ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

21.06.2021

SİYASETTE NE OLURSA OLSUN
İLLE DE “BİR ŞEY(H)LER” OLSUN!

Başlıkta, Yılmaz Erdoğan ile Demet Akbağ'ın oynadıkları “Bana Bir Şeyhler Oluyor” adlı ünlü tiyatro oyununa bir gönderme vardır.
Çünkü adı geçen oyun, bu yazının konusuyla ve içeriğiyle de bağlantılıdır.

80'li yıllarla başlayan, 90'lı yıllarda yaygınlaşan, 2000'li yıllarda kurumsallaşan ve son yıllarda da zirveye ulaşan toplumdaki yozlaşma, çürüme ve kokuşma, her alanda metastaz yaptı.
Her şeye ama her şeye bir “rant-kazanç” olarak bakıldı.
Bu durumdan, siyaset de fazlası ile payını aldı.
Toplumsal bir ideal olmaktan uzaklaştırıldı.
Giderek “şahsi bir hedef” olarak yapıldı.
Bir çeşit “rant-kazanç kapısı” sayıldı.
Sonuçta, toplum da böyle algıladı.

“Dincilik” denilen “din-inanç istismarı” ile hızla çoğalan “şeyhlik ve şeyhler” de toplumda iyice yaygınlaştı, dal budak saldı.
Hem ekonomik hem siyasal hem de sosyal bir “rant alanı” yaratıldı.
Kestirmeden, kısa ve kolay yoldan haksızca büyük güç kazanıldı.
Özellikle de ticareti ve siyaseti kontrol altına aldı.
“Tarikat-ticaret-siyaset” şeytan üçgeni yaratıldı.
Bu şeytan üçgeni, her alanı kontrolü altına aldı.
İşte bu anaforda, birçok kurnaz ortaya çıktı.
Kendini “şeyh” ilan edip pozisyon aldı.
Birçoklarının da ağzının suyu aktı!
Yılmaz Erdoğan'ın ünlü oyunu
“Bana Bir Şeyhler Oluyor”
tam da buradan çıktı.

İşte 80'li yıllarda başlayan ve bugüne kadar zirve yapan bu çok yönlü yozlaşma, her alanda en büyük ve en etkili darbeyi, siyasette özellikle de “halkçı-toplumcu, ilerici-sol siyasete” vurdu.
Zaten sağ siyasetlerin varlık sebebi, genel karakteri ve de meşrebi yönünde oluşturulan bu “tarikat-ticaret-siyaset” koşulları ve ikliminin amacı da buydu.
“Halkçı-toplumcu” siyasetin varlık nedeni olan “idealist karakteri” bozuldu.
Siyasetin bütün yelpazesi de giderek birbirine benzer oldu.
“Halkçı-toplumcu” ideal adına siyaset yapıl(a)maz oldu.
Yapmak isteyenler olsa da etkisiz veya Don Kişot oldu.

“Toplumsal ideal” karakterinden ve “düşünsel siyaset” hedefinden uzaklaşarak, yerini kişisel, şahsi, bireysel hedefli “güncel siyaset” tarzı, yapıyı da, tabanı da, tavanı da sardı.
Artık herkes kendi adına sahaya çıktı.
Normal olanın bu olduğu var sayıldı.
Bu “anormal normal” de kıyasıya
bir rekabet ortamı yarattı.
Halkçı-toplumcu ideallerden uzak
olan bu siyaset tarzı, yapısallaştı.
Artık bunun dışına çıkılamazdı.
Üye, delege, tüzük, kongre vb
aday, grup, yönetim, seçim,
süreç, sonuç her şey buna
uyum sağladı.

Şahsi yükselme hedefleriyle ortaya çıkan ve “kendinden menkul” sayılan adaların çevresinde oluşan gruplar arasında “kıyasıya ve ölümüne rekabet” kızıştıkça kızıştı, kızıştırıldı.
Böylece “idealler” ile birlikte “dayanışma ruhu” da parçalandı.
Şahsi hedefler, içinde yer aldıkları yapının ortak siyasi hedeflerinin önünde yer aldı.
Siyaset yapma adına ortaya çıkan nice profil, bu arızalı siyaset anlayışı ile ajandasındaki “Vekillik olsun, başkanlık olsun, bir makam mevki olsun, ne olursa olsun ille de bir şey(h)ler olsun!” ihtirası ile yıllarca, aynı yapı içinde bir kutup başı olarak yer aldı.
Çevresinde taraftarlar ve karşıtlar yarattı.
Bu taraftarlar ve karşıtlar birbirine karşı hep diş gıcırdattı.
İşte bu durumda, sadece şahsi hedefler çarpıştı, çarpıştırıldı.
Gün oldu, çoğu taraftarlar karşıt, karşıtlar taraftar halini aldı.
İçinde yer alınan siyasi yapı, her noktasında ve her aşamasında, şahsi yükselme hedefleri içinde yanıp tutuşan nice muhterisin adeta bir savaş arenası halini aldı ve bu “siyaset yapmak” olarak anıldı!
Varlık nedeni, iktidar olma hedefiyle, dışa dönük siyasi mücadele vermek olan bin yılık(!) koskocaman siyasi yapı, olanca gücünü ve enerjisini, birikimini, kitlesini, emeğini, ümidini mütemadiyen bir iç rekabet süreçleriyle kullandı.

Bunca zamandır “ille de bir şeyhler olmanın şahsi ihtirası ve ateşiyle yanıp tutuşanlar” elbet muratlarını aldı; ancak ülkede de alev bacayı sardı; geriye elde bir hüzün kaldı.
Bu manzaranın yarattığı tabloda, ülkede atı alan Üsküdar'a kadar vardı!
Ülkenin ve halkın, yaklaşık çeyrek yüzyılını aldı.
İktidar, her yönden başarısızlıkla duvara dayandı!
Ancak gelinen noktada, hepsi yalan, geriye bir tek gerçek kaldı.
Bu gerçek, erken veya 2023'te, önümüzdeki ilk seçimlerde ülkede, ille de “demokratik cumhuriyeti, hürriyeti ve adalet”i kazanmaktır.
“Ne olursa olsun, ille de bir şey(h)ler olsun!” defterini kapatmaktır.
Lamı cimi kalmadı “Demokrasi ittifakı” ile demokrasiyi kazanmaktır.

Bu yazı 79 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans