
Bu aralar gündem Balıkesir için biraz farklı. Kabul etmeliyiz ki deprem gibi ciddi bir gündemimiz var ancak ben sizi farklı bir gündeme taşımak istiyorum. Balıkesir ve gençler…
Bir gençle kahve masasında oturduğumuzu hayal edelim. İlk soruyu ben soruyorum : “Balıkesir’de kalmayı düşünüyor musun?” Cevap çoğu zaman net olmuyor. Bir omuz silkme,bir sessizlik, sonra şu cümle geliyor : “Bilmiyorum… Burada geleceğimi pek göremiyorum.”
Aslında mesele tam da burada başlıyor. Balıkesir okulları olan,üniversitesi olan,sanayisi, tarımı, turizmi olan bir şehir. Yani imkânsızlıklar şehri değil. Ama gençlere sorduğumuzda, imkânlardan çok belirsizlik anlatılıyor. Neden?
Bir soru daha geliyor : “Peki eğitim seni buraya bağlıyor mu?” Uzun bir sessizlik… Sonra genellikle şu cevap : “Okuyorum ama neden okuduğumu bilmiyorum.” Bu cümle çok şey anlatıyor.
Eğitim,gençler için bir hedef olmaktan çıkıp bir mecburiyet hâline gelmiş durumda. Diploma var ama yön yok. Bilgi var ama hayatla bağlantı zayıf. Gençler şunu soruyor : “Bu okul beni neye hazırlıyor?” , “Bu bölümü bitirdiğimde Balıkesir’de ne yapabilirim?” , “Okul bittiğinde önümde nasıl bir yol olacak?” Bu soruların net cevapları olmayınca, şehir de belirsizleşiyor maalesef…
Bir başka soruya geçelim : “Meslek öğrenmek ister misin?” Cevap çoğu zaman evet. Ama ardından şu geliyor : “Neyi, nerede, nasıl öğreneceğim?” Balıkesir her alanda, her sektörde fazlasıyla gelişmiş bir şehir. Burada sanayi var ama genç sanayinin kapısından içeri girmek istemiyor. Tarım var ama modern tarım, teknoloji, girişimcilik gençlere yeterince anlatılmıyor ve gençler tarımı gelecekleri için seçilebilecek bir alan olarak görmüyor. Turizm var ama profesyonel bir meslek olarak ya gösterilmiyor ya da yanlış yönlendiriliyor. Yani eğitimle hayat arasındaki köprü eksik. Oysa bir şehir, gençlerine erken yaşta eğitim ile hayat arasındaki o bağı gösterebilir ve genç nüfusu doğru yönlendirebilirse işte o zaman o köprüyü inşa edebilir.
Bir soru daha : “Eğitimi seviyor musun?” İşte bu soru çok zor. Ve alınan cevaplar gerçekten umutsuzluk dolu.. Aslında çoğu genç eğitimi değil, eğitimin şeklini sevmiyor. Sınav odaklı, tek yönlü, hayattan kopuk bir sistem, gençlerde ki merakı da hevesi de törpülüyor. Gençlerin eğitimi sevmesi için önce kendilerini geliştirebildiklerini hissetmeleri gerekiyor. Sadece dinleyen değil, üreten, deneyen, hata yapan bireyler olduklarını görmeleri gerekiyor. Atölyeler, uygulamalı çalışmalar, şehirle temas eden projeler ile eğitim sevdirebilir. Mevcut Türkiye’de eğitimin yeterli ve gençleri içine çekebilecek seviyede olmaması onları belirsizliğe ve umutsuzluğa itiyorken, belki de bizler bu farkındalık ile bir şeyleri değiştirmek için bir ateş yakmalıyız. Ve belki de bu Balıkesir’de yanmalı. Bir gencin eğitimle olan bağını sağlamlaştırmak onu hem hayata hem de bu şehre bağlayacaktır. Çünkü gençler, değer gördükleri, fikirlerinin önemsendiği, kendilerini ifade edebildikleri ve bir sonra atabilecekleri adımlarının neresi ya da neler olabilceğini net gördükleri şehirlerde kalıyor.
Balıkesir’in gençlere sunabileceği çok şey var. Ama bunlar anlatılmadıkça, gösterilmedikçe gençlerin zihninde karşılık bulmuyor. Belki de artık şunu yapmamız gerekiyor… Gençler hakkında konuşmak yerine gençlerle konuşmak. Onlara ne istediklerini sormak. Onları dinlemek. Eğitimi, mesleği ve geleceği birlikte yeniden düşünmek. Çünkü bir şehir, gençleriyle konuşmayı bıraktığında geleceğiyle de bağını koparmaya başlar.
Ve şimdi bu soruyu kendimize tekrar soralım..
Bu şehir gençlere ne vaat ediyor?
