ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

06.07.2021

INDUSTRIAL REVOLUTION – ENDÜSTRİ DEVRİMİ (II)-4

İNGİLTERE'NİN İLK KAPİTALİSTLERİ

GEORGE CADBURY

Dünyaca meşhur Cadbury çikolatalarının üreticisi George Cadbury 19 Eylül 1839'da doğdu. Onun sanayide yarattığı büyük ilerlemeleri ve filantrofik amaçlar için yaptığı çalışmaları anlayabilmek için Yerleşik Kilise'ye (Established Church: Church of England) karşı Nonconformist nitelikteki Quaker (Society of Friends) inançlarına bağlılığını incelemek gerekir. Quaker'lar diğer guruplardan daha çok iş hayatına kendi inançlarının mantığını uyguladılar.

Dostların Toplantı Evi (Friend's meeting) dedikleri kilise yerine geçen toplantı salonlarında rahip olmadan ve ‘formal' bir ayin yerine ‘toplantı' niteliğinde biraraya gelişle ibadetlerini yaptılar. Hıristiyanlık inançlarını daha çok sosyal sorunların çözümü için kullandılar. Kadın ve erkek eşitliğini her zaman kabul ettiler. 1661'de, savaşın Hz. İsa'nın öğretilerine aykırı olduğunu ilân ettiler. Bu nedenle kendi zamanlarında devrimci olarak telâkki edildiklerinden çok büyük baskı ve takibe uğradılar. Amerika'da William Pen, Philadelphia'da bu grubun liderliğini yaptı. Quaker olan Elizabeth Fry İngiltere'de hapishanelerin, William Tuke akıl hastanelerinin reformunda büyük rol oynadı. Joseph Sturge köleliğe karşı savaştı. İngiltere'nin XVIII. ve XIX. Yüzyılda bir Endüstri Toplumu haline gelmesinde birçok Quaker sanayici ve tüccarın çok büyük rolü olmuştur. İngiltere'de demir endüstrisinin lideri Coal Brookdale'li Darbys, Lloyd Bank'ın kurucusu Birmingham'dan Samson Llyod, Galler'de kalay levha üreticisi Hanburys, Midlesbrough'un kurucusu Pease ailesi Quaker idi. 200 yıldır baskı altında oldukları için kendi azınlık grupları içinde evleniyorlardı. Bu nedenle de aile servetleri grubun içinde kalıyor ve çoğalıyordu (Stranz; 1973,5-45).

George Cadbury doğduğunda babası çay, kahve ve kakao işi yapıyordu. O zamanlar sanayileşme süreci içinde ufak bir kasaba olan Birmingham'ın iyi bir semtinde oturuyorlardı. Şehrin fakir işçi sınıfının oturduğu bölgelerde 4 dönümlük bir yere 100 den fazla ev sıkışmıştı. Bir evde birden fazla aile yaşıyordu.

George Cadbury fakir çocukların durumundan çok etkilendi ve 20 yaşına geldiğinde bir başka Quaker, Joseph Sturge'ın, yetişkinlerin eğitimi için 1845 yılında her türlü din mensubuna açık olarak (non-sectarian) başlattığı okula katıldı. Her Pazar günü 6:30'da evden çıkıp okula geliyor ve diğer 30 öğretmenle beraber yetişkinlere ders veriyorlardı. George Cadbury bu okulla tam 50 yıl ilgilendi ve bu süre içinde okul, 4000 kişi yetiştirdi. Öğrenci kaynağı evlerden, publardan, hapishanelerden, ucuz otellerden toplanmış ‘saygın' fakat ‘yoksul' insanlardı. Okulun amacı yayınladıkları broşürde şöyle özetlenmişti. ‘Bu bir İncil öğreten okul değildir. Kanaatkârlığı öğreten bir demek değildir. Kilise değildir ya da dinsel bir tarikat değildir. Kesinlikle bir kulüp hiç değildir. İnsanlara tutumluluğu öğretirken, okulun bir bankası ve yatırım kollan olmasına rağmen işin burada bittiği anlamı çıkarılmamalıdır. Bu okul, çalışan emekçilere hükmedici ya da onları daha yoksullaştırıcı bir amaç taşımaz. Bu işçilerin kendi okuludur. Ve eğitim için bir bedel ödemelerine rağmen aldıkları eğitimden onlar çok memnundur'

George Cadbury bu okulla uğraşırken kendi işini ihmâl etmedi. Babası John Cadbury'nin 1 Mart 1824 yılında başlattığı çay ve kahve toptancılığı işi 1830'da yılda 176 ton, 1840'da da 910 ton kakao çekirdeği ithal eder hale geldi ve kakao çekirdeğini kavurduktan sonra içilecek çikolata (drinking-chocolate) olarak satmaya başladılar. 1840'ların sonlarına doğru içilecek çikolata, kahve ve çay İngiltere'de standart kahvaltı alışkanlığını hızla değiştirmeye başlamıştı.

1831'de kiraladıkları Crooked Lane'deki bina yetmedi ve oradan kanala cephesi olan Bridge Street'deki binaya taşındılar. Bu kanal Birmingham Canal Navigation sistemine bağlanıyor oradan da İngiltere'nin bütün limanlarına ulaşılabiliyordu. 1854'de işler daha da büyüdü ve kalitesinin üstünlüğü nedeniyle Kraliyet Ödül'ü aldılar. 1861 Nisan'ında John Cadbury karısının ölümü, artan sağlık sorunları nedeniyle işlerini oğulları 25 yaşındaki Richard ve 21 yaşındaki George'a devretti. Son zamanlarda da işler kötüleşmiş, satışlar düşmüş, çalışan işçi miktarı azalmıştı. Annelerinden her birine kalan 4000 sterlin mirası işe yatıran iki kardeş üç yıl durmaksızın çalıştı, Londra'da bir yeni satış örgütü kurdular ve çeşitli yeni ürünleri piyasaya sürdüler.

 George, 1866'da bir Hollanda'lının icat ettiği kakaonun yağını çıkaran bir makineyi geliştirip işletmeye soktu. Şimdi artık kakao yağının acı tadını yok etmek için patates unuyla karıştırılmış kakao yerine “püre kaka” içeceği satıyorlardı.

1870 yılında Cadbury şirketinde 200 işçi çalışıyordu. Cadbury kardeşler işyerinde bugün bile modem sayılabilecek metotlar uygulayarak çalışanlarını teşvik ettiler. İlk kez Cumartesi çalışmasını yarım güne indirdiler. İşlerin yavaş olduğu sıralarda bütün çalışanlarına spor yapma olanağı verdiler. 1866'dan itibaren her sabah işe İncil'den pasajlar ve dua okuma geleneğini başlattılar. Bu gelenek fabrikada çalışanlara tam bir aile havası veriyordu. Daha sonraları işçi miktarı çok arttığında bu gelenekten vazgeçme kararı aldıklarında işçiler ‘bu geleneğin yeniden korunması' için yönetime başvurmuştu.

1878'de 58 dönümlük yeni bir alana geçtiler. Burada Worcester kanalıyla Bristol'a mavnalarla mal nakletmeleri ve ayrıca Birmingham demiryollarına ulaşmaları kolaylaştı. 1888'de işçi adedi 230'dan 1200'e 1898'de 2700'e ve 1919'da 9500'e çıktı. 1906'da biraz farklı bir ürün ‘Bournville'i sonra da daha sütlü çikolata türü, bugün de çok tutulan Dairy Milk'i piyasaya tanıttılar. Artistik yetenekleri olan Richard ambalaj desenlerini çiziyordu. 1899'da Kudüs'e seyahati sırasında öldü. George bütün firma ve ailenin tam sorumluluğunu  yüklendi. Ve şirketi limited şirkete çevirdi. İlk sermaye olarak da 950.000 sterlin kondu. 1912'de şirketin 200.000 hissesi müşteri ve çalışanlarına satıldı.

George Cadbury'nin iş hayatını hem akıl hem de duygularıyla yönettiği hep söylenir, yazılır. Onun amacı yalnız servet biriktirmek değil, hem sürekli yenilikleri uygulayabilmek, hem de çalışanların yaşam standardını yükseltmekti. İşe alacağı her kişiyle kendisi görüşürdü. Fabrikada, her gün bütün bölümleri dolaşırdı. 1909'da ilk toplu pazarlık uygulaması başladığında Cadbury çalışanlarının sanayide saptanan ortalama ücretten çok daha yüksek ücret aldığı ortaya çıktı. Üretimi arttırıcı ve çalışma şartlarını düzeltici önerileri için çalışanlara teşvik sistemi getirildi. Erkekler ve kızlar için ayrı çalışma komiteleri kuruldu. Her komite, ilgili grubun, şirketin genel politikası dışında her şeyinden sorumlu hale geldi. Komiteye ilkin yukarıdan üye atandı, sonra aşağıdan seçimle üyeler göreve getirildi.

Fabrikada sırayla sağlık merkezi, diş hekimliği kısmı, yüzme havuzu, spor tesisleri işletmeye açıldı. Emeklilik fonu kuruldu. Hem işverenin hem işgörenin payıyla meydana gelen fonun, bağımsız kalmasını sağlamak için Cadbury hisselerine yatırım yapması istenmedi. Emeklilik aylığı çalışanın ölümünden sonra eşine de verildi. Kadınların fonu ayrı tutuldu, çünkü; evli kadın çalıştırılmadı. Evli kadın onların düşüncesine göre evinden ve eşinden sorumluydu, dışarıda çalışmaya vakti yoktu. Genç kızlar fonlarındaki paralarını evlenmeleri halinde düğün masrafı olarak kullandılar. Cadbury, İngiltere'de işçileri için ev yaptıran ilk reformculardan biri idi. George Cadbury, 1895'de fabrikaya bitişik 500 dönüm yer aldı. Kendi çizdiği özelliklere göre bahçeli evler inşa edildi ve taksitle çalışanlara satıldı. Sonra bu girişim Boumville Village Trust haline sokuldu. Arazi miktarı 1320 dönüme çıkarıldı.

Cadbury, 1901'de 20.000 sterline satın aldığı Daily News gazetesine, dinî inançları nedeniyle alkollü içki ve at yarışları ilânları almadı. Gazete yoluyla sosyal reformlar için kampanya açtı. Reklâm gelirleri düştü, fakat gazetenin satışı 30.000'den 80.000'ne çıktı. Yaşlılar için emekli aylığı verilmesi, düşük ücretle ve kötü çalışma koşulları içinde işçi çalıştırmanın önlenmesiyle ilgili yasaların çıkarılmasında öncülük etti. Yoksul çocuklar için malikânesinin geniş bahçelerinde sık sık partiler vermesi ve onları sevindirmesi kendisini en mutlu kılan davranışlardan birisi idi. Yılda en az 25.000 fakir çocuğu bu şekilde misafir ediyordu.

Sonradan adı Royal Orthopedic Hospital olan Birmingham Cripples Home'u sakatlar için kurdu. Pazar sabahları bütün hastalara yetecek çikolata ile hastaneye gidip her hastayı ziyaret etmesi ve görüşmesi onun haftalık âdetleri arasına girmişti. Evinin duvarlarına pahalı resimler asması önerildiğinde ‘Dünyada bu kadar sefâlet varken duvarlara servet asmanın ne anlamı var' dediği söylenir.

24 Ekim 1922'de öldüğünde George Cadbury ardında devlet gibi bir şirket bırakmıştı.

Şirket bugün bütün dünyaya yayılmış bir imparatorluk niteliğini taşımaktadır. Birmingham dışındaki Cadbury fabrikaları ve çevresi bir çikolata kasabası gibidir. Ve şirketin başında halâ Cadbury ailesinden bir yönetici bulunmaktadır. Bundan bir bir kaç yıl önce şirket bir Amerikan şirketine satıldı.


Bu yazı 84 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans