ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

22.04.2021

RAMAZAN PİDESİ

Ramazan ayı oruç tutulan aydır. Oruç, İslam'ın beş şartından biridir. Bir ay oruç tutulur.On bir ayın sultanı denir on ikinci ay ramazana.

    Ramazanda tutulan orucun amacı, bir gün aç ve susuz durmakla, aç ve yoksul olanların durumunu anlamayı ve onlara yardımcı olmayı düşünmeyi sağlamaktır.

    Dini müesseseler, kurumlar ve inananlar önceden ramazana hazırlık yaparlar. Diyanet İşleri Başkanlığı, İl ve İlçe Müftülükleri, cami görevlilerinin hazırlıkları yanında, fırınlar, lokantalar, tatlıcılar başta olmak üzere gıda ticareti yapanlar da ramazana hazırlanırlar.

    Sahurdan (orucun başlangıcından) iftara (akşam ezanına kadar) yaklaşık 15- 16 saat (mevsimlere göre değişir) hiçbir şey yenilmez-içilmez ve keyif veren işler yapılmaz. Bu kadar süre sonra akşam ezanı ile birlikte oruç açılır. Fırıncılar bu ayda türlü çeşitli ramazan pidesi çıkarırlar. Oruçlular da ister ki, taze sıcacık pide olsun. Özellikle yaşlılara yeme kolalığı sağlayan pidenin güzel kokusu da insanlarda istek uyandırır.

    Ancak burada tıp insanlarının, doktorların uyarılarına kulak vermek gerekir. Beslenme uzmanı doktorlar, on beş saat boş kalan mideye iftarda sıcak ve taze pide ile doyurmanın sağlıklı olmadığını belirtirler. Dinlenmiş pide veya ekmek yemeyi önerirler.

                                   *****

    Balıkesir B. Belediyesi kuruluşu Fırıntaş'a pide için ilk gidişimde öğrendim ki pide 1,5 liraymış. Özel fırınlarda 3,5 lira olduğuna göre, pide başına iki lira kalabalık aileler için önemli bir katkı olur.

    Eve doğru gelirken yolda düşündüm. İstanbul B. Belediyesi'nin pide fiyatını 1,5 lira yapması bizim belediyeye de örnek olmuş. Teşekkürler Ekrem İmamoğlu. Bize bile katkın oldu.

    Üreticinin elinde kalan, satamadığı patates, soğan, mandarin, portakal vb. ürünleri de CHP'li belediyeler üreticiden satın alarak, muhtaç insanlarımıza dağıtmış ve örnek olmuşlardı. Şimdi hükümet aynı işi yapıyor.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi bu dayanışmayı başlatan ilk belediyedir. Üreticilerin satamadığı ve emek korutmayacak mandarin portakal, elma gibi meyveleri satın alarak muhtaç ailelere ve okullarda öğrencilere dağıtmıştır.

    Öğrendik ki belediyelerin başka görevleri de varmış.

                                      *****

    Köylerimizde genellikle 5-6 evin arasında bir mahalle fırını vardır. Bu fırını yaptırma gücü olan bir hayırsever yaptırmıştır. Komşular ortaklaşa kullanırlar.

    Aynı hamurdan fırının har ateşinde önce pideler pişirilir. Fırın ısısı sakinleyince ekmekler bırakılır. Köylerde çok hoş bir gelenek vardır. Ekmek yapan aile komşularına birer pide gönderir. Götürme işini çocuklar yapar. Her gün bir aile ekmek yaptığı için, her gün taze pide yeme olanağı olur. Güzel bir komşuluk ilişkisi oluşur. Bilmem bu devam ettiriliyor mu?

    Bu arada bol peynirli, ıspanaklı veya otlu fırın böreği de ayranla birlikte o günün ziyafeti olur.

                                    *****

    Ramazan ayı kutsal bir aydır. Oruç ayıdır. Bütün gün aç kalmış insanlar, doğal olarak akşam iftarda çok yemek yeme isteği duyabilirler. Az yemek gerekir. Uzmanlar tıka basa yemenin doğru olmadığını söylerler.

    Son yıllarda iftarda orucun hurma ile açılması kuralı varmış gibi, hurma satışları arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre son beş yıl içinde toplam 200 bin ton hurma ithal edilmiş. Bu alım karşılığı olarak da 220 milyon dolar ödeme yapılmıştır. Hurma ile oruç açma emri olmadığı halde, Arap seviciler yüzünden bu kadar paramız yurt dışına gidiyor. Hadi gel de bunu hacı amcama anlat anlatabilirsen. Türk inciri ile, kayısısı ile, zeytini ile iftar edilseydi de bu para Türk üreticilerine kalsaydı kötü mü olurdu? Hurma adı Kuran'da geçiyor, sevaptır diyenlere zeytin de, incir de geçiyor diye belirtebiliriz.

    Hurma çoğu zaman açıkta satılıyor. Pek çok kişi de yıkamadan yiyor. Çöl tozları içinden getirilmiş, yıkansa da tatlı - yapışkan oluşu nedeniyle tam hijyenlik sağlanamaz.

    Orucu iki yudum su ile açar, ardından sıcacık çorba ve başka neyimiz varsa onlarla doyarız. ‘' Allah bereket versin'' der sofradan kalkarız.

    Ramazan ayı gelince radyo ve televizyonlarda dini programlar artar. Bu tamam da, reklamların da ramazan ve oruç üzerinden yapılıyor olmasını, doğru bulmuyor, kazanç için dini kullanma olarak düşünüyorum.

    Ramazan ayında sahurda uyandırmak için hala davul çalınıyor olmasını da yadırgıyorum. Bu teknoloji çağında zamanı bildirecek, uyaracak her türlü araç olduğu halde neden davul?

    Herkes birbirine saygılı olmalıdır. İnançla ibadet yapanlara da, yapmayanlara da, hatta farklı inançta olanlara da saygılı olmalıyız. Kimseye karışamayız. Kişi kendinden sorumludur. Sanal ortamda oruç tutmayanları dövmekten bahseden aklı evvele ‘'sorumlusu sen misin, sana ne !'' demek gerekmez mi?

    Ezan sesleri de, uyuyanları, bebekleri, hastaları, ders çalışan öğrencileri düşünerek ayarlanmalıdır. Bir süredir sabah ezanları hoparlörden verilmiyor. Bence bu olumlu bir tutumdur.

    Ramazan ayı ve ramazan pidesinden nerelere geldik. Uygar toplumlar, yanlışlarını azaltıp, doğrularını çoğaltmak peşindedirler.

    Biz de hem aklımızı kullanarak, hem böyle yazıp-konuşarak dünyamızı yaşanılır hale getirmeliyiz.

    Dinler ölüm ve ölüm sonrasını düzenlemek için değil, dünyadaki yaşamı düzenlemek içim vardır.


Bu yazı 173 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans