Covid-19 virüsü, mahalle futbolunu yeniden hatırlattı, bizlere. Futbol topumuzu kesen amca vardı. Ya diğerleri! – İyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi. – Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu. – Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi. – Hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi. – Üç korner, bir penaltıydı. – Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı. – Frikiklerde ‘’açıl biraz’’ denince ‘’Burası Ali Sami Yen mi?’’ şeklinde cevap verilirdi. – Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi. – Kaleci topu 3 kere sektirirse; rakibe ‘’Açılsana 3 kere sektirdim’’ derdi, rakip açılırdı yani efendilik vardı. – Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes ‘’.şe, .şe!’’ diye bağırırdı. – Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı. – Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilir ve kınanırdı. – Tanju, Rıdvan, Metin, Ali, Feyyaz, Hagi, Hakan, Hami gibi dönemin popüler futbolcularının adı alınırdı. – Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer, istemediği kişileri topuyla oynatmazdı. – Taçtan kendi önüne atıp başlatılınca, taç değişirdi. – Maçı izleyen küçük bir grup varsa, penaltı olup olmadığına onlar karar verirdi, saygı vardı. – Maçlarda eğer iddia varsa ödüller genel olarak Algida Max, Eskimo, mey buz, 2,5 litrelik kola vb. ürünlerden oluşurdu. – Top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. Topu ilk kim kaparsa o takım oyuna başlardı. – Gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse rakip takım direk o kişiyi yüceltip “adamın gol diyor“diyerek golü alırlardı. – Varsa, hakeme yapılan en dolu hareket; “hakeme gözlük, eline de sözlük”şeklindeydi. – Oynayacakların sayısı eğer tek ise, güçsüzlerden biri devre değiştirerek gönlü alınırdı. – Eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: “adamın devam ediyor“derdi. – Skor ne olursa olsun akşam saati yaklaştığında “golü atan kazanır” kuralı işlerdi. – Maçlardan sonra su sırasına girmek ayrı bir davaydı ve mutlaka koşa koşa gidilirdi. Genellikle yaşlı amca veya teyzeler, zemin katta oturanlar bu işin kurbanlarıydı. – Eğer bir oyuncu kaleci dahil herkesi çalımlamışsa; o top çizgiye kadar götürülür ya kalça dürtmesi ya da yere yatıp kafa, burun, alın gibi vücut kısımlarının dürtmesi ile gol atılırdı. – Kalecinin degajla gol atabilmesi bir yetenekti fakat gene de gol sayılmazdı. – Karşılıklı atışmaların sonunda yoldan geçen herhangi biri hakem yapılırdı ve sonuca o karar verirdi.
– Para o zamanlar kolay bulunmadığından maçın hangi takım tarafından başlatılacağına; bir tarafına tükürülmüş yassı bir taşın havaya atılıp, yaş mı, kuru mu? seçiminde doğru tarafı bilen tarafın başlaması yöntemi ile karar verilirdi. Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.
