ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

06.05.2021

ÖLMEK NE GARİP ŞEY ANNE!

Onlar hep yirmili yaşlarındalar!
Ne zaman ölürsün?
Gülünün solduğu akşam...
6 mayıs sabahı 04:00 de Deniz'in babasını almaya geldiler, ondan sağ olarak aldıklarını cansız olarak vermek üzere...
Ulucanlar cezaevinin avlusuna kurulan darağaçlarını baş gardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görüyordu Deniz'in avukatı Halit Çelenk.
Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz'i darağacına çıkardılar, infaz sürerken odaya Yusuf'u getirdiler, Yusuf arkadaşının infazını gördü. Yusuf infaz edilirken de Hüseyin'i getirdiler odaya o da Yusuf'un infazını saniye saniye gördü.
Ölüme giderken bile, hala işkence ediyorlardı onlara...
Ölümün birkaç dakika içinde gerçekleşmesi gerekir ama Deniz'in ölümü 25 dakika sonra gerçekleşti. İnfaz öncesi "sağlamdır" diye rapor vermiş Hipokrat yemini etmiş bir hekim, infaz sonrası öldü diye rapor verecektir.
Deniz'in ölümü uzun sürünce avukatı bunun işkence olduğunu söyleyerek cezaevi doktoruyla tartıştı, bu arada cellat yanlarına gelerek; "Deniz çok ağır olduğu için çift ilmik kullandım, infaz bu yüzden uzadı" dedi, itiraz üzerine Yusuf ve Hüseyin için tek ilmik kullanıldı!
Deniz sehpaya çıkarıldıktan sonra ayaklarının altındaki tabureyi kendisi tekmeledi, tabure bir süre döndükten sonra düştü ancak Deniz asılı kalmadı, boyu uzun olduğu için ayakları masaya değiyordu, savcı yardımcısı "masayı çek" diye bağırdı bu esnada Deniz'in bilinci yerindeydi! İşkence başka nasıl anlatılabilir?
İdam cezası veren mahkemenin başkanı Ali Elverdi, bir ağaca dayanarak, dumanını etrafa savurduğu "keyif" sigarasını içti.
Mukaddes hanım oğlunun infazını radyodan duyduğunda kendini yerlere attı. İnfaz haberini veren spiker sesi titrediği için işten uzaklaştırıldı!
Bir baba oğlunun infazına tanıklık ettikten sonra, oğlunun annesinin yanına dönecektir, sordu Mukaddes hanım; gördün mü çocuğumu?
"Gördüm, sarıldım dedi"
"Nasıldı dedi"?
"boynunda bir morarmışlık vardı, ip izi" dedi...
... Ayağımda bu beyaz lastik papuçlar var, ayakkabılarımı giymeme fırsat vermediler, babama söyleyin, bu lastikleri gördüğü zaman üzülmesin!
Hüseyin İnan
Deniz, Yusuf, Hüseyin... Bu son yolculuklarında bakışları saniyelerle sınırlıydı, bakıştılar...
Bir ömür kadar uzun ama bir kelebeğin ömrü kadar bile değil.
"Bir açıklaması olmalı elbet darağacına giderken.
Geride masa üstünde boynu bükük kalem, kağıt kaldı. O anneye artık gülmek yok, umud etmek yok, mektup gelir diye beklemek yok!
Ve artık Mukaddes hanım acıları dinmiş, kuzusunu bağrına almış, huzurla uyuyordur.
Peki ya onları asanlar?
Onları astılar ama öldüremediler, en güzel çocuklara isim oldular, oğlumun adı Deniz, arkadaşımın kızı Deniz...
Öptükleri kızlar akıllarına geldi mi acaba yada asla baba olamayacakları, gökyüzünü en son ne zaman görmüşlerdi?
En son ne zaman dondurma yemişlerdi?
Ölmek ne garip şey anne
Deniz, Yusuf, Hüseyin... Ölümsüzlük yıldönümlerinde içimdeki dinmeyen acıyla anıyorum...

Bu yazı 357 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans