BESİME CEYLAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gönül Sofralarınız Şen Olsun!

Gönül Sofralarınız Şen Olsun!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sofra denilince aklımıza ilk olarak yemek gelir, değil mi? Ancak sofra sadece yemek yemek anlamına gelmediği gibi sofra kurmak/sofra açmak da sadece yemek hazırlamak değildir. Dede Korkut’ta ne der Korkut Ata?

“Kız anadan görmeyince öğüt almaz,
Oğul atadan görmeyince sofra çekmez.”

Yine Dede Korkut Kitabı’nda Dirse Han, Bayındır Han’a “…benim ne eksikliğimi gördü? Kılıcımdan mı gördü? Soframdan mı gördü? Benim suçum ne ola ki beni kara otağa oturttu?” diye sitem eder. Buradan da anlaşılacağı üzere gelenekler ve yaşam tarzı sofra oturma düzeninin belirlenmesinde önemli rol oynar. 

Atalar, sofrada elini mecliste dilini sakladerken sofra başında yapılacak ya da yapılmayacaklara dikkat çeker. 

Sofra/sufra kelimesi etimolojik olarak sefer( سفر ) kelimesi ile aynı kökten gelir. Sefer bildiğiniz üzere  yolculuk demektir. Dolayısıyla sofra kelimesinin ilk anlamı yolcu yiyeceği/azık iken; zaman içinde bu kullanım önce azığın içine konduğu yaygı/örtü anlamında daha sonra da üzerinde yemek yenen sini/masa anlamında kullanılmaya başlanmıştır.  

(Zaten hepimiz de bu âlemde birer yolcu değil miyiz? )

Elbette coğrafi yaşam koşulları, kişisel tercihler, sosyal yapılar yeme içme alışkanlıklarımızda büyük rol oynar. Tanzimat’tan sonra pek çok saray ve konaklarda masada yemek yeme dönemi başlamış olsa da geleneksel yer sofraları günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Anadolu insanı “sofralık” olarak sakladıklarını Tanrı misafirine sunar. Kendi yemez, misafirine ikram eder.

Yine Anadolu topraklarında sofra kurmak ya da sofra açmak sadece karın doyurmak için yapılmaz. Sofra; paylaşmak, bağ kurmak, dua etmek için bir araya gelinen bir ritüeldir.  Asker yemeği, hacı yemeği, mevlid yemeği, düğün yemeği mutluluğu ve acıyı paylaşmak için kurulur.

Dolayısıyla toplumda birlik ve beraberliğin, yardımlaşmanın ve maneviyatın en canlı yaşandığı yerdir, sofralar…

İftar sofrası, Halil İbrahim sofrası, Zekeriya sofrası, çilingir sofrası, yer sofrası, yılbaşı sofrası bize her daim toplumsal birliği ve dayanışmayı çağrıştırır.

Anadolu sofrası değince aklımıza ilk olarak kenarı köşesi olmayan; herkesin eşit oturduğu; yeri geldiğinde hanın da hakanın da halkıyla bir arada yemek yediği siniler yani “yer sofraları” gelir. Özelde yer sofrası genelde ise sofra Türk kültüründe şunları simgeler:

  1. Eşitlik. Zira herkes aynı düzlemde ve mesafede oturur. 
  2. Paylaşım.  Sofraya misafir Tanrı’dan gelir. Tanrı misafirine kapı her daim açık tutulur ve sofranın başköşesine oturtulur.  
  3. Samimiyet. Herkes diz dize yan yana oturur.
  4. Şükür. Ağzı dualı biri sofraya besmele ile başlar, şükür ile bitirir.
  5. Birlik ve beraberlik. Sofrada kavga edilmez, küslük olmaz.

Bir de  “gönül sofrası” vardır.
Niyetle kurulan…
İşte o gönül sofralarınızın her daim açık olması ve siyasete karışmaması dileğimle,
Sofranızdan sevgi, saygı ve muhabbet eksik olmasın! 
Bu vesile ile Balıkesir aileniz olarak şehreminimiz Ahmet AKIN’ a Kadir Gecesi münasebetiyle açtığı “gönül sofrası” için sonsuz teşekkür ederiz.

Gönül Sofralarınız Şen Olsun!
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin