ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ İLETİŞİM

“Uçaklarda buzlanmaya karşı yerli çözüm üretmenin gururu içindeyiz”

MKS DevO Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Şengün:
“Uçaklarda buzlanmaya karşı yerli çözüm üretmenin gururu içindeyiz”
“Doğal kaynaklarımız hızla tükeniyor”



Röportaj: Önder BALIKÇI

Bugünkü konuğumuz, Bandırma Organize Sanayi Bölgesi'ndeki “MKS DevO” Kimya'nın Yönetim Kurulu Başkanı M. Korgün Şengün.
Aynı zamanda Bandırma Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini de sürdüren Şengün ile hem sanayi sektörü, hem de özel
yaşamı üzerinde sizler için özel bir söyleşi gerçekleştirdik.


* Sizi tanıyabilir miyiz, sayın Şengün?
- 29.11.1969'da, Ankara'da dünyaya geldim. Albay olan babamın görevi
dolayısıyla Anadolu'nun birçok yerini gezdik. İstanbul Teknik Üniversitesi,
Makine Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldum. Evliyim, bir erkek, bir kız
çocuğu babasıyım.

* Bandırma ile yollarınız nasıl kesişti? MKS DevO'yu, neden Bandırma'ya kurdunuz?
- İstanbul Ambarlı ve Esenyurt ile Çorlu'da tesislerimiz dağınık durumdaydı.
Bunları bir araya toplamayı düşündük. Kuzey Marmara'nın durumunu elverişli
görmedik. Güney Marmara'da arayışa geçtik ve bu bölgeye gelmeye karar
verdik. Şirketimiz 2003 yılında kuruldu. 2006 yılında, Bandırma'ya yatırım kararı
aldık ve 2007'de yatırımımız başladı. Böylece Bandırma ile buluştuk. Şu anda
tesisimiz, halen 100 dönümlük bir arazi üzerinde yer alıyor.

* Bandırma sanayisi hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?
- Bandırma, tam bir sanayi kenti. Çok önemli sanayi kuruluşlarına sahip.
Bandırma'da olmaktan çok mutluyum. Burada çok iyi dostlar edindim. Kısa bir
süre önce kaybettiğim babam da Bandırma'yı çok seviyordu. Bandırma'ya,
özellikle Kapıdağ'a aşığım. Artık Bandırmalı olduk diyebilirim.

* Sanayi-doğa ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Doğayı kirletmeyen hiçbir sanayi kuruluşu yoktur. Önemli olan, bunun en alt
düzeye indirebilmek için çaba harcamaktır. Artık dünyanın doğal kaynaklarının
hızla tükendiği de bir gerçek. Yer altı suları, hava, toprak, Allah'ın bize lütfettiği
kaynaklardır. Kısacası dünya, doğal kaynaklar açısından rahat değil. Ama

dediğim gibi, sanayinin yanı sıra dünyada herkes az çok kirletici. Tüketiciler de
bu kirliliğin bir parçası. Gerçekçi olmak gerekirse hepimiz, bu suçun ortağıyız.

* Peki, iş nereye gidiyor?
- İyiye gitmediği bir gerçek. Bu ortam ve koşullar sürdüğü takdirde, doğal
kaynaklarımız hızla tükenmeyi sürdürecek.



* Dünya ne yapıyor, peki?
- Avrupa Birliği ülkeleri, “Green Deal” ismi verilen, “Yeşil Mutabakat”
protokolünü imzaladı. “Yeşil Dönüşüm” de denilen bu projeye Türkiye olarak
taraf değiliz. Proje, sanayi tesislerinin, doğaya sıfır atık vermesi için projeler
üretmeyi amaçlıyor. Türkiye, halen taraf olmadığı bu protokolü “Ufuk 2020”
olarak adlandırdı.

* Bu mutabakata biz de girmeli miyiz?
- Tabii, Türk sanayicileri olarak biz de bu mutabakata mutlaka girmeliyiz. Ama
rekabeti de kaçırmamalıyız. Ben, sanayicileri, bir çeşit ekmek üreticileri olarak
düşünüyorum. Ekmeği mutlaka üretmek zorundayız. Çünkü biz, sanal âlemden
para kazanmıyoruz, gerçek dünyadayız. Elbette ki, belirttiğim gibi doğa ve
çevreyi korumak için yeni çözümler üreterek…Gelecekte, buna uyan firmaların
ayakta kalacağına, diğerlerinin silinip gideceğine inanıyorum.

* Şirket olarak bu konuda çalışmalarınız var mı?
- Bu konuda çok duyarlıyız ve sürekli çalışıyoruz. Bu arada, yakında
gerçekleştirmeye adım adım yaklaştığımız bir hayalim var. Fabrikamızda,
üretimde kullanıp atık durumda bulunan suyumuzun tamamını, yüzde yüzünü
geri dönüşüme çevirip yeniden kullanmak istiyoruz.

* Geçtiğimiz günlerde, çok önemli bir başarıya daha imza attınız. Uçakta
buzlanmaya karşı yerli çözüm ürettiniz. Bu çalışmanız hakkında bilgi verir
misiniz?
- Evet, çok önemli bir hizmeti başarmanın mutluluğu ve gururu içindeyiz.
Uçaklarda buzlanmayı önleyen “deicing” sıvılarına yerli çözüm geliştirdik.
Türkiye'de tamamı ithal edilen kimyasalı uluslararası havacılık kriterlerine
uygun şekilde yüzde 100 yerli çözüm geliştiren Türk firması olarak, ürüne
yönelik sertifikasyon süreçlerini tamamladık. Bu yerli ürün ile ülkemiz, yıllık 100
milyon dolarlık ithalattan kurtulacak. Böylece dışa bağımlılığımız sona erecek.

* Konuyla ilgili biraz daha ayrıntı daha verir misiniz?
- Hedefimiz, öncelikle ülkemizde yer hizmetleri veren şirketler ve Türk Hava
Yolları ile iş ilişkilerimizi geliştirmek. Bu referanslar sayesinde gerek Orta
Avrupa'da, gerekse Kuzey Avrupa'da ve hatta ilerleyen zamanlarda ABD ve
Kanada'da, havacılık sektöründe iddialı olacağına inanıyoruz. Türkiye'de deicing
ürünleri kullanımının 100 milyon dolarlık bir ithalata yol açtığını belirledik. Biz,
ilk yıldan dışa bağımlılığı sona erdirebileceğimize inanıyoruz. Türkiye'nin toplam
ihtiyacının tamamını karşılayabilir olmak için gerekli çalışmalar ancak sahada

uygulandığında hayat bulacaktır. Bu önemli çalışmanın, havacılık sektörünün
paydaşları, yer hizmeti şirketleri ve onların teknik ekipleriyle satın alma
departmanlarındaki karar vericiler tarafından destekleneceğine inanıyorum.
* Kaç kalemde üretim yapıyor, kaç ülkeye ihracat gerçekleştiriyorsunuz?
- 20 kalemin üstünde üretimimiz var, 25-26 ülkeye ihracat yapıyoruz.

* “Digitürk”'te, “İz TV”de, “Not Defteri” isimli bir doğa programı yapıyorsunuz.
13 bölüm yayına girdi. Bu program nasıl başladı?
- Birkaç yıl önce, ailemle birlikte Fransa'nın en meşhur yeri olan “Canal Du
Midi”ye giderek 10 gün kaldık. Burası birçok kişinin çok merak ettiği ve gitmeyi
hayal ettiği, Atlantik Okyanusu'nu, Akdeniz'e bağlayan bir kanal ve burada
tekneyle gezmek büyük zevk. Burada, amatörce çekim yaptım. Geri geldiğimde
izlettiğim, bu işi meslek edinen bir arkadaşım, oraya yeniden gidip, daha
profesyonel çekimler yapmayı önerdi. Bu çekimi Digitürk İz TV'ye verdik. Çok
beğenildi. Ardından Küba ve Göçek çekimleri geldi. Sonunda 13 bölüme ulaştık.
Çekimleri, Youtube'den de yayınlıyoruz.

* Hayalinizde, bölgemizden bir çekim var mı?
- Bandırma'ya, Kapıdağ'a âşık olduğumu söylemiştim. Bandırma, Erdek bence
Kapıdağ'ın iki güzel kızı. Gönen ise Kapıdağ'ın teyze kızı. Buna bağlı olarak
Kapıdağ Yarımadası'nda, 13 bölümlük bir program yapmayı planlıyorum. Bu
programı belgesel filmin yanı sıra dokümantasyon kitaba dönüştürmeyi
planlıyorum.

* Biraz da özel yaşamınızdan söz edelim. Çocukluktaki meslek hayaliniz neydi?
İş dışında nelerden zevk alıyorsunuz?
- Çocukluk hayalim, balıkçı veya müzisyen olmaktı. Halen ağırlığını nefesliler
oluşturmak üzere 12 enstrüman çalıyorum. Deniz, yelken benim hayatımın
önemli parçasını oluşturuyor. Denizde dalgıçlık yapıyorum. Çengelköylü olan
babam gibi ben de denizle iç içe büyüdüm. Öyle ki, 4 yaşındayken bile istiridyeyi
yem olarak kullanıp, ahtapot yakaladığımı hatırlıyorum. Futbolla aram hiç
yoktur. Hiç anlamam. Yürüyüşü çok seviyorum. Her gün en az 6 kilometre
koşarım. İyi yemek pişiririm. En büyük prensiplerimden birisi ise israfa karşı
oluşumdur. Her gün, 4 milyon ekmeğin çöpe gittiği ülkemizin, buğday ithali
yapması kadar dramatik bir olay düşünemiyorum. Bizim evde bir dilim ekmek
bile çöpe atılmaz. Evde neyin çöpe atılıp atılmayacağına da ben karar veririm.
Bu arada resme çok yetenekli kızım ve piyano çalan oğlumla ilgilenmek de özel
zevklerimin başlarında geliyor.

* Erdek ve yöresini tanıyor musunuz?
- Tanımaz mıyım. Çocukluk yıllarım, babamın subaylığı dolayısıyla Erdek'teki
Hava Kuvvetleri kampında geçti. Her yaz oraya gelirdik. Üniversitede
öğrenciyken, arkadaşlarımla birlikte “Ananın Yeri” isimli tesiste kamp yapmıştık.

Bandırma ve Erdek'in, bugüne kadar hemen hemen hiç yararlanmadığını
düşündüğüm Kapıdağ'ı çok daha iyi tanımak ve tanıtmak istiyorum.

* Bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum.
- İlginiz için ben teşekkür ediyorum. (www.yenihabergazetesi.net)

Yazarlar


GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans