ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

05.08.2021

SAMSUN’DAN ÖNCESİ ve SAMSUN’DAN SONRAKİ EN ZOR 19 AY

Altınoluk'taki yazlık evimize gelmeden okumak istediğim kitapları belirlemeye çalıştım. Sayın Alev COŞKUN'un ‘' Samsun'dan Sonra En Zor 19 Ay ‘' kitabının yayınlandığını, Cumhuriyet Gazetesi'nden öğrendim.

     Daha önce Sayın Coşkun'un ‘'Diplomat İNÖNÜ'' ve ‘'Asker İNÖNÜ'' kitaplarını büyük bir zevkle okumuş, çok yeni bilgiler edinmiştim.

     Hemen yeni çıkan bu kitabı da okumalıydım. Ancak biliyordum Alev Coşkun'un daha önce yayınlanan ‘' Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay ‘' kitabını da alayım, önce onu, sonra da 19 ayı okurum dedim. Her iki kitabı da sırasıyla okudum.

     Bilmediğim çok bilgiye ulaştım. Anladım ki, Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili pek çok bilgi, belge, fotoğraf, film bizlerden gizlenmiş.

     Kurtuluş Savaşı anlatılırken, Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs'ta Samsun'a çıktı. Amasya Bildirisi, Erzurum ve Sivas Kongreleri sonrası Ankara'ya geldi. 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi açtı.

     Bu bilgi yeterli değil, çok yüzeyseldir. Çok zor koşullarda verilen kurtuluş mücadelesinin ayrıntılarını okumadan öğrenemiyoruz. Örneğin açılacak meclisin adının ne olması gerektiği üzerine yapılan tartışmaları okuyunca şaşırmamak elde değil.

     Derya, denizin özellikleri bir damla suda saklıdır.

      Kurtuluş öykümüzün ayrıntılarını bilirsek karşımıza çıkan Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı hainlerin bir sürü yalan ve iftiralarına cevap bulmakta zorlanmayız. Mustafa Kemal Paşa'yı Anadolu'ya Padişah Vahdettin göndermiş ve 40 bin adet de sarı lira altın vermiş yalanını belgeleriyle okuyunuz ki, Osmanlı çocuğu olduğunu söyleyen saltanatçı, hilafetçi, gerici yobazlara cevap bulmak kolaylaşır. Biraz düşünelim;

     40 000 adet x 7,2 gram (bir sarı liranın ağırlığı=288 000 gram= 288 Kg. Otuz kiloluk çuvallara doldurup taşısan 9-10 çuval olur. Kelle koltukta bir mücadelede bunun inandırıcılığı var mı? Böyle bir yalana inanmaya hazır çok hain ve kötü niyetliler var.

 

     Şunu hemen belirtmeliyim ki, Sayın Alev Coşkun'un anlatımı, çok kolay okunan, kısa başlıklar altında, anlaşılır duru bir Türkçe ile kaleme alınmış. Bu özelliği sanırım öğretim üyeliğinden geliyor. Ders verir gibi, tekrarlarla, ara özetlerle anlatımlar, okumayı kolaylaştırıyor.

     Bu iki çalışmayı, en başta görev yapan tüm öğretmenlerin ve de herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Tavsiye ediyorum mutlaka okuyunuz.

                                ****

     Adana treni ile İstanbul'a dönen Mustafa Kemal Paşa, Haydarpaşa Garı'ndan, Çanakkale'de yüz binlerce şehit vererek durdurduğumuz düşman gemilerini Boğaz'da görünce ;

    ‘' Geldikleri gibi giderler !!! ‘' dediğinin bir benzerini İstanbul'daki ilk günlerinde kaldığı Pera Palas restoranında yaşamış. Akşam yemeğini yemiş tam kahvesini söyleyecekken şef garson gelmiş:

    - Affedersiniz Paşa Hazretleri, biraz ötedeki masada İngiliz generalleri oturuyorlar. Sizi masalarına davet ediyorlar. Masamıza buyursun, kahvemizi birlikte içelim, diyorlar.

     Mustafa Kemal'in yanıtı şöyle oluyor.

   - Onlara söyle, bizim geleneklerimize göre daveti ev sahipleri yapar. Onlar şimdi her ne kadar işgal kuvvetleri komutanları olsalar da bu ülkede yine misafirdirler. Geleneklerimize uysunlar, gelsinler ev sahibinin masasında, benim davetlim olarak kahvelerini içsinler, demiş.

     Şef garson Mustafa Kemal Paşa'nın bu sözlerini olduğu gibi İngiliz generallere aktarmış. Generaller bu yanıt sonrası masalarında oturup kalmışlar.

    Onlar bugün işgalci olabilirler ama geldikleri gibi gidecekler inancı daha o günlerde Paşa'nın kararlılığında görülüyor.

                              ****

    ‘'Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay'' ve ‘'Samsun'dan Sonra En Zor 19 Ay'' kitaplarını büyük bir zevkle, çabucak okudum. İyi ki okudum. Çok yeni bilgiler öğrendim. Yüzeysel öğretilen kurtuluş döneminin zorluklarını, ayrıntılarını, arka planlarını, kahramanlıklarını kısaca Kuvayı Milliye ruhunu bu kitaplarda buluyorsunuz.

     Hiçbir umut kalmamışken Mustafa Kemal Paşa ve inançlı az sayıdaki asker- sivil kahramanla zoru başarmışlar. Yurdumuzu düşman işgalinden kurtarmışlar. Cumhuriyeti kurmuşlar. Ülkemizi saygı duyulan bir ülke haline getirmişler.

     Minnettarız o kahramanlara.

     Cumhuriyeti ilan ettikten sonra, pek çok sorunla uğraştıklarını tek tek saymayacağım. Güncel olduğu için bir konunun üzerinde durmak gerekiyor. Cumhuriyetin ilanından daha 15 ay sonra Türk Hava Kurumunu (THK) kuran anlayış ‘' istikbal göklerdedir ‘' diyerek geleceğin göklerde olduğunu belirtmişlerdir.

     Kendi uçağımızı kendimiz yapalım diye, kendi pilotumuzu yetiştirelim diye  THK'nu kurmuşlar.

      Kendi yolcumuzu kendimiz taşıyalım diye, ordumuza hava gücü ile destek olalım diye, orman yangınlarını kendimiz söndürelim diye THK'nu kurmuşlar.

     1950'lerde Kayseri Uçak Fabrikası'nı kapatan zihniyet, şimdi de THK'nu kapatmak, yok etmek çabası içindedir.

     Ülkemiz yanarken bu tutumu kabul edemeyiz.


Bu yazı 152 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans