ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

01.07.2021

PLANSIZ-PROGRAMSIZ YÖNETİMLER

Her kademedeki, her seviyedeki sorumlular planlı olmak zorunda olduklarını bilirler. Planlı iş yapanlar başarılı olur.

     Bir aile reisi, bir işletme sahibi, bir belediye başkanı, bir hükümet planlı olmak zorundadır.

     Atatürk daha Cumhuriyet kurulmamışken İzmir İktisat Kongresi ile kalkınma planları gündeme gelmeye başlamıştır. Bu kongrede serbest girişimciliğin önünün açılması ve teşvik edilmesi kararlaştırmıştır. 1929 Dünya ekonomik bunalımı etkisi ile halkımızın temel ihtiyaçlarının karşılanması ve ülkenin bayındır hale getirilmesi için devletçi ekonomik uygulamalar yapılmıştır.

     Atatürk, ‘'Bizim izlediğimiz devletçilik, kişisel teşebbüsü esas tutmakla beraber, ulusu mümkün olduğu kadar kısa sürede refaha kavuşturmak ve ülkeyi bayındır hale getirmek için ekonomi alanında devleti ilgilendirmektir'' sözleriyle özel girişimciliği dışlamadığı vurgulamıştır.

     1934-1938 yılları arasında Birinci 5 Yıllık Sanayi Kalkınma Planı uygulamaya konulmuştur. Atatürk'ün ölümü ve 2. Dünya Savaşı 2. Beş Yıllık Plan uygulamalarını aksatmış, 1946 yılında İvedi Sanayi Planı hazırlanmış ise de 1947 yılında yeniden Türkiye İktisadi Kalkınma Planı yapılmış.

     1950-1960 yılları arası herhangi bir plan yapılmadan iktisadi faaliyetler yürütülmüştür. Keyfi bir yönetim anlayışı egemendir. Fakat 1955'ten sonra ABD yardımlarına rağmen ekonomi tıkanmıştır.

     1961 Anayasası ile planlı döneme geçilmesi kararlaştırılmış, Başbakanlığa bağlı Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurulmuştur.

  1. Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963-1967)
  2. Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968- 1973)

     3- Beş Yıllık Kalkınma Planı (1973-1977)

     Üç dönemde planlı kalkınma hareketleri başarı ile yürütülmüştür. Yüzde yedilik kalkınma hedeflerine ulaşılmıştır.

     Ancak bu dönemde ‘'halkımız plan değil, pilav istiyor'' diyen, planı önemsemeyen  başbakanları da gördük.

     1980 Askeri Darbesinden sonra yine plan anlayışından uzaklaşılmış, ekonomiden sorumlu makama, kendisi de DPT Müsteşarlığından gelen Turgut Özal getirilmiştir. Artık dönem askeri cunta baskısı ile sürdürülen ‘' isteyenin istediğini yapabildiği ‘' vahşi kapitalizm dönemi başlamıştır. y

     Bugün artık Devlet Planlama Teşkilatı yoktur, kapatılmıştır. Plansız, keyfi bir yönetim anlayışı egemendir.

                               ****

 

     Bütün bu bilgileri niye sıraladım?

     Yurdumuzun yedi bölgesinden biri olan Marmara Bölgemizdeki nüfus toplamı 25 milyondan fazladır. Ayrıca eğitim, ticaret ve diğer faaliyetler nedeniyle nüfusumuzun yarısı bu bölgededir.

     İşte plansızlık, hesapsızlık, keyfilik nüfusun bu bölgeye toplanmasına neden olmuştur. Marmara Denizindeki kirliliğin nedeni budur.

     Örneğin, otomotiv sanayisi neden İstanbul, Kocaeli ve Bursa'da toplanmıştır. Bu bölge yerine Anadolu'nun içlerindeki demiryolu bağlantısı olan illerin üçünde, beşinde Eskişehir'de, Konya'da, Sivas'ta, Kayseri'de kurulsaydı da fabrikanın içine kadar demiryolu hattı döşenseydi. ‘'Yeni otomobillerin sevkiyatı trenlerle yapılacaktır'' diye bir yasa düzenlenseydi. Kara yollarındaki yoğunluk daha da az olurdu. Karayolu canavarını kendi yanlış politikalarımızla yaratmazdık.

      Aşağıdaki fotoğraf tarafımdan Almanya'da çekilmiştir. Bir tren katarına yüzlerce otomobil yüklenip taşınabiliyor.

      Bu ülkeyi yönetenler, sayısız siyasetçi, yönetici, bürokrat yurtdışı gezilerine neyini gezdirmeye gidiyorlar. Görmüyorlar mı? Bilmiyorlar mı? O gezmeler ne için yapılıyor?

   15 yıl önce çekilmiş bu resimde Almanların akıllı ve planlı işler yaptığı anlaşılıyor. Çift kat trenle yüzlerce otomobilin taşındığının resmidir. Almanya zengin, güçlü ve saygın bir ülke değil mi? Boşuna değil. Aklı, bilimi önemserseniz başarırsınız. Keyfi yönetimler, çağ dışı anlayışlarla başarılı olunmaz.

     ‘'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.'' Anlayışı vatanı bir bütün olarak ele alır. Dengeli bir kalkınma planlaması düşünmeyenler, günümüzde biriken sorunların sorumlusudurlar.

     Yanlışlar üzerinde inatlaşma sürüyor. İstanbul ve çevresinin nüfusunu arttıracak plansız ve keyfi iş ve yatırımlara devam ediliyor. Kanal İstanbul Projesi de buna bir örnektir. Marmara Denizi'ni öldürecek bir projedir.

     Devlet Planlama Teşkilatı var olsaydı kanal projesine izin vermezdi.

     Her kademedeki yönetici planlı ve programlı olmalıdır. Plansız dönemler kayıp yıllarımızdır.

     Yeniden planlı bir ekonomi anlayışına, Atatürkçü karma ekonomi anlayışına dönmeliyiz. Ülkemizdeki bölgeler arası dengesizliği ancak böyle giderebiliriz.

     Saygılarımla… Hoşça kalınız.



Bu yazı 148 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans