ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

20.06.2021

KARGALAR

Sevgili öğrenciler,

Sizin severek okuyacağınız bir öykü yazdım. Sizin de öyküler yazdığınızı biliyorum Hepinize başarılar dilerim

                                                          KARGALAR

İncilâ ÇALIŞKAN


Buket okuduğu kitaba dalmıştı. Balkona çıkan babasının kahkahalarıyla daldığı düşlerden sıyrıldı. Kendine geldi.

Babası balkon kapısından annesine sesleniyordu:

“Hanım, senin ayvaları kargalar reçel yapmış. Narların suyunu çıkarmışlar. Reçele kavanoz, nar suyuna sürahi getir.”

Annesi elindeki ütüyü bıraktı. Koşarak balkona çıktı. Üstü gaga delikli ayvalar, narlar ellerinde gülmekten kırılıyorlardı. 

Annesi:

“Lahanaları bari kurtaralım Sami! Bu kargalar turşu yapmaya kalkarlarsa yandık! Acaba elmalara neden dokunmamışlar?”

Sami Bey bilmiş bir edayla şöyle dedi:

“Hanım, kargaların lezzet duygusu elma yemeğe elverişli değil”! 

İkisi de gülüşerek içeriye girdiler. Annesi duvardaki saate baktı. Telaşlandı:

“Buket, arkadaşının doğum günüydü bugün. Geç kalmıyor musun?”

Sami Bey araya girdi:

“Buket ne güzel dalmış kitabını okuyordu! Kızımızı rahatsız ettik kargalara güleceğiz diye. Merak ettim Buket, bu kadar dalmış ne okuyorsun?”

Buket divandan kalktı. Balkona, denize, dalgalara baktı.

“Jules Verne'nin Denizler Altında 20 bin Fersah kitabını okuyorum. Eğlenceli, maceralı, hareketli, düşüncelerimi kanatlandıran bir kitaptır. Okuduklarımın hepsini ben yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Elimden bırakamıyorum.”

Nermin Hanım gülerek başını salladı:

“Anlaşıldı neden dalgın olduğun. Ben de severek okumuştum o kitabı. Arkadaşının doğum günü hediyesini günler önceden almıştın, gitmeyecek misin?”

Buket canlandı:

“Rüzgâr var, yağmur geliyor. Çabuk hazırlanmalıyım. Evleri bize yakın. Acele edersem yağmura yakalanmadan gidebilirim.”

Sami Bey merakla sordu:

“Arkadaşına ne aldın doğum günü hediyesi?”

Buket pantolon, kazak değiştirmiş olarak salona döndü. Elinde parlak kâğıda sarılmış kurdeleli bir paket vardı.

“Jules Verne'den “Balonla Beş Hafta Seyahat” kitabını aldım. Uzun zamandır Gülle ben kitaplarımızı değişerek okuyoruz. Böylece aramızda gizli bir yarış başladı. Kim daha çok kitap okuyacak, diye heyecan duyuyoruz. Bu da bizi yeni kitaplar arayışına yönlendiriyor. Dergileri karıştırıp yeni çıkan yayınları araştırıyoruz. İşte böyle.”

Nermin Hanım gülerek başını salladı:

“Bu iki kız çok akıllı. Paralarını düşünerek harcıyorlar. Sınıfta “ En çok kitap okuyan “ yarışmasını siz başlatmışsınız. Her ay kitap armağanı düzenlemişsiniz. Bu ay Esin kazanmış. Annesi sevinçle söyledi.”

Sami Bey gülerek baktı:

“Geçen akşam öğretmenleri bizim derneğe uğradı, kitaplar elden ele dolaşıyormuş. ‘Buketle Gül çok iyi bir yarış başlattılar. Şimdi kitap yetiştiremiyorum' dedi. Öğrencilerinin kitap kurdu olmalarından duyduğu sevinci anlatıp durdu.”

Buket ikisini de sevgiyle öptü. Annesi güzel saçlarına atkısını sararken kızına sarıldı. Buket botlarını giydi. Koşarak merdivenleri indi. Arkadaşının evi iki sokak ötedeydi. İri yağmur taneleri saçlarına, yüzüne, gözlüğüne düştü.

“Saçlarım ıslansın aldırmam ama gözlüğüm ıslanmasın!”

Denizde martıların biri kalkıp biri iniyordu. Hızla denize yaklaşıp balığı kapıyor, aynı hızla havalanıyorlardı. Dalgalar irileşmişti. Balıkçı tekneleri, ağlarını balıkla doldurmuş kayarak kıyıya yaklaşıyorlardı. Dalgalar irileşmişti. Güvertedeki tayfalar, avuçla balık atıyor, çatılardaki martılar bile teknelere yetişip arkalarından çığlık çığlığa uçuyorlardı.     

İskeleye yanaşan her teknenin arkasında balık dolu ağ kümeleri vardı. İşte martıları çılgına döndüren, körfezi çığlığa boğan bu balık dolu ağlardı…

Köşe başında iki yaramaz oğlan bir kargayı ayağından bağlamış ağacın dalında sallıyorlardı. Buket gözlerine inanamadı. Koşarak üzerlerine gitti. İkisine de bağırdı.

“Ne yapıyorsunuz? Hayvanı işkenceyle öldüreceksiniiiiz! Çocuklar yumruklarını sıkıp Buket'i yumruklamaya başladılar. Çocukların birinin elinden kurtuluyor öbürü üzerine saldırıyordu. Attıkları yumruklar gözlüğünü düşürdü. Birkaç tokat Buket attı, birkaç tokat çocuklardan yedi. Başı sersem gibi oldu. Kargayı daldaki ipten kurtardı. Kanadı kırılmıştı. Çocuklar kaçtılar. Uzaktan Buket'e taş atmaya devam ettiler. Buket gözlüğünü buldu. Neyse camları kırılmamıştı.”

Yaralı kargayı kabanıyla sardı. Koşarak eve geldi. Babasına kargayı bıraktı.

“Siz bunun kanadını iyileştirin. O da size ayvaları, narları oysun.”

Buket annesinin, babasının büyümüş gözlerine, şaşkın bakışlarına aldırmadan hızla evden çıktı. Doğum gününe yetişti.

Hediyeler birer birer açılırken Jules Verne'nin kitabı herkesin bir “ O… O… O…” çekmesine yol açtı. Üç günde okurum diyenler ilk sıraya, bir haftada okurum diyenler ikinci sıraya alındı. Böylece Gül'ün eline yirmi kişilik bir liste tutuşturdular… Gül hepsine hediyeler için teşekkür ederken öptü ve şaşkınlığını da gizleyemedi:

“Elime zorla tutuşturduğunuz okuma sırası çok uzun. Önce kitabımı ben okuyayım. Sonra size anlatırım. “

Hepsi birden bağırdılar:

“Olmaaaz! Biz kendimiz okumak istiyoruuuuz!”

Şakalar, takılmalar, gülüşmeler, danslar arasında doğum günü coşkuyla bitti.

Buket'in aklı hep evdeydi. Herkesten önce o izin istedi. Gül'ü öptü, evden ayrıldı.

Buket evine koşarak geldi. Yağmur sağanak halinde yağıyordu. Yerlerde dereler oluşmuştu. Hiç düşünmeden sulara bastı. Pantolonu çamurlandı. Gözlüğü, saçı sırılsıklam oldu. Hiçbirini umursamadı. Aklı evdeki yaralı kargadaydı.

Annesiyle babası yaralı kargaya pansuman yapmışlardı. Sami Bey kocaman bir karton kutu bulmuş, içine su, ince bulgur koymuş, hava soğuk diye banyoya yerleştirmişti. Bir hafta sonra karga iyileşti. Balkondan karşıki bacalara uçtu. Günlerce yanında başka kargalarla hep Buket'in balkonuna geldi kondu…

Sami Bey bilgiçliği kimseye bırakmadı.

“Akrabalarına bizim evi anlattı, öğretti. Bak biz de akraba olduk. Ziyaretimize geliyorlar. Hanım ayvalarla narları balkona koyalım. Şeker ikram edecek değiliz yeni akrabalarımıza…”

Birkaç gün sonra Nermin Hanım balkonda beş altı ceviz buldu. Cevizlerin nereden geldiğini anlayamadılar. Belki üst kattaki komşunun balkonundan düşmüştür diye düşündüler. 

Ertesi gün Buket ders çalışırken pencereye “Tık… Tık…” diye vurulduğunu duydu. Başını çevirdi. Ağzında cevizle karga camdaydı. Buket masasından fırladı, sevinç çığlıkları atarak annesine seslendi:

“Anne, koş. Yaralı kargamız gelmiş! Bize ceviz getirmiiiş!”


Bu yazı 96 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans