İyi birey olmak, içindeki çocuğu yok etmeden olgunlaşabilmek, anlamak, anlamlandırmak, yaşamdan keyif aldığında bunu diğer insanlar ve canlılar için de arzu etmek, huzuru bulmak ve korumak, haksızlık ve eziyet etmemek, sabırlı olmak, sahip olunan ön yargıları yıkmak, öfke ve nefrette uzak durmak insanın temel amaçlarıdır. Buna ulaşmak için kat edilen yolda etik ve ahlâki bir yaklaşım içinde bulunmak elbette ki en çok istenendir.
Yaşamın kendi doğal akışında, dürüst ve temiz bir toplumun oluşması özlemi artık bir dilek olmaktan çıkmalı, gerçeğe dönüşmelidir. Elbette ki daha çok etik, daha az siyaset ve daha az hukuki yaptırım anlayışı bireyleri temel bir ahlâki alışkanlığa götürecektir.
Aldatmadan, yanıltmadan, korku içinde bulunmadan etik bir yaşam algısı oluşturmak mümkündür. Bunu başarmak için çaba sarf eden ülkelerin gelecekleri daha parlak ve ufukları daha açık olur. Sadece ekonomik verilere, tüketimi artırmaya, şiddeti benimsemeye dayalı anlayışlar etik bir toplum oluşturmanın önündeki en büyük engellerdir. Etik elbette ki ahlâklı olanı savunur ve erdemin yanında yer alarak, ahlâk dışılığın meşruluğu üzerinde asla bir yorumda bulunmaz. Bir etik ilkenin bir kez zedelenmesi halinde bunu onarımının ve telafisinin güç olacağından hareketle, vicdani algıda ve düşüncede etik değerlere ayrı bir önem verilmesi gerektiğini unutmamalıyız.
Şeffaf, temiz, hesap verebilir ve yanıltılmamış bir toplumun gerçekleştirilmesinde etik ve ahlâkın üstleneceği rolün büyüklüğünü fark etmek, bu yönde atılacak adımların en büyüğüdür hiç kuşkusuz.
