“Alnımızda bilgilerden bir çelenk,
Nura doğru can atan Türk genciyiz.
Yeryüzünde yoktur, olmaz Türk’e denk;
Korku bilmez soyumuz.
Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye andlar olsun.”
Her 16 Mart’ta, Öğretmen Okullarının kuruluş yıldönümünde bu marşı coşkuyla ve gururla söylerdik.
Bizler, Türk Eğitim tarihinin uluslarası gururu olan Köy Enstitüleri kapatılmış olsa da onların kuruluş felsefesi özgürlükçü, bilimsel, laik, devrimci ve demokratik eğitim anlayışıyla; Atatürk’ün aydınlanma devrimlerine sıkı bağlarla yetişiyorduk.
Yatılı olarak okuduğumuz okulumuzda her öğretmen adayı bir lider olarak yetiştiriliyordu. Her birimiz; resim öğretmeni, eli iş gören bir usta, mandoliniyle İstiklâl Marşı’nı çalan bir müzik öğretmeni ,folklor be beden eğitimi öğretmeniydik aynı zamanda.Kardeş gibiydik paylaşma ve dayanışma öğretmen olmanın temel şartıydı.
Öğrenci temsilciliğini seçerken demokrasiyi öğreniyor, yemekhane ve okul nöbetçiliğinde koskoca bir okulun sorumluluğunu üstlenecek bir özgüvenle yetişiyorduk. Bu eğitimin kıymetini ben şahsen yıllar sonra anlayabimiştim.Öğretmen okullarının kıymeti yıllar sonra daha iyi anlayacaktık.
Her biri kendi alanında yetkin, muhteşem öğretmen kadroları dev bir aydınlanma ordusu yetiştiriyordu. Onlar, sanki öz evlatlarını yetiştirir gibi heyecanlı; aynı zamanda bir o kadar disiplinli eğitimcilerdi.
Köy Enstitülerini kapatan zihniyet, bu güzelim Öğretmen Liselerini de kapattı. Çünkü öğretmen okulları doğası ve felsefesi gereği insan sevgisini yaşama sevincini ,eşitliği adalet kavramlarını öğretiyordu.Sorgulayan, araştıran ve aydınlanma devrimlerine bağlı gençler yetiştiren kurumlardı.
Her sınıf adeta bir halk müziği korosuydu. Onları kapatmalıydılar; çünkü bütün liseleri imam hatipleştirmenin önünde kalan en güçlü engellerden biri öğretmen okullarıydı. Bu okullar Atatürk devrimlerine bağlı, milliyetçi ve aydın gençler yetiştiriyordu. Mezunların pek çoğu üniversitelere gitse de aldıkları o sağlam temel hayatları boyunca onların en güçlü dayanağı oluyordu.
Ancak biz şunu çok iyi biliyoruz ki tarihin ırmağı geriye akıtılamaz. İnsanlık tarihi nehirler gibidir: Bazen menderesler çizer, bazen durağanlaşır; fakat mutlaka ileriye doğru akar,denizlere ulaşır.
Biliriz ki gecenin en karanlık anı, güneşin doğmasına en yakın andır.
Ve o anın çok yakın olduğunu da biliyoruz.
Ne diyordu genç öğretmen adayları?
“Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret; hakkı halka, gürle coş;
Durma, durma, koş.”
Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.”
16 Mart Öğretmen Okullarının kuruluş yıldönümü kutlu olsun.
Not: 16 Mart 1848 – Osmanlı’da modern öğretmen yetiştirmek amacıyla İstanbul’da Darülmuallimin açıldı. Bu tarih bugün “Öğretmen Okullarının kuruluş yıldönümü” olarak kutlanır.
16.03.2026
Öğretmen – Avukat
Namık HAVUTÇA
- ve 26. Dönem Balıkesir Milletvekili
