
Bahar, Kapıdağı’na düşmeye görsün.
Yeşilin şaşırtıcı tonları içinde büyülenip kalırsınız.
Tanrım, ne güzellik!
Açık yeşil yapraklar, koyu yeşil otlar, yeşilin her rengini giyinmiş ağaçlar…
Bu yeşil cennette bir de kuşların muhabbeti, bitmez bir senfoni…
Şırıl şırıl akan derenin, parıldayan suyunda, kıyıda bağırıp duran kurbağalar,
güneşin düştüğü sularda güneşlenen kertenkeleler…
Çiçekten çiçeğe koşturup duran bal arıları, kelebekler…
Doyumsuz bir seyirlik.
Sanki cennet.
X X X
Kapıdağ’da bahar…
Tomurcuklanan ıhlamurların dalları sere serpe, ulu kestanelerin koyu gölgesine
sığınmış genç kestanelerin diri güzelliği, o meşelerin görkemli büyüklüğü,
gürgenlerin sessiz birlikteliği, yaşlı çamların kıskanç, huysuz tavırları, kıyıda
köşede kalmış karaağaçların, davulguların yeşile bürünmüş nazlı salınmaları…
Aşağıda bocuk boncuk dizilmiş tespih ağaçları…
Bir yeşil seyranı ki, dalıp gidersiniz.
Kapıdağ…Bir cennet…
X X X
Bir patikanın yeşilliği içinde kaybolur sunuş.
Sağınız boydan boya meşelik, solunuz bir baştan bir başa gürgen…Size saygı ve
sevgiyle eşlik ederler.
Patikanın yeşil yatağına uzanıverirsiniz.
Yeşil düşler ormanı.
X X X
Kapıdağ…
Yeşilin ve yaşamın kutsal mabedi…
Bu cennet yeşili dağın her bir yeri görülmeye değer.
Ve bu dağın tutsağı olursunuz.
Kapıdağ…Benim dağım.
Yeşilin cenneti!
