane ve otellerde çalışacak olan “dekolte ve cömert kıyafetler ile iş yerine giden” bayanları görüyorsunuz.
Önceden yazı ile müracaat ederek gezi grup listemizi, gezi tarih ve bilgilerini vermemize rağmen;
KTBK Komutanlığının hiç bir biriminden ve herhangi bir Orduevi Müdürlüğünden bir rütbeli ve görevli kişi kafilemizi karşılayıp hoş geldiniz demek nezaketinde bulunmamışlardır. Hepimiz 1970 Kara Harp Okulu Mezunu Emekli Subaylarız. “Grubumuz Kıbrıs Gazisi arkadaşlarımız ile fiilen Kıbrıs’ta iki yıl görev yapan arkadaşlarımızdan ve eşlerinden oluşmasına rağmen.”
Yadırgadığımız diğer iki konu da; Çamlıbel’de bulunan Pavlovidis adlı silah kaçakçısının köşkünü müze haline getirilmesi ve ücretli olarak ziyaret ettirilmesidir.(Bizler de ücret ödedik.) Bunu çok yadırgadık. Keza yadırgadığımız diğer bir konu da Kıbrıs Gazilerimiz ile Kıbrıs’ta fiilen görev yapan Emekli Subay ve Astsubaylardan da müze ve tarihi yerlerin ziyaret edilmesinde ücret talep edilmesidir. Buna 65 yaşını dolduran TC. ve KKTC vatandaşlarımız dahildir. Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı, Meclis, Başbakan ve Bakanlar ile KTBK. Komutanı ve Karargâhı olmasına rağmen bu anlattığım ve yadırgadığımız durumun düzeltileceğine inanıyoruz.
Her ne olursa olsun; 80 yaşına gelmiş Emekli Subaylar olarak eşlerimiz ile birlikte, ölmeden önce muharebe ettiğimiz, atanarak görev, eğitim ve tatbikat yaptığımız yer ve diyarları görebildik. Bunun yanında, konaklama imkânı sağlanan Magosa Güven Orduevinde arkadaşlarımız ile 4-5 gün bir ve beraber olduk, bol bol sohbet ettik ve anılarımızı birbirimizle paylaştık. Gezi boyunca karşılaştığımız ve muhatap olduğumuz Öz Kıbrıslı Vatandaşlarımızın ağız ve şivesi ile gonuşur olduk.
İzmir’den Ercan Hava Limanı bir saatlik uçak yolculuğu mesafesidir. Pasaport kullanmadık, TC. Kimlik kartlarımız ile giriş ve çıkış yaptık. Ada içi transfer hizmetlerimizi bir otobüs kiralayarak hallettik.
Memnun musunuz derseniz? Evet, geziden memnunuz, asker arkadaşlarım ile hali vakti iyi olan tüm vatandaşlarımıza Yavru Vatan Kıbrıs’ta bir kaç gün tatil yapmalarını öneriyorum. Sağlıcakla kalın…
Muharrem KAYNAK 1 NİSAN 2026
