Toplum dediğin insanlardır.
İnsanların bilinç ve benliklerinin bilgiyle doygunluğu, üstün niteliklerle donanmışlığı, iş ve görev bilinçlerinin sorumluluğu, bilgi ve becerilerini yetenekleri ile süslemeleri, o toplumun, güçlü, yaratıcı, dinamik, değişime yatkın, diğer toplumlarda insancıl ilişkileri kurmaları…Tüm bu değerlerle donanmış bir toplum, güçlü toplumdur.
X X X
Tüm bu değerlerin oluşumunda insanlar, hayata tutunmak için var güçleriyle çaba gösterecekler. İyi, güzel, doğru, yararlı işler, eylemler yapmak, toplumuna katkı sağlamak için gerekirse fedakârlıklarda bulunacaktır. Çaba ve fedakârlık, başarılı bir insan olmanın da koşuludur.
UTANÇ denilen bir ortak duygu olmalı toplumda. Tembel, hırsız, yalancı, yalaka, açgözlü, nefret dolu bir insan, önce kendinden utanmalıdır. İnsanlara böyle bir eğitim verilmelidir.
X X X
İnsanın düşünce ve eylemlerini tarttığı en büyük, en önemli terazisi kendi VİCDANIDIR.
Vicdanını yitirmiş bir insan, bir toplum, çok zavallı, çok acınası bir duruma düşer.
X X X
Herkes HAKKINI almalıdır. Ne bir fazla, ne bir eksik. Hak ölçecek terazi, toplum yasaları olduğu kadar, insanların vicdanı da olmalıdır.
Bu yargı da eğitim ve öğretimle kazandırılır topluma.
X X X
GÖREV, hayatımızın anlamını ayakta tutan iskelettir. Görev anlayış ve davranışı, eksik, yetersiz, bencil, çıkara dayalı olursa, o toplumun çağdaş gelişim ve değişimi yakalaması zor olur.
X X X
Altyapısı sağlam olmayan bir bina çöker.
ÇABA, UTANÇ, VİCDAN, HAK, GÖREV, BİLİM, ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCE, duygu ve düşünceleri de bir toplumun sağlam temelinin çimentosudur. Bu çimentonun her bir öğesi, birey ve topluma ancak ve yalnız, çağdaş eğitim ve öğretimle verilir.
Biline…
