Bu ülke, cemaat ve tarikat yapılanmasından çok çekti, hâlâ çekiyor.
FETÖ belâsı, bu ülkenin başına öylesine dert oldu ki, neredeyse darbe yapacaktı.
Ancak tarikat ve cemaat yapılanmalarının sürdüğü de bir gerçek.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Süleymancılar’a yönelik, 17 ilde, eş zamanlı soruşturma başlattı. Buna göre, “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü”ne yönelik, “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “vergi usul kanununa muhalefet” suçlarından soruşturmanın sürmesi elbette ki doğru bir uygulama.
Ancak yetmez! Ülke düzeyinde yayılan bu yapılanmalar, çok sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Örneğin Bandırma’da, kendilerine “Bandırma Çınaraltı Medreseleri” ismini taşıyan, hafızlık, Arapça ve İslami ilimler eğitimi” verdiğini, hatta ücretsiz yatılı eğitim yaptığını öne süren bu yapılanmanın, sıkı bir şekilde denetlenip denetlenmediğini sormak istiyorum.
Bandırma gibi çağdaş bir kentte, bu yapılanmanın nasıl ve kimler tarafından yürütüldüğü de kapalı kapılar ardında değil, şeffaf bir şekilde göz önünde olmalıdır.
Lise yıllarımızda, felsefe, mantık, psikoloji gibi derslerimiz vardı. Hiçbiri kalmadı.
Aslında sözün kısası şudur:
Liseye kadar eğitim, sadece devlet okullarında verilmelidir. Tüm özel, vakıf, dernek, cemaat ve tarikat okulları kapatılmalıdır.
“Çok zor” mu diyorsunuz? Siz de haklısınız.
Son sözü, Prof. Ioanna Kuçuradi’ye bırakalım:
“Okullarda felsefe öğretsek, 20 yıl sonra farklı bir Türkiye olur. Bilgisizliğin yarattığı sonuçlar yüzünden acı çekiyoruz. Mesleki eğitimden önce ‘insanlaşma eğitimi’ verilmelidir.”
