ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

15.04.2021

GİTTİKÇE FAKİRLEŞİYORSUN

Zenginleşmek üretmeye bağlıdır. Çalışıyor, üretiyorsanız kazanırsınız. Ardından zenginlik de gelir. Üretmeden, sadece tüketime dayalı bir toplumun zenginleşmesi, refaha (gönence) ulaşması olası değildir.

     Üretim ;

          Tarım sektörü,

          Sanayi sektörü,

          Ticaret sektörü,

          Hizmetler sektörü,     çalışma gurupları ile yapılır.

     Bu sektörlerin tümü birbiri ile ilişkili, birbirini tamamlayan, etkileyen özellikleri vardır.

                                        ****

     Üretimin temeli, başlangıcı tarım sektörüdür. Tarımsal üretim çökerse, diğer sektörler de çöker.

     Son elli- altmış yıldır, tarım sektörüne  yön veren, akıllarda kalacak hiçbir uygulama görmedik. Bazı yerlerde baraj ve göletler yapılarak sulu tarıma geçildi. Bu verimi arttıran etken oldu kuşkusuz. Bundan başka  tamamen rastlantısal, gelişigüzel tarımsal faaliyet yapan halkımız, ürettiklerinin para etmediğini görünce ürünü bile toplamıyor, tarlada bıraktığı oluyor.

     Merkezi bir planlama ve yönlendirmeden yoksun bırakılan çiftçimiz çoğu yıllar ürettiğime pişman oluyor. Yaptığı işten soğuyor. Devlet Planlama Teşkilatını ortadan kaldıran, kooperatifleşmeye hiç yüz vermeyen serbest piyasacı hükümetler, üreticiyi  vahşi piyasaya terk ettiler. Bu yüzden her geçen yıl ekilişler azaldı. Tarımsal üretimimiz düştü. Tarım sektörü çöktü.

     Ne yapılabilir?

     Tarımsal girdilerin düşürülmesi teşviklerle sağlanmalıdır. Ürün teşvik primleri yarısı ekiliş sırasında, diğer yarısı da ürünün satışı anında ödenmelidir. Sulu tarım alanlarını arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır. Toprakları toplulaştırma ile toprak reformu da yapılırsa modern tarım işletmeciliği sağlanabilir. Ekim-dikim çalışmaları havza bazında planlanırsa ilaçlamadan, ürün yetiştirme bilgi alış-verişinden, pazarlamaya kadar birçok yararlar sağlar. Üretim artar. Üretim artınca da zenginleşirsin, refah artar.

     Üretim artar, iç pazarın ihtiyacından fazla olursa, devlet dış pazarlar bulmada öncülük yapmalıdır.

                         

     Sanayi sektörünün gelişimi de gelişigüzellik göstermektedir. Sanayi, zenginleşmenin baş aktörüdür. O nedenle sanayileşme önemlidir. Merkezi planlamadan yoksun bir sanayileşme ülke çapında dengeli kalkınmayı, bölgeler arası farklılığı ortadan kaldıramaz. Tüm yatırım olanakları özel sektöre tanınırsa, şimdiki gibi kamu yatırımcılığı yok edilirse, yurt düzeyinde denge bozulur. Sanayi bazı yörelere yığılır. Bazı yöreler de yatırım alamaz.

     Özel girişimci de korunup kollanmalıdır ki yatırım yapsın, istek ve hevesi artsın. İstihdam olanakları yaratsın.

     Diğer taraftan da kamu yatırımları ile yeni cazibe merkezleri oluşturulmalıdır. Özel yatırımcıların da bu merkezlere yatırım yapması teşvik edilmelidir.

     Yabancı sermaye için de teşviklerle yatırım yapması yolu açılmalıdır. Var olan fabrikaları satın almaktan çok yeni yatırım yapması sağlanmalıdır.

     Sanayinin hedefi katma değeri artmış ürünler üretmek olmalıdır.

                           

     Ticaret sektörü de önemli bir zenginleşme yoludur. Yurt içi ve yurt dişi her türlü ürünün pazarlanması bu sektörün işidir. Ticari işlerde dürüstlük çok önemlidir. Özürlü, kusurlu mal satmak çok ayıplanır. Akla ve mantığa uygun bir kazançla satış yapmak doğrudur. Fırsatçılık yapılmamalıdır.

                          

     Hizmet sektörü ise, toplumun ihtiyaç duyduğu hizmetleri sunar. Hizmetlerin bir kısmı kamu tarafından, bir kısmı da özel şahıs ve firmalar tarafından sunulur. Eğitim, sağlık, ulaştırma, sosyal hizmetler, zanaat hizmetleri, sanat hizmetleri toplumun istediği hizmetlerdir.

     İşte bu sektörlerde tıkanıklık yaşanmazsa, her çalışan kendi mesleğine, becerisine göre iş bulur ve kazanır. Daha iyi yaşam koşullarına kavuşur. Zenginliği, refahı artar.

                                        ****

     Son 50-60 yıllık süre içinde köylerdeki nüfus kentlere göç etti. Köylüyü köyünde tutacak hiçbir çekici proje uygulanmadı. Kentlerde ucuz iş gücü oluştu. İş adamlarının işine gelecek uygulamalarla halkımız fakirliğe mahkum edildi. Bu arada nüfus planlamasından da vazgeçildi. Üç çocuk, beş çocuk dar gelirli ailelerin değil, zenginlerin işine yarar.

     İşsizlik korkutucu boyutlardadır. Yeni iş alanları, nüfus artışının gerisinde kalıyor. Okuyabilen gençlerimiz de iş bulamıyorlar. Bu durumda fakirlik çemberi nasıl kırılacak?

     Merkez Bankası'ndaki 128 milyar dolar olayından geçmişe doğru bakalım. Beş müteahhide  (yüklenici) yapılmakta olan ödemeleri bir yorumlayalım. S 400 füzelerinin maliyeti üzerine bir düşünelim. Saymakla bitmez yanlış uygulamaların fakirleşmemizde ne kadar etkisi var.

     Bir kamu bankamız gece yarısı dövizin değerinin yarıya düştüğünü internetten ilan etti. İki saatlik sürede kimler ne kadar döviz satın aldı. Kimseler öğrenemedi. İki saat sonra ‘'pardon, sehven bir yanlışlık oldu'' dediler. Hiçbir yöneticinin cezalandırıldığını duymadık. Görev tazminatı bile çıkmadı.

     Her gün ortalama 150 milyon dolar döviz işlemi yapılırken, Merkez Bankası Başkanı'nın bir gece yarısı görevden alındığı gün 450 milyon dolar döviz işlemi neden yapılır. Kimler 300 milyon dövizi alarak, malı götürdü?

     Tarım çökmüş, sanayi kör-topal, ticari hayat sıkıntılı, hizmet sektörü de bitik. Bu durumda ne denir?

     Üzgünüm arkadaş,gittikçe yoksullaşıyorsun…..


Bu yazı 182 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans