GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ARADA SIRADA 20 TRUMP VE MARK CARNEY

ARADA SIRADA 20 TRUMP VE MARK CARNEY

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

19 -23 Ocak 2026’da, İsviçre’nin Davos kentinde, dünya liderlerinin katıldığı World Economic Forum’unda, İngiltere Merkez Bankası eski başkanlığını yapmış, halen Kanada Başbakanı olan Mark Carney önemli bir konuşma yaptı. Bu konuşma bütün dünyada büyük bir takdirle karşılandı. Günün konularına da değinen bu konuşma Donald Trump’ın son zamanda yapmak istediklerine bir karşılık niteliği de taşıyordu. İlerde ‘’Dünyanın önemli konuşmaları’’ arasında yer alacak olan bu konuşmanın tam metnin tercümesi aşağıdaki gibidir;
‘’Her gün biz büyük güçlerin rakabetinin olduğu bir dönemde yaşadağımızı hatırlayarak uyanıyoruz.
Ve ülkelerin durumu kabullenen ve sürdüren güçlü bir eğilimin mantığı ile karşı karşıya geliyoruz
1978’te Çek isyancı Vaclav Havel ‘’Güçsüzlerin Gücü’’ isimli bir kitap yazmış ve bir soru sormuştu. Komunist Sistem kendini nasıl sürdürebilmiştir?
Onun yanıtı manavla başladı. Her sabah manav dükkanının vitrinine‘’ Bütün ‘’Dünyanın İşçileri Birleşin’’ levhasını astı. Bunun olabileceğine inanmıyordu. Hiç kimse inanmıyordu. Fakat o asmaya devam etti. Sorun çıkartmaktan korkuyordu. İstenene uyuyordu. Hayatın gidişine uyuyordu. Her caddedeki her dükkan sahibi aynı şeye uyuyorsa sistem kalmaya devam edecekti.
Yalnız şiddet yoluyla değil, fakat halktan her birinin şahsi olarak bunun olmadığına inanmasına rağmen bu ritüele ortak olmaları yoluyla, sistem devam edecekti.
Havel buna ‘’Yalanla yaşama’’ demişti. Sistemin gücü onun gerçek olduğundan değil, fakat herkesin onun doğru olduğuna inanmış gibi görünmesinden geliyordu. Ve onun kırılganlığı da ayni kaynaktan doğuyordu: eğer yalnız bir manav bile o levhayı koymazsa yaratılmış illüzyon kırılmaya başlıyordu.
Şu an şirketlerin ve ülkelerin bu levhayı vitrinden indirme zamanıdır.
Yıllarca Kanada gibi ülkeler kurallara bağlı uluslararası düzen dediğimize uyarak gelişti. Biz onun kurumlarına katıldık, onun ilkelerini öğdük, ve onun tahmin edilebilir niteliğinden yararlandık. Onun koruması altında, değerli yabancı politıkaları sürdürdük.
Biz uluslararası kurallara dayalı sistemin kısmen sahte olduğunu biliyorduk. En güçlü, kendine uygun zamanda, kendini bunun dışına çıkaracaktı. Dış ticaret kuralları asimetrik şekilde uygulandı. Uluslararası yasa, mağdur olanın ya da suçlananın kimliğine göre, değişik bir katılıkta uygulandı.

Bu öykü yararlıydı, ve özellikle Amerikan hegemonyası, kamu varlıkları yaratmaya yardımcı oldu; açık deniz hatları, istikrarlı mali sistem, birleşik güvenlik ve uyuşmazlıkları çözecek bir destek çerçevesi gibi.
Böylece levhayı tekrar vitrine astık. Ritüellere katıldık. Retorik ve gerçek arasındaki uçurumu tanımaktan genel olarak kaçındık,
Bu pazarlık artık yürümüyor.
Doğrudan söyleyeyim: biz, geçişin değil kırılmanın orta noktasındayız, Son yirmi yılda, finansmanda, sağlıkta, enerji ve jeopolitikte karşılaşılan seri halinde krizler ekstrem global entegrasyonda büyük riskler doğurdu.
Kısa zaman önce büyük güçler ekonomik entegrasyonu bir silah gibi kullanmaya başladı. Gümrük vergileri kaldıraçı. Finansman altyapısı zorlaması. Tedarik zinciri, sömürmek için zayıf noktalardı.
Sizin bağlılığınızın kaynağı entegrasyon ise, entegrasyon yoluyla karşılıklı menfaatinizi siz’’ yalanla yaşamak’’ ile sağlayamazsınız.
Orta dereceli güçlü devletlerin dayandığı , güvendiği WTO, UN, COP gibi, sorun çözümünün mimarı ortak kurumların değeri hayli azaldı.
Bu nedenle bir çok ülke ayni sonuca ulaştı. Her ülke kendi stratejik otonomisini geliştirmelidir; enerjide, gıdada, kritik minerallerde, finansta ve tedarik zincirinde.
Bu iyi güç anlaşılabilr. Eğer bir ülke kendini doyuramıyorsa, yakıtını tedarik edemiyorsa, ya da kendini savunamıyorsa onun az seçeneği vardır. Eğer kurallar sizi artık koruyamıyorsa, kendi kendinizi savunmak zorundasınız.
Fakat bunun bizi nereye götüreceğini dikkatli bir gözle incelemeliyiz.Her ülke bir kale sayılsa, dünya dolusu kalelerin her biri fakir olacak, kırılgan olacak. Ve daha az sürdürülebilir olacaktır.
Bir başka gerçek daha var: Eğer büyük güçler hatta, kendi güç ve çıkarlarının engelenemez mennfaatları için, uyar gözüktüğü kural ve değerleri terkederse ‘’transactionalism’’den elde edilecek kazançı, tekrar elde etmek gerektiğinde bu daha da zor olcaktır. Hegemonlar ilişkilerini sürekli olarak paraya dayandıramazlar.
Müttefikler belirsizlıklere karşı kendilerini korumak için çeşitli yollara baş vuracaktır. Sigorta yaptıracaktır, opsiyonlarını arttıracaktır. Bir zamanlar kuralları koyan hükümranlık şimdi baskılara dayanabileceği bir kıyıya demirleyecektir.
Bu klasik risk yönetimin bir bedeli bulunmaktadır.
Fakat stratejik otonominin maliyeti paylaşılabilir. Dirençli olmaya yapılan kollektif yatırımlar, herkesin tek başına yaratacağı kaleden daha ucuzdur.
Paylaşılan standardlar parçalanmayı önler. Tamamlayıcılar pozitif bir toplamdır.

Kanada gibi orta güçlerin sorunu yeni gerçeklere adapte olmak ya da olmamak değildir. Seçimi yapmak zorundayız. Sorun basitçe daha yüksek duvarlar inşa ederek adapte olmak mı yoksa daha büyük bir şeyler yapmak mı?
Kanada, bizim stratejik pozisyonumuzu temelden değiştirmeye yöneltecek ‘’uyan’’ borusunu duyanların başında geldi.
Kanadalılar için, o eskinin, coğrafya ve birlik üyeliklerinin otomatik olarak zenginliği ve güvenliği getireceği konforlu varsayımı artık geçerli değildir.
Yeni yaklaşımımız , Alexander Stubb’ın deyimiyle ‘’gerçeğe dayanan değerler’’dir. Biz ilkeli ve pragmatik olmayı hedefliyoruz.
Temel değerlere taahhüdümüz ilkemizdir; egemenlik ve bölgesel doğruluk, kaba kuvvet kullanmayı Birleşmiş Milletler bildirgesine uyumlu olarak yasaklama, insan haklarına saygı gibi.
Kanada ilişkilerinin çoğu kez yavaş seyrettiğinin bilincindedir, pragmatiğiz, çıkarlar değişebilir, her ortak bizim değerlerimizi taşımayabilir. Biz stratejik olarak, dört gözle dikkatle, geniş bir bölgeyi kapsıyoruz. Dünyayı olduğu gibi kabul ediyoruz, Dünyanın Bizim istediğimiz gibi olmasını beklemiyoruz.
Kanada ilişkilerini ayarlamaktadır, onların derinliği değerlerimizi yansıtmaktadır.
Dünyanın hareketliliği, onun yarattığı riskler ve sonra gelen sonuçlar ışığında etkinliğimizi maksimum yapmak için bağlantılarımızı öncelik sırasına koyuyoruz.
Biz artık yalnız değerlemizin gücüne dayanmıyoruz, gücümüzün değerine de dayanıyoruz.
Biz bu gücü evimizde inşa ediyoruz.
Hükümetim görev başına geldiğinden beri , gelirlerden,değer artışından ve iş yatırımlarından alınan gelir vergisini azalttık, iller arasındaki ticaret engellerini kaldırdık, enerji, AI, kritik mineraller, yeni ticaret koridorları ve başka konularda bir triyon dolar yatırımı takip etmekteyiz.
2030’a kadar savunma harcamalarını , yerli sanayii inşa etme suretiyle, bir misli arttıracağız,
Yurt dışında hızla çeşitlenmekteyiz. Avrupa Birliği ile, SAFE dahil, kapsamlı bir stratejik işbirliği anlaşması imzaladık, bu Avrupa savunma ihtiyaçlarıyla ilgilidir.
Son altı ayda dört kıtada oniki ticaret ve güvenlik anlaşması imzaladık. Bir kaç gün önce Çin ve Katar ile yeni stratejik anlaşmalar imzaladık. Şu anda Hindistan, ASEAN, Tayland, Filipinler ve Mercosur ile serbest ticaret anlaşmalarını görüşmeye başladık.
Global sorunların çözümünde değişken bir geometri takip ediyoruz – farklı konular için değerlere ve ilgiye dayanan farklı koalısyonlar.

Ukrayna konusunda biz arzu edilen koalisyonun temel üyelerinden biriyiz. Savunma ve güvelikte kişibaşına yardım açısından ana destekçilerden biriyiz. Arktik egemenliği konusunda Greenland ve Danimarka’nın daima kesinlikle yanındayız.
Greenland’in geleceğini tespitte onların özel hakkını tam olarak destekliyoruz. Bizim Madde 5’e taahhüdümüz değişmez.
Biz NATO üyeleri ile – Nordic Baltic 8 dahil- Birliğin kuzey ve batı kollarını güvenlik altına almak için, over-the- horizon- radar, denialtı, uçak ve karada asker konularında birlikte çalışıyoruz.
Çok yönlü ticarette biz Trans-Pasifik Ortaklık ve Avrupa Birliği arasında bir köprünün kurulması için gayret sarfetmekteyiz, böylece 1.5 milyar kişilik bir ticaret bloğu kurmaktayız. Kritik mineraller konusunda, G7’e demir atmış bir satınalanlar kulübü kurmaktayız, böylece dünya konsantre olmuş tedarikten farklı bir duruma girecektir.
AI açısından ayni düşüncedeki demokrasilerle, sonunda hegemonlar ve
aşırıtırmanıcılar – hyperscalers- arasında bir tercih yapmak zorunda kalmamak için ,
işbirliği içindeyiz.
Bu safça bir çok taraflılık değildir. Ne de küçülen kurumlara bel bağlamaktır. Bu ayni
temelde ortak olanlarla , birer birer her konuda müşterek çalışmayı inşa etmektir.
Bazı durumlarda bir çok ülkeyi kaplayacaktır.
Ve, gelecekteki fırsat ve meydan okumalara hazırlayacak kültür, yatırım, ticaret
yoluyla yoğun bir ağ yaratacaktır. Orta güçteki ülkeler beraber hareket etme
zorundadır çünkü eğer masada oturmuyorsanız, o masada yemek olursunuz.
Büyük güçler kendi başlarına hareket etme kudretine sahiptır. Onlar büyük bir pazara
sahiptir, askeri gücü sahiptir, koşulları dikte ettirecek manivelaya sahiptir. Orta
güçtekiler bunlara sahip değildir. Biz ne zaman ikisi olarak hegemonla pazarlık
etsek, biz zayıf pozisyondayız.
Ne teklif edilirse onu kabul etmek durumundayız. Biz biribirimizle uysal bir şekilde
rekabet etmekteyiz .Bu egemenlik değildir. Bağlılığı, tabi olmayı kabul eden
egemenlik performansıdır.
Büyük güçlerin rekabetinde, ülkeler kendi aralarında bir tercihe sahiptir:ya
biribirleriyle beğenilmek için rakabet ederler ya da etki yaratacak bir üçüncü yolu
birleştirmeyi yaratmak için.
Eğer biz hukukun, doğruluğun ve kuralların gücünün yaşaması için, bunları biribiriyle
lehimleyebilirsek, kuvvet sahibi gücün bizim gözümüzü körleştirmesine izin
vermemeliyiz. Bu beni tekrar Havel’e getiriyor. Orta güçtekilerin ‘’ Gerçekle
yaşaması’’ ne anlama geliyor ?
Bunun anlamı şu gerçektir. Sanki hala ilan edildiği şekilde geçerliymiş gibi ‘’
kurallara dayalı ululararası düzen’’ lafına başvurmayı bırakın. Sistemin gerçekten ne
olduğunu söyleyin: en güçlünün kendi çıkarlarını korumak için ekonomik
entegrasyonu bir zorlama ve baskı silahı olarak kullandığı dönem.

Sürekli olarak bunu yapmak. Bu ayni standartları hem düşmanına hem dostuna
ayni şekilde uygulamak detmektir
Biz orta güçlüler bir yönden gelen ekonomik sindirme, korkutmayı eleştirir, fakat başka bir yönden geldiğinde sessiz kalıRSA’s, vitrindeki levhayı orada tutmuş oluruz.
Bu İnandığımızı iddia ettiğimizi inşa ediyoruz anlamına gelir. Bunu Hegemonun yıktığının yerine kuracağı yeni düzeni, yaratacağı yeni kurumları ve belirtilen fonksiyonların anlaşmalarını beklemeden yapmış oluruz.
Ve bu baskı kurma kaldıracını azaltma anlamına gelir. Güçlü bir yerli ekonomi kurma her hükümetin daima ilk amacı olmalıdır. Uluslararası genişleme yalnız bir ekonomik tedbirlilik değildir; o doğru dışişleri politikasının maddi altyapısıdır. Ülkeler kendi misillemelere, tecavüzlere karşı zayıf noktalarını azaltarak ilkeli dik durmaya hak kazanır.
Kanada’da dünyanın istedikleri bulunmaktadır. Biz enerji süpergücüyüz. Biz büyük miktarda kritik minerallere sahibiz. Bizim dünyada en iyi eğitim görmüş nüfusumuz var. Emeklilik fonlarımız dünyanın en büyük ve en sofistike yatırımcılarına sahip.
Bizde sermaye, yetenek ve kararlı bir şekilde hareket edebilecek, çok büyük mali kaynağa sahip bir hükümet var .
Ve bizde başkalarının imrendiği değerler var.
Kanada düzenli çalışan çoğulcu bir toplumdur. Bizim kamu alanımız çeşitli, sesli ve hürdür. Kanadalılar istikrara adanmıştır. Biz sağlam, güvenilir bir ortağız- bu dünyada her şey fakat – uzun süreli ilşkileri kuran ve ona değer veren bir ortak.
Kanada bir başka şeye daha sahip: olanları anlayan ve ona göre hareket etmeye kararlı olmaya. Bu kopuş bir adaptasyondan fazlasını gerektirmektedir. Bugünkü dünya hakkında doğruluk istemektedir. Biz vitrinden levhayı indiriyoruz.
Eski düzen geri gelmeyecek. Bunun için üzülmemeliyiz. Nostalji bir strateji değildir.
Fakat kırılmışlıktan, biz daha iyi, daha güçlü ve daha adil bir düzen kurabiliriz.
Bugün, bu, kaleler dünyasında büyük kayba uğrayacak ve ciddi işbirliğinden büyük kazanç sağlayacak, orta güçlülerin hedefidir,
Güçlünün kuvveti var. Fakat bizim de bir şeyimiz var- olmuş gibi davranmaktan vazgeçmek, gerçeği söylemek, evimizde güçlü olmak ve birlikte hareket etmek.
Kanada’nın yolu budur. Biz bunu açıklıkla ve güvenle seçtik. Ve bu yol bizimle gelmek isteyen her ülkeye açıktır.

ARADA SIRADA 20 TRUMP VE MARK CARNEY
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin