ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Özlü sözler arasında

Özlü sözler arasında

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çocukluk, yaşamımızın en güzel dönemi.

\r

Çocuklar için hayat, bir oyundur. Bu oyun, onlar büyüyünceye kadar sürer.

\r

Farid Farjad, şöyle diyor:

\r

“Masalsız uyuyan kimsesiz bir çocuğun gözlerinden öperek, kulağına eğilip, usulca ‘En güzel masal sensin çocuk’ demek isterdim.”

\r

X X X

\r

“Hayatım boyunca yalan söylemedim” diyen kişi, kesin yalan söylemektedir. 

\r

Yalan, insanın yaşamında mutlaka vardır, ne yazık ki!

\r

Dostoyevski, “Yalanlarımız ortaya çıkmadıkça, hepimiz iyi insanlarız” diyor.

\r

X X X

\r

Çok öfkeli bir toplumuz.

\r

Bağırarak söylediğimizde, haklı çıkacağımızı sanıyoruz.

\r

Farid Farjad şöyle diyor:

\r

“Yıllar sonra öğrendim ki;

\r

Bağırıp çağırmana gerek yok

\r

Sesini duymak isteyene

\r

Bir fısıltın yeter”

\r

X X X

\r

1469-1536 yılları arasında yaşayan Erasmus, insanların deli olduğuna inanır. “Barış yerine savaş, zevk yerine cefa, dostluk yerine düşmanlıkla kısa dünyayı zehir etmeye değer mi?” der.

\r

Eugene İonesco ise “Gergedan” isimli ölümsüz oyununda tüm insanlar, yavaş yavaş gergedana dönüşür.

\r

Oyun, değer yapısı sarsılmış toplumlarda yaşayan insanların kişisel hırsları, para tutkularını ve benlik kaygılarını anlatarak büyük yozlaşmayı dile getirir.

\r

Sizce, biz de “Gergedan toplumu”muyuz?

\r

X X X

\r

Düşünce tartışmalarına girmemeye özen gösteririm. Çünkü herkesin kendi düşüncesinin doğruluğuna inanması nedeniyle bu tartışmalardan sonuç çıkamayacağını bilirim.

\r

Montaigne, “Bana doğru gibi gelen hiçbir düşünce yoktur ki, aynı zamanda yanlış gibi de gelmesin” diyor.

\r

X X X

\r

Elbette ki, yabancı dillerden başarıyla çevrilen çok önemli şiirler, romanlar da var ama her yapıt, kendi dilinde daha güzel ve etkili.

\r

Anton Çehov’a, hikâyelerini Fransızca’ya çevirmesini önermişler. “Olmaz ki” demiş. “Ben, bu hikâyelerde Rus insanını anlatıyorum. Fransızlar’a çok uzak şeyler bunlar…”

\r

Güzel dilimizin, Türkçemizin değerini bilelim.

\r

X X X

\r

Yazmak büyük tutku.

\r

Kitaplarımı hiçbir zaman satmak, paraya dönüştürmek için yazmadım. İçimden geldiği gibi ve her şeyden önce, gelecekte, yeni yazarlara kaynak oluşturması için yazdım.

\r

Franz Kafka, kitaplarını yayımlamak için yazmamış. Hatta yakın bir arkadaşına, evindeki elyazmalarını öldükten sonra yakması için vasiyette bulunmuş. Çünkü Kafka’nın, başarı ya da para kazanmak gibi bir amacı yokmuş.

Özlü sözler arasında
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Özlü sözler arasında

Özlü sözler arasında

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gerekmedikçe benim için değersiz hiç kimseye yanıt vermem. Polemiklerden beslenen kişilerle diyaloğa girmem. 

\r

İnsanlara ders vermek için uzaklaşmam. Ben, dersimi almak için uzaklaşırım. 

\r

Sorgulamanın önemine çok inanırım.

\r

Einstein, “Evrende en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir” diyor.

\r

X X X

\r

Dedikodu, acizliktir. 

\r

Düzeysizliğin en belirgin göstergesidir. Dedikoduya gülüp geçin ya da Bernard Shaw’ın şu sözünü düşünün:

\r

“İnsanlar, seviyelerinin seninle konuşmaya yetmeyeceğini anladıkları için arkandan konuşmaya başlarlar. Keyfini çıkar.”

\r

X X X

\r

Kendini çok akıllı sanıp, seni aptal yerine koyan insanlar beni çok güldürüyor.

\r

İşte o zaman aklıma hemen Charlie Chaplin’in şu sözü geliyor:

\r

“Birisi karşında akıllıyı mı oynuyor? Sen aptalı oyna! Sonra gerçek aptalı keyifle seyret!”

\r

X X X

\r

Mutluluk çok göreceli bir kavram. Aslında çoğu kez de fazla uzağımızda değil. Ama onu görmek ve yakalamak gerekir.

\r

Tolstoy, “Mutluluk, yaşadığın hayatta değil, hayata bakış tarzındadır” diyor.

\r

X X X

\r

Koltuklarını kaybetmekten çok korkanlar kadar acı çeken insanlar yoktur.

\r

Oysa koltukları, aciz duruma düşmeden bırakmak gerekir.

\r

Koltuklarını kaybetmekten çok korkanlar kadar acı çeken insanlar yoktur.

\r

Oysa koltukları, aciz duruma düşmeden bırakmak gerekir.

\r

Victor Hugo, “Yeri vakti geldiğinde terk etmeyi bilmek, gerçek olgunluktur. Sadece acizler kalmakta ısrar eder” diyor.

\r

Tolstoy ise şu değerlendirmede bulunuyor:

\r

“Belki de her şeyi kabullenip hayatı akışına bırakmak gerekir

\r

Zorlamak bazen çözüm değildir

\r

Ve zorla olan hiçbir şey güzel değildir”

\r

X X X

\r

Türkçeyi hepimiz iyi kullanmalıyız.

\r

Ancak nerede?

\r

Kendilerini köşe yazarı sanan, üstelik Türkçe eğitimi alıp, bu eğitimi verdiklerini öne sürenlerin bile yazım kuralları konusunda “felaket” durumda olduklarını görüp, üzülüyorum.

\r

Aklıma, Bandırma Şehit Mehmet Günenç Lisesi mezunu, uluslararası düzeyde tanınan şair-yazar Ayten Mutlu’nun dile getirdiği şu anı geliyor:

\r

“Yıl 2011. Sırbistan Novi Sad Şiir Festivali’ne davet edilen ilk Türk şairiymişim.

\r

Şiir okumak için çıktığımda şiirlerimi İngilizce ve Sırpça olarak seslendirmeye başladım.

\r

İzleyenlerden, ‘Biz, Türkçeyi hiç duymadık. Şiirlerinizi Türkçe okur musunuz?’ diye istek geldi.

\r

Okudum.

\r

Dinmeyen alkışlar…

\r

Ardından Türkçenin ne kadar melodik bir dil olduğuna, adeta bir şarkı gibi dinlediklerine dair yorumlar geldi.

\r

Şiirlerimi bir kez daha Türkçe seslendirmemi istediler.

\r

Türkçemle bir kez daha gurur duyduğum o festivali hiç unutamam.”

\r

Bu anıya şu değerlendirmemi eklemek isterim:

\r

Kaç dil bilirseniz bilin, “Lambada titreyen alev üşüyor” dizesindeki hissiyatı tercüme etmek mümkün değildir.

\r

İşte Türkçenin gücü!

\r

X X X

\r

Söz şiirin gücünden açıldı.

\r

En zor edebiyat dallarının başındadır, şiir.

\r

Maksim Gorki, “Bilim, aklın şiiridir; şiir de yüreğin bilimidir” diyor.

\r

X X X

\r

Gerçek bir şiiri dinlerken, insan yaşamın gücünü ve önemini hissediyor.

\r

Sigmund Freud, “İnsan, öleceğini bilerek yaşamıyor. Yaşayacağını sanarak ölüyor” diyor.

\r

Onun için bol şiir okuyun ve dinleyin.

\r

Shakespeare’nin dizelerini de düşünün:

\r

“Hayat bir sevdadır

\r

Onu yaşa

\r

Hayat bir şarkıdır

\r

Ona eşlik et”

Özlü sözler arasında
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Özlü sözler arasında

Özlü sözler arasında

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Hayatımda hiç yalan söylemedim. Yalanı hiç sevmem” diyenlere hep kuşkuyla yaklaşırım ve inanmam. Ama şunu iyi bilirim ki, yalan söyleyenler, doğru söyleyenlere inanmazlar. X X X Bir Rus atasözü şöyle der: “Ayıyla dans edersen, dansın ne zaman biteceğine ayı karar verir.” Bir Çerkes atasözü ise şöyledir: “Yoldaşın korkaksa, ayı ile boğuşma.” Gerçek dostlarımızı seçerken, çok dikkat etmeliyiz. Yoksa çok üzülürüz. Dostoyevski’den bir söz: “Bir şeyden çok emindim, Kendimi üzdüğüm kadar, Kimseyi üzmedim hayatta” X X X Bir kişi, karşısındaki kişiye hoşgörü gösteriyorsa bunun anlamı, “Ben insanım, senin de insan olduğuna inanıyorum” demektir. “Ben safım, gel benim sırtıma bin” demek değildir! Tuncel Kurtiz, şöyle diyor: “Arada bir aynaya bakmalı insan, Güzel miyim diye değil, insan mıyım diye” Ve Mevlâna’dan bir söz: “Bendeki yerini, sendeki yerim belirler” X X X Görmeyen, konuşmayan, eleştirmeyen herkes, toplumda olan her kötülükten sorumludur. Görüyorsan, gördüm de. Biliyorsan, biliyorum de. Duymak, yalan üretmektir. Sus!” X X X Yazar Recai Çevik’ten bir alıntı: “Cennet de, cehennem de insanın kafasında oluştu. Ah, şu insan aklı neler buldu, neler yarattı.” İnsan, kimi zaman susarak da konuşur. İnsan, susunca konuşmuyor sanılır. Oysa en şiddetli sözcükler, suskunluğun içinde saklıdır. X X X İnsanın, güvenilir dosta sahip olması en büyük zenginliktir. Sizdeki üç şeyi görebilen insana güvenin. Gülüşünüzün arkasındaki kederi, öfkenizin ardındaki sevgiyi, sessizliğinizin arkasındaki nedeni… Lev Tolstoy’un unutulmaz sözü: “Acı duyabiliyorsan canlısın Başkalarının acısını duyuyorsan insansın.” X X X Bir İskoç atasözü şöyle diyor: “Yaşarken mutlu olmaya bak, Çünkü uzun süre ölü kalacaksın.” Hasret Gültekin’in deyişiyle “Yaşamak, rüzgâr kanadında martı taşımaktır.” Yaşarken, yaşamayı da hiçbir zaman ihmal etmemek gerekir. Sabahattin Kudret Aksal’ın deyişiyle, “Bir çocuğun dış dünya karşısında duyduğu hayranlık olsun içinizde…” X X X Elbette kusurlarımız vardır. Leonard Cohen, “Kusursuzluğu unutun. Her şeyde bir çatlak vardır. Işık, içeri böyle girer” diyor. Kusurlarınızı bilin ama onları gidermek için de çaba harcayın.

Özlü sözler arasında
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Özlü sözler arasında

Özlü sözler arasında

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Stephen Hawking, “Bilginin en büyük düşmanı bilgisizlik değildir. Bildiğini zannetmektir” diyor.

\r

Çok doğru!

\r

Cehalet, ne kolay! Okumak yok, öğrenmek yok, sorgulamak yok, yargılamak yok, düşünmek yok, endişe yok. Yapman gereken tek iş, duyduğuna inanmak! O kadar!

\r

Tolstoy, şöyle diyor:

\r

“Cahil ile tartışırken söyleyeceğin her söz, ateşe atılmış bir odundur aslında.”

\r

İşte bunun içindir ki, gazetecilik ve özel yaşamımda polemiklere girmemeye çok dikkat ederim. Hele hele ciddiye almadığım kişilere asla yanıt vermem.

\r

X X X

\r

Cehalet-din-siyaset üçgeni ise çok daha önemli. 

\r

Siyaset, cahil ülkelerde o kadar insafsızca kullanılıyor ki, inanılmaz boyutlarda. Eğitim-öğretim ise tarikat ve vakıfların kontrolünde.

\r

Nicola Tesla, “O kadar cahilsiniz ki, dininiz var diye ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz” diyor.

\r

Franz Kafka ise düşüncenin önemini şu çarpıcı sözüyle dile getiriyor:

\r

“Beyinlerimiz savaşsın isterdim ama görüyorum ki, siz silahsızsınız bayım.”

\r

X X X

\r

Eric Haffer şöyle der:

\r

“Küstahlık, zayıf insanın güçlü olma taklididir.”

\r

Harika bir söz.

\r

Ama insan yaş aldıkça hiçbir şeyi yadırgamıyor.

\r

Vefasızlıklar, yalanlar, karalamalar insanı olgunlaştırıyor.

\r

Dostoyevski, “Olgunlaşmak, hiçbir şeye şaşırmamaktır” diyor.

\r

Olgunlaştıktan sonra düşünüyorsun ki, güneş, elmayı tatlandırırken, biberi acılaştırır. Suç, güneşte değil, karakterdedir. Karaktersizle işim olmaz!

\r

Ağacın kalitesi özünden, insanın kalitesi sözünden belli olur. 

\r

X X

\r

Yaşam çok kısa.

\r

Geçmişin anıları ve deneyimlerden elbette ki yararlanmak gerekir ama geleceğe de umutla bakmak çok önemli.

\r

Susanna Tamara şöyle diyor:

\r

“Yapamadıklarının pişmanlığıyla değil,

\r

 Yapabildiklerinin hazzıyla yaşlan.”

\r

Ya bizim Neyzen Tevfik, yaşama nasıl bakıyor derseniz.

\r

“Hayat üç buçukla dört arasındadır,

\r

Ya üç buçuk atarsın

\r

Ya da dört dörtlük yaşarsın.”

\r

İşte bu nedenledir ki, mutlu olmayı yarınlara bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.

\r

Onun içindir ki, yaşamını sadeleştir. Yaşamını asla erteleme. Mutluluk, yolun sonu değil, süregelen bir yolculuktur.

\r

Mutluluk, elin erişebileceği çiçeklerden bir demet yapma sanatıdır.

\r

X X X

\r

Vefa, çok ağır bir yüktür. 

\r

Öyle vefasızlıklar gördüm ki, anlatamam.

\r

Yaşın değil, yaşadıkların öğretiyor hayatı.

\r

Sen yeter ki inandığın yolda yürürken karakterini, kalbini, vicdanını bozma yeter…

\r

X X X

\r

“Küçük Prens” kitabından küçük bir alıntı:

\r

“Yalnızca çocuklar ne aradıklarını biliyorlar.”

\r

Ah, o çocukluk!

\r

Tertemiz duygular! Masum hayaller ve umutlar…

\r

Hayal etmek her yaşta güzeldir.

\r

Che Guevara, “Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün hayaller gerçek olabilir” diyor.

\r

Hayaller, güçlü olduğunuzu gösterir.

\r

Ama eğer nereye gittiğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin hiçbir öneminin olmadığı da bir gerçek.

\r

X X X

\r

Yaman Koray’ın, yıllar önce okuduğum romanlarından biriydi, “Badanalı Yüzler”

\r

İnsanların, birbirlerini nasıl kıskanıp, arkalarından her çeşit dalavereyi çevirmelerini anlatıyordu.

\r

Dostoyevski, şöyle diyor:

\r

“Eğer kirli bir ırmağı içine alabiliyorsan,

\r

Bozulmadan kalabilmen için deniz olmalısın.”

\r

X X X

\r

Bilmediğim konularda asla konuşmam.

\r

Düşüncelerimi nezaketle dile getiririm. Düşüncelerime karşı çıkıldığında da asla karşı çıkmam. Bilirim ki, hiçbir tartışmanın kazananı yoktur. Ayrıca herkesin anlayış derecesi de farklıdır. Bir kişinin anlattıkları, ancak karşısındakinin anlayacağı ile sınırlıdır.

\r

Yüreği temiz olmayanın anlayışı da kıttır. 

\r

Mevlana, “Sözünü tartmadan söyleyen, aldığı cevaptan incinmesin” der.

\r

İki davranış ise aklın eksikliğini gösterir: konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmak!

\r

Peyami Safa şöyle diyor:

\r

“İyiler asla kaybetmez, kaybedilir.”

\r

Kötü kalplilere ve ciddiye alınmayacak kişilere karşı en büyük silahlardan biri ise susmaktır.

\r

Şadi Şirazi, “Bir insan kızıyorsa değil, susuyorsa bitmiştir her şey” der.

\r

X X X

\r

Hiç yalnız kalmanın huzurunu hissettiniz mi?

\r

Mehmet Akif Ersoy, “Sessiz yaşadım. Kim, beni, nereden bilecektir?” der.

\r

Nietzsche ise şu sözü çok çarpıcıdır:

\r

“En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir nefeste yaşamayı…”

\r

Bazı insanlar yağmuru hisseder, bazıları ise sadece ıslanır.

\r

Kangala Ranault şöyle diyor:

\r

“Yalnız kalma özgürlüğü sarhoş edicidir.”

\r

X X X

\r

Dünya şairi Nazım Hikmet, “Umuda kurşun sıkılmaz gülüm” diyor.

\r

Umut içinde yolculuk etmek, gidilecek yolun sonu değil, yolculuğun kendisidir.

\r

Birini yenmek çok kolaydır. Asıl zor olan birini kazanmaktır.

\r

İşte bu nedenledir ki, başkalarının kalplerini incitmemek gerekir. Çünkü başkasına verdiğin acının zehri, er ya da geç sana döner.

\r

Hiç kimsenin umudunu kırma, belki de sahip olduğu tek şey odur.

\r

X X X

\r

Yazıma üç Kızılderili atasözü ile son vereyim:

\r

“Onun ayakkabıları ile bir mil yürümediğiniz sürece, o kişiyi asla eleştirmeyin.”

\r

“İnsan iki ruhludur. İçinde bir iyi, bir de kötü köpek kavga eder. En çok hangisini beslersen, o kazanır.”

\r

“Bildiklerini anlat ama

\r

Akıl vermeye kalkma.

\r

Anlatılanları iyi dinle

\r

Ama hepsini doğru sanma.”

Özlü sözler arasında
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Özlü sözler arasında

Özlü sözler arasında

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Atasözleri, özdeyişleri ve özlü sözleri severim. Çoğu bilgelik doludur.

\r

İşte Kızılderili atasözlerinden bir demet:

\r

“Bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma. Anlatılanları iyi dinle ama hepsini doğru sanma. Sessiz kalmak, bir şey bilmediğin anlamına gelmez. Çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez. Herkesi kendine eşit gör, her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmek ise korkaklıktır. Cesaret akıldan gelirse cesarettir. Bilgisizlikten gelirse cehalettir.”

\r

X X X

\r

Siyasette din tüccarlığı kadar kötü bir şey olamaz. Bunu baş nedeni hiç kuşkusuz ki cehalettir. Kur’an’ın Türkçesini okumayan bir toplum, elbette din ticaretinin kurbanı olmaya mahkumdur.

\r

Bilim insanı Muazzez İlmiye Çığ, şöyle diyor:

\r

“Beş yaşındaki çocuğa öbür dünyayı değil, yetmiş yıl yaşayacağı bu dünyayı öğretin. Korkuyla değil, sevgiyle eğitin.”

\r

Ama din istismarı aldı başını gidiyor. Tarikatlar mantar gibi artıyor.

\r

Rahmetli oyuncu Tuncel Kurtiz, şöyle diyor:

\r

“Dinini tilkiden öğrenirsen, tavuk çalmayı sevap zannedersin.”

\r

X X X

\r

Kötülük yapmamak yetmez. İyilik yapmayı da bilmek gerekir.

\r

Bilim insanı Albert Einstein, “Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir” diyor.

\r

X X X

\r

Boş konuşan, sürekli dedikodu üreten, kıskanç kişilikli insanların düşünce üretmelerine olanak yok. Bu kişiler, aslında aşağılık kompleksi içinde, mutsuzluktan kıvranırlar. Toplumda başarılarını kanıtlamış kişilere saldırdıklarını sanarak gündeme gelmek isteseler de kimse tarafından dikkate alınmazlar.

\r

Friedrich Nietzsche, şöyle diyor:

\r

“Kıskançlığın ateşinin içinde kalan, sonunda kendisine yöneltir, kuyruğundaki zehirli iğnesini, akrep gibi…”

\r

X X X

\r

Racine, “İnsanda vicdan, yürek olmayınca vefa da olmaz” diyor. 

\r

Vefa ve minnet, vicdanın belleğidir. 

\r

Vefasız insanları hiç sevmem. Çünkü ruhları kirlidir. Ancak onların düşmanlıklarına kızmam, sabırlı davranırım.

\r

Bir Kızılderili atasözü şöyle der:

\r

“Nehrin kenarında sabırla susup oturarak beklersen, düşmanlarının cesetlerini geçişini izlersin.”

\r

X X X

\r

Günümüz medyasının durumuna üzülmemek elde değil. Gazetecilik ne yazık ki unutuldu.

\r

“Mecbur kalırsan kalemini kır ama sakın satma!” diyen Sedat Simavi, iyi ki bugünleri görmedi.

\r

Gel de Gobeels’e hak verme:

\r

“Bana ahlaksız bir medya verin, size şuursuz bir halk yaratayım.”

\r

Ünlü komedyen Charlie Chaplin’e(Şarlo) kulak verelim, şimdi de:

\r

“Kitleleri birbirlerine karşı öfkelendirirsek, karınlarının açlığını unuturlar.”

\r

X X X

\r

Arada bir geçmişi anmakta sorun yok ama hep geçmişi özleyerek yakınmak da doğru değil.

\r

Dünü toprağa gömmezsek, yarınlar çiçek açmaz! Kimse için gözyaşı dökmeye değmez. Ağlayacaksan kaybolan zamana ağla!

\r

Tabii ki, gününü de en iyi şekilde yaşa!

\r

X X X

\r

Eğitim ama tabii ki çağdaş eğitim.

\r

İşte Güney Afrika’da, bir üniversitenin girişindeki yazı:

\r

“Bir ülkeyi yok etmek için atom bombası veya uzun menzilli füzelere ihtiyaç yoktur. Bunun için eğitim seviyesini düşürmek ve kopya çekilmesine izin vermek yeterlidir. Bunun sonucunda hastalar, doktorların elinde can verir. Binalar, mühendislerin elinde çöker. Para, ekonomistlerin elinde kaybolur. İnsanlık, dinci akademisyenlerin elinde ölür. Adalet, hâkimlerin elinde yok olur.”

\r

X X X

\r

Eğitimden bahsettikten sonra öğretmenden söz etmemek olmaz.

\r

Bir öğretmen, sonsuza kadar etkileyebilir. Onun etkisi mezarda da bitmez, sürer gider.

\r

Diğer mesleklerde çalışanlar, sabah evden “işe gidiyorum” diye çıkarlar ama öğretmen, “okula gidiyorum” der.

\r

Öğretmenlik, kendi çocuklarına istediğinden daha iyisini ve fazlasını öğrencileri için istemektir.

\r

Bir öğretmenin öğrenme isteği ve öğrenciliği mezarda biter. Öğretmenin emekliliği, okumaya ve öğrenmeye daha fazla zaman bulabilmesi içindir. Bir öğretmenin boş zamanı yoktur, olmamalıdır. Öğretmenlik, öğrencilerine anne olmaktır, baba olmaktır, abla, abi olmaktır. Yüreği dünyaları kucaklayan insan olmaktır. Öğretmenlik, sadece sabah gidilip, öğle vakti dönülen, cumartesi, pazar, sömestre ve yaz tatili yapılan bir meslek değildir. Öğretmenlik, anne olmaktır, baba olmaktır. Öğretmenlik, yüreği kocaman “insan” olmaktır.

Özlü sözler arasında
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Özlü sözler arasında

Özlü sözler arasında

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Bu, neden sürekli benim başıma geliyor” diyorsan, şu Şaman öğretisini unutma:

\r

“Ders, sen öğrenene kadar devam eder.”

\r

Bu öğreti herkesin kulağına küpe olsun!

\r

X X X

\r

Freud’un şu değerlendirmesi önemlidir:

\r

“Yoksulluktan utanmak aptallıktır. Aptallıktan utanın!”

\r

Tüm aptallara duyurulur.

\r

Goethe de şöyle diyor:

\r

“Boşunadır,

\r

Sağır kulaklara söylenen akıllıca sözler”

\r

X X X

\r

Sokrates’e kulak verelim:

\r

“Kimseye hiçbir şey öğretemem. Sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim.”

\r

İnsan, kendi tabularını ancak kendisi yıkar. Tabii ki, düşünme yetisini yitirmemişse!

\r

X X X

\r

Deprem bilimci Celal Şengör’ün sözü:

\r

“Eğitimi, çok fazla özgürlüğe bırakmamak gerekir. Eğitimi zorla da olsa yapacaksın. Çünkü senin cahilliğin, benim yaşamımı etkiliyor.”

\r

Aziz Nesin’in bu konudaki değerlendirmelerini de siz hatırlayın.

\r

X X X

\r

İngiliz düşünür/yazar George Orwell’den:

\r

“Zeki bir insana en büyük işkence, cahillerin tercih ettiği düzende yaşamaktır.”

\r

Bu söze yoruma gerek var mı?

\r

X X X

\r

Alman yazar Goethe’den bir çarpıcı değerlendirme daha:

\r

“Tedirginlik ve endişe, zeki insanlara özgüdür. Bir aptalın endişelendiğini göremezsiniz.”

\r

Düşünen insan, gidişatı görür ve endişe duyar. 

\r

Doğruyu gördükleri halde düşüncelerini değiştirmeyenler ise cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar.

\r

X X X

\r

Yine Freud’dan bir söz:

\r

“Bir insanın size verdiği değeri sizi hiç üzmemesinden değil, üzdüğü zaman bir şeyler yapmaya çalışmasından anlarsınız.”

\r

Ancak kişileri de iyi tanımak ve ona göre değerlendirmek gerekir. 

\r

Dostoyevski, “Sana saygı göstermeyen birinin sevgisinden şüphe et” diyor. Yaşamdan zevk almanın anahtarı budur.

\r

Ruhun şarkı söylerse, hayat seni mutlaka dansa kaldırır.

\r

Kuş ölür, sen uçuşu hatırla!

\r

X X X

\r

Goethe, şiiri, “Gökyüzüne çizilmiş resim”, Zülfü Livaneli ise “Bir kavganın, bir mücadelenin, çiçek açan hayatın dili” diye tanımlıyor.

\r

Kadın ve şiir. Kadın, bir şiirdir zaten. Nasıl sevemez insan kendini?

\r

Edebiyat öğretmeni-şair Birsen Tatar Kılıç’ın, şu dizesine bayıldım:

\r

“Bir kadının ardından ancak bir şiir ağlar.”

\r

X X X

\r

Seneca, “Kaptanı usta olmayan gemiye, her rüzgâr kötüdür.” diyor.

\r

Liyakat çok önemli tabii. Her göreve hak eden, yakışan gelmeli. 

\r

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün liyakate bakışı ise şöyle:

\r

“Benim gözümde hiçbir şey yoktur. Ben yalnız liyakat aşığıyım.”

\r

Liyakat denilince aklıma geldi.

\r

Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi başhekimi iken istifa edip, AKP’den milletvekili adayı olan, ancak sıralamaya giremeyen anestezi uzmanı Muzaffer Şenveli, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastane Hizmetleri Başkan Yardımcılığına getirilmiş.

\r

Aman, hemen Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine, liyakatli bir kişiyi, profesör veya en azından bir doçenti atayın. Böylece de vatandaşların yoğun şikâyetleri bulunan hastanemiz biraz olsun ayağa kalksın, kendine gelsin. Aman acele edin, vallahi, gözü hep Bandırma’dan başka bir şey görmeyen Şenveli, kimsenin gözyaşına bakmaz ve yine geri döner haa!

Özlü sözler arasında
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin