ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

10.06.2021

INDUSTRIAL REVOLUTION – ENDÜSTRİ DEVRİMİ (12)

Zamanın tipik kasabası bir cehennemden farksızdı. Küçük toprak bir yolla girilen kasabada ilkin müthiş bir kanalizasyon kokusuyla karşılaşılırdı. Kasabanın yanından geçen nehre akan pislik, suyun rengini siyaha dönüştürmüştü. Artık nehirde balık yaşayamamaktadır. Manchester bölgesinde 70.000 kişiye 33 tuvalet yani 212 kişiye bir tuvalet düşmekteydi. Her üç sokak için yalnız günün belli saatlerinde akan bir çeşme vardı. Kişisel temizlik bir yana susuzluğu önlemek bile zordu. Evlerin içi de dışı da pislik içindeydi, bir odada üç aile yaşamaktaydı. XVIII. Yüzyılda Manchester'ın bazı bölgesinde 10 kişiye bir oda düşmekte ve Sunderland'da bir evde 150 kişi kalıyord. 5 çocuktan 3'ü ölmekte idi. Ortalama ömür 35 seneydi. Bu zor koşullar altında yaşayan işçiler yedi katlı büyük binalarda toz, duman gürültü ve tuvaletin kokuları arasında çalışıyordu. Onların pazartesinden cumartesiye her gün 12,5 ile 14 saat, Pazar günleri de 4 saat çalışmak zorunluluğu vardı. 

Yalnız “Good Friday” de ve Noel'de birer gün tatil oluyordu. İşçi, eski düzendeki istediği zaman, istediği kadar çalışma özgürlüğünü kaybetmiş ve makinenin esiri olmuştu. Eğer fabrikanın verdiği evde oturuyorsa işini kaybettiğinde, evden çıkarılıyordu. İşinde çok dikkatli olmak zorundaydı, çünkü mevcut her bir işe en az üç kişi başvuruyordu. Madenlerde durum bundan farklı değildi. İşçiler maden idaresinin barakalarında kalırken, idarenin bakkal dükkanından yüksek fiyatla gıda maddelerini satın almak zorunda idi.

Çocuklar dört yaşında pamuk tezgahlarının altında düşen pamuk parçalarını toplamakla iş hayatına başlıyor, yedi yaşında çıraklığa giriyor ve yirmibir yaşında kalfalığa yükselebiliyorlardı. Pazar günü de yarım gün çalışıyordu. Çocukların kaldığı yatakhane ve yatakta, vardiya değiştikçe bir kişi yatıyor ve yalnız altta ve üstte olmak üzere iki battaniye kullanıyorlardı. Yetişkinlerin aldığı ücretler de çok düşüktü. Karın doyurmaya bile yetmiyordu. Onun içi bir ailede ne kadar çok çocuk varsa o kadar çok kazanç sağlanıyordu. 

Amerikalı yazar Colman 1845'de şöyle yazıyordu: “Her gün Tanrıya İngiltere'de ailesi olan bir fakir adam olarak doğmadığım için dua ediyorum” (Hobsbawm; 1999, 73).

Hobsbawm endüstrileşmeyi milli gelirin tüketimden yatırıma, biftekten dökümhanelere dönüşmesi olarak tanımlar. Bu yöntem kapitalist bir ekonomide gelirin yatırım yapmayan işçi ve köylü sınıfından yatırım yapan iş adamlarına ve büyük çiftçilere kaydırılması, bir başka deyimle gelirin fakirden zengine geçmesi demekti. İngiltere'de hiçbir zaman sermaye noksanlığı olmadı. Fakat endüstri öncesi servet sahipleri de endüstrileşmenin ilk sürecinde bundan çok yararlandılar ve endüstrinin dışında da yatırım yaptılar ya da servetlerini israf ettiler. Bu tutum da işçi sınıfı üzerinde daha çok baskı ve zorbalık yarattı. (Hobsbawm; 1999, 70)

İşçiler böylesi kötü koşullar arasında yaşamalarına büyük yoksulluk çekmelerine karşın niçin ayaklanmadılar, böyle bir davranışa girişmediler, İngiltere niçin nümayiş ve iç savaşla parçalanmadı? İşçi sınıfının İşçiler böylesi kötü koşullar arasında yaşamalarına büyük yoksulluk çekmelerine karşın niçin ayaklanmadılar, böyle bir davranışa girişmediler, İngiltere niçin nümayiş ve iç savaşla parçalanmadı? İşçi sınıfının başarılı bir “devrimi yapması nasıl engellendi?” A.H. Stamp bu soruları “Hukuk-Yasalar” diye yanıtlar.


Bu yazı 97 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans