ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

08.06.2021

INDUSTRIAL REVOLUTION – ENDÜSTRİ DEVRİMİ (11)

Çoğunluğu teşkil eden fakir, emekçi sınıfın eski geleneksel, hatta koruma içindeki dünyası ve yaşama biçimi endüstri devrimi ile alt üst olmuş, kaybolan bu sistemin yerine onun için bir yenisi ikame edilmemişti. Endüstrileşmenin sosyal yanını işte bu sorun meydana getirir.

Endüstri toplumu işçisi, endüstri öncesi toplumundakinden birçok açıdan farklıdır (Hobsbawm; 1999, 63)

  1. Sanayi işçisi emeği dışında satacağı bir şeyi olmayan, işverenle başka hiçbir ilişkisi bulunmayan, emeği karşılığın ücret alan “proletaria”nın işçisidir. Endüstri öncesi toplumun işçisi ise senyör ile karmaşık sosyal ve insani ilişkiler içinde olan tarım işçisiydi.
  2. Sanayi işçisi mekanize fabrika işçisidir. Aynı, rutin, monoton bir işi, saatin zalimliği altında önceden saptanmış aralıklarla, atlamadan yapar.
  3. Sanayi işçisi önceden yaşanmamış bir büyük şehir ortamında bu işi yapar. 1750'de yalnız Londra ve Edinburg nüfusu 50.000 iken, 1851'de İngiltere'de nüfusu 50.000'i aşmış 29 şehir vardı. Bunların dokuzunun nüfusu da 100.000'i aşmıştı. Bu şehirlere şehir denmezdi, çünkü su, kanalizasyon, sokak temizliği, son derece ilkeldi.
  4. Sanayi öncesi toplumun deneyimleri, gelenekleri, alışkanlıkları, sağ duyusu ve ahlâk kuralları kapitalist ekonomi için yeterli bir kılavuz değildi. Sanayi öncesi toplumun işçisi Tanrı'nın kendine uygun gördüğü sosyal sınıf içinde ihtiyacı kadar çalışmaya, onun sınırları içinde hayattan zevk almaya alışmıştı. Çok az bile kazanmış olsa, memnundu.

Geleneksel toplumda, bugünkü köy geleneğinde olduğu gibi, işçi sınıfı içinde   de işte böyle bir ilişkiler yumağı vardı. Bir insanın çalışma hakkı ve kendini geçindirme hakkı vardı. Bunu sağlayamazsa içinde bulunduğu grup onu aç bırakmaz korurdu, kapitalist ortamda bu koruma tamamen kaybolmuştu. Emekçi kendisine teklif edilen işi, teklif edilen ücretle yapmalıydı. Her rasyonel adamın yapacağı gibi, işsizlik, hastalık ve ihtiyarlığı içine karşılık ayırmalı idi. Fakat bu nasıl olacaktı.

“Makine insan gücünü cüceleştirdi. Kapital emeğe hakim oldu. Yeni bir bağımlı sınıf (Serfdom) yarattı. Makineleşme ve çok ince ayrıntılara kadar geliştirilmiş iş bölümü büyük işçi kütlelerinde güç ve zekayı en aza ve onların ücretlerini yaşayabilme sınırındaki minimuma indirdi. Ve işçinin bol olduğu zamanlarda ücretler bu seviyenin de altına düştü. Bazen hiç iş bulunamaz oldu. Açlık ve istek insanlığı olmayacak seviyelere alçalttı.”

Sosyal devrimci Frederick Engels'in görüşlerine çok yakın olan 1840'da yayınlanmış bu görüşler Alman Liberal iş adamı F. Harkort'un dur (Hobsnawm; 1999, 43)

Endüstri devriminde toplumun büyük kesimini içine alan işçi sınıfının ilk kuşakları büyük sıkıntılar çekti. Köylerden şehirlere akın etmiş yüzbinlerce insan barınmak için kasaba ve köy çevrelerinde gecekondu, baraka, ve derme çatma yapılara sığındılar. Yol, su, kanalizasyon, ısınma yoktu. 1800-1850 arasında nüfusu çok artmış Nottingham'da 4000 kişi 200 m2 lik bir alanda yaşamak zorunda idi. (Stamp; 1979, 123).


Bu yazı 82 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans