ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

19.06.2021

INDUSTRIAL REVOLUTION – ENDÜSTRİ DEVRİMİ (16)

Aynı gelişmeler eski tekstil endüstrisinin merkezi Manchester'de gözlenmektedir. XIX. yüzyılda fabrika sahibi bir babanın oğlu ve Komünist Manifesto'sunun Marx'dan sonra ikinci yazan Frederich Engels sanayinin hızla geliştiği Manchester'in arka sokaklarını dolaştığında şunları yazıyordu (Hunt; 28.07.2002). ‘Burada pisliği, yıkıntılığı, yaşanamamışlığı anlatmak mümkün değil. Temizlikten, havalandırmadan, sağlıktan zerrece nasibini almamış bir ortam Burjuvazinin gözüne hoş gelmeyecek şeyleri görmediği, perdelediği bir kent.' Fakat, bu burjuvazi sonunda Manchesteri yaşanabilir hale soktu. Kanalizasyonları, hamamları, mezarlıkları, parkları kurdu ve bir ‘Cottonopolis' pamuk şehri yarattı. Ve şehri küresel bir üne kavuşturdu. Şimdi, şehrin yeniden yaratılmasına uğraşılıyor. Burada da ‘bilgi endüstrisi' ne yönelik büyük yatırımlar yapılmaktadır.

Birinci Endüstri devrimini önde bitiren, elektrikle başlayan ve elektrik enerjisinin endüstriye uygulanmasıyla gelişen İkinci Endüstri devriminde ABD.ve Almanya'nın hatta Japonya'nın gerisinde kalan İngiltere, şimdi de bilginin sanayiye uygulanmasıyla başlayan yeni ‘Bilgi Devriminde', en önde yarışanlardan biri olma çabası içindedir

İngiltere'de VIII. Henry'den beri Anglikan kilisesi (Church of England) ana dindir Vatikan'la iyi ilişkiler içinde olmasına karşın Church of England Vatikanı bir üst makam olarak tanımaz. Kilisenin başı, devletin başı olan Kral ya da Kraliçedir. Bugünkü Kraliçe Elizabeth II, 50 yıldan fazla süreden  beri bu iki kurumun, aynı zamanda da İngiliz Milletler Topluluğunun  (Commonweath) başıdır. Lâik bir devlet yapısına bu durum aykırı düşse de İngiltere'nin kendi özel yapısı ve Kraliçenin devlet ve din işlerine hemen hemen doğrudan hiç karışmaması  nedeniyle, bu yapı ülkede bir sorun yaratmamaktadır.

Sefaletin çok arttığı XVIII. yüzyılda Methodist, Evangelist, Quaker, Salvation Army gibi dinî tarikat hareketleriyle Anglikan kilisesinden kopmalar oldu. Evangelist hareketlere ‘Low Church' akımı, önderleri Oxford Üniversitesi mezunu olduğu için Oxford hareketine de ‘High Church' akımı denir. Anglikan kilisesi gelişirken, Katoliklerin de 1829 Parlementoya girmesi kabul edildi. 1858'de de ‘Gerçek Hristiyanlık' yer yapmadan Yahudilerin parlemento üyeliği onaylandı. Non conformistlerin (Anglikan Kilisesi dışındakilerin), Oxford ve Cambridge Üniversitelerine kabulü de 1871'de gerçekleşti. İngiltere'de şekli ne olursa olsun kiliseye rağbet azaldı. Ruhban sınıfına kuşku arttı. Dine karşı kayıtsızlık yaratan eğlence olanakları çoğaldı. Harpler şüpheyi daha da artırdı. Din adamları ‘öldürmek doğru mudur' (Is it right to kill?) sorusuna yanıt verememişti (Stamp; 1979,173). Bu soruya yanıt halâ aranıyor. Ancak dinin insanı hayvandan ayıran ve insanı insan katına yücelten niteliği hiçbir zaman göz ardı edilemez. Anglikan kilisesinin toprak zenginliği ve görünmez şekilde dolaylı olarak politika ve ekonomiye etkisi son yıllarda azalmış görülse de dinin İngiltere'de halâ çok önemli ve etkin bir kurum olduğu hiçbir zaman yatsınamaz.İngiltere'nin ilk sanayi girişimcileri çoğunlukla Puritandı. Onların bir kısmı aynı zamanda ekonomik güç edindikçe toplumdaki sosyal değişikliklerin de öncüleri oldular. 

Bundan sonraki yazı dizisinde A.B.D'de endüstrinin tarihsel gelişimini inceleyeceğim.


Bu yazı 91 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans