ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

17.05.2021

TAM ZAMANIDIR!

Evet, o zaman, bu zamandır.
Bu yüzden “Tam zamanıdır.”
Aslında herkes bunun farkındadır.
Herkes aynı konuya sorun olarak bakmaktadır.
Ancak yine de herkes farklı farklı anlamlandırmaktadır.
Bu farklı anlamlandırmaların altında, farklı nedenler yatmaktadır.
İşte bu farklı nedenler, en kritik zamanlarda da yolları ayırmaktadır.

Yalnız ve güzel ülkemizin başında, 20 yıla yakındır, bu iktidar vardır.
Hem Cumhuriyetin kuruluş felsefesi, temelleri ve ilkeleriyle; hem de demokrasinin değerleriyle çatışmalıdır.
Fakat bu gerçek, ta en başından beri var olduğu halde, bunun fark edil(e)memesi, daha çok “gaflet” ile açıklanabilir.
Peki kimin, kimlerin gafletidir bu?
Kimin olacak; Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden ve demokrasinin değerlerinden yana olan siyasi-toplumsal yapıların ve bu yapılarda sorumluluk alanların tamamının gafletidir.
Daha da ileri gidip aynı yapılarla, bu yapılarda yetki ve sorumluluk alanların pek rahatlıkla “dalaleti ve hatta hıyaneti” de denilebilir.
Bu “gaflet, dalalet ve hatta hıyanet” eşiği için ta 1990'lar başından başlayıp, 1994 Yerel Seçimlerine bir çentik atıp, iki binli yılların da başlarından alınıp getirilebilinir.
Hangi siyasi yapıların ve bu yapılarda yetki-sorumluluk alan hangi şahısların kastedildiği herkesçe bilinir.
Burada bunları sayıp dökmenin bir gereği yoktur; bilenler bilir!
Fakat bu şahsiyetler “şahsi ihtirasları, bencillikleri, yetersizlikleri, yeteneksizlikleri, kinleri” yüzünden, Cumhuriyete ve demokrasiye, neredeyse “telafisi mümkün olamayabilecek kötülükler” ettiler.
Kitleleri de kendi ihtiraslarının peşinden, bitmez tükenmez rekabetlere sürüklediler.
Oysa bütün bunlar olurken, öte yandan Cumhuriyeti ve demokrasiyi feda ettiler.
Büyük önderin “Gençliğe Söylevi”nden de bihaberdiler!
Oradaki uyarılardan, ikazlardan, olası tehlikelerden de bihaberdiler!
“Bir gün istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen…” uyarısı üzerinde hiç mi hiç düşünmediler.
Sadece ve sadece kendi iç iktidarlarını düşünüp, tabanı da yıllarca bunun peşinde, oradan oraya sürüklediler.
En sonunda da 2002 Kasım seçimleriyle başlayan süreçten sonra yine de gerçeği göremediler, görseler de bile gereğini yerine getirmediler.
Her bir seçimden ve her bir referandumdan sonra da iktidardakiler ülkeyi “istiklal ve Cumhuriyet ile birlikte demokrasinin de müdafaa mecburiyeti”ne sürüklediler.
Tamam, bütün bunlar kötü gerçeklerdir.
Artık çok geridedir.
Aslolan, bugünün gerçekliğidir.
Mütemadiyen buralara takılmak hem nafile hem beyhudedir.

Kısacası, bugün artık ülke, bu kritik eşiktedir.

O halde, bu kritik eşikten çıkabilmek, baş çelişkidir.
Yani önümüzdeki ilk seçimde iktidar, mutlaka yenilmelidir.
Bunun için de bugün ülkede siyasal adres, hiç tereddütsüz bellidir.
CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'nun ifade ettiği gibi bu adres, tek bir parti değildir; bir ittifak birlikteliğidir.
CHP de bu ittifak içinde hem bir lokomotif hem de eşitler arasında birincidir.
Bu durumda hem CHP'nin hem de “Millet İttifakı” birlikteliğinin temel hedefi ve önceliği, önümüzdeki ilk seçimde iktidarın yenilmesidir.
Ülkeyi girdiği bu derin girdaptan ve karanlık tünelden ne yapıp edip çıkarabilmektir.
CHP'nin ve “Millet İttifakı” birlikteliğinin hedefi ve önceliği, doğru ve gerçekçidir.
Çünkü önüne koyduğu hedef ve öncelik “tek seçenekli”dir.
Denenebilir, olmadı ertelenebilir, bir dahakine, denilebilir nitelikte değildir.

Bu hedef ve öncelik, aynı zamanda demokrasinin de zaferi içindir.
Demokrasi mücadelesi, otoriterlik karşısında zaferini ilan etmelidir.
Öyleyse, laik Cumhuriyetten ve özgürlükçü demokrasiden yana olan her yurttaş, bu hedefi ve önceliği, iliklerinde hissedebilmelidir.

Siyasi nüansların, kimi düşünsel farklılıkların, şahsi hedeflerin ve beklentilerin, geçmişten gelen ve bugün de hissedilen rekabetlerin, milletvekilliği, belediye başkanlığı vb heveslerin, hesapların,hırsların gerçekleşip gerçekleşmemesi,bu büyük hedefin ve önceliğin yanında bir hiçtir; değersiz mi değersizdir.

19 Mayıs ruhu ile laik, demokratik Cumhuriyet ve özgürlükçü demokrasi adına, önümüzdeki ilk seçimler, Ata'nın Gençliğe Söylevi'nde ifade ettiği gibi “istiklal ve Cumhuriyet ile birlikte demokrasiyi de müdafaa mecburiyeti”ne düşülen bir seçim olacaktır.
Bu mecburiyet karşısında “Millet İttifakı” ile onun lokomotifi olan CHP'de büyük ve tarihsel, vicdani birlikteliğin tam zamanıdır.
Bu birliktelik, tarihsel olarak da kaçınılmazdır.
Bugün ve gelecek de bunu dayatmaktadır.
Evet, bu kadarı hiç olmamıştı, tam zamanıdır.
Aş taştı mı kepçenin pahası sorulmaz.
Aş taşmıştır!
Bu yüzden tam zamanıdır.

Bu yazı 75 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans