ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

08.04.2021

İŞ AHLAKI VE MÜSLÜMANLIK (3)

İslam ülkelerindeki sanayi üretimi sultanların ve lonca ve benzer kurumların kontrolünde ve sürekli sermaye noksanlığı içinde idi. (J.H. Kramers, Arnold & Guillaume; 1949, 90). Kramers, önceleri bu türlü organizasyonun çok başarılı olmasına karşın daha sonraki yıllarda Avrupa rekabetine dayanamadığını fakat İslam üstünlüğünün devam ettiği yüzyıllarda çok kaliteli ve artistik değeri olan ürün imal edildiğini belirtmektedir. O, bunlar arasında tekstil ürünlerini sayıyor, onun için de birçok Arap kökenli kelimenin Batı dillerine geçtiğine işaret ediyor. Müslin (mosul), damask (damascus), satin, cotton (pamuk) kelimeleri ve meyve isimleri orange (portakal), lemon (limon), apricot (kayısı), sebze isimleri spinach (ıspanak), artichokes (enginar), saffron (safran) ve aniline kelimelerinin hep İslam kökenli olduğunu belirtiyor. Avrupa'nın kağıdı da XII yüzyılda Müslümanlardan öğrendiği bilinmektedir. 

Tefecilik İslam'a göre yasak, bundan doğan kar haramdır. Tefecilik aşırı faizi içermektedir, haram olan budur. Normal faiz kabul edilebilir niteliktedir. Örneğin (Sayar; 2001, 66) çoğu Kanuni'nin devrinde olmak üzere 29 yıl Şeyhülislamlık yapmış olan Ebussud Efendi (1490-1574) tüm imparatorluğu kapsayacak bir yasalar topluluğunun çıkarılmasını sağlamıştı. Bu yasalardan birinde borç para muamelelerinde yüzde 10 faiz kabul edilmişti. Maxime Rodison, “İslam ve Kapitalizm” adlı kitabında, 1892'de Charler C.Torrey'in sözlük ve kavramlar hakkındaki incelemesinin sonunda Kur'an'ın pratik teorisiyle ilgili sözlerini kısaca şöyle özetliyor; (Rodinson; 1978, 94)

“Allah ile insan arasındaki karşılıklı ilişkiler tamamen ticari mahiyettedir. Allah, ideal tüccardır. Hesap pusulalarına bütün dünyayı dahil etmektedir. Her şey hesaplanıp ölçülmüştür. Allah hesap, kitap ve terazileri yaratmış, kendini de namuslu işler için örnek göstermiştir. Hayat bir iştir. Ya kazanır ya kaybedilir. İyi ya da kötü bir iş yapmış olan (kazanan veya kazanamayan) bu hayatta bile bunun karşılığını alır. Bazı borçlar affedilebilir. 

 Çünkü Allah gaddar bir alacaklı değildir. Müslüman, Allah'a ruhunu satar. Bu mutlu bir iştir. Dinsiz (imansız) ise Tanrısal hakikati yok pahasına satmıştır. Tanrı insanlarla son hesabını görür. Defter-i Kebir'de hisse senetleri kayıtlıdır. İyilik ve kötülük teraziyle tartılır. Herkesin hesabı tam olarak ödenir. Hiç kimse dolandırılamaz, dindarı da dinsizi de  ücretini alır. İyi hareketlerinin her birine karşılık kendine ödeme yapılan Müslüman, ayrıca özel bir pirim de alabilir. Bu kavram Yahudi din felsefesinin T hesabına çok benzemektedir.

Torrey “Bundan daha hesabi bir teoloji kitabı düşünmek güçtür.” diyor. “Hesap, matematik demek, akıl rasyonellik demektir. Kur'anın ideolojisine göre şüphesiz bu akıl her şeyi kavrar. Aklın bilemeyeceği bir şey yoktur.” Anlamına gelmez. Rodinson ,“Aksine, birçok şey aklın dışında kalır. Bu da Allah'ın yüce kudretinin ve bilgisinin delillerinden biridir. Sadece aklın gücüyle insanlara bildirir. Diğer şeyler de ebediyen gizli kalır. Aklın rolü, peygamberlerin bilinemeyen hakkındaki sözlerinin doğruluğunu, inandırıcılığını onların buyruklarına uygun hareket etmenin faydasını anlamaktır. Şüphesiz, burada irrasyonel bir kavram olan ama her din ve belki de her ideoloji için gerekli iman ortaya çıkmaktadır.” diyor. (Rodinson; 1978, 103) ve burada Yunus Suresi (10-99 / 100) ayetlerini ekliyor. “Eğer senin Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi birden inanmış olurdu. Yine de sen inansınlar diye zorlayıp duracak mısın? Allah izin vermedikçe kimse inanç getiremez. Allah azabı, aklını kullanamayanlara gönderir.”

Rodinson, Kur'an'nın akla, Yahudiliğin ve Hristiyanların kutsal kitaplarından çok daha büyük bir yer verdiğine işaret ediyor. (Rodinson; 1978, 109)


Bu yazı 105 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans