ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

29.04.2021

HAFTALIK YAZININ KONUSUNU BELİRLEMEK

Türkiye'de ne çok olay, ne çok konu var. Yazmayı düşünüp, kafamda tasarladıklarımı şimdi buraya sıralasam yazı uzar. Bazı konu başlıkları için ‘'şimdi sırası mı'' deyip erteliyorum. Günü gelince yazarız.

     Güncel önemli konu korona salgınından korunabilmektir. Çünkü nüfusa göre salgındaki olay ve ölüm sayıları sıralanırsa, neredeyse dünya birincisi konumuna geldik. Günlük olay sayısı 50 binlerin üstünde, ölüm sayısı da 350 kişi  civarındadır. Salgın nedenli ölümler yakın çevremizde kol gezerken, gel başka konulara takıl kal.

     Bir türlü yeterli aşı temin edilemiyor. Aşılama hızı son derece düşük ilerliyor.

     Aylardır neden aşı alamıyoruz, ya da bulamıyoruz?

     Salgınla ilgili mücadeleye, neden tam odaklanamıyoruz?

     Bu süre içinde neden başka konulara saplanıp kalıyoruz?

     Bilim insanlarının önerdiği tam kapanmayı neden bir türlü uygulamaya koyamıyoruz?

     Şimdi bu sorular ortada bütün tüm gerçekliği ile dururken, gönlümüzü hoş edecek, kandırmaca yazılar mı yazmalıyım. Hayır, hayır. Bunları yapan basılı ve görsel yayın organları fazlasıyla var.

     Bu ve benzer soruların muhatabı, hiç tartışmasız ülkeyi yöneten hükümettir. Hükümet elbette ülkemizin her türlü sorununa çözüm bulmak için gelmiştir.

     Halkın ihtiyaçlarını, üretimi, ekonominin çarklarının dönmesini düzenleyecektir. Bunların yanında acil sorun, halkın sağlığı ve salgının neden olduğu ölümleri en aza indirecek önlemleri   almaktır. İnsanlarımız ölüyor. İşvereni de, işçisi de, memuru da, emeklisi de, çiftçisi de ne yapacağını şaşırmış durumdadır. 

     İşini ve işyerini kaybeden pek çok kişi vardır. Tam kapanmanın birinci çözüm olduğu söyleniyor. Hükümet de, bu yönde on yedi günlük bir kapanma programı açıkladı. Kapanılsın da zaten on milyon işsiz vardı. Salgın nedeniyle işini ve işyerini kaybeden insanlarımız ne olacak? Bu konuda hiçbir açıklama yok.

     Bu arada bazı şirketlerin kurtarıldığı haberleri de geliyor.

                                 ****

     Ekonomin zayıf, dışa bağımlı hale geldin mi, hemen yıllardır pusuda bekleyen çakallar ortaya çıkıverirler. Ege'de diş gösterir, Doğu Akdeniz'de bir sürü entrikalar döndürür, bölücü PKK terörü azgınlaşır. Gündemde olmayan düşmanlıklar yeniden körüklenir. Yüz yıl öncesinin konuları getirilir önüne konur.

     Muhtaç olmayacaksın. Dışa bağımlı hale gelmeyeceksin. Ekonomin güçlü olacak. Hak- hukuk-adaleti sağlayıp demokrasini iyi işleteceksin. Rehberin akıl ve bilim olacak.

     Bak adam F-35 uçak yapım projesinden bizi çıkarıverdi. Şimdi de sözde soykırım tasarısını kabul ettiler. Bu yüzden başımıza ne belalar sarılacak göreceğiz.

     Mustafa Kemal'in ‘'Yurtta barış, dünyada barış'' ilkeli politikalarını  itibarsızlaştırıp,  yılların yetişmiş, tecrübeli diplomatlarına ‘'monşerler'' diyerek aşağılar, kızağa çekerseniz olacağı budur.

     Sizin ekonominizi sizden iyi biliyorlar. Takip ediyorlar. Hangi ülkenin durumu nedir farkındalar. Ona göre politikalar geliştiriyorlar.

     Sizin ekonominizin en zayıf anında, ülkemizdeki sıkıntıların en çok arttığı bir süreçte üstünüze çöküverirler. Emperyalizmin özelliği budur.

     Geçmişte de saldırmadılar mı? Ders almazsan tarih tekrarlar. Hem de topluca saldırdılar. Mustafa Kemal liderliğinde saldırgan düşmanı, emperyalizmi ve yamaklarını yurttan atmadık mı? Ancak çözüm Mustafa Kemal Atatürk ilkelerine sıkı sıkıya bağlanmaktır. Bu unutulmasın.

     Ekonomide karma ekonomi, bağımsız dış politika, yurt içinde de hak, hukuk, adalet sağlanırsa her türlü güçlüğü aşarız.

                             ****

     Dünya haritasında, Türkiye'yi soykırım yapmakla suçlayan ülkeler televizyonlarda gösteriliyor. Bir tek Azerbaycan bizim yanımızda duruyor. Müslüman Arap ülkelerinin hiçbiri bizim yanımızda değil. Dünyada yalnızlaştık. Bize dost hiçbir ülke yok. Bunun sorumlusu kimdir? Suçu kendimizde arayacağız. Başkalarında değil.

     Sadece soykırım suçlaması yüzünden değil. Başta demokrasi, özgürlükler, bağımsız yargı, insan hakları, çevre ve doğa ile ilgili konularda karnemiz iyi mi? Durumumuzu tüm dünya biliyor ve takip ediyor. Dünyadan hiçbir şeyi saklıyamıyorsunuz.

     Norveç Başbakanı'nın, on kişiyi aşmaması gereken toplu buluşmaya on üç kişi katıldı diye ceza kesilmesini ve Başbakan'ın da bunu kabul edip özür dileyip cezayı ödeyeceğini belirtmesi demokratik olgunluktur. İşte itibar böyle artar.

     Biz de salgın döneminde tıka-basa kongreler yapar, hiçbir ceza uygulaması yapmazsak bunu bütün dünya insanları görür, duyar ve ona göre tavır alır.

     İşimiz zor. Daha çok fırın ekmek yememiz gerekiyor.


Bu yazı 168 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans