Bandırma Fatih Caddesi’ndeki trafik sorununun, “otopark uyanıkları(!)” esnaf tarafından çok riskli bir duruma getirildiğini zaman zaman yazıyorum.
Son yazılarımda, bu caddeyi kendi özel mülkleriymiş gibi işgal eden beyaz eşya servisleri olan Bosch ve Vestel’in yanı sıra yıllardan beri caddeyi beş aracıyla parselleyip, gece-gündüz hiçbir özel aracın park etmesine izin vermeyen “Marmara Kuşcenneti Sürücü Kursu” ile uygulamaya da değindim. Yazılarımdan birinde, bu sürücü kursu sahibinin, CHP’li belediye meclis üyesinin akrabası olduğunu da vurgulayarak, bu cesareti ondan mı aldığını sordum ve gerekirse onun ismini de açıklayacağımı belirttim.
Fatih Caddesi’nde, “Marmara Kuşcenneti Sürücü Kursu”nun sahibi olan kişinin akrabası, CHP’li Bandırma Belediye Meclis Üyesi Atilla Atakay’ı, telefonla arayarak, bu konuda ne düşündüğünü sorduğumda aldığım yanıtı aktarayım önce.
Atakay, özetle şu değerlendirmede bulundu:
“Bu kursun sahibi kayınbiraderimdir. Bir kere, sizin yazdığınız gibi orası 20 yıldır değil, 60 yıldır bu durumda kullanılıyor. Bu konuda belediyenin bir yaptırım ve denetim gücü yok. Denetim yetkisi İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme görevlilerinde bulunuyor. Ancak, bu çeşit sürücü kursları işletmeleri de, özel gibi görünse de kamu görevi yaparlar ve böyle uygulamaları olabilir. Yazınızda, özel olarak, fotoğrafıyla birlikte bu kursu eleştirmenizi doğru bulmuyorum. Ben de bir süre gazetecilik yaptım. Bunun haber değeri olduğunu da düşünmüyorum. Bandırma’da, esnafın araçlarıyla da işyeri önü işgalleri her yerde var. Kaldı ki, Fatih Caddesi’ndeki bu sürücü kursunun önüne park etme konusunda, önceki dönem Bandırma Belediye Başkanı Tolga Tosun’un da onayı var. Bandırma’nın otopark ihtiyacı var. Buraya diğer araçlar da girip park edebilirler.”
Atakay, caddedeki fırının da bir araçlık otopark yeri işgal etmesinin yanlışlığını öne sürerek, “Fırının böyle bir hakkı yoktur” dediği gibi, yazılarımda, bu caddede, “otopark uyanıkları” arasında yer verdiğim“beyaz eşya servisleri”nin neden isimlerine yer vermediğimi de sordu. Kimden çekineceğim, bu yazıda, bu kuruluşların isimlerine de yer verdim.
ATAKAY’A ŞUNLARI SÖYLEDİM
Kayınbiraderini korumaya çalıştığı izlenimini edinip, bunu yüzüne karşı da vurguladığım Atilla Atakay’a, bu söylediklerini yazmak istediğimi belirterek için izin istedim. “İzin vermesem de yazacaksınız. Ama yazabilirsiniz” dedi.
İşte benim yanıtım:
“1972 yılından beri gazetecilik yapıyorum. Hangi konunun haber olup olmayacağını sizden öğrenecek değilim. Bandırma’nın çeşitli yerlerini esnafın, araçlarıyla işgal ettiğini biliyorum. Ancak bana, işyerinin önünü beş araçla işgal edip, başka hiçbir aracın girmesine izin vermeyen bir yer var mı? En küçük bir ücret bile vermeden, yıllardır Bandırma’nın en önemli caddelerinden birini, tapulu malıymış gibi kullanan bir kurum veya kuruluş var mı? Bu durum, Bandırma’daki diğer sürücü kursları için haksız rekabet oluşturmuyor mu? Diğer araçlar da buraya girip park edebileceklerini söylemeniz beni ayrıca şaşırttı. Gece-gündüz işgal altında tutulan, araya hiçbir aracın girip park etmemesi için en küçük bir ara bile bırakılmayan bu yere başka araçlar nasıl park etsinler ki?”
ATAKAY, BENİ ÇOK ŞAŞIRTTI
Atilla Atakay’ı yıllardır tanırım. Bir dönem CHP Bandırma İlçe Başkanlığı yapan, halen CHP Bandırma Belediye Meclis Üyeliği görevini de sürdüren Atakay’ın “akraba koruyuculuğu” kokan bu açıklaması beni çok şaşırttı.
Akrabası bile olsa ondan beklediğim, “Haklısınız. Bu kuruluşun 5 aracının, aynı yeri gece-gündüz kendi araçlarıyla işgal etmesi yanlıştır” şeklindeki gerçekçi tavrıydı.
Atakay’ın açıklamasında, “Bu çeşit sürücü kursları da kamu görevi yapıyorlar. Böyle uygulamalar olabilir” demesi de çok traji komikti.
Demek ki sürücü kursları, kamu hizmeti veriyorlarmış da biz bilmiyoruz! Bunu da öğrendik! Kursiyerlerden aldıkları milyonları ceplerine indirerek demek ki kamu görevi yapıyorlar, öyle mi?
Atilla Atakay Bey, asıl kamu görevi yapan bir gazetecileriz, sürücü kursları sahipleri değil!

