ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

10.05.2021

INDUSTRIAL REVOLUTION – ENDÜSTRİ DEVRİMİ NEDİR? (1)

Türkiye'nin ekonomik kalkınmasında bir çok yöntemler geliştirilirmesine  ve çeşitli uygulamalara  karşın bir türlü sonuç alınamamaktadır. Ülke her 15 -20 yılda bir  ekonomik  krizin içine sürüklenmektedir. Çağdaş yöntemler muhakkak ki , bir ekonomik büyüme hamlesinde çok önemlidir. Kalkınma programı, onun uygulanması ve uygulayanların nitelikleri ve ülkedeki kurumların yapısı bu amaca ulaşmanın en önemli etkenleridir. Bu arada  endüstrileşmiş toplumların bu noktaya nasıl geldiklerini bilmek de önem taşımaktadır. Bu nedenle Düşüncede Rönesans , Dinde Reform ve Endüstride Devrim hareketlerini incelemek , bunları çok iyi bilmek ve öğrenmek gereklidir. Endüstri Devrimi, Düşüncede Rönesansın  ve Dinde Reform'un yarattığı özgür düşünce ve onu ifade edebilme hürriyetinin sonuçlarından biridir. Hatta en önemli sonucudur. 

Endüstri Devrimi yalnız bir ekonomik büyüme değil, fakat ekonomik ve sosyal toptan değişimdir. Bu değişim yoluyla büyümenin hızlandırılmasıdır. Çeşitli ekonomik nedenler yanında İngiltere'de okuma yazma bilen nüfus oranının Avrupa'dan yüksek oluşu Endüstri Devrimi'nin İngiltere'de başlamasını sağlayan önemli öğelerden biridir. Küçük sermayelerin toplanması ve yatırıma gitmesinin aracı olan şirketlerin kurulması ve gelişmesine Puritan ve Methodist girişimciler öncülük etmiştir. Dinlerine bağlı olan bu grup eğlence gibi dünya işlerine ne kadar uzaksa, çok çalışmaya, iş kurmaya ve yürütmeye o kadar yakındılar. Endüstri Devrimi'nin üç öncüsü Watt, Wedgwood ve Arkwright XX. Yüzyıl'ı değiştiren Marx, Einstein ve Freud kadar zamanlarında etkin olmuşlardır. Devrim, yavaş ve yoğun bir şekilde tarım üretimini arttırarak gelişen iş bölümüyle ve tüccar ve toprak sahibinde toplanan kapital ve servet birikimiyle eski düzeni yıkmıştır. Makine insan gücünü cüceleştirmiştir. İş bölümü güç ve zekayı en aza ve işçilerin ücretlerini “ancak yaşayabilme” sınırına kadar indirmiştir. Yoksulluktan, işsizlikten suçlu, eskiden kişinin kendisi iken, şimdi sanayideki iniş çıkışlar işsizliğin nedeni haline gelmiştir. Puritan girişimciler ekonomik açıdan güçlendikçe sosyal değişiklerin de öncüleri olmuştur. 

Bundan önceki yazılarımda Rönesans'ın ne olduğuna ve Dinde Reform konularına değinmiştim. Sıra Endüstri Devrimini'nin başladığı İngiltere'nin ekonomik yapısını incelemeye geldi.

ENDÜSTRİ DEVRİMİNİN İNGİLTERE'DE BAŞLAMA NEDENLERİ

Markist İktisatçı E.J. Hobsbawn'a göre endüstri devrimi yalnız bir ekonomik büyüme değil, fakat ekonomik ve sosyal toptan değişimdir ve bu değişim yoluyla ekonomik büyümenin hızlandırılmasıdır (Hobsbawn; 1999, 12). İngiliz endüstri devrimi tarihte ilk rastlanan bir endüstri  devrimidir. XV. ve XVI. yüzyılda yeni kıtaların ve kara parçalarının keşfi, ya da XVII. yüzyıldaki bilim devriminin (Scientific revolution) oluşu endüstri devriminin doğmasının nedeni değildi. Endüstri Devrimi, XVIII. Yüzyılın sonlarında tarihte yerini aldı. Diğer batı ülkelerinde de bilgi ve teknik seviye aşağı yukarı aynı iken, endüstri devrimi, niçin İngiltere'de ilkin gerçekleşti.DInde  Reform hareketi iki yüzyıl önce olmuştu. Yalnız İngiltere'de değil Fransa'da, Almanya'da  ve Hollanda da meydan gelmişken endüstri devrimi niçin ilkin İngiltere'de doğdu. Ve Devrim çoğunlukla niçin yalnız Protestan nüfusun bulunduğu bölgelerde gerçekleşti. 1666'dan sonra İngiliz hükümeti yalnız kar amacı güden serbest piyasa ekonomisi politikalarını uygulamasına rağmen devrim niçin yüzyıl sonra protestan nüfusun bulunduğu bölgelerde gerçekleşti.  Bu sorulara Hobsbawm'un yanıtları kısaca şöyle özetlenebilir; (Hobsbawn; 1999, 32)

  1. Endüstrileşmenin ana ön şartları onsekizinci yüzyıl İngiltere'sinde zaten vardı. O günün İngiltere'si, İrlanda, İskoçya ve Gallerin bazı kısımları dışında gelişmişti. Endüstri öncesi toplumlarda bulunan ekonomik, sosyal ve ideolojik bağımlılıklar İngiltere'de zayıflamış ve kopmaya hazırdı. Emeği endüstri dışı ortamdan , tarımdan, endüstriye kaydırmak kolaydı.
  2. Ekonomik dönüşümü gerçekleştirecek sermaye birikimi vardı. Bu sermaye az olmasına rağmen endüstride yeterli yatırım yapabilecek ellerde toplanmıştı. Ve gösteriş için tüketime kaymayacaktı.
  3. Ülke tam bir Pazar ekonomisine sahip değilse bile ulusal tek bir Pazar, bir çok açıdan oluşmuştu.
  4. Endüstrileşmek isteyen ülkelerde karşılaşılan ana sorunlar İngiltere'de o derece etkin değildi. Ulaşım ve haberleşme kolay ve ucuzdu. İngiltere'de karadaki hiçbir nokta denizden 150 km uzak değildi.
  5. Endüstrileşmenin başlangıcında öyle üstün yetenekli, teknik bilgiye sahip insana ihtiyaç yoktu. Normal insan; mekanik aletleri kullanılmasını bilen, metalle çalışmasını öğrenmiş, pratik deneyimi olan ve girişken insan yeterliydi. 1500 yılından beri İngiltere'de bu nitelikte bir insan birikimi oluşmuştu.
  6. Başlangıçta endüstrileşme geleneksel zanaatları bilen bir çok ufak girişimcinin harekete geçmesiyle oluştu. Ufak sermaye ve ufak ölçekle işe başlamak mümkündü. 
  7. Özel teşebbüs ilkin, yaratıcılıktan daha çok kara yöneliktir. Kar olunca yaratıcılık da ardından gelir, karı yaratan da pazardır. Pazar da nüfus artışı, insanların maddi olmayan üretim alanlarından gelir getirecek üretim alanlarına kayması, kişi başına gelirin artması ve eski yöntemle üretilen malların ya da ithal mallarının fabrikasyonla üretilen mallarla ikame edilmesiyle genişletebilirdi. İngiltere'de bu koşullar oluşmuştu. 
  8. İngiliz malları için iç Pazar yanında dış pazarlar da vardı. Dış pazarın büyümesi yalnız doğal büyümeye (natural growth ) bağlı değildi. Bütün bu koşullara ek olarak ülke dışındaki çevre faktörleri de endüstri devriminin İngiltere'de doğmasına neden oldu. Birçok faktör ve koşul üstüste bir araya gelmişti.

Hobsbawm'ın saydığı bu faktörlere endüstrileşebilmiş ve endüstrileşememiş ülkeler arasındaki farkı yaratmada en büyük etken olan okuma-yazma bilmeyi, eğitimi de eklemek gerekir. 1781 yılına gelindiğinde Samuel Johnson İngiliz ulusunu “okuyanların ulusu olarak tanımlıyordu (Winchester; 2002, 27). Ülkedeki çok az kasaba dışında her yerde kütüphane vardı. Dükkanlar sattıkları ürünlerin resmini göstererek değil, onları yazılı  ilanlarla  pazarlıyordu. Bütün dükkanların yazılı levhaları vardı. 

Dükkan isimlerinin yanısıra sokak ve cadde isimleri de yazılı olarak belirlenmiş ve işaretlenmişti. İngiltere Avrupa'nın en yüksek okuma yazma bilen nüfusuna sahipti.


Bu yazı 131 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans