ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dereden tepeden her telden

Dereden tepeden her telden

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

31 Mart yerel seçimleri için artık gün sayıyoruz.

\r

Adaylardan vaat vaat üstüne…At, atabildiğin kadar…

\r

Mark Twain şöyle diyor:

\r

“Politikacılar, her sabah iki kez tıraş olmak zorunda. Çünkü iki yüzlüdürler.”

\r

Adam, bir kentte sadece 3,5 yıl belediye başkanlığı yapmış, dişe dokunur bir hizmeti yok ama sanki o kente her açıdan hizmet damgasını vurmuş gibi tavırlar içinde ve yeniden göreve talip!

\r

X X X

\r

Politikacılar güler yüzlü olmalı.

\r

Bandırma’nın afişlerinde belediye başkan adaylarının hepsinin gülen fotoğrafları var. Biri dışında. Adayın suratı bir karış. Bu kişinin yanındakiler nasıl olur da bunun farkına varmazlar, anlamıyorum. Ama onlar da haklı. Adamın yüzü hiç gülmüyor ki! Hep kavgaya hazır bir yüz!

\r

Gülen insan, insanı rahatlatır ve huzur verir.

\r

X X X

\r

Günümüzde “yapay zeka” tartışmaları gündemde.

\r

Zeka düzey ortalaması yüksek toplumların demokrasileri çok güçlüdür.

\r

Milton, “Kaybolan Cennet” isimli yapıtında şöyle diyor:

\r

“Zekanın kendine ait bir yeri vardır ve kendi içinde cehennemi cennete, cenneti cehenneme çevirebilir.”

\r

X X X

\r

Ülkemizde din sömürüsü büyük boyutlarda. Din simsarları, dini siyasete alet edenlerin en büyük avantajı genelde halkın bilgisizliği ve bilinçsizliğinden kaynaklanıyor.

\r

Montaigne şöyle diyor:

\r

“Başkalarının bilgileriyle bilgilendiğinizi sanmayın. Sadece kendi aklınızla akıllı olabilirsiniz.”

\r

X X X

\r

Yenilik, yenileşme toplumların geleceği için çok önemlidir.

\r

Yenilik, girişimcilik, bulunduğun yere yenilik katmaktır.

\r

Toplumlar, yenileşme konusunda mutlaka adım atmak zorundadırlar. Çünkü yaptığınız iş, olduğu yerde kalıyorsa, sizde bir yanlışlık vardır.

\r

İnsan vardır, dokunduğu yere değer katar; insan vardır, dokunduğu yere değer kaybettirir.

\r

X X X

\r

Televizyon kanallarındaki siyasi tartışma programlarına şöyle bir bakın. Çok doğru yorumlarda bulunan bazı gazetecilerin yanı sıra unvanları “gazeteci” olan tam bir “parti amigosu” gibi hareket edip, manipüle etmeye yönelik yorumlar yapıyorlar. Çoğu, kendilerine göre yalnız siyaseti değil, dış politikayı, ekonomiyi, kısacası her konuyu biliyorlar!

\r

Oysa bazı meslekler ayrıcalıklıdır. Bu mesleklerin ayrıcalığı, doğrudan insana hitap etmelerinden gelir. Buna paralel olarak doktorluk, hukuk ve eğitim meslekleri de doğru ve dürüst yapıldığında, ilkelere ve kurallara uyulduğunda dünyanın en erdemli meslekleridir. Gazetecilik de bu mesleklerden biridir. Bu nedenle gazeteciler, her çeşit manipülasyonlardan uzak kalarak insanlara güncel bilgileri bire bir aktarmak durumundadır. 

\r

Basın ilkeleri ve ahlakına uygun, sorumluluk bilinci içinde yapılan gazetecilik, bir yaşam biçimidir. Sağlık, öğretmenlik ve yargı meslekleri gibi gazetecilik de baskılara göğüs gerip, doğru ve dürüst servisle yerine getirildiğinde, dünyanın en erdemli mesleklerindendir. Gazetecilik, temas ve mesafe mesleğidir.

\r

X X X

\r

İsveç’te bir söz:

\r

“Eğer bir yerde çok fazla kasis varsa orada trafik kültürü düşüktür. Tabelayı okumak yetmiyorsa, okuduğunu anlamıyorsa, fiziksel engel ile durdurmak zorunda kalıyorsun demektir. Bu aynı zamanda kaldırım yüksekliği için de geçerlidir. Kaldırımlar yükseldikçe uygarlık iner. Trafiğine bak, uygarlığı gör.”

\r

İsveçliler, gelsinler de ülkemizi görsünler!

Dereden tepeden her telden
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dereden tepeden her telden!

Dereden tepeden her telden!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Wild Smith, “Hiç kimsenin acısını küçümsemeyin. Herkes bir şekilde acı çekiyor. Sadece bazıları diğerlerinden daha iyi gizliyor, o kadar” diyor.

\r

Çok doğru. Çünkü acının tarifi olmaz. Onu bir yaşayan, bir de taşıyan bilir.

\r

Bir de şunu unutmayın. Gözyaşlarınızı düşmanlarınıza asla göstermeyin.

\r

X X X

\r

Her konuyu bildiğini sanan ve çok konuşan insanları sevmiyorum.

\r

Televizyon kanalları bu insanlarla dolu. Birbirlerini bile dinlemiyorlar ve hep konuşuyorlar.

\r

Bilmediğim hiçbir konuda konuşmam. Sadece dinlemekle yetinirim.

\r

Dinlemeyi bilirsen ağaç kökünün bile bir hikâyesi vardır.

\r

X X X

\r

Umut, insan yaşamının vazgeçilmez bir kaynağıdır. Umutların olduğu yerde ise sevgi mutlaka vardır. 

\r

Umutsuzluğa asla alışmayın!

\r

X X X

\r

İnsan, başarı için mutlaka öncelikle kendisi çaba harcamalı. Başkalarından medet ummamalı.

\r

Ünlü oyuncu Katharine Hepburn şöyle diyor:

\r

“İnsan yaşadıkça anlıyor ki, kendi kayığını kendin çekmezsen, bir yerlere gidemiyorsun.”

\r

X X X

\r

Ernest Hemingway, ünlü “Çanlar Kimin İçin Çalıyor?” isimli kitabında şöyle diyor:

\r

“Yeryüzünün herhangi bir yerinde bir insan ölürse senin de bir parçan ölür onunla birlikte. Onun için sorma. Bir çan sesi duyduğunda bil ki, o çan senin için çalıyor.”

\r

Yani tüm canlılar ölümlü. 

\r

Dünyayı sevgi kurtaracak. 

\r

Cahit Zarifoğlu, şöyle diyor:

\r

“İnsan sevmeli,

\r

Bazen bir insanı

\r

Yahut da bir ağacı

\r

Ya da kanadı

\r

Kırık bir kuşu”

\r

X X X

\r

Cahit Sıtkı Tarancı, “Affan Dede” isimli şiirinde, çocukluğa özlemini o kadar güzel dile getirir ki…

\r

Hepimiz özleriz çocukluğumuzu…

\r

Dertsiz, sorunsuz geçen doyumsuz yıllar…

\r

Cemal Süreya, “Keşke hep çocuk kalsaydık da en büyük yaramız, dizimizdeki yara olsaydı” diyor.

\r

X X X

\r

Korkunun, demokrasilerde yerinin olmaması gerekir. Korkunun egemen olduğu ülkeler çağdaşlıktan uzaktır. Tabii ki bunun, o ülkede yaşayan insanların yürekli olup olmadıklarıyla da yakından ilgisi vardır.

\r

İşte size bir Hint masalı:

\r

Bir fare, kedi korkusundan sürekli endişe içinde yaşamaktadır. Büyücünün biri fareye acır ve onu kediye dönüştürür. Ama fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde, bu kez de avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki ne yaparsa yapsın, farenin korkusunu yenmeye olanak yoktur. Onu tekrar eski durumuna dönüştürerek, şöyle der:

\r

“Sana yardım edemem, çünkü senin korkun cinsinden değil, yüreğinin küçüklüğünden kaynaklanıyor!”

\r

X X X

\r

Öğretmenlik, tabii ki çok kutsal ve önemli mesleklerin başlarında gelir. 

\r

Bir öğretmenin en önemli birikimi, aradan geçen yıllardan sonra kendisini arayan öğrencileridir. Öğretmenin etkisi hiç bitmez. Yaşam boyu sürer.

\r

İnsan her yaşta öğrenir. Yaşam, en büyük öğretmendir. Halen öğrenmeye çalışırken, yaşadığım olaylardan da yeni deneyimler elde ediyorum.

\r

X X X

\r

Bugünlerde kafama takılan bazı sözcükler var.

\r

Neler mi?

\r

Cazgır, baş pehlivan, efsane, kestane, aday adayı, aday, istifa, döneklik, değişim…

\r

Aman, boş verin gitsin!

Dereden tepeden her telden!
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin