ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

19.04.2021

O BÜYÜK SUİKAST!
“KÖY ENSTİTÜLERİ”

“İkinci Dünya Paylaşım Savaşı” sonlarıdır.
Bir tarafta ABD'nin, diğer tarafta da Sovyetler Birliği'nin başı çektiği iki kutuplu dünyanın oluşmaya başladığı yıllardır.
NATO'nun da kuruluş hazırlıkları yapılmaya başlanır.
Türkiye, Amerika'nın başını çektiği Batı İttifakı'na yanaşır.

Amerika, 1947'de Truman Doktrini ile Türkiye'ye yapacağı sözde “yardımlara” karşılık, başka ağır taleplerinin yanı sıra Köy Enstitüleri'nin de kapatılmasını doğrudan ister.
Çünkü Köy Enstitüleri ile gelişecek olan bağımsızlıkçı bir Türkiye, Amerika'nın amaçlarına hiç uygun değildir.

Böylece, 1946 yılından başlayarak, bizzat kuranlar tarafından yavaş yavaş zayıflatılan Köy Enstitüleri'nin, 1950'ye varıldığında hem altı hem de içi boşaltılır.
Köy Enstitüleri'ne karşı olduğu bilinen Şemsettin Günaltay başbakan, Şemsettin Sirer de milli eğitim bakanı yapılır.
Enstitülerin etkili kadroları görevden alınır ve dağıtılır.
14 Mayıs 1950'de ABD destekli Demokrat Parti, iktidarı devralır.
NATO'ya giriş ve üyelik anlaşması imzalanır; Kore'ye asker yollanır.
1954 yılında da, Demokrat Parti iktidarı tarafından, tabutuna son çivileri çakılır ve temelli kapatılır.
Çağdaş Cumhuriyet hedefini tam 12'den vuran, ülkemizi de o günlerden alıp, bugünlere savuran, işte bu “büyük suikast”tir!

O gün bugündür Atatürk Cumhuriyeti, bağımsızlığından, laik-çağdaş demokrasi damarından, ulusal kalkınmasından ve ulusal birliğinden, bütünlüğünden, bilimsel eğitiminden, toplumsal gelişiminden ve de çağdaş uygarlık hedefinden ne çok kayıp verdi, neler neler yitirdi?
Adeta her şeyiyle sanki ipotek edildi!

İnsan düşündükçe bütün olanı biteni, o günleri, bugünleri, gafleti, dalaleti, hatta ihaneti; elbette suçlamalı hem kendini ve herkesi…
İğneyi kendine, çuvaldızı ötekine batırıp, özeleştiri de verilmeli!

Sonraları “Toprak Reformu” olarak adlandırılan ve Atatürk'ün de mutlaka gerçekleştirmeyi amaçladığı Çiftçiyi Topraklandırma Yasası ile birlikte ve eşzamanlı olarak kurmayı düşündüğü Köy Enstitüleri de hastalığının başlaması ile geriye kalır.
Hatta Atatürk, son kez katıldığı 1937 Yasama Yılı açılışında “Çiftçiyi Topraklandırma Yasası'nın hemen çıkarılması için adeta yalvarır.
Toprak ağalığı düzenini yıkıp, yoksul köylüyü topraklandırarak üretimi bütün ülkeye yayacak olan bu reform, Atatürk'e göre ülkenin kalkınması ve çağdaş toplum için yaşamsaldır.

Çok sağ partili döneme geçilince, 1946 seçimlerine giderken, Çiftçiyi Topraklandırma Yasası'na karşı, CHP içinden Bayar ve Menderes'in başını çektiği bir grup milletvekili ayrılır ve Demokrat Parti'yi kurar.
Köy Enstitüleri'ne de şiddetle karşıdırlar ve 1950'de iktidar devralırlar.
Toprak ağaları, dış destekli sermayedar ve gerici ittifakları ile birlikte hem Çiftçiyi Topraklandırma Yasası'nın, hem de zaten suyu çoktan ısınmış olan Köy Enstitüleri'nin de tam olarak canına okurlar.

Cumhuriyet kurulduğunda ülkede okur-yazar oranı yüzde beşi bile bulmaz.
Nüfusun yüzde sekseni köylerde yaşar.
Bunun için Atatürk, Köy Enstitüleri'nin düşünsel temelini kurar.
Bu nedenle, Atatürk'ten hemen sonra İnönü, milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel ve eğitimci İsmail Hakkı Tonguç ile birlikte, 17 Nisan 1940'ta, 21 Köy Enstitüsü açılır.

Köylerden gelip, “iş için, iş içinde yaparak eğitim ilkesi”yle eğitilen öğretmenler, yine köylerine dönerler.
Bozkırda o muazzam eğitim mucizesine girişirler.

Köy Enstitüleri'nde hem bilim-sanat-düşünme, hem de modern ziraat ve modern zanaat öğrettiler.
Köylerinde öğretmenler, öğrenciler ve köylülerle, seferberlik içinde birlikte öğrendiler, birlikte ürettiler.

Köy Enstitülüleri, bozkırın bağrında, Türkiye'nin aydınlık geleceği içindiler.
Ülkenin 21 noktasından yayılan birer ışık kaynağı idiler.
Karartılmasaydılar, ülkemizin bugünleri için de bir meşaleydiler.

Modern ve mutlu Türkiye yaratmanın, demokratik geleceğinin, çağdaş toplum ve çağdaş cumhuriyetin, özgürlükçü demokrasinin büyüleyici, özgün ve örnek, muazzam projesi olan Köy Enstitüleri'ne o günlerde vurulan darbe, Cumhuriyetin uğratıldığı ilk ve en büyük “ulusal-toplumsal suikast”idir!
Bu büyük suikastle, bozkırda yarım bırakılmış olan bu muhteşem ve eşsiz aydınlanma mucizesini ve o unutulmaz, muhteşem öncülerini şükran, vefa ve kıvançla anıyoruz.
İdeallerinde yaşasınlar.

Köy Enstitüleri'yle başlayan o büyük suikast, o gün bugündür süren ve sürmekte olan nicelerinin de anası oldu!
Tetikçileri değişse de azmettiricileri aynı kaldı!

Bu yazı 93 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans