ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

01.06.2021

SOL-SOSYAL DEMOKRAT-HALKÇI VE
“ÇOCUKLUK HASTALIĞI!”

Bilenler bilir!
Başlık, birçokları için tanıdık gelebilir.
Benzer bir ad altındaki ünlü bir kitaba göndermedir.
Sol siyasette sapmaları ve sekterliği yansıtan bir söylem olarak “sol çocukluk hastalığı” kalıbı kullanılagelir.
Bugünle ilgisi ise, sadece söylemin benzerliğidir.

Neyse, sadede gelinirse; ülkede yaklaşık 20 yıllık iktidar var.
Adeta bir kez gelip, bir daha gitmemek üzere programlanmış olduklarını açıkça ortaya koymaktalar.
Buna uygun olarak da son 20 yıl içinde mevcut olan bütün demokratik kurallardan, uygulamalardan aşama aşama uzaklaştılar.
Kurtuluş savaşının büyük kahramanı, Cumhuriyetin kurucu önderi Atatürk'ü durmadan karaladılar.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temellerini ve ilkelerini yok saydılar.
Anadolu aydınlanmasına karşı açıkça tutum aldılar.
Laiklik kağıt üstünde kaldı ve fiili olarak geçersiz saydılar.
Temel hakların ve özgürlüklerin karşısında konumlandılar.
Düşünceyi yayma ve ifade hakkını gittikçe kısıtladılar.
Hukukun üstünlüğünden uzaklaştılar ve adaleti mumla arattılar.
Siyasal ve toplumsal muhalefeti susturmaya çalıştılar, anayasal hakları kullandırtmadılar.
Parlamenter sistemi kaldırdılar, devleti tek elde topladılar.
Mevcut anayasaya bile aldırmayıp, dikkate almaz oldular.
Otokratik ya da en sert baskıcı uygulamalara başladılar.
“Üç Y “dedikleri “yolsuzluk, yoksulluk, yasaklara” karşıydılar; ancak içinde kaldılar.
Toplumu, halkı ekonomik olarak iyice yoksullaştırdılar.
Sosyal hakları tırpanladıkça tırpanladılar.
“Yurtta ve dünyada barış”tan yana olmadılar.
Bütün bu kara tabloyu 20 yılda aşama aşama yarattılar ve aynı yoldalar.

Ülkede bu kara tablo oluşurken, siyasal muhalefet de vardı.
Özellikle ve de en başta sosyal demokrat-halkçı muhalefet kanadı.
Her seçimde iktidar, yerini daha da sağlamlaştırdı.
Halk oylamaları ile de her seferinde devleti iyice kontrolü altına aldı.
Bütün bunlar olurken sosyal demokrat-halkçı muhalefet, en başından itibaren “çocukluk hastalığı”na kapıldı.
Aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya bu çocukluk hastalığı ile kendini oyaladı.
Kapıldığı, ölümüne iç rekabetle, durmadan çalkantı yaşadı.
Toplumun temel gündemini ve damarını hiç yakalayamadı.
Kronikleşen “sol-sosyal demokrat-halkçı çocukluk hastalığı” bütün enerjisini çekti aldı.
İktidar ise durmadan yeni hamlelerle yeni mevziler kazandı.
Adeta partisi devlet, devlet de partisi halini aldı.
Muhalefetin hareket alanı daraltıldıkça daraltıldı.

En sonunda başını CHP'nin çektiği muhalefet ayaldı ve atağa kalktı.
Bu atakla ve ittifakla muhalefet 2019 yerel seçimlerini kazanmayı başardı.
Artık önünde son ve en büyük eşik olan 2023 seçimleri kaldı.
Bu eşiğin de mutlaka aşılması için “siyasi merkez ile sağı ve solu olarak daha geniş “demokrasi ittifakı” doğru karardı.
Süreç doğru, gerçekçi, isabetli ve başarı ile işlemektedir.
Amaç bellidir, nettir ve ilk seçimde iktidarın sandıkta yenilmesi ile iktidara gelinmesidir.

Muhalefetin “demokrasi ittifakı” adı altındaki stratejisi karşısında laik, demokratik, ilerici, halkçı Cumhuriyetten ve emekten yana kişi, grup, yapı ve oluşumlar düşen en gerçekçi tutum, inatçı ideolojik ısrarlarla, alışılmış çeşitli radikal sloganlarla, parti içi uzatmalı yarışlara dayalı rövanşist karşıtlıklarla, kendisini bu gerçekçi stratejiden tecrit etmek, bu stratejiye şu veya bu nedenle ve gerekçelerle yandan bakıp burun kıvırmak değil, tam olarak dahil olup, emek ve yürekle omuz vermektir.

Yenilgiler en iyi ve gerçekçi birer okuldur.
Bu okulda uzun yıllar, çift dikişlerle yeterince hatta fazlası ile okunmuştur.
Buradan çıkarılan derslerle, ideolojik ya da kişisel eğilimlere bağlı sapmalarla, ittifakın çeşitli bileşenlerine ilişkin türlü itirazlarla da olsa “demokrasi ittifakı”nın önündeki tarihsel misyonunu gerçekleştirebilme stratejisi zayıflatılmamalıdır.
Bu misyona karşı tersi bir tutum almak, mevcut iktidarın sürmesi lehine davranıp, değirmenine su taşımakla eş anlamlıdır.
Her siyasal, toplumsal mücadele sürecinin kendine özgü karakteri ve görevleri olduğu unutulmamalıdır.
Parti, grup ve şahıs aidiyetlerine saplanıp kalınmamalıdır.
Yer kapma-kapamama, kariyerist davranma, mevki makam ateşiyle yanıp tutuşarak, araba atın önüne konulmamalıdır
Önümüzdeki ilk seçimlerde halkın gücü ile demokrasiye sahip çıkma ve inşa iradesi sandıktan çıkmalıdır.
Ülkenin,demokratik cumhuriyetin,özgürlükçü demokrasinin, halkın önü açılmalıdır.

Bu süreci olabildiğince güçlendirmek varken sekter savrukluğa sapılmamalıdır.
Çok aşina ve alışık olunan o tanıdık, bildik, sol-sosyal demokrat-halkçı yapılarda sık görülen “çocukluk hastalığı”na kapılınmamalıdır.

Bu yazı 104 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans