1. Haberler
  2. GÜNDEM
  3. Unutmak Yok

Unutmak Yok

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber:C.Saffet YILMAZ

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin üçüncü yılında Gömeç Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen Gömeç Emek ve Demorkrasi Bileşenlerive Gömeç Kadın Bileşenleri yaptıkları kitlesel basın açıklamalarıyladepremin yaralarının ardından hala tam olarak sarılmamış olması, Rojova’daki insanlık dışı uygulamalarve İran’da süren anti-laik baskı ve şiddete tepki gösterirken direnişte olan Migros işçileri ile dayanışma ve destek duygularını dile getirdiler. Şerife Targay, Emine Dayıoğlu ve Deniz Şimşek’in olduğu açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“6 Şubat 2023 Maraş merkezli meydana gelen depremler yalnızca binlerce canımızı aramızdan almadı. Bu ülkede yıllardır sürdürülen rantçı, denetimsiz bilim ve halk düşmanı politikaların gerçek yüzünü bir kez daha açığa çıkardı.

Bu yıkım bir kader değildi göz göre, göre gelen bir felaketti. Bugün burada sadece bir tarihi anmak için toplanmadık, Buraya bir acıyı, bir çığlığı unutmamak için toplandık.

6 Şubat’ta sadece binalar yıkılmadı, hayatlar yıkıldı. Aileler parçalandı, çocuklar kimsesiz kaldı, şehirler sustu, kimsesiz kalan çocuklar kayboldu. İsimlerini sayamayacağımız kadar can toprağa verdik. Her biri bir hayat, bir umut, bir hikayeydi.

Deprem eşitsizliğin ve ayrımcılığın bu topraklarda nasıl derinleştiğini bir kez daha göstermişti. Kırsal kesimler ve köyler günlerce yardım beklemiş, yolları açılmamış, arama, kurtarma ekipleri ulaşmamış vatandaşlarımız enkaz başlarında kaderlerine terkedilmişti.

Devletin yokluğunda kurumların çöktüğü yerde halk dayanışması vardı. Alevisiyle, Sunnisiyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle ve tüm halkın dayanışması ile depremde yaralarını birlikte saran bir toplum ve insan üstü çaba vardı. Deprem vergileri nerede? Kızılay’ın sattığı çadırlar toplumun hafızasında koca bir öfke ve affedilmeyecek şekilde yer edinmiştir.

UNUTMAK YOK, AFFETMEK YOK, HELALLEŞMEK YOK.

Ancak bugün hâlâ barınma sorunu çözülmemiş, depremzedeler konteynırlara mahkûm edilmiş, yoksulluk derinleşmiş, Adalet ise yerini bulamamış, sorumlular korunmuş, hesap sorulmamış gerçek bir yüzleşme sağlanamamıştır.

Buradan açıkça söylüyoruz bu sadece bir doğal afet değildi, bu hazırlıksızlığın, denetimsizliğin ihmallerin acı bedeliydi.

Deprem doğal afettir ama bu kadar ölüm kader değildir. Halk bunu biliyor eğer bilim dinlenseydi, eğer rant değil insan hayatı öncelik olsaydı, eğer denetimler olsaydı bugün burada binlerce canımızı anmak zorunda kalmazdık.

Depremde yaşanan gerçek kayıp nedir, akıbeti belli olmayan çocuklar nerededir?

Bunun için araştırma komisyonu kurulsun, derhal en şeffaf haliyle açıklansın. Deprem bölgelerindeki halkın taleplerine kulak tıkamayın taleplerimiz ortaktır.

1-Deprem suçlularının adil yargılanmasının önü açılsın.

2-Doğayı, yaşam alanlarını yok eden ve demografik yapıyı tehdit eden yağma ve rant politikaları derhal sonlandırılsın.

3-Çiftçiler üretimden, tüketime her alanda maddi açıdan desteklesin.

4-Elektrik ihtiyacı kesintisiz ve nitelikli şekilde sağlansın.

5-Okullarda çocuklar için özgür, bilimsel eğitim. Deprem gerçeği ile yaşadığımız bir ülkede güvenli konut istemek haktır!

Bu meydan şunu bilsin ki bu ülkenin insanları enkazın altında kalan adaleti de çıkaracak.

Acımız ortak, yasımız ortak, mücadelemiz ortak.

Biz yaşam hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz… (Şerife Targay)

KADINLARIN BEDENİ SAVAŞ ALANI DEĞİLDİR!

“Bugün Ortadoğu, emperyal planlar doğrultusunda yeniden dizayn edilmek istenirken halklara savaş ve katliam dayatılmaktadır.

Suriye’de geçici Şam Yönetimi’nin işbaşına gelmesiyle birlikte, HTŞ bağlantılı çetelerin saldırıları artmış, Aleviler başta olmak üzere binlerce insan yaşamını yitirmiş, çok sayıda kadın ve çocuk kaçırılmış ve cinsel şiddete maruz bırakılmıştır.

Son günlerde ise aynı şiddet dalgası önce Halep’teki Kürt mahallelerine, ardından Suriye’nin doğusundaki Rojava’ya yönelmiştir. Rejim güçlerine bağlı selefi cihatçı çeteler sivilleri doğrudan hedef almakta; yüz binlerce insanı zorla yerinden etmekte, göç yollarında kaçırmakta ya da katletmektedir. Ateşkese rağmen süren saldırılar ve abluka; elektrik, su ve iletişimin kesilmesiyle derinleşen insani kriz koşulları, açık bir soykırım pratiğine dönüşmüştür. Rakka’dan çıkmaya çalışan aynı aileden dördü çocuk altı kişinin katledilmesi ve iki kız çocuğu ile bir kadının kaçırılması, İŞİD’e özgü yöntemlerin yeniden sahneye çıktığının bir işaretidir. Alevilere, Kürtlere, Süryanilere, Dürzi ve Hristiyan topluluklara yönelen insan onurunu hiçe sayan bu saldırılar ve katliam tehditleri, Suriye’de hiçbir etnik ya da inanç grubunun güvende olmadığını açıkça göstermektedir.

Dün Êzidî kadınları köleleştiren zihniyet, bugün yine kadınların direnişini hedef almakta; savaş ganimeti olarak gördüğü kadınların bedenlerine işkence ederek, teşhir etmektedir.

Rojava’nın hedef alınmasındaki bir diğer gerçek; kadınların yaşamın her alanında özne olduğu, eşitlikçi ve özgür bir toplumsal düzenin engellenmek istemesidir. Hedef alınan yalnızca halklar değil, kadın özgürlüğüne dayalı bir gelecek fikridir. Erkek egemen savaş politikaları, militarizm ve küresel hegemonya; farklı ülkelerde, farklı rejimler altında ama aynı yöntemlerle kadınların ve çocukların yaşam hakkını hedef almaya devam etmektedir. Bugün bu yıkımın en ağır yaşandığı yerlerden biri de Gazze’dir.

YAŞASIN HALKLARIN EŞİT, ÖZGÜR BİRLİĞİ… (Emine Dayıoğlu)”

NEHİRDEN DENİZE ÖZGÜR FİLİSTİN

“Yoğun bombardımanlar, kuşatma ve abluka koşulları altında kadınlar hem hayatta kalma mücadelesi vermekte hem de çocukların yaşamını korumaya çalışmaktadır. Sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi; gıda, su ve elektrikten yoksun bırakma; kadınları doğum, bakım ve yaşamın yeniden üretimi süreçlerinde ölümle yüz yüze bırakmaktadır.

Gazze’de İsrail tarafından sürdürülen bu saldırılar, yalnızca bir devletin askeri operasyonu değil; küresel güçlerin açık ya da örtük iş birliğiyle yürütülen bir yıkım politikasıdır.

Buradan Filistin halkının ve kadınların direnişini selamlıyor, bu direnişi kendi mücadelemizin parçası olarak sahipleniyoruz.

“Son aylarda, İran’da yoksulluk, yolsuzluk ve teokratik baskı rejimine karşı yükselen protestolar, rejimin meşruiyetini sorgulayan güçlü bir toplumsal itiraza dönüşmüş durumda. Bu süreçte binlerce İranlı yaşamını yitirmiş, on binlercesi yaralanmış ve gözaltına alınarak ağır hak ihlallerine maruz bırakılmıştır. Bu baskı düzeninin merkezinde ise kadınların bedenleri ve yaşamları üzerinde kurulan tahakküm bulunmaktadır. Rejimin uzun yıllardır sürdürdüğü zorunlu başörtüsü dayatmasına e kadınları kamusal yaşamdan dışlama politikalarına gösterilen direnç, kadınların özgürlük ve eşitlik talebinin artık bastırılamaz olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Kadınların yaşamlarını yok sayan bu düzen karşısında sesimizi İranlı kadınların sesine katarak haykırıyoruz:

JİN JİYAN AZADÎ / KADIN YAŞAM ÖZGÜRLÜK

Erkek egemen akıl bazen askeri saldırılarla bazen de hukuk adı altında şiddetin farklı biçimlerini kurumsallaştırarak kadınların, çocukların, LGBTİ+ların yaşamlarını hedef almaktadır. (Deniz Şimşek)

Unutmak Yok
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin