Bugün, 13 Mayıs Türk Dil Bayramı’nın, yani Türkçemizin resmî dil kabul edilişinin 749’uncu yılı…
Karamanoğlu Mehmet Bey, 13 Mayıs 1277 tarihinde ilan ettiği fermanında, “Şimden gerü hiç kimesne kapuda ve dîvânda ve mecâlis ve seyrânda Türkî dilinden gayrı dil söylemeyeler” emri yer almıştı. Bu emir, Türkçenin, bir devlet dili olarak yükselişinin sarsılmaz dayanağını oluşturmuştu.
Ünlü düşünür Konfüçyüs, yıllar önce “Bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız, dilini tahrip edin” demişti.
Türkçemiz, bizim gözbebeğimizdir. Güzel dilimizi herkes doğru konuşup, doğru yazmalıdır.
Zaman zaman yazılarımda Türkçemizin, nasıl katledildiğini örnekleriyle dile getiriyorum.
Televizyon kanallarında, program sunucuları veya konuşanlar hâlâ, “örnek veriyorum” demek yerine “atıyorum” demeyi ısrarla sürdürüyorlar.
“İade etmek” ile “geri vermek”in aynı anlama geldiğini bilmeden, “geri idare ediyorum” diyorlar.
Bu örnekleri sayısız şekilde sürdürebiliriz.
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, “Türkçe giderse, Türkiye gider!” diyor.
Türkçeye sahip çıkmak hepimizin görevi ve sorumluluğudur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, “Türk dili, Türk Milleti’nin kalbidir, zihnidir” ve “Türk Milleti’nin dili Türkçedir. Türk dili, dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir” sözleriyle, bu gerçeğin altını çiziyor.
Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Türkçem, benim ses bayrağım”, Yahya Kemal Beyatlı ise “Türkçe, ağzımda annemin ak sütü gibidir” diyor.
Türkçemizin en etkili edebiyat dallarından biri de şiirler ve türkülerimizdir.
Yazıma, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun, “Türküler Dolusu” isimli dizeleriyle son veriyorum.
“Ah, bu türküler,
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan,
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz
Ah, bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen’i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni…
Ben, türkülerden aldım haberi”
